43. bölüm · Teslimiyet

Bölüm 41-Baskın

Yazar _Hanimm

Sabah güneşi yavaş yavaş odanın içine süzülüyordu.

Gece geç yatmışlardı.

Bu yüzden oda hâlâ sessizdi.

İsmail uyanmamıştı.

Fadime de uyanmamıştı.

Gece boyunca farkında olmadan birbirlerine yaklaşmışlardı.

Şimdi ise Fadime'nin başı İsmail'in omzundaydı.

İsmail'in kolu da istemsizce onun üzerine düşmüştü.

İkisi de derin uykudaydı.

Koridorda ise başka biri vardı.

Aleyna.

Üstelik yine enerjisi fazlaydı.

Elinde telefonla yürüyordu.

"Kahvaltıya inmiyolar."

diye söylendi.

Sonra durdu.

İsmail'in odasının önüne baktı.

Yüzünde yaramaz bir gülümseme oluştu.

"Kesin uyuyolar."

Kapıyı çalmayı düşündü.

Sonra vazgeçti.

"Yok."

"Kendi yöntemim daha güzel."

Ve kapıyı açtı.

Hem de pat diye.

"ABİİİİ!"

Odanın sessizliği bir anda parçalandı.

Fadime korkuyla sıçradı.

İsmail de refleksle doğruldu.

İkisi de ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Aleyna ise kapıda durmuş kahkahayla gülüyordu.

"Allah Allah!"

İsmail gözlerini kısarak baktı.

"Aleyna."

"Efendim?"

"Kaç."

Aleyna daha çok güldü.

"Yok."

Fadime yüzünü elleriyle kapattı.

"Allah'ım..."

Aleyna içeri girdi.

"Demek inmiyordunuz."

İsmail yatağın kenarına oturdu.

Saçlarını geriye itti.

"Saat kaç?"

"On."

"NE?"

Bu kez Fadime de şaşırdı.

"On mu olmuş?"

Aleyna zafer kazanmış gibi sırıtıyordu.

"Ben olmasam öğlene kadar uyuyacaktınız."

İsmail yastığı aldı.

Aleyna'nın üzerine fırlattı.

Ama Aleyna çoktan kapıya kaçmıştı.

"Yakalarsam—"

"Yakalayamazsın!"

Koridorda kahkahası yankılandı.

İsmail başını iki yana salladı.

Fadime ise sonunda gülmeye başladı.

"Çok utanıyorum."

İsmail derin nefes verdi.

"Ben utanmıyorum."

Fadime şaşkınca baktı.

"Ne?"

"Ben Aleyna'ya kızıyorum."

Bu cevapla Fadime istemsizce tekrar güldü.

Tam o sırada dışarıdan Aleyna'nın sesi geldi:

"ÇABUK İNİN!"

"ORUÇ ABİ KAHVALTIYI BİTİRİYO!"

İsmail kapıya doğru bakıp bağırdı:

"BİR DAKİKA SUS!"

Koridordan gelen cevap anında oldu:

"YAKALARSAN!"

Ve ardından yine kahkaha sesleri duyuldu.

O sabah konağın en neşeli kişisi yine Aleyna olmuştu.

İsmail ve Fadime hazırlanıp aşağı indiklerinde kahvaltı çoktan başlamıştı.

Masada Şerif, Esme, Oruç ve Aleyna oturuyordu.

Ama daha merdivenlerden iner inmez...

Aleyna'nın yüzü kızarmaya başladı.

Gülmemek için kendini zor tutuyordu.

Oruç da çay bardağını ağzına götürmüş ama omuzları titriyordu.

Fadime kaşlarını çattı.

"Ne gülüyorsunuz?"

Kimse cevap veremedi.

Çünkü Aleyna bir anda kahkahaya boğuldu.

"Yok bir şey!"

Fadime şüpheyle baktı.

Sonra Oruç'a döndü.

"Sen söyle."

Oruç ağzını açtı.

Ama konuşamadan gülmeye başladı.

"Ula..."

Kahkaha.

"Yok..."

Kahkaha.

"Dur..."

İsmail masaya oturdu.

"Anlatın da kurtulalım."

Bu sözle Aleyna iyice koptu.

Masaya kapanıp gülüyordu.

Fadime'nin sabrı taşmaya başlamıştı.

"Noldu dün gece?"

Oruç derin nefes aldı.

Kendini toparlamaya çalıştı.

Sonra konuşmaya başladı.

"Dün gece..."

Bir daha güldü.

"Ula..."

Şerif bile başını öne eğmiş gülüyordu.

Esme mutfağa dönmüş ama omuzları titriyordu.

Fadime iyice meraklandı.

"Oruç!"

"Tamam anlatıyom."

Bir yudum su içti.

Sonra devam etti.

"Dün gece konağa geldiniz ya..."

"Evet?"

"Sen daha kapıdan girer girmez..."

Oruç yine güldü.

Aleyna sandalyeden düşecek gibiydi.

"Ne yaptım?"

Oruç sonunda cümleyi tamamladı.

"'Dünyanın dönmesini bekliyom' dedin."

Masada yeniden kahkaha koptu.

Fadime'nin yüzü kızarmaya başladı.

"Ben onu dedim mi?"

Aleyna hemen atladı.

"Dedin!"

Oruç devam etti.

"Sonra kendi kolunu koklayıp..."

Gülmekten nefesi kesildi.

"'Ben meyhane gibi olmuşum' dedin."

Bu kez Şerif de kahkahayı patlattı.

Fadime iki eliyle yüzünü kapattı.

"Hayır..."

Aleyna gözlerinden yaş silerek konuştu.

"Daha bitmedi."

Fadime korkuyla baktı.

"Bitmedi mi?"

"Yok."

Oruç bu kez İsmail'e döndü.

"Kardeşim..."

"Sen anlat."

İsmail çayını içiyordu.

"Ben anlatmayacağım."

Aleyna hemen söze girdi.

"Yengem!"

"Hı?"

"Abime karizman mı vardı dedin."

Masadakiler yeniden dağıldı.

Oruç masaya vuruyordu gülmekten.

Şerif'in gözleri yaşarmıştı.

Fadime ise yerin dibine girmek istiyordu.

"Ben gerçekten bunu mu dedim?"

Aleyna başını salladı.

"Hem de çok ciddi söyledin."

İsmail bu kez hafifçe gülümsedi.

Fadime onu görünce daha da utandı.

"Eyvah..."

Oruç tekrar söze girdi.

"En güzeli neydi biliyon mu?"

"Ne?"

"'Sen kötü mafya olamazsın' dedin."

Masadakiler sustu.

Bir saniye sonra yine kahkahalar yükseldi.

Aleyna gülmekten konuşamıyordu.

"Çünkü..."

Nefes aldı.

"Çünkü çok söyleniyosun demiştin!"

Fadime artık yüzünü tamamen kapatmıştı.

"Ben bugün odadan çıkmayacağım."

Aleyna hemen koluna sarıldı.

"Yok."

"Çıkacağım."

"Çıkmayacağım."

"Çıkacaksın."

Oruç da sırıtıyordu.

"Merak etme."

Fadime umutsuzca baktı.

"Ne?"

"Biz bunu yıllarca unutmayız."

"ORUÇ!"

Masadaki kahkahalar konağın her tarafına yayılırken...

İsmail sessizce çayını içiyordu.

Ama dudaklarının kenarındaki o belli belirsiz gülümseme...

Fadime'nin söylediklerini onun da unutmayacağını gösteriyordu.