35. bölüm · Teslimiyet
Bölüm 34-Babam
Akşam olmuştu.
Konağın içi her zamanki gibi hareketliydi.
Aleyna hâlâ İsmail'in getirdiği tatlıları sayıyordu.
Bir kısmını mutfağa götürmüş, bir kısmını saklamış, bir kısmını da kimse almasın diye odasına çıkarmıştı.
Oruç buna saatlerdir söyleniyordu.
"Ula bir tane bırak bari."
Aleyna ise her seferinde aynı cevabı veriyordu.
"Yok."
Sonunda herkes kendi işine çekildi.
Şerif ise salondaki koltuğunda oturmuş çay içiyordu.
Yüzünde yorgun bir ifade vardı.
Gözleri uzaklara dalmıştı.
Tam o sırada Aleyna içeri girdi.
Elinde küçük bir tabak vardı.
Şerif başını kaldırdı.
"Kızım?"
Aleyna gelip yanına oturdu.
Sonra tabağı uzattı.
"Bu senin."
Şerif tabağa baktı.
Bir dilim tatlı duruyordu içinde.
Kaşlarını kaldırdı.
"Sen mi veriyon bunu bana?"
"Ne var?"
"Sen tatlı paylaşmazsın."
Aleyna gülmeye başladı.
Şerif de istemsizce güldü.
Sonra tabağı aldı.
"Kıyamet yaklaşıyo galiba."
Aleyna omzuna yaslandı.
"Abartma."
Şerif tatlıdan küçük bir lokma aldı.
Bir süre sessizce oturdular.
Aleyna çocukluğundan beri böyleydi.
Canı sıkkın olduğunda...
Mutlu olduğunda...
Kafası karıştığında...
Gelip babasının yanına otururdu.
Şerif de bunu çok severdi.
Çünkü dünyadaki en değerli şeyi Aleyna'ydı.
Aleyna bir süre sonra başını omzuna bıraktı.
"Baba."
"Hm?"
"Sana bir şey sorcam."
Şerif'in içi hafif sıkıştı.
"Nedir?"
Aleyna tavana bakarak konuştu.
"Ben küçükken çok yaramaz mıydım?"
Şerif gülmeye başladı.
"Hem de nasıl."
Aleyna hemen doğruldu.
"O kadar mı?"
Şerif kahkahasını tutamadı.
"Bir gün bütün konağı ayağa kaldırmıştın."
"Napmışım?"
"Kaybolmuştun."
Aleyna'nın gözleri büyüdü.
"Ben mi?"
"Evet."
"Sonra?"
Şerif yüzündeki gülümsemeyle anlatmaya başladı.
"Seni her yerde aradık."
"Bahçede yok."
"Odanda yok."
"Mutfakta yok."
"Esme ağlayacak hale geldi."
Aleyna dikkatle dinliyordu.
"Sonra seni nerde bulduk biliyon mu?"
"Nerde?"
"Çay deposunda."
Aleyna kahkahaya boğuldu.
"Niye gitmişim oraya?"
"Uyuyasın gelmiş."
"Orda mı uyumuşum?"
"Evet."
İkisi de gülmeye başladı.
Bir süre sonra kahkahalar dindi.
Aleyna tekrar omzuna yaslandı.
"Baba."
"Hm?"
"Seni seviyorum."
Şerif'in eli bir an durdu.
Bu sözleri kaç kere duymuştu bilmiyordu.
Ama her seferinde kalbine aynı şekilde dokunuyordu.
Çünkü Aleyna bilmeden söylüyordu bunu.
Bütün kalbiyle...
Hiç şüphe etmeden...
"Beni seviyon mu?"
diye sordu Aleyna.
Şerif'in gözleri doldu.
Ama belli etmedi.
Kızının saçlarını okşadı.
"Dünyada en çok."
Aleyna gülümsedi.
"Ben de."
Sonra gözlerini kapattı.
Şerif ise sessizce ona baktı.
İçinde yıllardır taşıdığı sır yine canını yakmıştı.
Aleyna onu öz babası sanıyordu.
Ve Şerif...
Bu gerçeğin bir gün ortaya çıkmasından korkuyordu.
Çünkü o gün geldiğinde ne olacağını bilmiyordu.
Ama bildiği tek şey vardı.
Kan bağı olsun ya da olmasın...
Aleyna onun kızıydı.
Ve onu korumak için dünyayı karşısına alırdı.
Aleyna yarı uykulu halde mırıldandı:
"İyi ki benim babamsın."
Şerif gözlerini kapattı.
Boğazındaki düğümü yutmaya çalıştı.
Sonra kızının alnına küçük bir öpücük kondurdu.
"İyi ki benim kızımsın."
Bunların baba kız ilişkisi pekiii
