26. bölüm / 52
Abimin arkadaşı26. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 26. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.458 kelime
- 2 2. Bölüm1.301 kelime
- 3 3. Bölüm905 kelime
- 4 4. Bölüm1.015 kelime
- 5 5. Bölüm1.033 kelime
- 6 6. Bölüm1.187 kelime
- 7 7. Bölüm1.436 kelime
- 8 8. Bölüm1.489 kelime
- 9 9. Bölüm1.190 kelime
- 10 10. Bölüm770 kelime
- 11 11. Bölüm1.173 kelime
- 12 12. Bölüm1.076 kelime
- 13 13. Bölüm1.156 kelime
- 14 14. Bölüm1.416 kelime
- 15 15. Bölüm1.325 kelime
- 16 16. Bölüm1.101 kelime
- 17 17. Bölüm1.080 kelime
- 18 18. Bölüm1.195 kelime
- 19 19. Bölüm1.380 kelime
- 20 20. Bölüm1.349 kelime
- 21 21. Bölüm1.702 kelime
- 22 22. Bölüm1.227 kelime
- 23 23. Bölüm1.493 kelime
- 24 24. Bölüm1.395 kelime
- 25 25. Bölüm1.369 kelime
- 26 26. Bölüm1.066 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 27. Bölüm914 kelime
- 28 28. Bölüm1.105 kelime
- 29 29. Bölüm1.180 kelime
- 30 Önemli not58 kelime
- 31 30. Bölüm596 kelime
- 32 31. Bölüm1.177 kelime
- 33 32. Bölüm1.064 kelime
- 34 33. Bölüm914 kelime
- 35 34. Bölüm1.137 kelime
- 36 35. Bölüm1.675 kelime
- 37 36. Bölüm913 kelime
- 38 37. Bölüm799 kelime
- 39 38. Bölüm1.035 kelime
- 40 39. Bölüm919 kelime
- 41 40. Bölüm881 kelime
- 42 41. Bölüm949 kelime
- 43 42. Bölüm1.127 kelime
- 44 43. Bölüm928 kelime
- 45 44. Bölüm913 kelime
- 46 45. Bölüm1.376 kelime
- 47 46. Bölüm657 kelime
- 48 47. Bölüm864 kelime
- 49 48. Bölüm1.100 kelime
- 50 49. Bölüm922 kelime
- 51 50. Bölüm936 kelime
- 52 51. Bölüm (final)2.854 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah atılın kollarında ilk defa huzurlu bir şekilde uyanıyorum ama bu huzurumun çok fazla uzun sürmeyeceğini de biliyorum çünkü halletmemiz gereken büyük bir iş var ve biz tam olarak da bir kaosun arkasında kalmıştık. Annemlerin elbette ki bundan haberi yoktu ben söylemedim abim zaten haber vermez teyzeme de söylememesi için rica ettim en azından bu olayı kendi içimizde çözümlendirdikten sonra bir şeyler yapabiliriz.
Daha fazla vakit kaybetmedik kahvaltı yapacak durumum yoktu Bir an önce gidip abimi ikna etmemiz gerekiyordu. Sabah ceren'de geldi O da konuşmak istiyormuş. Daha ona abimle aralarında yaşananları soramadım bile abim bir kızdan red yediği için bütün bunları yapacak bir insan değil daha önce de binlerce kez red yemiştir ama bu kadar ileriye gitmemiştir hatta bize söylemedi bile.
Hep birlikte teyzemin evine doğru yola koyulduk ama onunla evde buluşamazdık o yüzden onun evine yakın bir kafede oturup konuşma kararı aldık.
Teyzem bizden çok önce gelmişti masayı Bizim için ayırtmıştı bile hepimiz oturduk ama konuşmaya nereden başlayacağımızı bilmiyorduk.
"Evet çocuklar sizi dinliyorum"
"Teyze nasıl anlatacağımı bilemiyorum"
"İlk öncelikle bana yalan söylemeyin artık olan olmuş"
Ben anlatamadığım için direkt olaya Atıl el attı.
"Hilal ve benim ilişkimi öğrendi"
"Bunun için bu kadar tepki gösterecek bir çocuk değil"
"Zaten değil bir gün öncesinde bana çıkma teklifi etmişti ama ben kabul etmedim bunun inadına yaptı"
"Bu çok saçma Ceren ağabeyim bir kızdan red yedi diye bunları yapacak bir insan değil"
Teyzem derin nefes alıp vererek başını iki yana doğru salladı.
"Abin daha önce bir kızdan red yediğini size söyledi mi ya da bu kadar üzüldü mü?"
"Hayır o hoşlandığı kızları bile bize anlatmaz ki"
"İşte demek ki o kızlarla ceren'in arasında bir fark var çünkü ilk defa hoşlandığı bir kızı gelip bana anlattı ben ceren'den hoşlandığını zaten biliyordum bana söylediğinde çok mutlu olmuştum hatta"
"Sen ciddi misin peki bunu bize niye söylemedin?"
"Yeğenim bana güvenerekten bir sır vermişti onu size elbette ki söyleyemezdim"
"Çünkü sana tam olarak ne söyledi?"
"Sadece hoşlandığını ama nasıl açılacağını bilmediğini ilk defa bir kıza karşı böyle hissettiğini ve gerçekten ceren'i üzmek istemediğini söyledi"
Bütün bunları duyunca ceren'in yüzü tabii ki de değişti ne diyeceğini bilemedi kız"
"Şu an o bütün söylediklerim için kendimden utanıyorum gerçekten ben bu kadar hoşlandığını bilseydim asla onun kalbini kıracak bir şeyler söylemezdim"
"Bakın çocuklar hepiniz tuncay'ı aklı beş karış havada olan burnu havada zorba biri olarak görüyor olabilirsiniz ama onun çok özel bir kalbi var o kimseyi bile isteye incitmez. Eğer ceren'i de daha önce hayatına giren kızlarla bir tutsaydı gelip bana anlatmazdı senin kalbinin kırılmasını istemiyordur Ceren"
"İkinizin konusuna gelecek olursak da sanırım Tuncay Atıla biraz fazla güveniyordu. Ama en yakın arkadaşının kız kardeşiyle ondan habersiz ilişki yaşadığını öğrendiği için tabii ki de beyninden vurulmuşa dönmüştür yani o büyük kavgadan önce gidip de atılın ağzını yüzünü kırmadığına şükretmemiz gerekiyor"
"Peki şimdi ne yapacağız teyze bize bir akıl ver"
"Öncelikle birkaç gün boyunca onu hiç arayıp sormayın kafasını toplasın merak etmeyin ben yanındayım zaten okula dönmeye de devam edecek görürsünüz onu"
"Ama konuşmamız gerek böyle her şeyi halledemez ki?"
"Biraz zaman verin emin olun her şey zamanla daha iyi olur"
Teyzemden aldığımız tavsiyelerin dışında ağabeyimle hiçbir şekilde görüşmeden tekrar eve gidiyoruz. Ne zamana kadar devam edecek böyle bilmiyorum ama abimiz tanıyorum çok inatçı biridir istediğini elde edemediği için bütün bunları yaptı. Of gururun bu kadar önemli mi gerçekten.
Ertesi sabah okulun açılması ile birlikte bu sefer üçümüz gidiyoruz okula atılda diğer arkadaşlarıyla artık görüşmüyor çünkü onlar da bizim ilişkimizi öğrenmiş onlara göre sıkıntı yok ama Atıl bizi yalnız bırakmak istemiyor diğerleri de bizim tarafımızda ve abimin abarttığını düşünüyorlar.
Üçümüz okulun olduğu sokağa girerken abimin arabasıyla karşılaşıyoruz tıpkı teyzemin dediği gibi okula devam ediyor eminim teyzemin yoğun ısrarlarına karşı okula gelmeyi kabul etmiştir yoksa ne okula gelir ne de bizimle konuşurdu.
Abimin arabasını gördüğüm an istemsizce durdum.
Gerçekten gelmişti.
İçimde garip bir rahatlama yayıldı. En azından iyiydi. En azından evden çıkmıştı. En azından teyzemin dediği gibi odasına kapanıp bütün dünyayı karşısına almamıştı.
Ama rahatlama hissi sadece birkaç saniye sürdü.
Çünkü arabadan inen kişinin yüzündeki ifadeyi görünce içim tekrar sıkıştı.
Tuncay her zamanki gibi görünüyordu.
Ne üzgün.
Ne sinirli.
Ne de kırgın.
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi çantasını omzuna takıp okulun kapısına doğru yürümeye başladı.
Bu daha kötüydü.
Çünkü bağırsa, çağırsa, kavga etse en azından ne hissettiğini anlardım.
Ama şu an yüzü tamamen boştu.
"Abi!"
Seslendim.
Duymuş olmasına rağmen dönmedi.
Bir an duraksadı sadece.
Sonra yürümeye devam etti.
"Abi!"
Bu sefer daha yüksek sesle söyledim.
Yanımda Ceren ve Atıl da durmuştu.
Tuncay sonunda durdu.
Yavaşça arkasını döndü.
Bakışları önce bana geldi.
Sonra Atıl'a.
En son Ceren'e.
Yüzünde en ufak bir ifade bile oluşmadı.
"Ne var?"
Ses tonu o kadar sakindi ki ürperdim.
"Konuşabilir miyiz?"
"Hayır."
Ve tekrar dönüp yürümeye başladı.
"Abi yeter artık!"
Bu sefer ben de sinirlendim.
Gerçekten sinirlendim.
Peşinden gidip kolundan tuttum.
"Biz burada günlerdir senin ne yaptığını düşünüyoruz."
"Ben düşünmenizi istemedim."
"Bu çözüm mü yani?"
"Şu an bana göre evet."
Kolunu elimden kurtardı.
İlk defa gözlerinin içine baktığımda ne kadar yorgun olduğunu fark ettim.
Sanki birkaç gün içinde yıllarca yaşlanmış gibiydi.
Atıl bir adım öne çıktı.
"Tuncay..."
"Konuşma."
Atıl sustu.
Abim gözlerini ondan ayırmadan devam etti.
"Şu an senden tek istediğim şey konuşmaman."
Bir anlık sessizlik oldu.
Sonra hiç beklemediğim kişi konuştu.
Ceren.
"Tuncay özür dilerim."
Abim ilk kez afalladı.
Gerçekten afalladı.
Kaşları hafifçe çatıldı.
"Senden özür isteyen olmadı."
"Biliyorum."
"Öyleyse neden özür diliyorsun?"
Ceren derin bir nefes aldı.
Çok gergindi.
Belli oluyordu.
"Çünkü teyzenden her şeyi öğrendim."
Abimin yüzü bir anda değişti.
"Teyzem ne anlattı?"
"Benim hakkımda hissettiklerini."
Bir saniye.
İki saniye.
Üç saniye...
Tuncay'ın yüzündeki bütün renk çekildi sanki.
Ben hayatım boyunca ağabeyimi bu kadar savunmasız görmemiştim.
"Boş ver."
"Hayır."
Ceren başını iki yana salladı.
"Boş veremem."
Abim gözlerini kaçırdı.
İlk kez.
Hayatımda ilk kez.
"Gerçekten bilmiyordum."
Ceren'in sesi titriyordu.
"Eğer bu kadar ciddi olduğunu bilseydim sana öyle konuşmazdım."
Tuncay birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra kısa bir kahkaha attı.
Ama o kahkahada zerre kadar eğlence yoktu.
"Dert ettiğim şey reddedilmek değil zaten."
Hepimiz sustuk.
Çünkü ilk kez kendisi konuşuyordu.
İlk kez gerçekten ne hissettiğini anlatıyordu.
"Ben reddedilmeye alışığım."
Bakışları yavaşça Atıl'a kaydı.
"Alışık olmadığım şey ise güvendiğim insanların bunu benden saklaması."
Sokağın ortasında yeniden ağır bir sessizlik oluştu.
Atıl'ın yüzündeki suçluluk ifadesini görünce içim sıkıştı.
Çünkü abim haklıydı.
Biz de haklıydık.
Ama bazen herkesin haklı olduğu durumlar en çok can yakan durumlar oluyordu.
Ve tam o sırada okul zilinin sesi bütün sokağı doldurdu.
Ama hiçbirimiz yerimizden kıpırdamadık... çünkü asıl konuşma şimdi başlamak üzereydi.
Bölüm etkileşimi
