42. bölüm · Teslimiyet

Bölüm 40-Küçük Mafya

Yazar _Hanimm

Gece oldukça ilerlemişti.

Fırtına Konağı'nın ışıkları hâlâ yanıyordu.

Çünkü içeridekiler İsmail ve Fadime'nin dönmesini bekliyordu.

Özellikle Aleyna.

Pencerenin önünde durmuş dışarı bakıyordu.

"Gelmediler daha."

Oruç koltukta yayılmıştı.

"Gelirler."

Aleyna homurdandı.

"Merak ediyorum."

Tam o sırada konağın önünde araba durdu.

Aleyna hemen pencereye yapıştı.

"Geldiler!"

Şerif de başını kaldırdı.

Esme mutfaktan çıktı.

Oruç ayağa kalktı.

Kapı açıldı.

Ve birkaç saniye sonra...

İsmail içeri girdi.

Ama yalnız değildi.

Fadime'yi kucağında taşıyordu.

Salon bir anda sessizleşti.

Sonra Aleyna'nın kahkahası patladı.

"ABİİİİ!"

İsmail gözlerini kıstı.

"Başlama."

Aleyna daha çok gülmeye başladı.

"Yengem ne oldu?"

Fadime başını kaldırdı.

Ama gözleri tam odaklanmıyordu.

"Ben..."

Sonra durdu.

"Dünyanın dönmesini bekliyom."

Oruç bir anda koltuğa oturdu.

Kahkahadan nefesi kesilmişti.

Şerif bile gülmemek için dudaklarını sıkıyordu.

İsmail ise sabrını korumaya çalışıyordu.

"Az iç dediğimde dinlemedi."

Aleyna hemen ayağa kalktı.

Fadime'nin yanına geldi.

"Yengem."

"Hı?"

"Sarhoş musun?"

Fadime birkaç saniye düşündü.

Sonra ciddi ciddi cevap verdi.

"Biraz."

Oruç tekrar güldü.

İsmail merdivenlere yöneldi.

Ama Aleyna peşini bırakmadı.

"Abi."

İsmail durdu.

"Ne?"

Aleyna ellerini beline koydu.

Yüzünde şeytani bir sırıtış vardı.

"Bir şey fark ettim."

İsmail şüpheyle baktı.

"Neyi?"

Aleyna kahkahayı bastı.

"Biz seni mafya sanıyorduk."

Oruç hemen devam etti.

"Meğer kediymişsin."

Salon kahkahaya boğuldu.

İsmail başını iki yana salladı.

"Çok komiksiniz."

Ama bitmemişti.

Oruç kardeşine bakıp sırıtıyordu.

"Ula millet senden korkuyor."

Şerif de gülerek ekledi:

"Adamlar adını duyunca yol değiştiriyor."

Aleyna parmağıyla Fadime'yi gösterdi.

"Bu kız bir bakıyor..."

"Bizim mafya pıt diye yumuşuyor."

Fadime söylenenlerin yarısını anlamıyordu.

Ama herkes güldüğü için o da gülmeye başladı.

"Ne oldu?"

Aleyna kahkahalar arasında cevap verdi.

"Sen bizim mafyanın bütün karizmasını bozmuşsun."

Fadime ciddi ciddi düşündü.

Sonra İsmail'e baktı.

"Karizman mı vardı?"

Bu kez en büyük kahkahayı Oruç attı.

Şerif'in gözlerinden yaş geldi.

Aleyna koltuğa düşecek gibi olmuştu.

İsmail ise tavana baktı.

"Sabır..."

Aleyna nefes nefese kaldı.

"Abi."

"Ne?"

"Konağın en tehlikeli insanı sen değilsin."

İsmail kaş kaldırdı.

"Kim?"

Aleyna doğrudan Fadime'yi gösterdi.

"Yengem."

Oruç başını salladı.

"Kesinlikle."

Fadime ise olanlardan habersiz şekilde İsmail'in ceketini tutmuştu.

Başını omzuna yasladı.

"Ben uyuycam."

İsmail sonunda gülümsemekten kendini alamadı.

"Tamam."

Sonra merdivenlere yöneldi.

Arkasından hâlâ kahkahalar geliyordu.

Aleyna'nın son sözü ise bütün konağa yayıldı:

"Biz mafya bekliyorduk..."

"Abi bildiğin eşinin peşinden dolaşan kedi çıktı!"

Ve bu sözden sonra Oruç'un kahkahası uzun süre kesilmedi.

İsmail, Fadime'yi kucağında taşıyarak odalarına çıktı.

Koridorda yürürken Fadime'nin başı sürekli bir sağa bir sola kayıyordu.

Gözleri yarı kapalıydı.

Ama konuşmaya devam ediyordu.

"İsmail..."

"Hı?"

"Merdivenler çoğalmış."

İsmail iç çekti.

"Hayır."

"Çoğalmış."

"Yok."

"Saydım."

"Kaç tane?"

Fadime birkaç saniye düşündü.

Sonra son derece ciddi bir sesle:

"Çok."

İsmail istemsizce güldü.

Sonunda odaya girdiler.

Kapıyı ayağıyla kapattı.

Fadime'yi yatağın kenarına oturttu.

Ama kızın gözleri kapanıp duruyordu.

"Tamam."

dedi İsmail.

"Önce şu ceketi çıkaralım."

Fadime başını kaldırdı.

"Niye?"

"Üstün içki kokuyor."

Fadime birkaç saniye kendi kolunu kokladı.

Sonra yüzünü buruşturdu.

"Ben meyhane gibi olmuşum."

"Biraz."

"Çok ayıp."

İsmail tekrar gülmemek için kendini zorladı.

Fadime ise hâlâ kendi kendine konuşuyordu.

"Ben normalde çok hanımefendiyim."

"Tabii."

"Gerçekten."

"İnanıyorum."

"İnanmadın."

İsmail başını salladı.

"İnanıyorum dedim."

Fadime şüpheli gözlerle baktı.

Sonra aniden parmağını ona doğrulttu.

"Sen bana gülüyorsun."

"Biraz."

"Bak gördün mü."

İsmail sonunda ceketini çıkarmasına yardım etti.

Fadime bu sırada sürekli konuşuyordu.

Konuştuklarının yarısı da birbirinden bağımsızdı.

Bir anda:

"Aleyna beni görünce çok güldü."

dedi.

"Evet."

"Onunla konuşmuycam."

"Yarın konuşursun."

"Doğru."

İki saniye sustu.

Sonra:

"Ama çok güldü."

İsmail başını eğdi.

Bu kez gerçekten kahkaha atacaktı.

Fadime ise yatağın üzerinde bağdaş kurmaya çalışıyordu.

Ama başarılı olamadı.

Dengesini kaybedip yana doğru devrildi.

İsmail hemen tuttu.

"Dur."

"Yatak eğri."

"Yatak eğri değil."

"Eğri."

"Sen dönüyorsun."

Fadime bunu birkaç saniye düşündü.

Sonra şaşkınlıkla:

"Hee."

dedi.

Bir süre sonra üstünü değiştirmesi için temiz kıyafetleri yatağın yanına bıraktı.

Fadime de yavaş yavaş toparlanmaya çalıştı.

Ama hâlâ yarı uykuluydu.

İsmail pencerenin yanına geçip ona biraz zaman verdi.

Odada kısa bir sessizlik oluştu.

Derken Fadime'nin sesi duyuldu.

"İsmail."

"Hı?"

"Bir şey sorcam."

"Sor."

Fadime battaniyeye sarılmış halde ona baktı.

"Sen beni seviyon mu?"

İsmail kaşlarını kaldırdı.

"Bu soru nerden çıktı?"

"Merak ettim."

İsmail birkaç saniye sustu.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Uyu sen."

Fadime hemen somurttu.

"Kaçtı."

"Kaçmadım."

"Kaçtın."

"Yarın konuşuruz."

Fadime yastığa gömüldü.

"Tamam."

Sonra gözleri kapanmaya başladı.

Ama son bir kez daha konuştu.

"İsmail."

"Hm?"

"Sen kötü mafya olamazsın."

İsmail güldü.

"Niye?"

Fadime'nin sesi artık neredeyse fısıltıydı.

"Çünkü çok söyleniyosun."

Bu kez İsmail kahkahasını tutamadı.

Fadime ise kendi dediğine kendi gülümseyip gözlerini kapattı.

Birkaç dakika sonra tamamen uykuya daldı.

İsmail battaniyeyi üzerine çekti.

Başındaki birkaç dağınık saçı düzeltti.

Sonra odanın ışığını kıstı.

Ve gece boyunca odada ilk kez tam bir sessizlik oldu.