24. bölüm · Teslimiyet

Bölüm 23-babasının kızı

Yazar _Hanimm

Bu bölümde dün akşam Aleynanın ne yaptığını anlatacağımm

Bir gece önce…

Fırtına Konağı tamamen sessizdi.

Yağmur hâlâ deli gibi yağıyordu.

Şimşekler gökyüzünü aydınlatıyor, gök gürültüsü konağın duvarlarını bile titretiyordu.

Aleyna ise odasında yalnızdı.

Battaniyeyi üstüne çekmiş yatağın köşesine kıvrılmıştı.

Normalde böyle gecelerde çoktan İsmail’in odasına gitmiş olurdu.

Ama bu kez gidememişti.

Çünkü İsmail yoktu…

Ve ilk kez bu kadar uzağındaydı.

Bir şimşek daha çaktı.

Aleyna korkuyla gözlerini kapattı.

Tam o sırada kapı yavaşça açıldı.

Şerif içeri girdi.

Elinde sıcak süt bardağı vardı.

Aleyna hemen doğruldu.

“Baba?”

Şerif kapıyı kapatıp ona baktı.

“Uyumadın mı daha?”

Aleyna dudaklarını büktü.

“Uyuyamıyom.”

Şerif zaten bunu tahmin etmişti.

Çünkü Aleyna küçükken her yağmur yağdığında soluğu ya onun yanında ya da İsmail’in yanında alırdı.

Şerif ağır adımlarla yatağa yaklaştı.

Bardağı komodine bıraktı.

Sonra kızına dikkatlice baktı.

Gözleri hafif kızarmıştı.

“Korktun mu?”

Aleyna hemen güçlü görünmeye çalıştı.

“Yok.”

Tam o sırada gök korkunç şekilde gürledi.

Aleyna istemsizce irkildi.

Şerif bunu görünce hafifçe güldü.

“Sen hiç büyümeyecen galiba.”

Aleyna surat yaptı.

“Dalga geçme.”

Şerif yatağın kenarına oturdu.

“Geçmiyom.”

Sonra saçlarını hafifçe düzeltti.

“İsmail olsa şimdiye çoktan odana gelmişti.”

Aleyna’nın yüzü düştü biraz.

“Biliyorum…”

Şerif bunu fark etti.

“Kardeşini özledin mi?”

Aleyna birkaç saniye sustu.

Sonra sessizce başını salladı.

“Ev çok boş geldi.”

Şerif’in yüzü yumuşadı.

Çünkü Aleyna için İsmail sadece abi değildi.

Yarı yarıya babası gibiydi.

Küçüklüğünden beri onu hep İsmail sakinleştirmişti.

İlk bisiklet sürmeyi o öğretmişti.

İlk kalp kırıklığında sabaha kadar yanında oturan yine oydu.

Aleyna battaniyeye sarıldı.

“Baba…”

“Hm?”

“İsmail abi mutlu olur mu sence?”

Şerif birkaç saniye sustu.

Çünkü bu sorunun cevabını o da bilmiyordu.

Sonra derin nefes verdi.

“Olur.”

Aleyna gözlerini ona çevirdi.

Şerif hafifçe gülümsedi.

“O çocuk çok sevdi mi toparlanamaz.”

Aleyna istemsizce gülümsedi.

“Fadime’yi seviyo mu?”

Şerif omuz silkti.

“Daha kendi bilmiyodur.”

Yağmur cama sertçe vurdu.

Aleyna başını babasının omzuna yasladı.

Şerif de hiç itmeden kızını yanına çekti.

“Sen niye geldin?”

Şerif hafifçe güldü.

“Kızımı tanıyom çünkü.”

Aleyna burnunu çekti.

“Ben korkak mıyım?”

Şerif hemen cevap verdi:

“Yok.”

Sonra alnına hafifçe vurdu.

“Sen sadece çok duygusalsın.”

Aleyna küçük küçük gülümsedi.

Şerif battaniyeyi düzeltti üstünde.

“Uyu hadi.”

Aleyna gözlerini kapattı.

Ama birkaç saniye sonra tekrar konuştu:

“Baba…”

“Hm?”

“Sen olmasan biz ne yapardık?”

Şerif’in bakışları yavaşça değişti.

Çünkü o çocuklar gerçekten onun her şeyi olmuştu.

Yavaşça kızının saçını okşadı.

“Ben ölmeden size kimse bi şey yapamaz.”

Aleyna gözlerini açmadan gülümsedi.

“Tam Karadeniz dizisi repliği söyledin.”

Şerif kahkahayı bastı.

“Ula doğru ama.”

Ve o gece…

Fırtına Konağı’nda bir baba, korkan kızının başında sessizce beklemeye devam etti.

Sabah olduğunda yağmur tamamen durmuştu.

Fırtına Konağı’nın bahçesi ıslaktı.

Toprak kokusu açık camlardan içeri doluyordu.

Ev yavaş yavaş uyanmaya başlamıştı.

Mutfaktan gelen tabak sesleri duyuluyor, çalışanlar sessizce hazırlık yapıyordu.

Esme de erkenden kalkmıştı.

Üstüne hırkasını geçirip koridora çıktı.

Aleyna’yı merak etmişti.

Çünkü gece boyunca yağmur çok sertti.

Ve Aleyna’nın yağmurdan korktuğunu herkesten iyi bilirdi.

Esme yavaş adımlarla Aleyna’nın odasına yürüdü.

Kapıya geldiğinde içeriden hiç ses gelmiyordu.

Hafifçe kapıyı araladı.

Ve olduğu yerde durdu.

Aleyna yatağın içinde uyuyordu.

Başını Şerif’in omzuna yaslamıştı.

Şerif ise yatağın kenarında oturur halde uyuyakalmıştı.

Bir eli hâlâ kızının üstündeki battaniyeyi tutuyordu.

Sanki gece boyunca üstü açılmasın diye beklemiş gibiydi.

Esme birkaç saniye boyunca sessizce onları izledi.

Yüzündeki sert ifade yavaş yavaş kayboldu.

Çünkü Şerif’in Aleyna’ya olan sevgisi gerçekti.

Kan bağı olmamasına rağmen…

Onu öz evladı gibi büyütmüştü.

Tam o sırada Aleyna uykusunda hafifçe kıpırdandı.

Şerif refleksle gözlerini açtı.

İlk gördüğü kişi Esme oldu.

İkisi birkaç saniye sessizce birbirine baktı.

Sonra Şerif hafifçe doğruldu.

“Ne bakıyon?”

Esme gözlerini kaçırdı hemen.

“Bi şey bakmıyom.”

Şerif hafifçe gülümsedi.

“Yalan söyleme.”

Esme içeri girip kapıyı sessizce kapattı.

Sonra Aleyna’ya baktı.

Uyurken yüzü küçücük çocuk gibi görünüyordu.

Esme istemsizce yumuşadı.

“Çok korkmuştur.”

Şerif derin nefes verdi.

“Kardeşi de yoktu yanında.”

Esme birkaç saniye sustu.

Sonra yavaşça konuştu:

“İsmail gidince ev boşaldı sanki.”

Şerif başını salladı hafifçe.

“Bu kız en çok ona bağlı.”

Esme yatağın diğer tarafına geçti.

Battaniyeyi düzeltti.

Sonra göz ucuyla Şerif’e baktı.

“Sen de sabaha kadar uyumamışsın.”

Şerif omuz silkti.

“Alışığım.”

Esme kısa süre sustu.

Sonra istemsizce konuştu:

“İyi babasın.”

Bu cümleyle Şerif’in bakışları değişti hafifçe.

Çünkü Esme’den böyle bir şey duymayı beklemiyordu.

Şerif birkaç saniye cevap vermedi.

Sonra gözlerini Aleyna’ya çevirdi.

“Ben elimden geleni yaptım.”

Esme onu izledi.

Belki birbirlerini sevmiyorlardı.

Belki yıllardır aynı evde yabancı gibiydiler.

Ama konu çocuklar olunca…

İkisi de aynı yerde duruyordu.

Tam o sırada Aleyna gözlerini araladı.

İlk önce Esme’yi gördü.

Sonra babasını…

Şerif hâlâ yatağın kenarında oturuyordu.

Aleyna uykulu şekilde gülümsedi.

“Baba…”

Şerif hemen başını çevirdi.

“Hm?”

Aleyna battaniyeye sarıldı.

“Gitmemişsin.”

Şerif hafifçe saçını karıştırdı.

“Gitmedim.”

Aleyna gözlerini tekrar kapattı.

“İyi…”

Esme onları izlerken istemsizce iç geçirdi.

Çünkü bu evde ne yaşanırsa yaşansın…

Bazı bağlar hiç kopmuyordu.