48. bölüm · Teslimiyet
Bölüm 46-Trip
Sabah güneşi perdelerin arasından süzülüyordu.
Oda dağınıktı.
Dün gece uzun uzun konuşmuşlar, sonra da yorgunluktan oldukları yerde uyuyakalmışlardı.
İsmail hâlâ uyuyordu.
Fadime de derin uykudaydı.
Koridorda ise her zamanki felaket yaklaşıyordu.
Aleyna.
Elinde çay bardağıyla yürüyordu.
"Kahvaltı hazır oldu hâlâ inmediler."
diye söyleniyordu.
Kapının önüne geldi.
Tam vuracakken durdu.
Kaşlarını çattı.
"Bir dakika..."
Sonra kapı koluna uzandı.
Kapı açılmadı.
Aleyna birkaç saniye dondu.
Bir daha denedi.
Yine açılmadı.
Gözleri büyüdü.
"HEEE!"
Bir anda aklına geldi.
Dün İsmail'in kapıyı kilitlemesi...
Sonra bütün gün odadan çıkmamaları...
Aleyna'nın yüzünde şeytani bir sırıtış oluştu.
Kapıya yaklaşıp fısıldadı:
"Abiiiii..."
İçeriden ses gelmedi.
"Yengeee..."
Yine ses yok.
Aleyna artık gülmemek için kendini zor tutuyordu.
Sonra koridora dönüp bağıra bağıra koşmaya başladı.
"ORUÇ ABİİİİ!"
Aşağı katta oturan Oruç irkildi.
"Noldu yine?"
Aleyna kahkahadan konuşamıyordu.
"Kapı..."
Kahkaha.
"Kapı..."
"Ne olmuş kapıya?"
"Kilitlemişler!"
Oruç birkaç saniye durdu.
Sonra o da anlamış gibi başını salladı.
"Allah Allah."
Aleyna kollarını bağladı.
"Ben artık çocuk değilim."
Oruç gülmeye başladı.
Tam o sırada yukarıdaki odadan bir ses geldi.
İsmail uyanmıştı.
Aleyna hemen merdivenlere doğru bağırdı:
"GÜNAYDIN ABİ!"
Yukarıdan birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra İsmail'in sesi duyuldu:
"Aleyna..."
"Efendim?"
"Kaç."
Aleyna kahkahaya boğuldu.
"Yakalarsan!"
Ve yine bütün konakta kahkaha sesleri yankılandı.
Sabah kahvaltısı için herkes masaya toplanmıştı.
Şerif gazetesine bakıyordu.
Esme mutfaktan son tabakları getiriyordu.
Oruç çayını içiyordu.
Aleyna ise her zamanki gibi konuşuyordu.
İsmail ve Fadime de aşağı indiler.
Ama İsmail daha oturur oturmaz bir şeylerin ters olduğunu fark etti.
Fadime ona hiç bakmıyordu.
"Günaydın."
dedi İsmail.
Fadime kısa bir bakış attı.
"Günaydın."
Sonra tekrar önüne döndü.
İsmail kaşlarını çattı.
Bir şey olmuştu.
Ama ne?
Masaya oturdu.
Çayı uzattı.
"Al."
Fadime aldı.
Ama teşekkür bile etmedi.
Oruç bunu fark etmişti.
Sessizce sırıtıyordu.
İsmail birkaç dakika daha dayanabildi.
Sonra eğildi.
"Bir şey mi oldu?"
"Yok."
İsmail'in tecrübelerine göre bu cevap genellikle "evet" anlamına geliyordu.
"Neyin var?"
"Hiçbir şeyim yok."
Aleyna hemen Oruç'un koluna vurdu.
"Başladı."
Oruç gülmemek için çayına gömüldü.
İsmail hâlâ anlamaya çalışıyordu.
Kahvaltı boyunca Fadime bazen cevap verdi, bazen vermedi.
İsmail ne dese kısa cevap alıyordu.
En sonunda Şerif bile dayanamadı.
"Oğlum."
"Hı?"
"Sen ne yaptın?"
"Hiçbir şey."
Oruç kahkahayı bastı.
"Kesin öyledir."
İsmail çaresizce etrafa baktı.
Kimse yardım etmiyordu.
Kahvaltı bittikten sonra Fadime ayağa kalktı.
Salona geçti.
İsmail de peşinden gitti.
"Fadime."
"Hı?"
"Gerçekten ne oldu?"
Fadime birkaç saniye sustu.
Sonra iç çekti.
"Bir şey olmadı."
İsmail tam pes edecekken...
Fadime devam etti.
"Sadece biraz canım sıkkın."
İsmail'in yüzü yumuşadı.
O zaman anladı.
Hemen yanına oturdu.
"İyi misin?"
Fadime başını salladı.
"Olur böyle bazen."
İsmail artık nedenini anlamıştı.
Sesi yumuşadı.
"Bir ihtiyacın var mı?"
"Yok."
"Emin misin?"
"İsmail."
"Hı?"
"İyiyim."
Ama İsmail buna pek inanmadı.
O gün boyunca resmen peşinde dolaştı.
Bir şey ister mi diye sordu.
Su getirdi.
Çay getirdi.
Meyve getirdi.
Battaniye getirdi.
Aleyna bu manzarayı görünce kahkahaya boğuldu.
"ORUÇ ABİ!"
"Hı?"
"Bizim mafyaya bak."
Oruç dönüp baktı.
İsmail elinde sıcak içecekle salona giriyordu.
"Ula kardeş."
dedi gülerek.
"Sen koruma mı oldun?"
Aleyna hemen ekledi:
"Yok."
"Özel hizmet personeli olmuş."
İsmail ikisine bir bakış attı.
"İkiniz de çok konuşuyorsunuz."
Aleyna sırıtıyordu.
"Yengem parmağını oynatsa koşuyorsun."
Tam o sırada Fadime konuştu:
"İsmail."
İsmail anında döndü.
"Efendim?"
Aleyna ve Oruç aynı anda kahkahaya patladı.
Şerif bile gülüyordu.
Aleyna gözünden yaş silerek konuştu:
"Tamam."
"Artık eminim."
"Neyden?"
"Bu konaktaki en tehlikeli kişi sen değilsin."
İsmail kaş kaldırdı.
"Kim?"
Aleyna parmağıyla Fadime'yi gösterdi.
"Yengem."
Ve kahkahalar bir kez daha konağı doldurdu.
Öğleden sonra olmuştu.
Fadime salondaki koltuğa kıvrılmış oturuyordu.
Elinde battaniye vardı.
Aleyna yanına yayılmıştı.
Oruç da karşı koltukta telefonuyla uğraşıyordu.
İsmail ise bir dosyaya bakmaya çalışıyordu.
Ama gözü sürekli Fadime'ye kayıyordu.
Çünkü sabahtan beri onun etrafında dört dönüyordu.
Tam o sırada Fadime konuştu.
"İsmail."
İsmail anında başını kaldırdı.
"Hı?"
Aleyna ile Oruç birbirine baktı.
İşte başlıyordu.
Fadime battaniyeye biraz daha sarıldı.
"Ben çikolata istiyorum."
İsmail hiç düşünmeden ayağa kalktı.
"Tamam."
Aleyna'nın ağzı açık kaldı.
"Bu kadar mı?"
Oruç da gülüyordu.
"Ula pazarlık bile yapmadı."
İsmail ceketini alıyordu.
Aleyna hemen seslendi:
"Abi."
"Ne?"
"Market senin mi?"
İsmail durmadan cevap verdi.
"Değil."
"Niye gidiyon o zaman?"
"Çikolata almaya."
Oruç masaya vurdu.
"Allah'ım..."
Fadime gülmemek için dudaklarını ısırıyordu.
Aleyna ise iyice eğlenmeye başlamıştı.
"Yenge."
"Hı?"
"Ne kadar istiyorsun?"
Fadime omuz silkti.
"Bilmiyorum."
Aleyna hemen İsmail'e döndü.
"Duydun mu?"
"Duydum."
"Ne alacaksın?"
"Her şeyden."
Oruç kahkahaya boğuldu.
"Ula kardeş, marketi satın al da rahatla."
İsmail çıkarken sadece başını salladı.
"Fikir fena değil."
Kapı kapanınca salonda birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra Aleyna kahkahayı bastı.
"Gerçekten gitti."
Fadime gülümsedi.
"Ben bir tane istemiştim."
Oruç başını salladı.
"İsmail bir tane almaz."
Yaklaşık yarım saat sonra konağın kapısı açıldı.
İsmail geri döndü.
Ama elinde bir poşet yoktu.
Üç poşet vardı.
Aleyna gördüğü an ayağa fırladı.
"ABİ!"
Oruç da kahkaha attı.
"Ula marketi yağmalamış."
İsmail poşetleri masaya bıraktı.
Fadime merakla baktı.
İçinde sütlü çikolata...
Bitter çikolata...
Fındıklı...
Fıstıklı...
Gofretler...
Çikolatalı bisküviler...
Ve daha bir sürü şey vardı.
Fadime gözlerini büyüttü.
"İsmail!"
"Hı?"
"Ben bir tane istemiştim."
İsmail omuz silkti.
"Kararsız kalırsın diye."
Aleyna koltuğa düştü.
"Ben buna inanamıyorum."
Oruç da gülüyordu.
"Ula kardeş."
"Sen bitmişsin."
İsmail hiç istifini bozmadı.
Fadime ise gülümseyerek çikolatalardan birini aldı.
Sonra sessizce:
"Teşekkür ederim."
dedi.
İsmail'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Bitti mi?"
Fadime başını salladı.
"Şimdilik."
Aleyna hemen atladı:
"Geçmiş olsun abi."
"Bu daha başlangıç."
Ve konağın içinde yine kahkahalar yükseldi.
