35. bölüm / 37
Mührüm ( omegaverse )Mührüm 34
Bölümler 37Şu an: Mührüm 34
- 1 Mührüm 1383 kelime
- 2 Mührüm 2900 kelime
- 3 Mührüm 31.054 kelime
- 4 Mührüm 4774 kelime
- 5 Mührüm 5681 kelime
- 6 Mührüm 61.100 kelime
- 7 Mührüm 71.211 kelime
- 8 Mührüm 81.088 kelime
- 9 Mührüm 91.495 kelime
- 10 Mührüm 10773 kelime
- 11 Mührüm 11912 kelime
- 12 Mührüm 12771 kelime
- 13 Mührüm 13763 kelime
- 14 Mührüm 14903 kelime
- 15 Mührüm 151.131 kelime
- 16 Mührüm 16549 kelime
- 17 Mührüm 17884 kelime
- 18 Mührüm 18693 kelime
- 19 Mührüm 19814 kelime
- 20 Mührüm 201.257 kelime
- 21 Mührüm 211.035 kelime
- 22 Mührüm 22809 kelime
- 23 Mührüm 23577 kelime
- 24 Mührüm 24648 kelime
- 25 Mührüm 25788 kelime
- 26 Mührüm 26665 kelime
- 27 Mührüm 27580 kelime
- 28 Mührüm 28836 kelime
- 29 Mührüm 29610 kelime
- 30 Mührüm 301.389 kelime
- 31 Mührüm 31646 kelime
- 32 Mührüm 32706 kelime
- 33 Mührüm 33630 kelime
- 34 Mührüm 34630 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 Mührüm 35772 kelime
- 36 Mührüm 36756 kelime
- 37 Mührüm 37795 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İçtiği çaydan dolayı mayışan Balın, ne kadar dirense de yol uzadıkça ve zaman ilerledikçe göz kapaklarının ağırlaşmasına engel olamamıştı.
Emir, bir yandan bağ evinin yolunda çok kısık bir şekilde açtığı radyoda çalan müziği dinliyor, bir yandan ara ara yan tarafına bakıyor ve dalıp uyuyakalan ruh eşini izliyordu.
Hayatının şu aşaması onun için bulunmaz bir nimet gibiydi. Ruh eşini bulmuştu, o kişi senelerdir canı bildiği arkadaşı Balın’dı. Şimdi kafalarını dinlemek ve aralarında olan her şeyi netleştirmek için bağ evlerine gideceklerdi.
Orada Balın’la arasındaki tüm buzları eritmek istiyordu, Emir. Abisiyle yaptıkları saçmalıkları ruh eşinden dinleyecek, tüm bu yaşanan kendince kötü olan süreci unutacaktı. Balın’ın abisiyle olan tüm anılarını hem kendisinin hem de Balın’ın hafızasından silme niyeti vardı.
Sonunda bağ evine geldiklerinde arabadan inmiş ve kararan havaya bakmıştı. Ardından Balın’ın olduğu tarafa geçip kapısını yavaşça açmış, kızın derin bir uykuda olan hâline içi giderek bakmıştı. Oldukça sessiz bir şekilde kızın emniyet kemeriyle bağladığı bileklerini çözmüş, bağladığı yerlere dudaklarını bastırmıştı. Canını acıttığını düşünmese de kızı bağlamak hiç hoşuna gitmemişti.
O bileklerdeki çiçeklerin izlerini hafiften görmüş ancak etraf karardığı için tam seçememişti. Sabırsızlanıyordu o çiçeklere dokunmak için. Bu yüzden kızın uykuda yana doğru devrilmeye yüz tutan bedenini kendine yaslamış ve bir elini bacaklarının arkasından, diğer elini sırtından geçirerek kızı kucaklamıştı. Arabanın kapısını kapatıp karanlıkta eve doğru ilerlemeye başlamıştı.
Gelmeden önce arayıp birkaç kişiye haber vermiş ve eve takviye besin göndertip tüm sigortaları kontrol ettirmiş, açtırmıştı. Şimdi kızı kendine yaslayıp anahtarı çıkarmış ve karanlık evde ışıkları yaka yaka kendi yatak odasına götürmüştü ancak odanın ışığını yakmamıştı.
Yatağa yatırdığı anda kız anında olduğu yerde içe doğru kendini büzmüş ve alt dudağını hafifçe sarkıtarak uykusunu derinleştirmişti.
Emir ve içindeki alfası, ruh eşlerinin bu masum görüntüsüne hayran olmuş ve kızın istemsiz salgıladığı çikolata aromalı feromonlarını derin derin solumuştu. Emir’in eli kızın saçlarına gidip tüy hafifliğinde okşamıştı. Eli saçlarından kayıp kızın bileğini çok yavaşça sıyırmış ve açığa çıkan çiçeklere bakmıştı. Parmak uçlarıyla okşadığı çiçekler içindeki kurdun hırıldamasına sebep oluyor ve kafasında bir ses sürekli, “Benim! Benim eşim!” diye konuşuyordu. Bu sesin alfa kurduna ait olduğuna emindi Emir.
Ancak kız uyusa da uyanık da olsa içindeki alfa kurt, kızın omega kurduna seslenip karşılık alamıyordu. Bu da Emir’in saatlerdir içini sıkan bir konuydu. Yine de o bileğe, çiçek izlerinin üzerine kapattığı avucuyla dakikalar boyunca kızın huzurlu nefes seslerini dinlemiş, uyuyan hâlini izlemişti. Geç saatlere geldiğinde ise Emir de oturarak yaslandığı duvarda yanındaki Balın’ı izlerken uyuyakalmıştı.
Balın saatler sonra susuzluk hissiyle uyandığında etraftaki karanlıktan nerede olduğunu anlayamamıştı. Ancak tepesinde oturur vaziyette uyuyan ve bileğindeki çiçekleri tutan el, nerede olduğunu bilmese de kimin onu bu yere getirdiğini çok net bir şekilde gösteriyordu.
Balın, bileğini kendine çekmiş ve yatakta doğrulup karanlıkta ilerlemişti. Koridorun açık ışığıyla birlikte önce boğazındaki kuruluğu gidermek için mutfaktan bir pet şişede su bulup içmiş, ardından hemen kapıya doğru yönelip açmak için kapı kolunu aşağı itmişti.
Açılmıyordu.
Birkaç kez daha denemişti ancak açılmıyordu.
“Balım, sabahı bekleyemedin mi kaçmayı denemek için?” diyen sesi duyduğunda iç çekip, “Hih!” diye bir ses çıkartmış, ardından korkuyla arkasını döndüğünde koridordaki kapının pervazına yaslı onu izleyen bedenle karşılaşmıştı.
Emir’in uykulu bakan gözleri, tek omzunu yaslayıp onu izleyen güzel bakışları pek de tanıdık değildi Balın için.
“Kapıyı aç, gideceğim ben, Emir,” demişti Balın da uykulu bir şekilde.
“Olmaz, güzelim,” demişti Emir, bakışlarındaki yumuşaklığı kaybetmeden.
“Emir! Ben seninle burada kalmak istemiyorum, ayrıca konuşacak hiçbir şeyimiz yok bizim. Saçmalama ve aç şu kapıyı!” demişti Balın, çattığı kaşlarıyla.
“Açmayacağım. O kapı yalnızca sen çiçeklerini işaretlememe izin verdiğinde açılacak,” demişti Emir’in uykudan arınmaya başlayan gözleri kararlılıkla parlarken.
“Beni sonsuza kadar burada tutamazsın!” demişti Balın dehşetle.
“Seninle sonsuzluk... Kulağa fena gelmiyor,” demişti Emir, yaslandığı pervazdan bedenini ayırıp kıza doğru adımlamaya başlarken. “Ama sonsuzluğa gerek yok. Her kızgınlığın ilk seferki gibi yuva kurma isteği ile geçmeyecek. Biliyorsun, sen ne kadar inkâr etsen de senin benden esirgediğin benim minik omegam, içine bir düğüm koymam için yalvaracak.”
Bölüm etkileşimi
