11. bölüm / 52
Abimin arkadaşı11. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 11. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.458 kelime
- 2 2. Bölüm1.301 kelime
- 3 3. Bölüm905 kelime
- 4 4. Bölüm1.015 kelime
- 5 5. Bölüm1.033 kelime
- 6 6. Bölüm1.187 kelime
- 7 7. Bölüm1.436 kelime
- 8 8. Bölüm1.489 kelime
- 9 9. Bölüm1.190 kelime
- 10 10. Bölüm770 kelime
- 11 11. Bölüm1.173 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12. Bölüm1.076 kelime
- 13 13. Bölüm1.156 kelime
- 14 14. Bölüm1.416 kelime
- 15 15. Bölüm1.325 kelime
- 16 16. Bölüm1.101 kelime
- 17 17. Bölüm1.080 kelime
- 18 18. Bölüm1.195 kelime
- 19 19. Bölüm1.380 kelime
- 20 20. Bölüm1.349 kelime
- 21 21. Bölüm1.702 kelime
- 22 22. Bölüm1.227 kelime
- 23 23. Bölüm1.493 kelime
- 24 24. Bölüm1.395 kelime
- 25 25. Bölüm1.369 kelime
- 26 26. Bölüm1.066 kelime
- 27 27. Bölüm914 kelime
- 28 28. Bölüm1.105 kelime
- 29 29. Bölüm1.180 kelime
- 30 Önemli not58 kelime
- 31 30. Bölüm596 kelime
- 32 31. Bölüm1.177 kelime
- 33 32. Bölüm1.064 kelime
- 34 33. Bölüm914 kelime
- 35 34. Bölüm1.137 kelime
- 36 35. Bölüm1.675 kelime
- 37 36. Bölüm913 kelime
- 38 37. Bölüm799 kelime
- 39 38. Bölüm1.035 kelime
- 40 39. Bölüm919 kelime
- 41 40. Bölüm881 kelime
- 42 41. Bölüm949 kelime
- 43 42. Bölüm1.127 kelime
- 44 43. Bölüm928 kelime
- 45 44. Bölüm913 kelime
- 46 45. Bölüm1.376 kelime
- 47 46. Bölüm657 kelime
- 48 47. Bölüm864 kelime
- 49 48. Bölüm1.100 kelime
- 50 49. Bölüm922 kelime
- 51 50. Bölüm936 kelime
- 52 51. Bölüm (final)2.854 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cuma sabahı erkenden uyanıp hazırlandım abim benden çok önce kalkmış hazırlanmış bile hayret onu erken bir saatte ayakta görmek nadir bir şey sayılır.
Evden birlikte çıktık. Abim kendi arkadaş grubunun içine ben ve ceren'i de dahil etmiş adımızı öyle yazdırdığı için ben ve ceren'den onlar sorumlu.
Ve bir sürpriz daha gideceğimiz her yere grubumuzla birlikte gitmek zorundayız ama ne harika ne harika bize kafayı yedirtirler bunlar. Stresten kurtulup tatile gidelim dedik stresler de bizimle beraber geldi daha şahane bir haber alamazdım gerçekten.
Okulun bahçesinde beklerken bizi götürecek olan otobüste geldi zaten çok kişi olmadığı için tek otobüs tutmuşlardı.
Gıcık Beyza ve diğer arkadaşları da yine oradaydı onlar hiçbir şeyden eksik kalmasın zaten kambersiz düğün olur mu hiç. Neyse ben tam otobüse binecekken Beyza gelip beni ittirdi az kalsın yere düşüyordum bu kızın yaptıkları artık haddini aşmaya başlamıştı.
Ceren'e bırakmayacağım en son ben saçını başını yolacağım bu kızın. Bir de benim anlamadığım şey bu ikisi atılla ne ara böyle samimi oldular yani takipleştiklerini biliyorum ama nasıl tanışıp nasıl arkadaş oldular nasıl bu kadar samimi oldular.
"Çok onların olduğu tarafa dik dik bakma kendini çok belli ediyorsun"
Ben öyle kurulmuş öyle sinirli bir şekilde ikisine bakıyordum ki ceren'in sesini kulağımın dibinde duyunca korktum.
"Of Ceren ya o kadar sessiz gelmiyor korktum"
"Sen de dik dik bakma"
"Aman tamam bakmam bana ne"
"Hiç de sana neymiş gibi görünmüyor neyse"
Ceren'le beraber ikimiz de otobüse bindik oh olsun Beyza atıl'ın yanına oturmak istedi ama atıl Yok Tuncay kardeşim benimle oturacak dedi aman ne arkadaşlıkları varmış bunların da.
Abimle Atıl hemen arka koltuğumuza geçtiler. Yol boyu ikisi futbol atari oyunu muhabbeti yapacakları için başımız şişecekti neyse ki ikimiz de kulaklıklarımızı getirmiştik kulaklıkları takıp birkaç saatlik yolun bizim için hızlı geçmesini dileyerek mide bulantısı için hap aldıktan sonra yolculuğumuz başladı.
Bizimle birlikte geziye katılacak olan edebiyat ve rehber öğretmenimizin yanında bir de tur rehberi vardı. Zaten edebiyat ve rehber öğretmenimize kalsaydı biz oralarda kaybolurduk ikisinin yön bilgisinin zayıf olduğunu ne kadar söylesem de her hep birlikte bu ikisi var.
Bazen beyza'nın edebiyat öğretmeninin kızı olduğunu düşünüyorum yüz tipleri benziyor ayrıca hareketleri ve davranışları da neredeyse aynı. Tek sıkıntı şu ki edebiyat öğretmeni 18 yaşında bir kızın annesi olmak için fazla genç.
Ne saçma düşünceler bunlar diyerek kafamdan attım bunları Ceren bana galerisinden birkaç tane fotoğraf ve video gösterdi yol boyunca onları izledik. Yolda sıkılırız diye bir tane de film indirmiş filmi de izledik biraz korku gerilim tarzı bir şeydi ben severim ama annem çoğu zaman izlememe izin vermiyor.
Yolun bir kısmını film izleyerek bir kısmını uyuyarak bir kısmını da müzik dinleyerek geçirdik mola yerlerinde sadece 10 dakikalık zamanımız olduğu için sadece bir kere otobüsten indik.
Bana mı öyle geliyor yoksa Tekirdağ İstanbul yolu uzatıldı mı bitmek bilmedi çünkü. 2 saatin ardından nihayet tekirdağ'a ulaştık trafik ve insan yoğunluğundan dolayı ve gideceğimiz yer biraz daha merkezi tarafta olduğu için otele varmanız yaklaşık 3 saat sürdü.
Geldiğimizde saat öğleden sonra bir buçuk falandı eşyalarımızı bize belirlenen odalara indirmemiz istendi. Eşyalarımızı indirip üzerimizi değiştirdikten sonra tekrar otelin lobisine döndük oradan da yemek yemeye gittik.
Yemek yediğimiz alan açık büfe tarzı bir şeydi o yüzden herkes istediğini yiyebiliyordu. Turistlerde anlaşılan okul açıldığından dolayı pek bir değişiklik olmamış hepsi hala tatil yapıyor yoğunluk bayağı fazlaydı.
Burada da tatil sezonu kasım ayı gibi kapanıyormuş çok saçma kasmaya ne kadar tatil yapacak parayı nereden buluyorsunuz.
Ceren'le yemek bölümünde yemek alırken bana karşı masada oturan yabancı erkekleri gösterdi tahminimce italyanlardı. İtalyan erkeklerini her zaman bir yakışıklı bulmuşumdur boyları yüz şekilleri vücut yapıların dan dolayı her zaman gözüme çekici gelmişlerdir.
Biz bir süre aç köpekler gibi İtalyan erkeklerini izledik tabii onların da bizi fark ettiğini düşünüyorum çünkü oturduğumuz masaya bakıp gülümsüyorlardı. Türk olmadıkları için hiçbir sıkıntı yok zaten birbirimizi anlamıyoruz ve birbirimizi bir daha görmeyeceğiz O yüzden istediğimiz kadar rezillik yapabiliriz battı balık yan gider.
Normalde erkekler aç köpek gibi kızları seyreden ama bugün tam tersi oldu tabii ki de bu güzel bakışmalarınız abim ve atılın bizim masaya oturmasının ardından son buldu.
"Hayırdır ya deminden beridir görmemiş gibi bakıyorsunuz heriflere"
Ceren çaprazda oturan adamdan gözünü alamayarak konuştu.
"Ay ne var siz bikini de kızlara bakarken bir şey olmuyor biz elin yakışıklı italyanına bakarken bir şey oluyor değil mi hem nimet bu bakılmaz mı?"
"Aman bir şeye benzeseler zaten sesimi çıkarmam ama tipsizin önünde gidenleri"
"Sen kendine bak mankenlik ajansından fırlamış gibiler"
"Abart ya ceren sen de neresi iyi bunların"
"Peki tuncaycığım Rus kızlarında ne var onlara niye o kadar bakıyorsunuz"
Tabii ki de buna cevap olarak söyleyecek bir şeyi yoktu mal mal suratımıza bakmakla yetindi.
Ceren dalga geçer gibi kahkaha atarak masadan kalktı ben de arkasından kalktım.
"Bak şekerim erkeklere ağzının payını böyle vericeksin yoksa baş edemezsin "
Abimi Atılı beyza yı herkesi ortaya karıştırıp bütün herkesi elden geçirecek kadar dedikodunun dibine vurarak yemek bölümünden ayrılıyorduk ki önümüze bakmadığımızı farkettim ama çoktan geç kalmıştık demin hayvan gibi baktığımız italyan çocuklarla çarpıştık. Ben yere düştüm tabii ceren de beni kaldırmak yerine gülüyordu.
Ben de güldüm tabii bizim o halimizi gören gariban İtalyanlar da gülmeye başladı. Biraz sakinleştikten sonra önde duran manken kılıklı esmer olan İtalyan elini uzatıp beni yerden kaldırdı.
"Çok affedersiniz"
Türkçe aksanı ile söylediği sözleri duyunca cerenle bir birimize şaşkınlıkla baktık.
"Türkçe biliyormuş"
Resmen rezil olduk ya hem de en rezilinden.
"Demin olan şey ve yemek yerken verdigimiz rahatsızlık yüzünden çok özür dileriz"
Adam neyseki çok tatlıydı hiç sorun etmedi.
"Sorun değil biz de sizi konuşuyorduk türk kızları hep böyle tatlı mı olur yoksa siz mi böylesiniz"
Biz tabii en ufak iltifatta şımardığımız için adamlar bizim deli olduğumuzu düşündüler o anlık gelen mal gülme saatimize denk gelmişlerdi. Ama sanırım artık türklerin eğlenceli biraz da deli olduğunu düşünüyorlardı. Üçüde az çok Türkçe biliyordu aksanları çok tatlıydı.
"Benim adım Matthew bunlar da arkadaşlarım marco ve luca"
"Çok memnun oldum ben de hilal bu da arkadaşım ceren"
Luca hafif kızıl saçlı mavi gözlü uzun boylu yakışıklı bir çocuktu yüzündeki çiller de ayrı bir güzeldi. Marco da sarışın mavi gözlü oldukça tatlı biriydi gamzeleri ile çok hoştu gerçekten. Matthew de uzun boylu esmerdi. Üçünün arasında en çok beğendiğim hiç şüphesiz ki Matthewdi.
İtalyan erkeği Kibarlığı diye bir şey var gerçekten tekrar tekrar özür dilediler çarptıkları için abim ve Atıl gelip hayvan gibi olaya dalmasaydı ne güzel birazdaha konuşurduk belki ama böyle bir fırsatımız olmadı.
"Ya hilal ikiniz beni çıldırtmak mı istiyorsunuz?"
"Ya ne var adam bana çarptı özür diledi "
"Özür diledi diye tanışmak zorunda mısın sen?"
"Öyle gelişti"
"Peki ya sen ceren "
"Ay ne ben"
"O kırmızı kafanın ağzına düşecektin resmen"
"İzin verseydin belki olurdu"
Oha bu nasıl cevap ceren tokat gibi resmen. Ceren arkasını dönüp giderken abim ağzı açık peşinden gitti atıl da bana bakıp duruyordu.
"Of ne var ya bakma öyle"
"Çok beğendin herhalde o İtalyanı"
"Ne alakası var alt tarafı konuştuk"
"Konuşmicaksın bundan sonra"
"Pardon ne sıfatla bunu söylüyorsun"
"Ne sıfatla o sıfatla işte karıştırma orasını ne o italyanı ne de o berke midir nedir onunla konuştuğunu görmek istemiyorum"
Oha bu nasıl bir kıskançlık böyle sevinçten düşüp bayılıcam ama belli edemem itiraz edicektim aka fırsat vermeden beni kolumdan tutup ceren ve abimin yanına sürükledi resmen hayvan.
Bölüm etkileşimi
