15. bölüm / 37
Mührüm ( omegaverse )Mührüm 14
Bölümler 37Şu an: Mührüm 14
- 1 Mührüm 1383 kelime
- 2 Mührüm 2900 kelime
- 3 Mührüm 31.054 kelime
- 4 Mührüm 4774 kelime
- 5 Mührüm 5681 kelime
- 6 Mührüm 61.100 kelime
- 7 Mührüm 71.211 kelime
- 8 Mührüm 81.088 kelime
- 9 Mührüm 91.495 kelime
- 10 Mührüm 10773 kelime
- 11 Mührüm 11912 kelime
- 12 Mührüm 12771 kelime
- 13 Mührüm 13763 kelime
- 14 Mührüm 14903 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Mührüm 151.131 kelime
- 16 Mührüm 16549 kelime
- 17 Mührüm 17884 kelime
- 18 Mührüm 18693 kelime
- 19 Mührüm 19814 kelime
- 20 Mührüm 201.257 kelime
- 21 Mührüm 211.035 kelime
- 22 Mührüm 22809 kelime
- 23 Mührüm 23577 kelime
- 24 Mührüm 24648 kelime
- 25 Mührüm 25788 kelime
- 26 Mührüm 26665 kelime
- 27 Mührüm 27580 kelime
- 28 Mührüm 28836 kelime
- 29 Mührüm 29610 kelime
- 30 Mührüm 301.389 kelime
- 31 Mührüm 31646 kelime
- 32 Mührüm 32706 kelime
- 33 Mührüm 33630 kelime
- 34 Mührüm 34630 kelime
- 35 Mührüm 35772 kelime
- 36 Mührüm 36756 kelime
- 37 Mührüm 37795 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu kurdu hayatımda hiç görmemiştim. Ama sahibini yakından tanıyordum. Etrafa yanık kahve kokuları saçan bu öfkeli, gri, büyük kurt; benim eşim Emir'di.
Onun kurdunu görmemle girdiğim şoktan, kurdun Gökhan abiye hırlamasıyla çıkmıştım. Baskın alfa olan Emir'in kurdu, deltaya, yani abisi Gökhan'a hırlıyordu.
Bu kavga demekti.
Olmazdı. İzin veremezdim.
Deltanın yenilebileceği bir kurt bulunmuyordu. Bu, şu demekti: Eğer şu an Emir'in hırıltısına delta olarak karşılık verirse ikisi bir kavgaya girecek ve birinin boğazını diğeri parçalayana kadar devam edecekti.
Emir'in ölümünü izleyemezdim.
Eşimin ölümünü izlememek için deltanın sinirlenen kurdunu sakinleştirmeliydim. Bunun için deltanın parıldayan gözlerindeki bakışı kendime çekmek istemiştim. Gökhan abinin kolunu tutup kendime çevirmeye çalışmıştım.
"Gökhan abi, kendinde değil o. Biliyorsun, değil mi?" demiştim telaşla.
Kolunu tutmak ise yanlış bir seçim olacak ki gri kurt sert bir kükreme bırakmıştı etrafa. Onun kolunu tutmam, karşımdaki kurdu daha da öfkelendiriyor ve ilkelleştiriyordu.
Muhtemelen Emir'in kurdu, karşısındaki aylardır görmediği abisini tanıyamıyor ve normalde canını vereceği adamın canını almak istiyordu. Çünkü kendi bölgesine, yani eşine yaklaşılmıştı.
Elimdeki kolu bir anda bırakıp Gökhan abinin cevap alamadığım bedeninden kendimi çekmiş ve bize hırlayarak bakan kurda doğru bir adım atmıştım.
Kurdun gösterdiği sivri dişleri biraz kapanır gibi olunca, ilk defa bir şeye cesaret etmiş ve yanına yaklaşmıştım. Bir iki adım atmamla hırlaması kaybolup üstüme doğru atılmış ve beni yere devirmişti.
Sürekli boynumu kokluyor ve burnuyla, kıyafetler arasında gizlenen feromon bezimi açmam için beni dürtüyordu.
"Kalk üstümden!" diye bağırmıştım şaşkınlığım geçince.
Beni yere devirmişti, bu manyak kurt! İnanamıyordum!
Üstümden kalkmamış ve birkaç kez daha kıyafetler üstünden çikolata aroması salgılayan kokumu içine çekmişti. Sonra üstümden çekilirken, çiçek izimin olduğu açık koluma yaklaşmış ve o dakika deltanın feromonlarını izimin üstünden almış olacak ki deltaya dönüp öfkeyle hırlamıştı.
Gökhan abi hâlâ kendini tutmaya çalışıyor ve bizi izliyordu.
Ben oturur pozisyona geçerken kolumu kendime çekecektim ki Emir'in kurdu bana tekrar hırlamış ve kolumu kafasıyla kendine çekerek izimin üstünü yalamaya başlamıştı.
Deltanın yaptığının aksine her tarafını yemek ister gibi davranınca korkup geri çekilmeye çalışmıştım. Emir'in kurdu ise sakinleşmiş bir hâlde bana bakmıştı. Sanırım izimin üstünde yer alan başka bir kurda dair feromon geçtiği için, tehlikeyi ortadan kalkmış olarak algılamıştı.
"Sen, benim eşim olduğunu biliyor musun?" demiştim kurda garip garip bakarken.
Az önce yaşanılan her şey benim için çok korkunç ve ütopik gelmişti. Emir'in kurduyla tanışmak, aylardır görmediğim Gökhan abinin tüm olaylarımıza burnunu sokup deltasını ortaya çıkarması... Bunlar asla beklemediğim şeylerdi.
Tek iyi tarafı ise aylardır çektiğim acıyı yanlış yorumlamamış olmamdı. Benim eşim gerçekten de çocukluk arkadaşım, ilk aşkım olan Emir'di.
Kurt sorduğum soruya cevap vermemiş, dümdüz bakmıştı.
Bu sefer başka birkaç soru yönelterek, "Emir bile bile mi dönüştü? Yani beni hissetti, değil mi? İzi çıktı mı?" demiştim heyecanla.
Kurt hâlâ bana dümdüz bakmaya devam ediyordu.
Gökhan abi söze girip, "Balın, kurt zorla dönüşmüş. Emir'in haberi yok." demişti.
Hayallerim parçalanırken tüm kırıklarının her yanıma battığını hissediyordum.
"Nereden biliyorsun?" demiştim inkâr etmek isteyerek.
Belki yanlış biliyordu? Belki haberi vardı, beni kaybetmekten korktuğu için dönüşüp yanıma gelmişti, belki? Belki, belki...
"Sen ya da bir başkası yapamaz ama ben yapabilirim. Deltam, kurt hâliyle onunla konuşabilir." demiş ve Emir'in kurduyla göz göze gelirken, "Emir'in hiçbir şeyden haberi yok. İziniz konusunda bilgim yok ancak kurt, insan bedenini ele geçirdiğini söylüyor. Senin için. Yani eşi için." demişti.
Umutlarım duyduklarımla sönmüş ve harap hâlde kurda ve deltaya bakmıştım.
Üzgün bir şekilde önüme dönerken, "Ama benim kafamda bir şeyler netleşti. Eve dönebiliriz." demişti.
Başımı sallarken kafasıyla işaret ettiğinde ilerlemeye başlamıştık ki kurdun da bizi takip ettiğini ve Emir'in bedenine kendini teslim etmediğini görmüştüm.
"Abi, Emir ne olacak?" demiştim Gökhan abiye.
"Bir şey olmayacak, Balın. Kurt ani bir güçle onun bedenini ele geçirdiği için Emir muhtemelen baygın. Eve dönünce kurdu dönüşmesi için zorlayacağım, merak etme." demişti.
O dakikadan sonra biz önde ve Emir'in kurdu arkamızda sakin bir şekilde korulukta yürüyerek evlerimizin bahçesine ulaşmıştık.
Onlar kendi evlerine giderken son kez dönüp kurda bakmıştım, acı bir şekilde.
Kurt, bakışımla beraber benim peşime düşerken Gökhan abi delta sesiyle emir vermiş ve içeri sokmuştu onu.
Ben de kimseye belli etmeden odama çıkıp yatağıma yatmış ve mental olarak yaşadığım yorgunlukla saatlerce uyumuştum.
Saatler sonra art arda gelen mesaj sesiyle uyanmıştım.
"Balın, ben Gökhan abin. Acilen bize gelmen gerek, hızlı ol." temalı birçok mesaj vardı.
Emir'e bir şey mi oldu, kurdu mu sıkıntı çıkardı diye düşünerek hemen yüzümü yıkamış ve izimi kapatacak siyah üst ve ona uygun bir pantolon geçirip aceleyle karşı daireye adımlamıştım.
Kapıda bu sefer korumalar vardı ve çok fazlaydı. Üstelik evin önü de hayli kalabalık duruyordu.
Merakla eve adımladığımda korumalar benim kimliğimi teyit edip içeri almışlardı.
İçeride basın mensupları ve aile üyeleri bulunuyorken Gökhan abi ciddi bir tavır takınmış bir şekilde, takım elbisesiyle kameraya dönük bir şeyler anlatıyordu.
Etraftaki herkes oldukça özenli giyinmiş ve adeta süslenmişti. Kenarda oturan Emir de dâhil olmak üzere herkes için önemli bir gece olduğu çok açıktı.
Ben giydiğim siyah günlük kıyafetlerim ve aceleyle yaptığım topuzumla asla buraya ait gözükmüyordum. Üstelik kameraman dâhil olmak üzere, benim alamadığım ama kızgınlıkta olduğumu belli eden feromonlarımı alıyor ve bana gizliden bakmaya çalışıyorlardı.
Beni ilk fark eden Emir olmuş ve kaş çatmıştı. Niye burada olduğuma anlam verememişti. Açıkçası ben de anlam veremiyordum, ne işim vardı benim burada?
Emir iyi gözüküyordu.
Ne diye çağırılmıştım?
Gökhan abi konuşmasına ara verirken ayakta, kenarda duran beni görmüş ve büyük bir gülümseme takınarak bana bakmıştı. Ayağa kalkıp yanıma adımlarken içerideki kameraman da aynı şekilde kamerayı ona göre hareket ettiriyordu.
"Sonunda herkesin beklediği ve artık saklamak istemediğim kişiyi tanıtmak istiyorum. Sevgili eşim, Balın." demiş ve kollarını belime dolayarak bana tebessümle bakmıştı.
Ne diyordu o?
Neyiydim onun?
Bölüm etkileşimi
