34. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 34
Enişte bozuntusu lafına gülen Eslem:
‘Zevzek, beni konuşmaya tuttun az kalsın kahveleri taşırıyordum’ dedi cezveyi ocağın üzerinden alarak.
‘Abla, eniştenin kahvesi hangisi’ dedi Ensar.
‘Ne yapacaksın, yoksa tuz mu dökeceksin?’
‘Abla, sen göster ben yapacağımı bilirim’
Eslem, ortadaki kahveyi göstermesi üzerine Ensar, tuzu boca etti kahvenin içine. Ardından da kırmızıbiber döktü. Daha sonra da zencefil kattı içine’
‘Amacın ne senin, evlenmeden Ensar’ı öldürmek mi?’ dedi Eslem, gülerek.
‘Hayır, abla ama bizden kız istemenin zor olduğunu görsün istiyorum’ dedi Erdem.
‘Eh, benden günah gitti’ dedi Eslem, daha sonra da o da kahvenin içine zeytinyağı döktü.
‘Abla, sende az değilsin’ dedi Erdem, kahkaha ile gülerek.
Eslem, kahveleri sırayla herkese verdi. Sıra damat adayı Ensar vardı. Ona da uzattı içmesi için. O da koyun gibi alıp yudumladı. İçer içmez yüzünü buruşturdu. İçse hastalanacak içmese Eslem’i vermeyeceklerdi. O da içmeyi tercih etti. İçti ama emdiği süt burnundan gelmişti adeta. Bir ara midesi bulanır gibi oldu ama kimseye fark ettirmedi.
İki sevgili nihayet kavuşmuşlardı. Son bir şey kalmıştı o da Erdem’in Ensar’ı imtihana sokmasıydı.
‘Ensar abi, ben sana demiştim bizden öyle kız kolay alınmaz diye’ dedi sırıtarak.
‘İçirdiğiniz kahve yetmedi mi?’ dedi Ensar o gün aklına gelip tekrar midesi bulanarak.
‘Bu daha başlangıç abi’
Erdem, yüksek bir ağaca yumurta bağlayıp onu vurmasını istedi. Şayet vuramadığı takdirde sırtına binip yürütecekti. Ensar bu ilk denemeyi başarı ile geçti.
İkinci denemesi ise ayakkabı ile olacaktı. Ensar ayakkabıyı fırlatacaktı. Ayakkabı düştüğü yerde düz gelirse başarılı olacaktı. Düz gelmese ablasıyla evlenmeleri üç ay daha uzatılacaktı. Ensar bunda da başarılı olup ne aber dercesine Erdem’in yüzüne baktı.
‘Son bir şey kaldı abi’ dedi Erdem.
Önceki denemeleri başarılı geçmenin verdiği gururla:
‘Haydi, söyle söyle de nasıl yapılacağını göstereyim sana’
‘Eh! Sen istedin bunu’ dedi Erdem ‘Yeter artık deseydin bırakacaktım seni’ dedi muzipçe gülerek.
Bu söz Ensar’ın bozulmasına sebep oldu ve yüzü düştü.
‘Yüz defa şınav çekeceksin. Şınavın bittikten sonra dinlenmeden bir kilometre koşacaksın. Koşu bittiğinde avazın çıktığı kadar da Eslem’i seviyorum diye bağıracaksın. Eğer bunları yapamazsan ablamla evlenmeyi unut’
‘Ama bu çok fazla’ dedi Ensar, itiraz ederek.
‘Bunu sen istedin abi’ dedi Erdem, sırıtarak
Üçüncü ve son imtihanın yapılacağı yere geldiler.
‘Başla’ dedi Erdem, emir vererek
Ensar, bismillah dedi ve başladı şınav çekmeye. On, yirmi, otuz, kırk derken yolu yarılamıştı ama yorulmaya da başlamıştı.
‘Ne o abi, bakıyorum yorulmaya başladın’ dedi.
‘Hayır, yorulmadım’ dedi Ensar, daha sonra da derin bir nefes daha alarak şınavı yüze tamamladı. Biter bitmez belirtilen kilometreyi de koştu. Bütün sınavları geçmişti sıra bağırmak kalmıştı ama mecali kalmamıştı bağırmaya.
‘Abi sesin çıkmıyor herhalde’ dedi Erdem ‘Öyle görünüyor ki sen ablamı sevmiyorsun, sevseydin bağırırdın’
‘Tamam, bağıracağım’ dedi Ensar ve boğazı yırtılırcasına Eslem’i seviyorum diye bağırdı.
Ecrin Hanım’ın evine geri döndüklerinde Ensar tamamen bitkin duruma düşmüştü. Öyle ki Erdem onu sırtında taşımak zorunda kalmıştı.
Onu o şekilde gören Eslem:
‘Ne yaptın sen ona’ diye bağırdı.
‘Hiç abla, sadece sana olan bağlılığını öğrenmek istedim. Gerçekten de seni seviyormuş’ dedi Erdem
