27. bölüm / 52
Abimin arkadaşı27. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 27. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.458 kelime
- 2 2. Bölüm1.301 kelime
- 3 3. Bölüm905 kelime
- 4 4. Bölüm1.015 kelime
- 5 5. Bölüm1.033 kelime
- 6 6. Bölüm1.187 kelime
- 7 7. Bölüm1.436 kelime
- 8 8. Bölüm1.489 kelime
- 9 9. Bölüm1.190 kelime
- 10 10. Bölüm770 kelime
- 11 11. Bölüm1.173 kelime
- 12 12. Bölüm1.076 kelime
- 13 13. Bölüm1.156 kelime
- 14 14. Bölüm1.416 kelime
- 15 15. Bölüm1.325 kelime
- 16 16. Bölüm1.101 kelime
- 17 17. Bölüm1.080 kelime
- 18 18. Bölüm1.195 kelime
- 19 19. Bölüm1.380 kelime
- 20 20. Bölüm1.349 kelime
- 21 21. Bölüm1.702 kelime
- 22 22. Bölüm1.227 kelime
- 23 23. Bölüm1.493 kelime
- 24 24. Bölüm1.395 kelime
- 25 25. Bölüm1.369 kelime
- 26 26. Bölüm1.066 kelime
- 27 27. Bölüm914 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 28. Bölüm1.105 kelime
- 29 29. Bölüm1.180 kelime
- 30 Önemli not58 kelime
- 31 30. Bölüm596 kelime
- 32 31. Bölüm1.177 kelime
- 33 32. Bölüm1.064 kelime
- 34 33. Bölüm914 kelime
- 35 34. Bölüm1.137 kelime
- 36 35. Bölüm1.675 kelime
- 37 36. Bölüm913 kelime
- 38 37. Bölüm799 kelime
- 39 38. Bölüm1.035 kelime
- 40 39. Bölüm919 kelime
- 41 40. Bölüm881 kelime
- 42 41. Bölüm949 kelime
- 43 42. Bölüm1.127 kelime
- 44 43. Bölüm928 kelime
- 45 44. Bölüm913 kelime
- 46 45. Bölüm1.376 kelime
- 47 46. Bölüm657 kelime
- 48 47. Bölüm864 kelime
- 49 48. Bölüm1.100 kelime
- 50 49. Bölüm922 kelime
- 51 50. Bölüm936 kelime
- 52 51. Bölüm (final)2.854 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
HİLAL'İN AĞZINDAN...
Okulun girişinde öylece dikilmiş birbirimize bakarken zil çoktan çalmıştı ama hiçbirimiz bunu umursamıyorduk. Normalde şu saate kadar çoktan sınıfa çıkmış olurduk hatta nöbetçi öğretmenlerden biri bizi görse kesin laf ederdi ama şu an kimsenin aklında okul yoktu. Günlerdir içimizde biriken şeyler vardı ve ilk defa ağabeyim karşımızda duruyordu.
Abimin gözleri bir süre Atıl'ın üzerinde kaldı. O bakışları çok iyi tanıyordum. Küçüklüğümden beri ne zaman gerçekten kırılmış olsa böyle bakardı. Bağırmazdı, çağırmazdı, hatta çoğu zaman hiçbir şey söylemezdi ama gözlerinin içindeki o hayal kırıklığını görürdünüz.
Atıl da gözlerini kaçırmıyordu. Normalde olsa mutlaka bir şey söyler, ortamı yumuşatmaya çalışırdı ama bu sefer o da susuyordu çünkü ilk defa gerçekten haksız olduğunu kabul etmiş gibiydi.
Ben ise ikisinin arasında kalmıştım.
Bir tarafım ağabeyime kızıyordu çünkü olanları hâlâ kabul edememiş ve herkesi karşısına almıştı.
Diğer tarafım ise ona üzülüyordu çünkü şimdi teyzemin anlattıkları aklıma geldikçe her şeyi biraz daha farklı görmeye başlamıştım.
Belki de gerçekten sandığımız kadar basit değildi.
Belki de ağabeyim sadece reddedildiği için değil, güvendiği insanları kaybettiğini düşündüğü için bu kadar sert tepki vermişti.
Sessizlik uzadıkça uzuyordu.
En sonunda Ceren derin bir nefes alıp öne çıktı.
"Ben bir şey söyleyebilir miyim?"
Abim başını kaldırıp ona baktı ama cevap vermedi.
Bu bile aslında konuşmasına izin verdiği anlamına geliyordu.
Ceren birkaç saniye ne diyeceğini düşündü. Ellerini birbirine kenetlemişti ve ilk defa onu bu kadar gergin görüyordum.
"Tuncay... gerçekten senden özür dilerim."
Abimin yüzünde hiçbir değişiklik olmadı.
"Sana karşı hislerim olmadığı için değil."
Ceren'in sesi biraz titredi.
"Ama o gün söylediklerim için özür dilerim. Çünkü seni kırdığımı şimdi daha iyi anlıyorum."
Abim kısa bir kahkaha attı ama bu bildiğimiz neşeli kahkahalardan değildi.
"Merak etme. Alışığım."
"Olay da bu zaten."
Ceren başını iki yana salladı.
"İnsanların seni kırmasına alışmış olman normal bir şey değil."
Bir anlık sessizlik oldu.
Abimin yüzündeki ifade ilk kez değişmişti.
Çünkü belli ki böyle bir cevap beklemiyordu.
"Ben gerçekten bilmiyordum."
Ceren gözlerini ondan ayırmadan konuşmaya devam etti.
"Hoşlandığını biliyordum ama bu kadar ciddi olduğunu bilmiyordum. Eğer bilseydim o gün o kadar sert konuşmazdım."
Abim gözlerini yere indirdi.
Hayatım boyunca ağabeyimi birçok kez sinirli görmüştüm, üzgün görmüştüm, hatta ağladığını bile görmüştüm ama şu anki hali çok farklıydı.
Sanki günlerdir taşıdığı yük omuzlarından yavaş yavaş inmeye başlamıştı ama nasıl bırakacağını hâlâ bilmiyordu.
Tam o sırada Atıl bir adım öne çıktı.
"Tuncay..."
Abim gözlerini kaldırıp ona baktı.
"Benim de özür dilemem gerekiyor."
"Özür dileme."
"Hayır. Gerekiyor."
Atıl ellerini cebine sokup kısa bir nefes verdi.
"Çünkü sen haklısın. Sana söylemeliydim."
Abimin çenesi gerildi.
"Ben senin en yakın arkadaşımdım. Ne olursa olsun ilk benim gelip söylemem gerekiyordu ama sürekli erteledim. Sonra işler büyüdü ve daha da söyleyemez hale geldim."
İlk kez abimin gözlerinde öfke yerine yorgunluk gördüm.
Sanki kavga etmekten bile yorulmuştu artık.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra başını geriye atıp gökyüzüne baktı.
"Var ya..." dedi hafifçe gülerek.
"Hepiniz ayrı ayrı sinir bozucusunuz."
Bu sefer istemsizce ben güldüm.
Ceren de güldü.
Atıl da güldü.
Abim bile gülümsememek için kendini zor tutuyordu.
Ve günler sonra ilk kez içimde küçük de olsa bir umut oluştu.
Belki her şey hemen düzelmeyecekti.
Belki ağabeyim yarın yine bize trip atacaktı.
Belki Atıl'la hâlâ tam olarak barışmayacaktı.
Ama ilk defa aynı yerde duruyorduk.
Ve bazen bir şeyi düzeltmenin ilk adımı, sadece aynı yerde kalabilmekti.
Zaten ağabeyimle yaptığımız ilk ve son konuşma olacak gibi geliyordu çünkü o bütün bu konuşmalardan sonra arkasını Bir de dönmeden çekip gitti.
"Siz de derse geçin artık kızlar daha fazla geç kalmayın"
"Tuncay ile fazla yüz göz olmamaya çalış hala sinirli"
"Siniri geçince tekrar konuşmaya çalışacağım"
Okul kapısında vedalaşıp içeri giriyoruz dersi çekilecek gibi değil çünkü kafam çok dolu bütün bunlar yaşanırken annemler neden hala orada gerçekten merak ediyorum hiçbir şeyden haberleri yok ama bir an önce öğrenip de yanımıza gelsinler istiyorum.
Ama bir yandan da bütün bunları duyduklarında ikimize de ayrı ayrı ne kadar kızacaklarını düşünüyorum. Bana lise sonda üniversite sınavının her anlamda kapıda olduğu bir dönemde sevgili yaptığım için üstüne üstlük sevgilim abimin en yakın arkadaşı olup da abime hiçbir şey söylemediğim için abimin de bütün bu olayları abartıp evi terk ettiği için ceza vereceklerini biliyorum. O yüzden bir süreliğine sessiz kalıyorum.
Okul çıkışı eve dönerken abimin aslında bugün biraz daha yumuşadığını fark etmiştim sorun şu ki hala onunla aynı evde değiliz o bize biraz uzak biraz daha kafasını topladığından yanımıza döneceğini biliyorum.
Ve şu an ceren'i de gerçekten anlayamıyorum abim başta red eden o şimdi de acı çekiyor.
"Sakın bana abimi reddettikten sonra aşık olduğunu söyleme"
"Sanırım beni görmezden gelmesi beni kendine çekiyor"
"Of Ceren bu nasıl bir salaklık"
"Ama ne yapabilirim ben onun içinden bu kadar gerçek olduğunu bilmiyordum belki de bundan etkilendim en çok ne bileyim"
"Of of"
Oflamakla bir şey kazanamayacağımızı fark edip tekrar eve dönüyoruz. Ve bu sefer ben evde tek başımayım. Abim de yok atıl da yok ceren de yok. Evde yanlız olmak alışık olduğum bir şey değil tam mutlu oldum derken olan olaylara bak gerçekten ya inanamıyorum.
Yatağımda oturmuş bütün bu olanlara dert yanarken kapının çalma sesi ile birlikte oturduğum yerden kalkıp aşağıya iniyorum kapıyı açtığımda karşımda atılı görünce biraz olsun moralim düzeliyor.
Abimin olayını hiç aklıma getirmeden boynuna sarılıyorum o da sıcacık sarılıyor bana.
Kanepede sarmaş dolaş otururken gözlerini tavana dikerek konuşuyor.
"Senden hoşlanmaya başladığımda olacakları tahmin etmiştim aslında "
"Ve buna rağmen vazgeçmedin öyle mi?"
"Evet çünkü bir radeden sonra sensizlik benim için çekilmez bir sancı olmuştu"
"Keşke herşey düzelebilse"
"Düzelicek sen sıkma canını "
Bir kaç santim uzaklaşıp belimden tutarak beni karın boşluğunun üst kısmına koyarak dudaklarıma uzanıyor. Saatlerce süren deli gibi öpüşmememizin ardından vücudum deli gibi yanıyor.
Bölüm etkileşimi
