Mührüm ( omegaverse ) kitap kapağı

2. bölüm / 37

Mührüm 2

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: Mührüm 2

"Ruh eşim, Emir."

Melis ilk olarak afallamış sonra gülmüştü.

"Şakayı bırak, kim olduğunu söyle artık hadi."

Sustum ona bakarken. İnanmıyordu tabii ki.

Haklıydı da.

Emir'in ilk kızgınlığı liseye başladığımız yıl olmuştu ve baskın alfaydı. Biz o zamandan bu yana defalarca sarılmıştık.

Çiçeklerimiz o zaman çıkmalıydı, ama çıkmamıştı. Benim sessizliğimle Melis'in yüzündeki gülümseme solmuş, "Ciddisin.." demişti. Sonra tekrar üstüme gelip boynuma sarılmış ve geri çekilirken alınmış bir gülümsemeyle yüzüme bakmıştı.

"Aşk olsun ikinize de, nasıl sakladınız bunu aylardır? Üstelik Emir hala.." Lafını kestim.

"Saklamadık, çünkü çiçekler yalnız bende çıktı." İşte saçmalık buradaydı. Ruh eşleri karşılaştıklarında, ilk temaslarında ikisinin de temas ettiği yerde çıkardı. Ve bilirlerdi ömürlerinin mühürlendiğini.

"Nasıl ya?.." Kafası karışmıştı. "Kızım düzgün anlatsana şunu, duygudan duyguya geçirdin beni nasıl sadece sende?" Yüzümü aynaya çevirip bozulmamasına rağmen saçımı düzeltmeye çalışmıştım.

"Nasıl diyorum Balın, anlatsana şunu!" Beni kendisine çevirmişti ama artık ben de sinirlenmeye başlıyordum.

"Öyle işte. Ne duyduysan o. Bilmiyorum niye böyle, niye bir tek bende çıktı. Ne zaman çıktı, bilmiyorum. Bir sabah bileğim kaşındı bir baktım, sürpriz! Ruh eşimi bulmuşum."

"Ee, o zaman nerden biliyorsun Emir olduğunu? Belki başka birisi, belki.." Artık dayanamamıştım.

"Çünkü yanıyor! O başkasına her dokunduğunda, her öptüğünde yanıyor Melis. Anlıyor musun? Çok acıyor ya çok!"

Gözlerim dolmuştu ve sesim yükselmişti.

Durdum. Durdu.

Dışarıda ses yoktu ama yine de biri duyarsa diye tedirgin olmuştum. Gözlerimi tavana dikip yaşların düşmemesi için çabalarken, derin nefes aldım.

"Bunu sonra konuşalım, tamam mı? Ders başladı, geç kaldık." Melis bana bakıyordu içi acıyarak. Güzel arkadaşım, dışarıdan ters ve soğuk biri gibi görünse de bana asla kıyamazdı. Elimi tutmuştu ve sıkmıştı.

Biz tuvaletten çıkıp sınıfın kapısına gelince, kapıyı tıklatmadan ona döndüm.

"Lütfen şimdilik unut bunu, kimse bilmesin." Demiştim.

"Merak etme." Diye mırıldandı ve içeri girdik.

Henüz hoca yeni girmişti bize bakmadan yoklama defterini doldurmaya devam etti. Yerimize geçerken Sedat'ın telefondan Emir'le önündeki Uğur'a bir şey göstererek güldüğünü gördüm ama Emir'in kıstığı bakışları içeri giren bizdeydi. Hemen bakışlarımı sırama çevirip oturdum ve kitabımı çıkartıp tahtaya baktım. Melis de yanıma oturmadan Sedat'ın ona da gösterdiği şeye gülümsedi ama oturup benim gibi önüne bakmaya başladı. Bir şeylerin olduğunu çok belli ediyorduk.

Toparlanmamız lazımdı.

Dersler geçip çıkış zamanına geldiğimizde, çantamı koluma asarken ayaklandım. Melis elime dokunup bir bakış attı. Konuşacaktık.

Gözlerimi kapatıp, derin bir nefes alıp sınıftan çıkmaya hazırlanırken önüme çıkan Uğur elini omzuma sardı.

"Nereye gidiyoruz havucum?"

Uğur gördüğüm en tatlı betaydı. Sırf havuç seviyorum diye havucum diyordu bana. Melis'in ikizi olması bir kenara, çocukluktan bu yana hep neşeli hep kendi makarasında takılırdı. Melis her daim somurtur ve her şeye söylenir, Uğur ise her durumda eğlenecek bir şeyler bulurdu. Boyları, huyları, kurtlarının cinsiyetlerinin farkı bu kadar uçken kimse onları tanımadan ikiz olduklarına ikna olmazdı.

"Çek şu toynaklarını, biz biraz dolaşacağız Balın'ımla." Dedi Melis. Üstümdeki gerginliği bir kenara atmıştım biraz da olsa. Zaten kafamı dağıtmak için bizimkiler her zaman en iyi yoldu. Biz her zaman Melis'le daha yakın olsak da, beşli bir grup olarak çocukluktan bu yana birbirimize sıkı sıkı bağlıydık. Özellikle Emir'le evlerimiz yan yana olduğu, çocuklukta ilk birbirimizle tanıştığımız, ailelerimizin hep yakın dost oluşuyla beraber hep çok iyi anlaşmıştık. Bu seneye dek.

Ben Emir'e çocukluktan bu yana aşıktım ama onu kaybederim korkusuyla, ne belli etmiş ne de umut etmiştim. Bir süre sonra sadece arkadaşı olmaya alışmıştım da. Zaten hep iki yakın arkadaştık biz; oyunlarımız, derslerimiz, gülüşlerimiz, ağlayışlarımız hep beraberdi.

Ve bu yetiyordu.

Ama çiçeklerimle -yalnız kalmış çiçek izlerimle- beraber bu yılın başında keskin bir sınır çizmiştim. Emir'le mümkün olduğunca konuşmuyor, aynı ortamda bulunmuyor eskisi gibi ona takılıp vakit geçirmiyordum. Canım yanıyordu.

Onun sadece beni görmeyişi değil; gördüğü, konuştuğu ve görüştüğü kızlar artık sadece kalbimi de değil; bileğimdeki ruh eşi izlerimi yakıyordu.

Maalesef ki, tek yanan bendim.

Bu yüzden en iyisi hiç konuşmamak, görüşmemekti. İlk başlarda, zordu. Yan yana evlerimiz, aynı sınıfımız ve ortak arkadaş grubumuz varken, her anımız beraberdi. Bu yüzden sabah erkenden -onsuz- okula gitmeye başlamış, okuldan sonra birkaç kursa yazılmış ve onu görmeyecek şekilde ayarlamıştım. Artık evine çok nadir gidiyor, o geldiğinde ise uyuyor veya bir şeylerle uğraşıyor gibi davranıyordum.

Grubumuzdan ise kendimi sıyırmaya başlamışken, Melis fark ettiği andan itibaren yanımda olup Emir ve diğerleriyle aramda bir köprü olmuştu. Hep bir şekilde benim ve onlarla arasında bir yolu bulup iletişimi sağlıyordu.

Tabii ki bu durumu fark ettikleri anda ne olduğunu anlamak ve eski halimize gelmek için uğraşmışlardı ama ben kendimi kapatmıştım. Çünkü çaresizdim. Çünkü korkuyordum. Ve çünkü, hiçbir kadim kitapta benim durumumla ilgili bilgi yoktu. Çok araştırmıştım, çok kişilere gizliden sormuş bir yol aramıştım; bir neden bulmak için uğraşmıştım. Ama yoktu.

Yoktu.

Bu yüzden ne Emir'e ne de diğerlerine ne olduğunu açıklayamazdım. En iyisi susmaktı.

Ve Emir.. Asla anlamamıştı. Defalarca sormuş, birkaç kez de beni konuşturmak için kızdırmaya çalışarak, kışkırtmıştı. Boşunaydı. Emir ona ikimizin durumunu anlatsam da, inanmazdı. Ben onun inanmayışına, çiçeklerime edeceği tek cümleye dayanamazdım. İhtimalinde bile içim çekiliyordu.

Ki sonunda pes etmişti. Herkese takındığı soğuk alfa tavrını artık bende de görüyordum. Onun için, herkes gibi olmuştum.

Herhangi biri gibi.

Kolumda bir tutuş hissettim ve yan döndüğümde Emir'in tuttuğunu gördüm.

"Murat amcaya götüreceğim Balın'ı. Sonra gidersiniz." Dedi Emir Melis'e ifadesiz bir şekilde bakarak. Beni önüne katıp ilerletirken Melis'in, "Biz geçerdik beraber.." dediğini duydum ama Emir, beni de tuttuğu kolumla ilerletirken, "Sonra, dedim." Dedi.

Arkamdaki Melis'e 'sorun yok' anlamında gözlerimi kapatıp açtım ve önüme dönüp Emir'le ilerlerken kolumu onun tutuşundan hafifçe kurtardım. Tıslar gibi soluk verdiğini duysam da bakmadım.

Beraber okuldan çıkıp, arabasının yanına geldiğimizde onun sürücü koltuğunu sert bir şekilde açıp binmesiyle ben de binmiştim.

Sinirliydi ve anlaşılan, zor bir yolculuk olacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

58okunma 12beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…