41. bölüm / 52
Abimin arkadaşı40. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 40. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.458 kelime
- 2 2. Bölüm1.301 kelime
- 3 3. Bölüm905 kelime
- 4 4. Bölüm1.015 kelime
- 5 5. Bölüm1.033 kelime
- 6 6. Bölüm1.187 kelime
- 7 7. Bölüm1.436 kelime
- 8 8. Bölüm1.489 kelime
- 9 9. Bölüm1.190 kelime
- 10 10. Bölüm770 kelime
- 11 11. Bölüm1.173 kelime
- 12 12. Bölüm1.076 kelime
- 13 13. Bölüm1.156 kelime
- 14 14. Bölüm1.416 kelime
- 15 15. Bölüm1.325 kelime
- 16 16. Bölüm1.101 kelime
- 17 17. Bölüm1.080 kelime
- 18 18. Bölüm1.195 kelime
- 19 19. Bölüm1.380 kelime
- 20 20. Bölüm1.349 kelime
- 21 21. Bölüm1.702 kelime
- 22 22. Bölüm1.227 kelime
- 23 23. Bölüm1.493 kelime
- 24 24. Bölüm1.395 kelime
- 25 25. Bölüm1.369 kelime
- 26 26. Bölüm1.066 kelime
- 27 27. Bölüm914 kelime
- 28 28. Bölüm1.105 kelime
- 29 29. Bölüm1.180 kelime
- 30 Önemli not58 kelime
- 31 30. Bölüm596 kelime
- 32 31. Bölüm1.177 kelime
- 33 32. Bölüm1.064 kelime
- 34 33. Bölüm914 kelime
- 35 34. Bölüm1.137 kelime
- 36 35. Bölüm1.675 kelime
- 37 36. Bölüm913 kelime
- 38 37. Bölüm799 kelime
- 39 38. Bölüm1.035 kelime
- 40 39. Bölüm919 kelime
- 41 40. Bölüm881 kelime · Okuduğun bölüm
- 42 41. Bölüm949 kelime
- 43 42. Bölüm1.127 kelime
- 44 43. Bölüm928 kelime
- 45 44. Bölüm913 kelime
- 46 45. Bölüm1.376 kelime
- 47 46. Bölüm657 kelime
- 48 47. Bölüm864 kelime
- 49 48. Bölüm1.100 kelime
- 50 49. Bölüm922 kelime
- 51 50. Bölüm936 kelime
- 52 51. Bölüm (final)2.854 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ve işte yeni hayatımızın ilk günü. Mimarlık bölümü bekle bizi. Okulun ve yeni hayatımızın ilk günü çok fazla şey değişti oturduğumuz semt ev okul herşey her şey değişti ve biz de değiştik. Ve artık lise de taşkınlık yapıp hocaları ve dersleri takmamazlık yapamayacağız kurallar ve bizi bekleyen parlak bir gelecek var.
Fakülteden içeri girdiğimiz an bize tamamen yabancı olan bu yerde tanıdık simalar görüyoruz. Utku ve Doruk onları burda görmeyi beklemiyorduk hemen yanlarına gidip selam verdik.
"Merhaba"
"Ooo kimleri görüyoruz hayırdır"
"Asıl size hayırdır bizim ünüversite burası"
"Hadi ya hangi bölüm?"
"Mimarlık"
"Bizde buradayız mühendislik"
"Vay çok iyi tanıdık var en azından"
"Evet ya baya iyi oldu sınavlardan sonra görüşemedik bir türlü"
"Evet ya bizimkiler tatil ayarlamış ordaydık"
"E otursanıza kahve ısmarlıyayım size "
"Olur daha derse var zaten"
Hep birlikte oturup kahve içtik iki kardeş düşündüğümden daha tatlı ve samimi. Yarım saat oturduktan sonra artık derse girme vakti gelmişti.
Çocuklarla kapıda vedalaşıp derse girdik üniversitenin dersleri sandığımdan da daha zormuş liseyi çok dikkate almadık ama üniversiteyi öyle yapamayacağız maalesef zaten bir tane sınavın düşük gelsin o zaman evdekiler bana gösterir.
Bu da seninle bitmek bilmezmiş ya çok sıkıcı zaten kadın böyle bir uyuşuk uyuşuk anlatıyor ki hiç dinleyesi gelmiyor insanın. Ders bitene kadar benim de uykum geldi resmen en nihayetinde 1. günü iyi kötü bir şekilde atlattık.
Okul çıkışı ceren'le birlikte önce markete sonra pazara uğradık yeni ev demek bir sürü eksik demek bazı eksiklerimizi tamamladık ve birkaç bir şey aldık. Dönüşte bütün bunları nasıl taşıyacağız derken Utku ve Doruk geldi ikisinin ortak arabasıyla.
"Bırakalım mı kızlar eşyalarınız çok gibi görünüyor"
"Ay sizi gerçekten Allah gönderdi"
"Buralarda mı oturuyorsunuz?"
"Evet evet bu mahallede oturuyoruz"
"Aa ne tesadüf bizde üniversiteye yakın diye buradan ev tutmuştuk"
"Yakınmış bayağı bizim evde iki sokak ötede"
"İyi o zaman gelin bırakalım oyalanmadan"
Sağ olsunlar bütün torbaları arabaya yerleştirip bize eve kadar bıraktılar. Biz 3. katta oturduğumuz için bütün market poşetlerinde de bizim için dairenin önüne kadar getirdiler ne kadar ısrar etsek de içeri girmeyi kabul etmediler en azından bir kahve ısmarlardık.
Eşyaları yerleştirirken her zamanki gibi dedikodu yapıyorduk ceren'le.
"Ne kibar çocuklar ya baksana hem eşyaları bizim evin önüne kadar taşırdılar hem de içeri girmediler"
"Sözüm sana ismi lazım değiller biraz örnek alabilirler bu çocuklardan"
Tabii ki de Ceren kimden bahsettiğimi bildiği için hafif kıkırdadı yine aklıma geldi Allah'ım unutmaya çalıştıkça aklıma geliyor neyse en azından artık çok fazla görüşmüyoruz daha doğrusu hiç görüşmüyoruz birbirimizi görmediğimiz sürece açık kalan bazı yaralar kapanacak.
"Ya bir şey diyeceğim ben geçen yine tuncay'ın hesabına baktım da engelimi kaldırmış sonra biyografideki harfi silmiş profil fotoğrafı da kalkmış"
"Hadi ya ciddi misin?"
"Evet kendin baksana"
Telefonumu açıp sosyal medyada abimin kullandığı hesaba girdim gerçekten de dediği gibi fotoğrafı kaldırıp harfi silmiş acaba ayrıldılar mı?
"Atıl fotoğraf koyup harf yazmış mıydı?"
"Bilmiyorum ki onun hesabına hiç bakmadım ama tahminimce yapmamıştır"
"Acaba ayrıldılar mı?"
"Sence bu artık bizi ilgilendirir mi?"
"Kesinlikle hayır hiçbir şekilde ilgilendirmez"
"O zaman bize ne halleri varsa görsünler"
"Aynen ya yarın öğleden önce tek dersimiz varmış öğleden sonramız boş"
"Vallahi ben sevdim ya günün sadece bir bölümünde derse girip geri kalan bölümünde uyumayı"
"Lisede de böyle olsaydı keşke"
Biz yemek yaparken kapının zili çaldı elimdeki kaşığı bırakıp kapıyı açtım karşımda Utku ve doğruğu gördüm.
"Ay hoş geldiniz geçin içeri"
"Yok yok hiç geçmeyelim de biz sizden bir ricada bulmaya geldik ama tuhaf bir rica olabilir"
"Nasıl bir rica?"
"Ya şimdi bizim bazı arkadaşlarla basket maçımız vardı da bizim oynadığımız takımın taraftarı bizi ekip maça gelmeyeceklermiş Bizim de tezahürata taraftara ihtiyacımız var birkaç kişiyi bulduk sen ve Ceren de gelirseniz çok güzel olur"
"Hayatımda duyduğum en tuhaf rica imiş bu arada"
"Yani biraz öyle gelir misiniz?"
"Siz içeri geçip oturun cerene haber vereyim ben"
"Peki madem çok ısrar ettin"
Çocuklar salondaki kanepelere yerleşirken ben de mutfağa gidip ceren'e anlattım olan biteni o zaten dünden razıymış evden çıkmaya. Hep birlikte bir kahve içtikten sonra üzerimizi değiştirip evden ayrıldık basket maçı akşama doğruydu hava kararmaya yakındı Zaten başka bir saatte olsa sıcaktan kimse oynayamazdı.
Karşı takımın taraftarını görünce kendi taraftarımıza bakınca biraz eziklenmiş hissettim bizde sadece 3-5 kişi falan vardı onlarınki de bayağı çoktu neyse elimizden geleni yapacaktık artık.
Takımlar sahaya çıktığında bize var gücümüzle bağırıp destek olmaya çalışıyorduk anlaşılan Utku ve Doruk basketbolda gayet iyi takımı sırtlayanlar da ikisiydi diğerleri çok oynayamıyordu.
Var gücümüzle maç bitene kadar tezahürat yaptık resmen gırtlağım yırtılacak gibi hissettim sanırım tezahüratımız işe yaradı 69'a 60 kazandılar. Hele ki maç sonrası sevinçleri görülmeye değerdi resmen.
Herkes yavaştan dağılmaya başlamışken biz de su alıp çocukların yanına gittik sadece dördümüz kalmıştık basket sahasında ve maç bitene kadar hava çoktan kararmıştı.
"Tebrikler bayağı iyi oynadınız"
"Taraftarımız olmasa hiçbir şey yapamazdık"
Diyerek bizi övdüler. Ya bu Doruk hiç akıllı durmuyor Utku ondan 1 yaş büyük anladık ama sonuçta abin ne demek içtiğin suyun yarısını abine fırlatmak olur mu hiç öyle bir şey.
Abi kardeş çok iyi anlaşıyorlardı Utku doruğun nasıl su atmasından hiç mi hiç rahatsız olmadı hatta işi eğlenceye vurup O da utku'ya su attı tabii bu durumda hepimiz yavaştan ıslanmaya başlamıştık basketbol sahasından çıkarken çimlerin oradaki fıskiyeler de çalışmaya başladığı için bir tur da orada ıslandık.
Hiç bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum uzun zaman sonra kendimi İlk defa bu kadar iyi hissediyorum bayağı eğlendik sanırım biz dördümüz iyi arkadaş olacağız.
(Evet arkadaşlar yeni bölüm geldi beğenip yorum yapmayı unutmayın)
Bölüm etkileşimi
