Mührüm 9

Vaveyla Yazarı: Kumsal

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: Mührüm 9

Yanılmıştım.

Bizim büyücüye gitmemiz üzerinden günler geçmişti. Son sınıfın ikinci dönemine başlayalı da günler geçmişti tabii ki.
İlk sınavlara çok az kalmıştı ama dikkatim çok dağılıyordu. Bu süreçte de Emir ve Beyza'nın arası düzelmiş ve sürekli dip dibe dolaşıyorlardı. Ben ise o geceden sonra çizdiğim sınırı belirginleştirmiş ve selam verme harici konuşmuyordum.
Aslında konuşmaya mecalim olmuyordu. Emel Hanım'a gittikten iki gün sonra, gece üçe gelirken kolumun yanmasıyla inleyerek uyanmıştım.
Acıyordu.
Yanıyordu ve üstelik kurdum içimde hırlıyordu. Eşine seslendiğine emindim. Ama cevap alamayacaktı. Dolabın bir kenarına tıktığım poşeti bulmuş, bir aceleyle mutfağa gitmiştim. Dediği şekilde karışımı demlemiş ve hızlı hızlı içmiştim. Bunu yaparken ellerim o kadar titriyordu ki mutfağı fazlasıyla dağıtmıştım. Çünkü ilk defa bu kadar ileri gidiyorlar olsa gerekti ki kurdum içimde pençelerini bana saplıyordu. Ne yaptıklarını aklımda canlandırmamaya çalışıyordum, yoksa ağlayacaktım. Kolumu ateşe atmışlar gibi sancıyordu.
Çok büyük bir umudum olmasa da karışım bir işe yarasın ve acım bitsin istiyordum. Karışımın kokusu bitki çayı gibiydi ama tadı kötüydü. İlk zamanlar içerken midemi bulandırsa da alışıyordum sanırım.
Evet, alışıyordum.
Çünkü o gece bir süre sonra acıyı hissetmemeye başladığım için uyusam da okulda sürekli temas hâlinde bulunup öpüşmeye başlamışlardı. Ben ertesi güne de etki eder sandığım için yanımda getirmemiştim karışımı. Ama etmemişti ve ben gün boyu kıvranmıştım. Çay benzeri karışım çok kısıtlı bir sürede etki ediyor, yaklaşık 5-6 saatte eski hâlime dönüyordum. Bu yüzden ertesi günü onların temasları yüzünden zor atlatmış, akşam geldiğim gibi yine o çay benzeri şeyi demlemiş ve içmiştim. Ve artık bir termosla beraber okula yanımda götürüyordum. Bu yüzden acı hissetmiyordum.
Ama artık kendimi de pek hissetmiyordum.
O çay beni halsiz düşürüyor ve sürekli derste, kursta, evde veya her neredeysem uyukluyordum. Özellikle dersi dinlemek zordu. Sınavlar yaklaştığı için birinden yardım almam lazımdı, eksiklerimi kapatmalıydım. Üniversite sınavı için stres yapmıyordum mesela. Zaten nereye gideceğimiz belliydi, ortalama bir puan alsak yeterdi. Şimdi gelecek olan ara sınavlar önemliydi.
Bu yüzden önceki teneffüs fiziği çalıştırması için sınıftaki Hakan'dan rica etmiştim.
Benim bu sene başladığım yemek kursuna yıllardır gidiyordu. Hem kursta hem sınıfta denk geldiğimiz için yakınlaşmıştık. Aslında bu durum olmasa ben mutfakla alakalı bir şeyin yanından geçmezdim ama hem okula hem eve en yakın olan kurs buydu. Ve yaptıkça hoşuma gitmişti. Üniversite tercihlerinde bu alan oldukça aklımı çelecekti. Ve kursta ilk başlarda hiçbir şey beceremediğim, hoca da sürekli başımda duramadığı için Hakan ve Fırat yardımcı olmuştu. Yardım istemekten çok çekinirdim ama Fırat aşırı rahat ve çok komik biri olduğu için sürekli bana sataşmıştı. Beceriksizliğimle dalga geçerken bana çok yardım etmişti. Ve Hakan'la da onun sayesinde yakın olmuştuk.
Herkes öğle arasına çıkmışken sözleştiğimiz gibi Hakan'ın yanına gitmiştim ve boş sınıfta anlamadığım konuların üstünden geçiyorduk. Hocanın çözdüğü tork sorusunu tekrar bana başka boş bir kâğıtta çizip anlatırken, kapıdan geçen konuşmalar duymuştum.
Emir ve Sedat aynı saniye içeri girmişler ve bizi yan yana görünce durmuşlardı. Onlara olan anlık bakışımı hemen indirmiş, Hakan'ın anlattığı işleme odaklanmıştım.
Bana doğru eğilerek, "K diski düzlemde ok yönünde dönerse torku hemen, sayfa düzlemine dik -z yönünde alacaksın. Hayır, hayır... O artık x yönünde oluyor, bak şimdi..." demişti ki büyük bir sesle öne doğru yalpalamıştık.
Korktuğum için damağımı çekmiş ve arkama bakmıştım. Sedat yerinde oturup telefona bakarken, Emir soğuk bakışları ve yayıldığı sırada sırtını geri yaslamıştı.
"Birader, yavaş olsana." demişti Hakan.
Emir bana bakmadan, "Dön önüne." demişti Hakan'a.
Hakan "Hasbinallah" diye mırıldanırken ben de üstüme alındım ve beraber önümüze döndük. Soruyu anlatmaya tekrar başlamıştı ki daha büyük bir sarsıntıyla tekrar yalpaladık ve aynı saniye Hakan kalemi sıraya sertçe bırakıp ayağa kalkmış; ne ara olduğunu anlamadığım şekilde Emir de kalkmış, birbirlerinin üzerine atılmışlardı.
Aynı anda birbirlerinin yakasına yapışırken Hakan, "Belanı mı arıyorsun oğlum sen?" demişti.
Emir duyduğuyla yüzüne deli bir gülümseme kondurmuş, "Evet dersem, sen mi belam olacaksın, beta?" demişti.
Hakan kurdunun küçümsenmesiyle çıldırıp onu ittirmek istediğinde Emir büyük bir kuvvetle Hakan'ın sırtını sıraya çarptırmıştı.
"Hakan!" diye bağırıp Emir'in kolunu tutmuştum. Her şey o kadar hızlı olmuştu ki şoku atlatıp anca tepki verebilmiştim.
"Emir, bıraksana çocuğu, delirdin mi?"
Emir sesimi duyunca onu daha bırakmadığı yakasından hafif çekip bir daha sıraya itmiş ve aynı kuvvetle tekrar sırtını çarptırmıştı. Hakan'dan kısık bir inleme duyduğum anda ben de Emir'i geri çekmeye çalışmıştım.
"Karışma, Balın. Git otur sırana." demişti Emir.
"Emir, salak mısın? Çocuk hiçbir şey yapmadı. Bana yardım ediyordu!" demiştim ama bu onu daha da sinirlendiriyordu.
"Edemez!" demişti.
Hakan durduğu yerde çabalayarak elini Emir'in yakasından bırakıp onun kendi yakasındaki ellerini sıkıp ittirmeye çalışmış, "Sana ne lan!" diye bağırmıştı.
"Hâlâ konuşuyorsun..." Emir refleksmiş gibi gülmüş ve Hakan'ı kendine çekip, "Bak şimdi, bana neymiş?" deyip kaşına kafasını gömmüştü. Hakan sersemlemiş, sıranın kenarına doğru düşmüş ve kaşını tutmuştu.
Olanlara inanamıyordum. Hemen ellerim titreyerek yanına çökmüş ve yüzünü tutarken, "Hayır, hayır... T-tamam, bak şimdi revire gideceğiz, tamam mı? Be-ben bir peçete bu-" derken Emir kolumu tutup kaldırmış.
"Ona dokunmayacaksın!" demişti.
Emir hep sinirliydi ama bize karşı değil. Öfkesini dizginlemesi zordu. Yaptıklarının sonucunu düşünmez; kavgadan kaçmaz, sinmezdi ama durup dururken kimseye kurulmuş olduğunu da görmemiştim. Sinirini bozan olursa uğraşırdı ama olay hiçbir zaman büyümezdi. Çünkü içindeki baskın alfa kışkırtılmaya müsaitti.
Karşısındakini zararsız biri olarak görürken bir anda kurdu onu dolduruyor ve rakip psikolojisine sokuyordu. Ama lisenin ilk yıllarında bunu büyük çoğunlukla aşmıştık. Ailesi ya da bizim yanımızda sakin olmayı, sabredip durmayı öğrenmişti. En azından ben öyle sanıyordum, bugüne kadar.
"Emir, çocuğun kaşını patlattın! Bırak, yardım edeceğim!" demiştim.
"Etmeyeceksin, Balın. Onun burnunu da kafasını da patlatmamı istemiyorsan ona dokunmayacaksın!" demişti yüzüme sinirle bakarken. Sesini yükseltmiyordu ama bu tonda konuşması beni daha çok korkutmuştu. Ben onun bu yüzünü tanımıyordum.
"Arkadaşım o benim."
Cümlem biter bitmez lafa atlayıp harflerin üzerine basa basa, "Olmayacak!" demişti.
"Sana ders anlatmayacak, yanında durmayacak. Benim yerimi almaya çalışmayacak." Kafama sokmak ister gibi kendini işaret ederek konuşmaya başlamıştı.
"Sen benim arkadaşımsın. Benim grubumun parçasısın. Hiç kimse bana ait bir şeye gözünü dikemez." demişti.
Ne diyeceğimi bilemediğim bir noktadaydım. Sırf arkadaşım diye onu dövmüş olma ihtimali o kadar saçmaydı ki. Ne dediğinin farkında değildi. Bu yüzden cevap vermeyerek önüme döndüm. Ve gözlerini kırpıştırıp ayağa kalkmaya çalışan Hakan'ı tutmak için geri yanına adımlamış ve tutmuştum ki bir hırıldama duydum.
Emir'in alfası bundan memnun değildi. Alfalar, özellikle baskın alfalar, diğer kurtların itaatsizliğiyle saldırganlaşırlar ve insan taraflarını feromon salgılamaya zorlarlardı. Baskın bir alfanın feromonu, delta hariç hangi cins olursa olsun, itaat ettirirdi. Arkamı dönmemi saygısızlık olarak algılıyordu. Bu yüzden feromon salgılatmak istiyor ve Emir'i zorluyordu. Kurduyla insan benliği çatıştıkları için bir hırıldama duyuyordum.
Onun iç çatışmasını umursamamaya çalışarak Hakan'a dönüp kolunun altına girmeye niyetlenmiştim ki tekrar Emir tarafından kolumdan tutulmuştum. Sabrımın sınırında olduğum için tam ona bağıracakken Sedat yerinden kalkmış ve, "Hop! Ben müdahale ediyorum. Sen bir geri dur, şu an." demişti bana.
Hakan'ın yükünü kendi omzuna vermesini sağlayarak sınıftan çıkarmış ve ben de peşine gitmek için adımlamaya başlamıştım.
Emir önümden geçip kapıyı kapatıp tam önünde durmuştu. Yalnız kalmıştık, sınıfta bizden başka kimse yoktu.
"Yeter!" Arkasında kapı olmasına rağmen ittirmiştim onu. Elbette kımıldamamıştı.
"Emir, n'apıyorsun? Allah aşkına, n'apıyorsun sen? Ya orada çocuk hiçbir şey yapmıyordu, bana ders anlatmaktan başka! Hiçbir şey, ya!"
"Sen şimdi bana o lavuk için mi bağırıyorsun?" Hayretle sormuştu. Sanki suçu yokmuş gibi bir de bana şaşırıyordu.
Çıldıracaktım.
"Yok... Yok, seninle konuşulmuyor Emir. Çık önümden."
Çıkmıyordu. Cevap bekliyordu. Önümdeki saçlarımı geriye atıp başka bir yere bakmıştım. Sinirim asla yatışmamışken tekrar ona dönüp çenemi dikleştirerek, "Neden yaptın? Sakın konuyu değiştirme! Düzgün bir sebep ver, neden vurdun ona?" demiştim.
"Benim bölgemde dolanıyordu, Balın. Benim arkadaşıma ders anlatıyordu. Benim sınıfımda, benim yapmam gerekeni yapıp arkadaşıma ders anlatıyordu, Balın." Yine aynı şeyleri söylüyordu.
Anlamamı bekleyen olağan bir sebep sunmuş gibiydi sözleri. Anlamıyordum. Üstelik yüzündeki kötücül bakış tanıdık değildi. Ben bu Emir'i bilmiyordum.
"...Ve benim aptal arkadaşım da buna izin veriyordu. Bu ne cüret, ulan?" İlerlemiş ve çalıştığımız kâğıda bakmıştı.
"Bir de fizik?"
Kâğıdı avucunda buruşturup masaya geri atmıştı. Kesik bir nefes almıştı.
"Kendine çeki düzen ver kızım. Nasıl bir depresyon yaşıyorsun çözemedim ama sana verdiğim süre doluyor. Kendini düzelteceksin, bozduğun düzenimize geri döneceğiz."
Bana süre vermişti?
Beyefendi, bana kendimi toparlamam için lütfetmişti, öyle mi? Bu şekilde konuşamazdık çünkü söylediği her şeyle onu parçalayasım geliyordu.
"Sen delirmişsin. Bak ciddi söylüyorum Emir. Bizim bozulan düzenimiz yok ki. Bitirdiğimiz bir durum var. Her arkadaşlığın bir ömrü olabilir; bizimki de bu kadarmış."
Cümlemin sonunda, "Kes!" diye bağırmıştı. Ellerini stresle saçlarından geçirip bana işaret parmağını sallamıştı.
"Biraz daha, biraz daha var sabrım, Balın. Sana biraz daha müsaade edeceğim; içinde her ne yaşıyorsan toparlanman için ama sonra bu dediklerinin hesabını sormayacağımı sanma."
Ben ne diyordum, o ne diyordu.
"Bitti mi?"
Onunla iletişim kuramıyorduk. Dediklerini düşünecektim ama sonra.
Hakan'ın yanına gitmem lazımdı. Çocuk suçsuz yere dayak yemişti resmen.
"Bitti."
Arkamı dönmüştüm ve kapıyı açmıştım ama aynı anda yanımda bitmişti.
"Onun yanına gitmeyeceksin."
Onu dinlemeyeceğimi göstermek için sırıtmıştım.
"İzle bak, nasıl gidiyorum."
Ve o gün Emir ilk defa kurdunun baskınlığına teslim olmuş, göz harelerinde kırmızılık belirirken üzerime feromonlarını salmıştı. Beni durdurmak için feromon kullanıyordu. Soluduğum kahve kokusu beni durdurup yere çöktürmeli ve alfamın isteğine uymaya zorlamalıydı. Kendine geldiği an bu yaptığından bin pişman olacağını biliyordum ama şu an onu yöneten kurduydu ve önemli olan benim lafını dinlememdi.
Ama sorun şuydu ki ben soluduğum bu yakıcı feromondan etkilenmemiştim.
Onun ve kurdunun afallamış bakışlarıyla dışarı çıkmış ve revire gitmiştim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18