4. bölüm · Mührüm ( omegaverse )

Mührüm 4

Kumsal

Yemekler yenilmiş, aileler evlere dönerken, biraz kafamız dağılsın diye bizi bırakmışlar ve Emir'le restoranın bar kısmına geçmiştik.

Asla benim fikrim değildi, iki dakika lavaboya gittiğimde çoktan eve gitmişlerdi. İtiraz etmenin de o noktada bir anlamı olmayacaktı.

Bu emrivakinin sebebi annemdi, eminim.

Önceden de çok neşeli bir insan olmasam da, bu kadar depresif bir ruh halim yoktu. En azından eski halime dönmem, arkadaşlarımla yeniden yakınlaşıp tekrar sosyal bir çevre edinmem için bunu ortaya attığına ve babamı da ikna ettiğine emindim. Emir onlara hayır demezdi, ellerinde büyümüştü. Bu yüzden hemen diğerlerine de haber vermiş ve her şey aylar önceki haline dönmüştü.

Ama ben aylar önceki gibi değildim işte, kimse anlamıyordu.

Sonunda herkes gelmiş; Sedat, Uğur ve Melis içkilerini söylemiş, Emir ve bana alkolsüz kokteyl istemişlerdi. Emir alkolü sık tüketmezdi çünkü bizi geri götürecek ehliyeti olan tek kişi oydu. Benim de sevdiğim söylenemezdi zaten, önceki sene on sekizime girdiğimde birkaç kez denemiş, hepsinde midemi ağrıtmıştım.

Ama bu gece önümdeki manzarayı ayık görmek istemiyordum.

Beyza, Emir'in yanına gelmesini bekleyememiş, diğerleriyle beraber bulunduğumuz yere gelmişti. Geldiğinden beri Emir'e gözleri parlayarak bir şeyler anlatıyor, Emir de onu arada dinliyor, arada Uğur ve Sedat'la konuşuyordu. Ben bardaki dans edenlere bakıyordum, Melis de bana bakıyordu.

Canım arkadaşım, eminim şu anki durumumu içi içini yiyerek izliyordu.

Etrafa çaktırmak istemiyordum ama tetikteydim. Ve beklediğim ilk hamle gelmişti. Çiçeklerimde iğne batarmış gibi bir acı hissetmiş ve anlık onların tarafına baktığımda, Emir'in Beyza'nın saçını kulağına sıkıştırırken bir şeyler söylediğini görmüştüm. Yutkunup, gelen garsona gözümü dikerken acaba taksi mi çağırsam diye düşünüyordum, görmezsem belki daha rahat olurdum.

Sinirden gülesim geliyordu, daha rahat acı çekebilmek için bulunduğum yerden gitmek istiyordum resmen.

Herkesin önüne içeceğini koyup giderken yanımdaki Uğur içkisine uzandı. Dudaklarına götürmek için kaldırdığında ani bir şekilde kolumu koluna dolayıp kadehini aldım ve şaşkın bakışlarıyla dikledim. Yarısını anca içebilmişken, yuttuğum an yüzümü buruşturup titredim.

İğrençti!

Uğur aceleyle limon alıp elime tutuştururken, "Kız havuç, n'aptın?" demişti.

"İçkini içtim," dedim, boğazım hâlâ yanarken. Kafamı omzuna yaslayıp, "Kızdın mı?" dedim.

Uğur gamzesini gösterip güldü ve kolunu kaldırıp beni kendine yaslarken, "Çok," dedi uzatır şekilde ve beraber güldük.

Uğur; Sedat ve Melis'le konuşuyor, arada Emir de lafa katılıyordu. Sevgilisinin sesi yoktu. Tekrar onlar tarafına bakmadığım için Beyza gitti mi, duruyor mu bilmiyordum ama umursamıyordum, sanırım. Yarısını içtiğim kadehi ufak ufak yudumlamaya ve masaya dümdüz bakmaya devam ederken, iyi geliyormuş gibi hissettim.

Düşünmüyordum. Düşünmemek rahatlatıyordu, bu yüzden dikledim ve bardağı masaya koyup, Melis'in bardağına uzanmaya başladım. Ama ben uzanamadan Melis beni de çekiştirerek kaldırdı ve beraber piste geldik. Müziğin sesi kulağımda çınlarken, kendimi sallamaya başladım. Tek kadehle sarhoş olmuştum resmen.

Saçma sapan gülerek sallanıyordum. Bir süre karşılıklı güldük, sonra etraf dolmaya başlayınca locamıza geri döndük. Sedat'ın yanında boş bir şişe vardı, biz gelene kadar bayağı içmişlerdi demek ki. Benim gibi tek kadehle kafayı bulmuyorlardı. Tekrar Uğur'un yanına dönerken yalpalayıp üstüne doğru düştüm, Uğur da beni yanına oturttu.

Bir gülme sesi duydum, sesin geldiği yere baktığımda Beyza'nın mavi gözleriyle karşılaştım.

"Ama siz çok tatlısınız," dedi.

Muzip bir bakışla bize bakıyordu.

Umursamayarak yanındaki Emir'e baktım.

Geriye yaslanmış ve donuk bir şekilde Uğur'a bakıyordu.

"Hadi doğruluk-cesaretlilik oynayalım."

Bu öneri Beyza'dan gelmişti. Herkes ilk bir itiraz etse de sonunda okeylemiştik. Ceza belirlememiştik, yapmayan shot atacaktı.

İlk soran Sedat'tı ve Melis'e soruyordu.

"Cesaret canım, söyle hemen."

Melis kendini beğenmiş bir tavırla söylemişti. Sedat sırıttı. Barın diğer ucunda kıvırcık saçlı bir adamı gösterip, "Git numarasını al," dedi.

Melis kendine güvenir şekilde kalkıp gitti ve bir iki cümle konuşup, suratı asık bir şekilde geri döndü.

"Adam omega çıktı."

Sedat kahkaha atmıştı. Melis, Sedat'ın onu yanına bile bile gönderdiğini fark edip, "Şerefsizsin oğlum ya!" diyerek alttan ayağına vurmuştu.

Tekrar çevirdiklerinde Beyza ve Melis'e gelmişti. Beyza soruyordu ve Melis bu sefer doğruluk demişti.

"Seni en çok ne tahrik eder?"

Melis ufak bir düşünüp, "Kıskançlık olabilir, beni red flag her şey tahrik ediyor," dedi. Uğur'dan bir 'ıyyyy' sesi duymuştum. İkizinin fetişlerini duymaktan hoşlanmamıştı.

Sıra Emir ve Beyza'ya gelmişti ve Beyza ona tatlı tatlı gülümseyip cesaret demişti.

"Galerindeki son beş-altı fotoğrafı göster."

Beyza yüzü düşer gibi olsa da isteksizce telefonunu çıkarmıştı. Emir'le konuştuğu iki ekran görüntüsü vardı, kime atmıştı söylememişti. Birinde kendini çekmişti, birinde ise Delta'nın yani Emir'in abisinin Instagram'daki kaslı üstsüz resminin ekran resmini almıştı. Bunu görünce etrafta bir sessizlik olmuş, Emir ekrana bakmış ve dişini sıkarak Beyza'ya göstermişti telefonu. Beyza sessizce ona bir açıklama yapmıştı ama biz duyamamıştık. Açıkçası umursamamıştım, kendi meseleleriydi.

Sonrakinde sıra ben ve Sedat'taydı. Cesareti seçmişti. Hıçkırırken, "WhatsApp'tan attığın son mesajı oku," demiştim.

Emir'e 'tamam' yazmıştı. Tekrar çevirdik ve Beyza ile bana gelmişti ama Beyza soruyordu. Cesaret demiştim. Beyza, az önceki ekran resminden sonra olan mahcubiyetinden sıyrılmış, şimdi bana bakıp biraz kendine gelmiş ve saçını geriye toplayıp, bir bana bir Uğur'a tekrar bakmıştı.

"Uğur'u bir dakika boyunca öp," demişti.