34. bölüm / 52
Abimin arkadaşı33. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 33. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.458 kelime
- 2 2. Bölüm1.301 kelime
- 3 3. Bölüm905 kelime
- 4 4. Bölüm1.015 kelime
- 5 5. Bölüm1.033 kelime
- 6 6. Bölüm1.187 kelime
- 7 7. Bölüm1.436 kelime
- 8 8. Bölüm1.489 kelime
- 9 9. Bölüm1.190 kelime
- 10 10. Bölüm770 kelime
- 11 11. Bölüm1.173 kelime
- 12 12. Bölüm1.076 kelime
- 13 13. Bölüm1.156 kelime
- 14 14. Bölüm1.416 kelime
- 15 15. Bölüm1.325 kelime
- 16 16. Bölüm1.101 kelime
- 17 17. Bölüm1.080 kelime
- 18 18. Bölüm1.195 kelime
- 19 19. Bölüm1.380 kelime
- 20 20. Bölüm1.349 kelime
- 21 21. Bölüm1.702 kelime
- 22 22. Bölüm1.227 kelime
- 23 23. Bölüm1.493 kelime
- 24 24. Bölüm1.395 kelime
- 25 25. Bölüm1.369 kelime
- 26 26. Bölüm1.066 kelime
- 27 27. Bölüm914 kelime
- 28 28. Bölüm1.105 kelime
- 29 29. Bölüm1.180 kelime
- 30 Önemli not58 kelime
- 31 30. Bölüm596 kelime
- 32 31. Bölüm1.177 kelime
- 33 32. Bölüm1.064 kelime
- 34 33. Bölüm914 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 34. Bölüm1.137 kelime
- 36 35. Bölüm1.675 kelime
- 37 36. Bölüm913 kelime
- 38 37. Bölüm799 kelime
- 39 38. Bölüm1.035 kelime
- 40 39. Bölüm919 kelime
- 41 40. Bölüm881 kelime
- 42 41. Bölüm949 kelime
- 43 42. Bölüm1.127 kelime
- 44 43. Bölüm928 kelime
- 45 44. Bölüm913 kelime
- 46 45. Bölüm1.376 kelime
- 47 46. Bölüm657 kelime
- 48 47. Bölüm864 kelime
- 49 48. Bölüm1.100 kelime
- 50 49. Bölüm922 kelime
- 51 50. Bölüm936 kelime
- 52 51. Bölüm (final)2.854 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ceren in ağzından...
Sabah ın erken saatlerinde kalkıp gelmiş atıl delisi benim öküz hâlâ yatak döşek yatıyor Allahım bir milletin ilişkisine bak bir de bizim ilişkimize bak off. Atıl araba ile hilali alırken kapıda karşılaştık abim uyuyor dedi ancak uyur zaten inek.
Hilal den aldığım anahtar ile kapıyı açıp girdim içeri direkt tuncay'ın odasına çıktım ohooo bu böyle uyumaya devam ederse biz konsere falan gidemeyiz of.
"Tuncay kalk hadi"
Başını yastıktan kaldırmadan hormurdandı.
"Ne var ya"
"Ya kalk"
Başını çevirip bana baktı gözleri açıldığında gülümsedi.
"Öldüm de cennete mi düştüm huriler gelmiş"
"Şebeklik yap da kalk hadi"
"Sen de çok odunsun ceren hiç anlama romantizmden "
"Kalk ya geç kalıcaz konsere"
Birden kolumdan tutup beni yatağına çekti kollarıyla sarıp sarmaladı enseme ve yanaklarıma bir kaç öpücük bıraktı.
"Ya aslında konseri boş versek bütün gün böyle uyusak beraber"
"Oldu kafayı yedin herhalde sen"
"Ne olmuş ya hiç yataktan çıkasım yok"
"O zaman bana konsere gidelim diye söz vermeseydin"
"Başka zaman gideriz"
"Sanki her zaman sahneye çıkıyorlar da yürü hadi hazırlanman için 5 dakikan var"
"Yataktan kalkmam ancak yarım saat alır"
"Ben seni aşağıda bekliyorum hadi"
Yanında kalmam için çok ısrar etti ama ben kalmadım çantamı da alıp aşağıya indim ve dışarıya çıktım kapının önünde beklemeye başladım beni kapının önünde görürse daha çabuk hazırlanır. Aradan 15 dakika geçti hala gelmedi biraz daha gelmeseydi gidip o odayı başına yıkacaktım neyse ki geldi.
Sabah saçı başı dağınık bir şekilde beni karşılamıştı ama şu an gayet iyi görünüyor saçlarını taramış elini yüzünü yıkamış üstünü değiştirmiş gayet hoş görünüyordu.
"Evet artık gidebiliriz"
"Gidelim bakalım"
Benim biriciğim taraftan kapıyı açıp eliyle girmemi işaret etti ben senin bu centilmen hallerine fazla alıştım Tuncay. Yavaş yavaş yoğunlaşan trafiğin arasına dalarken iyi ki konsere daha var diye geçirdim içimden.
İşte sırf bu yüzden acele ettim çünkü hafta sonu olduğu için trafik 2 katı yoğun olacaktı o yüzden de ne kadar erken gidersek gidelim geç kalma ihtimalimiz vardı neyse ki şimdi geç kalmayacağız.
Konser alanına gittiğimizde hala biraz zaman vardı daha başlamamıştı yakınlarda bir kafeye oturduk. Tuncay hala uyanamamıştı belliydi neyse ki bir kahve ile kendine geldi.
Kahvesini içerken Bir yandan da masanın üzerinden uzattığı eliyle elimi tutuyordu. Baş parmağı ile üzerini hafifçe okşuyordu.
Aramızda uzayıp giden sessizliğin aslında çok şey anlattığının farkındayım bir zamanlar birbirine tahammülü bile olmayan iki insan şimdi ne durumda.
Bir zamanlar sorunlarını sadece tartışarak çözen iki insandan farksızdık çoğu zaman birbirimize hakaret eder birbirimizi zayıf yönlerimizden vurarak geçici zaferler kazandığımızı düşünerek kısa bir süreliğine mutlu olurduk. Geçmişe dönüp baktığımda ne kadar büyük bir hata yaptırmış şimdi anlayabiliyorum. Aslında birbirimize olan inadımız olmasa belki de birbirimizi çoktan kaybetmiştik ikimiz de kaybetmekten oldukça nefret ettiğimiz için bazı şeyleri göze alarak gururumuzu hiçe saymış tekrar birbirimizi bulmuştuk.
"Nereye daldın gittin öyle?"
Tuncay'ın hafif gülümseyerek sorduğu sorunun ardından düşüncelerimden kurtulup gerçek hayata döndüm. Yok bir şey der gibi kafamı salladım O da tabi fazla sormadı. Kahvemiz bittikten sonra konser başlamıştı. Elimden tutarak beni konser alanına götürdü yavaş yavaş kalabalıklaşmıştı. Her yaştan insan vardı ama genellikle bizim gibi Genç nesil vardı.
Bir çoğu da erkek olduğu için ve boyları oldukça uzun olduğu için ben onların arasına kalmıştım ezilmemek için tuncay'a sıkı sıkı sarılmıştım O da sağ olsun elimi hiç bırakmadı ama bu kadar kalabalığın içinde ben bırak sahneyi veya şarkıcıları görmeyi doğru düzgün ses bile alamıyordum.
Oldukça pişman oldum buraya geldiğimde zaten ben çok sevmem böyle kalabalık ortamları tuncay'ı çok ısrar etti diye gelmek istedim. Ben bunların arasında kalıp ezilmek istemiyorum O yüzden bir an önce gitmek istiyorum Tuncay kalıyorsa kalsın konser bitene kadar onu kafede beklerim.
Gürültülü müziğin arasında sesimi duyurmaya çalıştım gideceğimi anladığında tabii ki de itiraz etti. İnsanlardan ve yüksek sesten dolayı hiçbir şey anlamıyorum ve ben bu tür ortamları sevmiyorum diye bahanelerimi sıraladım ama gitmeme kesinlikle izin vermedi.
Ben gitmek için ısrar ettiğimde de beni omuzlarına alıp kaldırdı ne yapıyorsun dediğimde ise sahneyi görmek herkesten çok senin hakkın dedi evet onun uzun boyuyla üst üste gelince oldukça rahat bir şekilde sahneyi görebiliyordum ayrıca benim için bunu düşünüp etraftakilere aldırış etmeden beni omuzlarına alması da çok hoş bir hareketti.
Ama tek düşündüğüm şey acaba ağır mıyım beni taşımaktan rahatsız olur mu neyse bunu artık indiğimiz zaman öğreneceğiz. İtiraf etmeliyim ki İlk defa bu kadar yüksek sesli bir konserden keyif aldım konser daha akşama kadar devam edecekti ama biz bir iki saat kaldıktan sonra ayrılma kararı aldık bu kadarı bence kafi.
Arabaya geçip yavaş yavaş yoğun trafiğin arasında santim santim ilerleyerek eve gitmek için yola koyulduk.
"Omuzların ağrımıştır şimdi ya"
"Niye ki?"
"E ağır bir insanın"
Başını geriye doğru sallayarak bir kahkaha attı
"Sen mi tüy gibi hafifsin"
"Hadi be oradan kibarlık yapmana gerek yok"
"Ben ve kibarlık mı beni en iyi sen tanırsın ben de kibarlığın k'si bile yoktur hem ağır olsan direkt yüzüne söylerdim"
Evet direkt yüzüme söylerdi çünkü o hiç kibarlık veya nezaket insanı değil o yüzden doğruyu söylediğini biliyorum bunun için de içim oldukça rahat.
Oldukça yorulmuştum sesten ve insanlardan dolayı başımı cama yaslayıp yavaşça ilerleyen trafiğin arasında geçip giden yolu izlemekle geçirdim geri kalan zamanımızı.
Eve ancak hava karardığında ulaşabildik bizimkiler bugün de evde değil sanırım teyzemi ziyarete gitmişlerdi.
Ben arabadan indiğimde O da benimle birlikte indi ellerimi tutup bana sarıldı.
"Bugün için teşekkür ederim benimle geldiğin için"
"İtiraf edeyim ben de eğlendim"
"Seveceğini söylemiştim"
Daha fazla bir şey demeden gözlerimin içine bakıp dudaklarıma minik bir öpücük kondurduktan sonra tekrar arabasına binip trafikle birlikte gözden kayboluyor.
Ben de içeri gidip kendimi yatağın üzerine bırakıyorum hilal'e mesaj atıyorum bugün neler yaptınız diye önce O anlatsın sonra ben de anlatırım.
Bölüm etkileşimi
