23. bölüm / 37
Mührüm ( omegaverse )Mührüm 22
Bölümler 37Şu an: Mührüm 22
- 1 Mührüm 1383 kelime
- 2 Mührüm 2900 kelime
- 3 Mührüm 31.054 kelime
- 4 Mührüm 4774 kelime
- 5 Mührüm 5681 kelime
- 6 Mührüm 61.100 kelime
- 7 Mührüm 71.211 kelime
- 8 Mührüm 81.088 kelime
- 9 Mührüm 91.495 kelime
- 10 Mührüm 10773 kelime
- 11 Mührüm 11912 kelime
- 12 Mührüm 12771 kelime
- 13 Mührüm 13763 kelime
- 14 Mührüm 14903 kelime
- 15 Mührüm 151.131 kelime
- 16 Mührüm 16549 kelime
- 17 Mührüm 17884 kelime
- 18 Mührüm 18693 kelime
- 19 Mührüm 19814 kelime
- 20 Mührüm 201.257 kelime
- 21 Mührüm 211.035 kelime
- 22 Mührüm 22809 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 Mührüm 23577 kelime
- 24 Mührüm 24648 kelime
- 25 Mührüm 25788 kelime
- 26 Mührüm 26665 kelime
- 27 Mührüm 27580 kelime
- 28 Mührüm 28836 kelime
- 29 Mührüm 29610 kelime
- 30 Mührüm 301.389 kelime
- 31 Mührüm 31646 kelime
- 32 Mührüm 32706 kelime
- 33 Mührüm 33630 kelime
- 34 Mührüm 34630 kelime
- 35 Mührüm 35772 kelime
- 36 Mührüm 36756 kelime
- 37 Mührüm 37795 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aradan on gün geçmişti.
Benim kızgınlığımın bittiği ve gidip çiçeklerimizin mühürlendiğini öğrendiğimiz günün üzerinden tam on gün geçmişti.
Bu süreçte Gökhan’ı çok sık görmemiştim; arada ailenin akşam yemeklerine katılıyordum sadece. Bu yemekler gergin geçiyordu çünkü Emir, bizim en ufak bir hareketimiz ya da gülümsememizde ters tepkiler veriyordu.
Okula devam ediyordum ancak herkes tarafından deltanın eşi olduğum duyurulmuştu. Daha sonradan buradan nasıl dönecektik bilmiyordum çünkü bağlarımızı mühürleyen büyüyü bozmak için son hızla delta vitayı arıyordu.
Ben ise... Aynı şekildeydim.
Emir ve Beyza ayrılmıştı. Bunu duyduğumda bir şok dalgası vücuduma yayılsa da gerçekten ayrılmışlardı ve Beyza inatla konuşup barışmak için sürekli sınıfa geliyordu.
Şoku yaşadığım sıralarda okula dönüp Melis’e geçen süreçte neler olduğunu özet geçtiğimde, olaylar yaşanırken ona haber vermediğim için beni bir miktar haşlamıştı. Ancak günler içinde bana kızgınlığı geçmiş ve deltanın eşi olmamı Emir’e karşı son sürat bir koz olarak kullanmaya başlamıştı.
Okuldan sonra hep birlikte eski günlerdeki gibi Emir’lere gelmiştik. Artık “Gelememe” gibi bahaneler de üretemiyordum çünkü tüm bahanelerim Emir’in annesi ve kendi annemin kulağına gidiyordu.
Ailem...
Ailem tüm bu olanları ilk olarak medyadan öğrendiği için çok kızmışlardı. Onlara güvenmediğimi iddia edip uzun uzun konuşmuşlardı ancak araya giren kızgınlıktan bahsetmiş ve her şeyin bir anda geliştiğini onlara anlatarak gönüllerini almıştım.
Aslında deltayla birlikte herkesi kandırdığımızı, eş olmadığımızı söylediğimizde bize söyleyecekleri şeyleri ve yaşayacakları hayal kırıklığını tahmin edemiyordum.
Acaba hemen peşine, “Üzülmeyin! Deltayla değilse de kardeşiyle eşim aslında! Ama çiçekler bir tek bende çıktı... Olsun, iyi tarafından bakalım,” diyerek herkesi şoka soksam, ne olurdu ki?
Düşüncelerimin gittiği yol tamamıyla bir saçmalığa bağlanıyordu. Onu da geldiğimden bu yana içtiğim alkole bağlıyordum.
Uğur her zamanki gibi bir gevşeklikle benim deltayla olan ya da olmayan ilişkime laf atıp duruyordu.
“Balın...” demişti Uğur, yardımcı abla atıştırma tabaklarını getirirken. “Siz deltayla çiçeklerinizi ne zaman işaretleyeceksiniz?”
Bu soruyu alenen sorması beni çok utandırmıştı. Çünkü biz kurtlarda çiçeklerin işaretlenmesi bir nevi evlilik gibi bir şeye karşılık gelirdi. Yalnızca sevişme sırasında, baskın türün pasif türdeki çiçekleri ısırmasıyla ortaya çıkar ve ikisinin bağını sonsuza dek birbirleri için geçerli kılardı. Evlilik, biz kurt türlerinde yalnızca betalarda kıymetli görülürdü çünkü beta ısırığının diğer türlerde olduğu gibi işaretleme gibi bir durumu yoktu.
Uğur, aldığı alkol miktarıyla beraber kafasını uçurmuş ve tam bir boşboğazlıkla dolaylı yoldan deltayla ne zaman sevişip evleneceğimi sormuştu bana.
Gözüm istemsizce çaprazımda oturan Emir’e kaydığında sol bacağını titrettiğini ve elindeki içkiyi diklediğini görmüştüm. Yüz hatları oldukça kasılıydı.
Ben ona baktığım sırada o da bana bakmıştı.
Sanki cevap vereceğimi hisseder gibi atılmış ve, “Ne alaka şu an, Uğur? Daha kaç yaşında bu kız? Yok işaretleme ya da her ne sikse!” diye yükselmişti bir anda.
Melis, tam bir sinsilikle kardeşinin aksine bile bile Emir’i köpürtmeyi seçmiş ve, “Doğru diyorsun, kankim. Şu an ne çiçekleri işaretlemesi durduk yere? Önce benim güzel arkadaşımın evliliğini planlamalıyız, gelinlik falan seçeceğiz, sonra onlar artık balayında şey ederler o işi...” diyerek bana göz kırpmış ve kanepeler dizilmiş tabağa uzanmıştı.
Emir’in etrafa yaydığı yanık kahve kokusuyla yediği kanepe boğazında kalmış ve Sedat sırtına vurmak durumunda kalmıştı ama hepimiz alenen rahatsız olmuş ve Emir’e bakmaya başlamıştık.
“Bir daha...” demişti eli bacak bacak üstüne atıp yayıldığı bacağında, yumruğu sıkılı hâlde dururken. “Bir daha Balın ya da abimle alakalı bir cümle duymayacağım. Hepinizin kalbini kırarım. Anladınız mı?” demişti alfanın ses tonunu kullanırken.
Hepsi sessizce kafa sallarken ben, “Ama...” diye atılmıştım ki, “Balın, kes sesini!” diye bağırmıştı bir anda Emir bana.
Bağırmasını beklemediğim için irkilmiş ve gözlerimdeki bakışlar hayal kırıklığına dönerken bakışlarımı ondan çekmiştim.
Derin bir nefes aldığını duyumsadığım Emir, yerinden kalkıp yanıma gelmiş ve yanıma oturmuştu. Kucağımdaki ellerimi kendi sağ avucunun arasına almış ve bana doğru eğilerek göz göze gelmeye uğraşmıştı.
Ben yana kayıyor ve elimi çekmeye uğraşıyordum. Ancak o da aynı anda yana kayıyor ve elimi bırakmıyordu.
“Özür dilerim, bağırdığım için,” demişti kalın ses tonuna merhamet eklerken.
“Dileme,” demiş ve tekrar kaymıştım kenara ama artık gide gide koltuğun kol koyma kısmına gelmiş ve gidecek yerim kalmamıştı.
Emir bunun keyfiyle beni iyice sıkıştırmış ve başka yere bakan yüzümü, ellerimi tutmayan elindeki işaret ve baş parmağıyla kavrayarak kendine çevirmişti.
Her ne söyleyecekse o saniye unutmuş gibi duruyordu.
Emir, yıllar sonra beni ilk kez arkadaşı, kız kardeşi gibi değil de güzel bir kız, güzel bir kadın gibi görüyordu.
İçimdeki omega kurt, alfasının içinden ona seslenerek yaptığı kura kayıtsız kalmaya çalışıyordu. Ben de çabalıyordum. Ancak yıllardır platonik olduğum adam beni ilk kez görürken mutlu hissetmemem elde değildi.
“Balım...” diye mırıldanmıştı güzel bir ses tonuyla Emir.
Ancak arkamızdan bir kapı sesi duymuş ve hemen akabinde bir korumanın içeri yanımıza gelerek, “Balın Hanım, delta sizi evine bekliyor,” dediğini işitmiştik.
Emir’in güzel bakan hareleri duyduğu sözcüklerle gitgide kararırken elimi aceleyle kendime çekerek sıkıştığım yerden kalkmış ve, “Geliyorum!” demiştim.
Emir de peşimden kalkarak gitmek için iki adım atan bedenimi kolumdan tutarak durdurmuş, “Balın’ım, gitme,” demişti burnundan solurken.
Sesi çok sabırsız ve biraz da acı çeker gibiydi.
Çevrede bizi izleyen arkadaşlarımıza bakmış ve, “Emir, insanlar yanlış anlayacak. Bırak kolumu,” demiş ve bir hışımla kolumu kendime çekip kapıya ilerlemiştim.
Bölüm etkileşimi
