10. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 10
Onlar gittikten sonra kadın evine girdi. Eslem’i sakladığı odaya geçerek:
‘Kızım, korkma adamlar gitti’ dedikten sonra da ona ‘Neden adamlar seni arıyor. Hele anlat bakalım da derdini anlayalım’
Eslem, başından geçen her şeyi teker teker anlattı kadına. Ardından da kadına:
‘Telefonunuz var mı, Ensar Bey’i arayayım da gelip beni alsın’ dedi.
‘Tabii ki kızım’ dedi kadın. Peşinden de cep telefonunu uzattı ‘İşte kızım telefonum, arada gelsin’
‘Allah sizden razı olsun’ dedi Eslem, elleri titreyerek telefonu aldı. Ensar’ın numarasını çevirerek ‘Alo ben Eslem, falan yerdeyim beni gelip alır mısın?’
Ensar, Eslem’in kurtulmasına öyle sevinmişti ki sevinçten telefonu elinden düşürdü. Heyecanı geçtikten sonra da telefonu eline alarak:
‘Eslem, ben gelene kadar hiçbir yere ayrılma. Ben yarım saate kadar gelirim’ dedi neşeli bir şekilde.
‘Tamam, Ensar Bey’ dedi Eslem ‘Yalnız çabuk olursanız sevinirim. Zira beni kaçıran adamlar her yerde beni arıyorlar. Buraya da geldiler, fakat sağ olsun beni saklayan kadın onları yanlış yere gönderdi de kurtuldum onlardan’
‘Sakın korkma, ben her zaman yanındayım’ dedi Ensar, daha sonra da arabasına binip yola çıktı.
Bölüm 15
‘Kızı elinizden nasıl kaçırırsınız’ diye bağırdı Ethem, adamlarına.
‘Beyim, bizde bilmiyoruz’ dedi adamları onun karşısında tir tir titreyerek ‘Elleri ve ayakları bağlıydı. Bağlarını nasıl açtı ve pencereden atladı anlayamadık’
‘Aptallar, düzgün bağlasaydınız kız elimizden kurtulamazdı’ dedi Ethem, elindeki silahı adamlarına doğrultarak.
‘Beyim, bizim bağladığımız ipleri hiç kimse çözemez. Fakat o kız nasıl ipleri nasıl çözdü anlayamadık’ dedi adamları.
‘Ulan yoksa içimizde bir casus mu var veyahut merhamete gelen biri mi var. Bilirsiniz ben merhamete tahammül edemem’ dedi Ethem, adamlarından birini silahıyla vurarak.
‘Hepimiz birbirimizi çok iyi tanırız. O yüzden içimizden casus çıkabileceğini sanmıyoruz. Zaten olsa bile biz çoktan işini bitirmiştik o kişinin işini’ dedi adamları.
‘Kız gidip şimdi her şeyi söyler, o yüzden elimizi çabuk tutup paramızı almalıyız’ dedi Ethem.
‘Tamam, beyim’
Bir Pazar yeri…
‘Parayı ver kızı al’ dedi Ethem, ağzı sulanarak.
‘Kızı almadan parayı teslim etmem’ dedi Ensar.
‘Önce parayı göreyim, ondan sonra kızı teslim ederim’
‘Yok ya parayı vereyim ondan sonra da kızı alıp kaç değil mi?’ dedi Ensar hırıltıyla.
‘Parayı aldıktan sonra niye vermeyeyim kızı’ dedi Ethem.
‘Şerefsiz, senin her şeyin para’ dedi Ensar, Ethem’e doğru iyice yaklaşarak ‘Kadınların bedenlerinden para kazanan insandan her şey beklenir. O yüzden sana güvenmiyorum’
‘Sanane benim yaptığım işlerden. Hem sen buraya vaaz etmeye mi geldin yoksa takas işine mi?’ dedi Ethem.
‘Elbette takas için geldim’ dedi Ensar, ardından da birlikte geldiği adamına:
‘Çantayı getir, bu adamın yüzünü gördükçe huzurum kaçıyor’ dedi.
Emir üzerine adamı giderek çantayı getirdi. Ensar, çantayı adamının elinden aldıktan sonra:
‘İşte istediğin para’ dedi çantayı Ethem’e doğru uzatarak.
Ethem, çantayı aldıktan sonra sinsice güldü. Daha sonra da çantayı açtı ama o da ne, çantanın içinde kocaman bir hıyar.
‘Bu da ne, benimle dalga mı geçiyorsun’ dedi Ethem, bozulmuş bir şekilde.
Pazar yerine gelinmeden önceki birkaç saat…
Ensar, Eslem’in telefon açmasından sonra neşe içerisinde arabasıyla ilerliyordu. Aşkla, muhabbetle çarpıyordu kalbi.
‘Kalbim sakin ol, az sonra onu göreceksin zaten’ dedi Ensar, kendi kendine.
Bir an ona kavuşmak için can atıyordu Ensar, bunun için daha çok hızlandırmıştı arabasını. Tarif edilen yere gelince de yavaşladı ve durdurdu arabasını. Eslem’i görmenin verdiği heyecanla öyle hızlı indi ki arabadan ayağı kayıp yüz üstü toprağa kapaklandı. Daha sonra da ayağa kalkarak üstünü başını temizledi ve evin kapısını çaldı. Kapıyı açan Eslem’i ilk gören çocuktu.
‘Kimi aradın abi’ dedi çocuk.
‘Ben Ensar, size sığınan bir kız varmış onu almaya geldim’ dedi Ensar, çocuğa karşı gülümseyerek.
‘Anne, abinin biri ablayı soruyor’ dedi içeriye doğru bağırarak.
