12. bölüm · Mührüm ( omegaverse )

Mührüm 11

Kumsal

N'oluyor burada?"
Sınıf kapısında Ali hocanın sesini duymuştum. Herkes bizim tarafa baktığı için o da bakmış ve kaşlarını çatıp etrafı koklamıştı. Ali hoca yaş almış ve alfa olmasına rağmen yumuşak huylu, anlayışlı bir öğretmendi.
"Kızım, iyi misin?" diyerek yanıma doğru birkaç adım atmıştı.
Kafamı sallayıp, "İyiyim hocam, ben-ben hazırlanayım." demiştim ne yapacağımı bilemediğimden.
Melis de benim eşyalarımı koymama hızlıca yardım etmiş ve zil çalmamasına rağmen Ali hocanın izin vermesiyle okulun binasından çıkmış ve bahçeye adımlamıştık. Derste olduğumuz için koridorda hiç kimse yoktu ama spor salonunun önünde ve bahçenin çevresinde dersi boş olan ya da beden eğitimi olan öğrenciler vardı.
Ve dışarı çıktığım anda hepsinin bakışları bana dönmüştü.
O kadar anlamsızdı ki. Ben feromon kokusu almıyordum. Çikolata falan kokmuyordum. Kurdum cevap vermiyordu ama herkes feromon salgıladığımı, omega olduğumu ve kızgınlığa girdiğimi iddia ediyordu. Ben niye hissetmiyordum?
Kızgınlığa giren bir kurt omegaysa ayakta bile duramaz ve bir alfa ile çiftleşme arzusuyla sıvı salgılar, kıvranırdı. Eğer bu kurt eşini bulmuşsa, eşini kurt haliyle yanına çağırırdı.
Ben ise sadece uykuluydum. Ne bir erkeğe içimde istek vardı ne de koku alıyordum.
Arkamdan çok yüksek bir gürültü duydum ve kolumdan tutularak önüme geçildiğini fark ettim. Emir, nefes nefese kalmış hali ve genişlemiş burun delikleriyle bana bakıyor ve göz bebeklerinde kızıl hareler dolaşıyordu. Sürekli, âşık olduğum koyu göz rengiyle alfanın sahip olduğu kızıl göz rengi yer değiştiriyordu. Gene sinirlenecek bir şey bulmuştu.
"Balın," demişti ama kolumu çekip, "Emir, bırak. Eve gitmem lazım. Sonra konuşuruz." demiş ve ilerlemiştim.
Melis de kolumdaydı ve Emir'in gözlerindeki değişime şaşırdığından bir bana bir ona bakıyordu.
Emir gerimizde kalırken tekrar adım sesi duymuştum ve peşimizden geldiğini fark etmiştim.
Bir anda omuzlarıma bırakılan bir hırka hissettim. Ve burnuma kahve kokusu dolmuştu. Emir hırkasını omuzlarıma örtmüş ve bizimle beraber ilerlemeye başlamıştı.
"Dönün lan önünüze!"
Bir anda çevreye yönelik gür sesiyle bağırmış, bize ya da kontrolsüzce salgıladığım feromonlardan dolayı bana bakanların önüne dönmesini sağlamıştı. Kolunu aniden belime sarıp beni kendine yaslamış ve feromon salgısını arttırmıştı.
Kendi feromonumu alamayan ben, onun feromonuna o kadar duyarlıydım ki zaten açılmamış uykum iyice beni dürtüyordu.
"Balın, omegana uyar; yoksa birileri elimde kalacak!" Dişlerinin arasından kulağıma tıslamıştı.
Ama benim fark ettiğim diğer detay, onun aldığı derin nefeslerdi.
Beni mi kokluyordu o?
"Cevap vermiyor ki." demiştim masum bir sesle.
"Lan, sikecem birini şimdi." demiş ve yüzünü ovuşturup adımlarını hızlandırmıştı. Haliyle ben ve Melis de hızlanmıştık.
"Emir, kes şunu. Tamam, yeterince kapandı Balın'ın kokusu. Zaten hırkanı da örttün üstüne; kimse bakmıyor ona, sakin ol artık." demişti Melis bıkkınlıkla.
Bana güzel gelen ve mayıştıran kahve kokusu onun başını ağrıtıyor ve omegasını sinirlendiriyordu.
"Olmaz, bahçede alfalar var. Ve gözlerini siktiklerim, Balın'a atlayacakmış gibi bakıyorlar." demişti.
Melis sanki topu pas olarak almış ve kaleye giden golcü edasıyla bana yandan sırıtmış ve, "Ee, atlasınlar, ne olacak ki?" demişti.
"Bu kız ilk kızgınlığını yalnız mı geçirecek, bulsun bir yakışıklı işte." diye devam etmişti.
Emir, diline gelen cümleleri yutuyormuş gibi birkaç kez ağzını açmış ama her seferinde dilini ısırıp susmuştu.
Arabanın yanına geldiğimizde bize arka koltuğu açmış, "Arabaya binin, hızlı." demiş ve hemen direksiyona geçmişti. Biz biner binmez gaza basmıştı ve eve doğru ilerlemiştik.
Arabanın içindeki sessizlik, Melis'in Emir'i darlama isteği sayesinde bozulmuştu.
"Beyza'ya açıklama yapsaydın. Yazık bak, ne olduğunu anlamadı bile sen bizim yanımıza gelince." demişti kinayeyle.
Boşuna uğraşıyordu; adam beni kadın olarak bile görmüyordu ki yaptığı kinayeyi anlasındı.
"Bir şey olmaz. Beyza anlayışlıdır." demişti.
Bu dediğine istemsiz gülünce ön aynadan anlık bana bakmıştı. Ben de bakışlarımı kaçırmıştım. Ne kadar anlayışlı olduğunu sarhoş olduğum gün, bağır çağır kavgalarında şahit olmuştum. Ama kızı haksız bulmuyordum maalesef. Onun yerinde olsam ve bir kız için sevgilim bu tip davranışlar sergilese, ben de aynı tepkileri, belki daha fazlasını verirdim.
Emir sözleri ve davranışlarıyla tutarlı biri değildi. Ama kendince normali buydu çünkü çocukluktan bu yana her anına şahit olmuş birkaç kişiden biriydim. İlgisini, sevgisini, özenini yıllarımıza, arkadaşlığımıza bağlıyordu.
Ve buna inanıyordu.
Melis, benim gülmemle beraber sırıtıp, "Tamam, Beyza'yı boşverelim. Sen bu kızın kısmetini niye kapatıyorsun? Astın birden feromon kokan hırkanı kızın omuzlarına, kızgınlığını geçirecek birini nerede bulacak şimdi benim minik Balın'ım?" demişti.
Ben kızgınlığımı geçirecek birini mi arıyordum? Yahu, ben kızgınlığımı hissetmiyordum ki birini arayayım. Zaten her şeyim tersti.
Eşimi bulurdum, eşim beni görmezdi. Çiçeklerimle ruh eşim çıkardı ama ruh eşimde iz çıkmazdı. Kızgınlığa girer, hissetmez ve feromon salgılar ama kendi feromonumu algılayamazdım. Üstelik bebekken birinin nefretini kazanmış ve izimin üstünden mühürlenmiştim.
Başlı başına bozuk bir omegaydım.
Araba ani fren yaptığında biz öne doğru yalpalamışken Emir arkaya hafif dönüp sıktığı çenesiyle konuşmuştu.
"Balın, benim güvenmediğim, onay vermediğim hiçbir kurtla görüşemez. Bu ister alfa, ister beta, isterse omega olsun. Üstelik kızgınlık gibi bu kadar savunmasız kalacağı bir haldeyken..."
Sahte bir gülüşle dudağını ısırmış ve kelimelere bastıra bastıra, "...asla mümkün değil!" demişti.
El frenini indirdiği an Emir'e hızlıca teşekkür edip, Melis ona laf yetiştiremeden onu da kendimle birlikte dışarı çekmiş ve bizim eve girmiştim.
Hızlıca benim odama çıkarken annemlerin evde olmadığını biliyordum. İkisi de işteydi şu an ama gelince ne açıklama yapacağımı düşünmem gerekiyordu.
Odama girip kapıyı kapattığımız an Melis bana dönüp, "Bu gerizekalı sana düpedüz âşık!" demişti.
Ben kendimi yatağıma geri doğru bırakmıştım ve, "Saçmalama, fındığım." demiştim.
Ve aniden doğrulup, "Melis, ben kurdumu hissedemiyorum." demiştim.
"Nasıl?" demiş ve gözlerini büyütmüştü.
"Hissedemiyorum işte, kızgınlığa girmiş gibi de değilim. Yani içimde cinsel istek falan yok. Kokumu da alamıyorum." demiştim endişeyle.
Melis birkaç saniye bana düşünerek bakmış ve aniden aklına bir şey dank etmiş gibi, "Sen büyücünün sana verdiği karışımı içtin mi hiç?" demişti.
Söylediği şeyle kafamda olaylar yerine oturmuştu.
Ben Melis'e suçlulukla bakarken, o karışımın dibini sıyırdığımı ve koskoca kavanozu birkaç gün içinde bitirdiğimi ona nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum.