12. bölüm · Abimin arkadaşı
12. Bölüm
Henüz yeni geldiğimiz için bugün serbestlik yarın müze gezisine gidecektik. Sözde biz abimlerle beraber gruptuk her zaman birlikte takılmak zorundaydık ama onları gören yok biz ceren'le tabii ki yine tek başımıza kaldık.
"Oh keşke o italyanları orada bırakmasaydık ya"
"Aydın ve hele o luca of o ne ya çok yakışıklıydı"
"Şimdi hakkını yemeyelim çocuk gerçekten iyiydi ama diğerleri de çok iyiydi"
"Sonra bana sorma hele o esmer olan"
"Ay dimi ben de çok beğendim onu"
Ceren'le birlikte sahile doğru gittik Deniz'in olduğu tarafa şezlonglardan birine oturduk denize girmeyecektik daha doğrusu Ceren çok yemek istedi ama ben küçüklükten beridir sudan korktuğum için beni yalnız bırakmak istemedi.
"Kanka sen girmek istiyorsan git gir beni boş ver ben takılırım burada"
"Ay Yok ya giresim yok otururuz burada"
"Peki madem sen daha iyi bilirsin"
Kaç yıl önce çok severek aldım fakat kilomdan dolayı bir türlü giyemediğim mayomu giymek bugüne kısmet olmuştu. Kilo vermek her anlamdan çok daha iyi oldu hem çok sevdiğim ama bana olmayan kıyafetlerimi giyebiliyordum hem de artık daha özgüvenliydim.
Biz sahilde oturmuş sahildeki kalabalıkta önümüze geleni acımasızca eleştirip dedikodu yapıyorduk en sevdiğimiz şeydi bu hayatta.
Bazen okul çıkışı kaldırıma oturuyoruz çocuk gibi her gecenin ardından işte bunun hayatı şöyledir bu kesin böyledir gibisinden eleştiri yapıp kendimizi eğlence buluyorduk. Tabii ki de etrafımızdaki insanlar manyak gibi kahkaha atmamızdan deli olduğumuzu düşünmüşlerdi. Onların o top bakışlarını görünce daha da gülüyorduk bazıları bizim bu eğlenceli halimize gülsede bazıları da bize kınayarak bakıyordu.
Eskiden insanların ne düşündüğüne fazla takılırdık hem ben hem Ceren zamanla bu huyumuzdan vazgeçme kararı aldık çünkü ne bir insanları ilgilendiririz ne de insanlar bizi ilgilendirir herkes kendi hayatına bakmalıdır bence.
Biz işleri iyice ilerletmiş manyak gibi her önümüze gelene gidiyorduk günümüzde bir sebep yoktu ama bu bizim her zaman yaptığımız şeydi 18 yaşına gelmişiz hala Ergen gibiydik.
Biz tabii bu kahkahalarla bütün sahili inletirken hiç beklenmedik bir şey oldu yemek bölümünde karşılaştığımız İtalyanlar tam da gelip yanımıza oturdu hepsinin yüzünde ve kocaman bir sırıtış vardı.
"Hi girls"
Yarı İtalyanca yarı İngilizce konuştukları için çoğu zaman ne dediklerini anlamıyordum ama bu dediklerini anlamıştım.
"Hi"
Dedim ben de karşılık olarak. Yanımıza oturduktan sonra elbette ki Türkçe konuşmaya başladılar çünkü biz ne italyanca'dan İngilizce bilmiyorduk bunları bildikleri için bizimle genellikle Türkçe konuşuyorlardı.
"Bütün otelde sizi aradık neredeydiniz?"
"Bizimle bizi neden arıyordunuz ki'
"Eğlenceli kızlarsınız biraz vakit geçiririz diye düşündük "
"Burada pek arkadaşınız yok sanırım"
"Hayır Yok kız çevremiz çok ama kimseyle uğraşacak halimiz yok"
Ceren'in kulağına eğilip bunlar da yavaş yavaş Türklere benzemeye başlamış dedim ikimiz de aynı anda Gülünce onlar da olayı anlamaya çalıştı tabii onlara farklı bir şey anlattım.
Matthew elindeki içki bardağını bana uzattı kullanmıyorum diyetek geri çeviridm aynı şekilde ceren de luca nın uzattığı kadehi geri çevrdi.
Biraz anlatmaya başladı. Meğer sık sık buraya geliyorlarmış genellikle İstanbul Ankara ve Antalya'da düzenlenen moda çekimlerine katılıyorlarmış tabii ki de manken olarak değil ama bazen mankenlerin yerine onları da kullanıyorlarmış bence manken olmaları gereken konular var üçünün de fiziği boyu ve yüzü harika İtalyan erkeği yakışıklılığı diye bir şey var ya hani tam da ondan işte.
Çok gidip geldikleri için burada bile kiraladıkları bir ev varmış bazen yılın 6 ayı bile burada kaldıkları oluyormuş. Onların bu oldukça popüler hayatının yanında bizim sadece sıradan iki tane lise öğrencisi olmamız biraz sönük kaldı. Matthew 22 luca ve marco da 21 yaşındaymış.
Matthew in bir abisi varmış o da Antalya da manken çemiklerinde kameraman olarak çalışıyormuş. Bazen Türkçe konuşmayı unutup arada İngilizce'de konuşuyorlardı sanırım İngilizceyi italyanca'dan daha çok konuşuyorlar çünkü burada genellikle insanlarla İngilizce veya Türkçe anlaşıyorlar.
Matthew in laf arasında İngilizce sevgiliniz var mı kızlar dediğinde cerenle aynı anda güldüğümüz için üçüde bize şaşkın şaşkın bakmıştı. Biraz toparlanıp kendimize geldiğimizde biz çok geçimsiziz sevgilimiz olursa iki gün bize katlanamaz deyip işi şakaya vurup sorularını cevaplamıştık.
"Ah öyle mi bence çok tatlısınız. Size sahip olacak Türk erkekleri çok şanslı dostum"
"Henüz öyle şanslı bir beyefendi ile karşılaşmadım"
Dedi Ceren iyice dalga geçer gibi onun için ciddi ilişki imkansız gibi bir şeydir birkaç kere flörtlerinden sevgili olmayı denedi ama baktı ki iş ciddiye binince erkekler kaçıyor O da hiçbir zaman peşinden koşan taraf olmadı.
"Biz denize gideceğiz kızlar geliyor musunuz?"
"Hilal yüzme bilmiyor onu yalnız bırakamam size iyi eğlenceler"
"Ah bu kötü dönmeden önce sana yüzme öğretebilirim istersen?"
İşte bu teklif çok hoştu ama ne kadar iyi bir yüzme hocası olursa olsun sudan korktuğum sürece yüzme öğrenemezdim bunu anlattığımda bana dalga geçer gibi baktı hiç insan sudan korkar mı dedi korkuyormuş demek ki.
Yanınızdan ayrıldıklarında üçü de göz kırparak tatlı bir şekilde denize doğru ilerlediler gerçekten bu kadar tatlı İtalyan erkekleri beklemiyordum kibarlıkları da bir üst seviyedeydi bazı Türk erkeklerinin onları örnek alması gerekiyor bence.
Bize daha fazla sahilde durmadık otele doğru ilerledik tabii otelin karşısında abim ve atılı görünce biraz tedirgin olduk ne zamandan beridir acaba orada dikiliyorlar.
"Bakıyorum çok eğleniyor gibi gözüküyorsunuz?"
"Yok ne alaka?"
"O dallamalardan uzak durmamız gerektiğini söylemedi mi ben size?"
"Alt tarafı sohbet ediyorduk bu kadar abartılacak bir şey yok hem madem uzak durmamızı istiyorsunuz siz de yanımıza gelip bizi yalnız bırakmayın da biz de ortada mal gibi kalmayalım"
Bu sözlerin ardından hızla otele girdim Ceren gelmedi arkamdan abimin yanında durup tartışmaya devam ediyordu. Abim de gelmedi onun yerine atılı arkamdan geldi ben otelin arkasına geçtiğimde o çoktan yanıma ulaşmıştı bile.
"Sen gerçekten ne yapmaya çalışıyorsun ağzına düşecektin be o heriflerin"
"Ya sana ne bundan ayrıca gayet kibar ve hoş insanlar ben de biraz arkadaş çevremi genişletmeye çalışıyorum en azından beni zorlamayan insanlarla iletişim kurmaya çalışıyorum"
"Kimsenin seni zorladı falan yok hilal kendine gel lütfen"
"Öyle mi birkaç hafta öncesine kadar sen de abimle aynı durumdaydın bazen beyza'ya söyleniyorum bana zorba davranıyor diye. Ama sonra bakıyorum benim abim ve çocukluktan beri tanıdığım arkadaş dediğim insan bile bana bunu yapıyorsa o neden yapmasın"
"Tamam ben senden bunun için özür diledim ama"
"Özrünü falan istemiyorum beni rahat bırak tamam mı"
Ben tam gidecekken kolumdan tutup beni iyice kendine çekti ve gitmeme izin vermedi göz göze geldiğimizde bu sefer gerçekten gözlerindeki öfkeyi ve kıskançlığı görebiliyordum.
"Bir daha uyarmayacağım seni onlarla yan yana gelmeni istemiyorum"
"Merak etme aklından geçen düşünceler olmaz mankenlik yapan İtalyanlar benimle işleri olmaz"
"Sen öyle san iş alıcaksın başına"
Cevap vermeden yanından ayrıldım. Otelin lobisine karşılaştık cerenle birlikte odaya çıktık abimle çok kötü kavga etmiş. En son dayanamayıp sen kardeşine bu kadar zorbalık yapıp ne ara onu savunmaya onu korumaya geçtin demiş. Oha bunu ben bile söyleyemezdim ama o söylemiş ne tepki verdi diye sorduğumda ise hiçbir şey demedim mal mal suratıma bakmakla yetindi sadece dedi.
