Sevdam kitap kapağı

44. bölüm / 46

Sevdam

42. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Fatma Kuzu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 46Şu an: 42. Bölüm

Kapının arkasından gelen o ağır kilit sesi, Asaf’ın göğsüne kurşun gibi saplandı. Sırtını soğuk ahşap kapıya yaslamış halde koridordun zemininde otururken, ilk defa kendini bu kadar çaresiz, bu kadar enkaz altında kalmış hissediyordu. Trabzon’da kurşunların önüne göğsünü geren, namlı kabadayıları tek kelimesiyle dize getiren Asaf Bulut; tek bir kadının kırgın sessizliği karşısında yok olup gitmişti.

İçeride ise İrem, yatağın üzerinde dizlerini göğsüne çekmiş, karanlığa bakıyordu. Kulaklarında hâlâ hastane koridorlarında yankılanan kendi çığlıkları ve o soğuk ellerin baskısı vardı. Asaf’ın onu koruyamadığı gerçeği, zihnindeki o tek sığınağı da yerle bir etmişti. Kırgındı, öfkeliydi; ama en çok da yine yapayalnız kaldığı için canı yanıyordu.

Gece yarısına doğru evde tıkırtı bile duyulmuyordu.

Asaf, oturduğu yerden kalktı. Göğsündeki dikişler hastanedeki arbedede tamamen patlamıştı; siyah gömleği sargıların altından sızan kanla ağırlaşmıştı ama fiziksel acıyı hissetmiyordu bile. Yavaş adımlarla salona geçti. İrem’in her zaman oturduğu koltuğun karşısındaki ahşap sandalyeye oturdu.

Gözlerini kapının eşiğine dikti. Ne uyudu, ne bir yudum su içti. Sadece bekledi.

---

Ertesi sabah Maçka’nın üzerine gri, basık bir sis çöktü. İrem odasından çıktığında, salonda Asaf’ı aynı noktada, tek bir milim bile kıpırdamamış halde buldu. Asaf’ın gömleğindeki kurumuş kan lekelerini ve yüzündeki o ruhsuz, çökmüş ifadeyi gördü ama bakışlarını hızla kaçırdı.

İrem mutfağa geçip kendine bir bardak su aldı. Asaf, yerinden fırlayıp kızın peşinden gitmek, "Gülüm bir dinle" demek istedi ama İrem’in ona bakarken gözlerinde beliren o soğuk, yabancı ifade ayaklarını yere çiviledi. İrem, Asaf’ın varlığını tamamen yok sayıyordu. Yanından geçerken gölgesine bile bakmıyor, adamın aldığı derin, sıkıntılı nefesleri duymamazlıktan geliyordu.

İrem bardağı tezgâha koyup salona döndü. Pencerenin önüne geçip dışarıdaki sisi izlemeye başladı.

Asaf aralarındaki o mesafeyi koruyarak, sesi bir yalvarış gibi kısılarak konuştu:

"İrem..." dedi. "İster yüzüme tükür, ister bu evden kov... Ama beni böyle yok sayma dağ çiçeğim. Sen susunca bu ev üzerime yıkılıyor. Ben seni o ellerden söküp alamadım ya... O acı bana bir ömür yeter zaten. Kendi cezamı kendim keserim, yeter ki sen bir kelime et."

İrem pencere camına yansıyan Asaf’ın siluetine baktı. Yüzü buz gibiydi ama göz pınarları dolmuştu. Arkasını dönmeden, pürüzsüz ve mesafeli bir sesle konuştu:

"Caza kesmeni istemiyorum Asaf. Hiçbir şey istemiyorum."

"Bana bakmıyorsun bile..." dedi Asaf, sesi titreyerek.

İrem yavaşça arkasını döndü. Asaf’ın kanlı gömleğine, gözlerinin altındaki morluklara baktı. Yüreğinin bir cız ettiğini hissetti ama zihnindeki o travma zırhı duygularını bastırdı.

"Sana baktığımda..." dedi İrem, tane tane konuşarak. "Seni değil, o hastane odasını görüyorum Asaf. Beni tutan elleri, üzerime çöken o gölgeleri görüyorum. 'Ben buradayım, kimse sana dokunamaz' diyen adamın, beni o ellerin kucağına bırakışını görüyorum."

Asaf gözlerini kapattı. Kızın her kelimesi göğsüne inen bir balyoz gibiydi.

"Ölüyordun..." dedi Asaf, çenesi seğirerek. "Nefesin kesilmişti. Ne yapsaydım dağ çiçeğim? Göz göre göre kollarımda ölmene izin mi verseydim?"

"Keşke verseydin!" diye bağırdı İrem. Günlerdir içinde biriken o öfke patlamıştı. "Keşke bıraksaydın da ölseydim! O dokunuşları tekrar yaşamaktansa, o acziyeti tekrar hissetmektense ölseydim daha iyiydi!"

İrem’in dudaklarından dökülen bu ağır sözler, salondaki havayı bir anda buz kesti. Asaf olduğu yerde sallandı. Sevdiği kadının ağzından çıkan "Ölseydim" kelimesi, Asaf’ın ruhunu tamamen karanlığa gömdü.

İrem cümlesi biter bitmez odasına koştu ve kapıyı sertçe kapattı.

Asaf salonda tek başına kaldı. Dizlerinin bağı çözüldü, elini masanın kenarına dayayarak ayakta kalmaya çalıştı. Göğsünden sızan kan halıya damlarken, gözlerinden süzülen tek damla yaş masanın üzerine düştü. İrem’in güvenini kazanmak aylarını almıştı; ama o güvenin yıkılması tek bir geceye bakmıştı. Ve Asaf, o yıkıntının altında ezilerek nöbetine devam etmekten başka hiçbir şey yapamıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.