36. bölüm / 37
Mührüm ( omegaverse )Mührüm 35
Bölümler 37Şu an: Mührüm 35
- 1 Mührüm 1383 kelime
- 2 Mührüm 2900 kelime
- 3 Mührüm 31.054 kelime
- 4 Mührüm 4774 kelime
- 5 Mührüm 5681 kelime
- 6 Mührüm 61.100 kelime
- 7 Mührüm 71.211 kelime
- 8 Mührüm 81.088 kelime
- 9 Mührüm 91.495 kelime
- 10 Mührüm 10773 kelime
- 11 Mührüm 11912 kelime
- 12 Mührüm 12771 kelime
- 13 Mührüm 13763 kelime
- 14 Mührüm 14903 kelime
- 15 Mührüm 151.131 kelime
- 16 Mührüm 16549 kelime
- 17 Mührüm 17884 kelime
- 18 Mührüm 18693 kelime
- 19 Mührüm 19814 kelime
- 20 Mührüm 201.257 kelime
- 21 Mührüm 211.035 kelime
- 22 Mührüm 22809 kelime
- 23 Mührüm 23577 kelime
- 24 Mührüm 24648 kelime
- 25 Mührüm 25788 kelime
- 26 Mührüm 26665 kelime
- 27 Mührüm 27580 kelime
- 28 Mührüm 28836 kelime
- 29 Mührüm 29610 kelime
- 30 Mührüm 301.389 kelime
- 31 Mührüm 31646 kelime
- 32 Mührüm 32706 kelime
- 33 Mührüm 33630 kelime
- 34 Mührüm 34630 kelime
- 35 Mührüm 35772 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 Mührüm 36756 kelime
- 37 Mührüm 37795 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bizim anatomimizde, insan bedenlerimizi kontrol eden kurtlarımızın sahip olduğu ikincil bir cinsiyet türümüz olan alfa, omega, beta, delta ve vita türlerimizde ilk belirtiler genellikle ilk kızgınlığa girmemizle ortaya çıkardı. Çok nadiren istisnaları vardı bu durumun ancak ilk kızgınlık neredeyse herkes için reşitlik anlamına gelir ve hayatlarında oldukça önemli bir yere sahip olurdu. İlk kızgınlıktan itibaren, kurtlarımız bedenlerimiz üstünde yer yer hakimiyet kurar ve asıl amacı bir topluluk, yerel anlamda sürü oluşturmak ya da oluşturulan sürüye katılmak isterdi. Asıl mesele ise kurtlarımızın toplumsal rollerimizden ziyade kişiliklerimiz üzerinde hakimiyet kurmak istemesiyle başlar, hepimizi ruh eşlerini bulmak için yönetmeye çalışırdı. Çünkü tabiri caizse ilk sürünüz, kendi oluşturduğunuz ailede yer alırdı. Kurtların temel içgüdülerinden biriydi bu. Kızgınlıklarda ise pek çok farklı yapı ile karşılaşırdık. Bizim gibi omega, vita gibi pasif türler, bir nest yani yuva kurmak ister ve cinsellikten uzak bir temada güvende olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyardı. Ancak bu her zaman böyle olmazdı.
Kurtlarımız ilk birkaç kızgınlıklarını atlattıktan sonra artık kendi sürüsü için bir içgüdü duyar, bu yüzden de baskın türlerde olduğu gibi cinsel anlamda oldukça büyük bir istek duyarlardı. Bu konuda baskın türlerin pasif türü hamile bırakma amacı taşımasıyla birlikte, cinsel birleşmenin sonunda penislerinde bir yumru oluşur ve buna halk arasında düğüm adı verilirdi. Bu düğüm pasif türün hamile kalması için oldukça önemliydi.
Şimdi karşımdaki adam, benimle bu kadar mahrem ve bu kadar ileri seviyede bir konuşmaya girerken, vücudumu panik sarıyordu. Tek içimi rahatlatan şey, kurdumun hala derin bir uykuda oluşunu biliyor olmaktı.
"Sen ne sanıyorsun, Emir? Kızgınlığımı yanında geçireceğimi nasıl düşünebilirsin?" demiştim hayretle.
"Eşinim ben, Balın. Bunun aksini düşünmem saçmalıktır. Bundan sonraki her kızgınlığında elbette benim yanımda olacaksın," demişti Emir net bir şekilde.
İçimde onu acıtmak, onu kanatmak için yanıp tutuşan bir yer vardı. Bu yere uyup histerik bir şekilde kıkırdamış, "Evet, haklısın. İlk kızgınlığımda olduğum gibi, değil mi?" demiştim canını acıtmak isteyerek.
Yüzünün kasıldığını görürken beni uyarır gibi, "Balın," demişti Emir, aramızda birkaç adımlık mesafe bırakarak bana üstten bir bakış atarken. Bile isteye tüm eve yaydığı kahve feromonları beni esiri altına almak için uğraşırken, sabrının sınırındaymış gibi tekrarlamıştı: "Balın... Omega'm bana cevap vermiyor."
"Hadi ya?" demiştim kinayeli bir şekilde. "Çok şaşırtıcı gerçekten..."
Emir o anda halime, tavrıma bakıp gözlerini kısmış ve göz bebekleri titrerken, "Bir şey yaptın... Ne yaptın, söyle!" demişti endişeyle.
Kıkırdamıştım yine. O karışımın etkisi olsa gerek sarhoş gibi gülesim geliyordu söylediği her şeye.
"Sen Beyza'yla yiyişirken her seferinde ne yaptıysam onu yaptım," demiştim gülümseyerek gözlerine bakıp.
"Sen... O zamandan beri mi var bu çiçekler? Nasıl... Nasıl olabilir?" demişti hayretle. Sonra gözleri bir anda büyümüş, "Sen tüm o anları hissettin. Sen... Balın..." dediğinde içimdeki öfke bir anda ortaya çıkıp yüzüme yansımış, "Sakın!" diye bağırmıştım. "Sakın acıma bana. Her ne yaptıysanız yaptınız, hissetmedim ben!" demiştim hiddetle.
Kısmen doğru denilebilirdi. Çoğunu hissetmemiştim o karışımı kullandığımdan bu yana. O karışım kurduma her ne yapıyorsa, ne ben ne bir başkası iletişim kuramıyordu omegamla.
Emir ise duyduklarıyla onu vurmuşum gibi bana bakmış ve korkuyla iki adım üstüme atıp yaklaşmış, "Ne yaptın sen!" diye bağırmış ve hemen sonrasında titreyen sesiyle yüzümü avuçları arasına alıp sesini düşürerek, "Güzelim, ne yaptın? Söyle bana!" demişti.
Yüzüme koyduğu ellerinin üstüne ellerimi getirip tutmuş ve hışımla ittirmiştim ellerini. Tekrar bilmiş bir şekilde gülümseyerek, "İkinizin pisliklerini hissetmemek için büyücüye gittim. Dedim ki o aptaldan beni kurtar! Boz sadece bende çıkan bu çiçek izlerini, istemiyorum ruh eşi saçmalığını hayatımda. O da bozamasa da bir karışım verdi, onu içiyorum aylardır. Ne seni, ne yaptıklarını ne de kurdumu... Hiçbir şeyi hissetmiyorum artık," demiştim.
Nefesini tuttuğunu hissediyordum. Öylece durmuş şokla bana bakıyordu.
"Aylardır sen de çiçek izlerimiz vardı. Aylardır vardı ve sen... Sen bizim ruh bağımızı mı bozmak istedin?" demiş ve daha yüksek bir sesle, "Balın, ne demek kurdumu hissedemiyorum? Sen benim omegamı zehirledin mi!" diye bağırmıştı.
Beni öfkenin çepeçevre sardığı dakikalarda, "Bende sana dair bir şey yok! Zehirlediysem de benim omegam o!" diye bağırmıştım.
Emir karşımda derin bir nefes almış ve gözlerini kapatıp açmıştı. Açtığı anda ise harekete geçmiş üstüme gelip kolumu tutmuş ve çekiştirerek götürmeye başlamıştı.
"Ne... Nereye götürüyorsun, Emir? Bırak!" diye bağırmıştım. Bana dönmeden beni çekiştirmeye devam ederken, "Önce kusacak ve o zehri atacaksın! Sonra seni hastaneye götüreceğim!" demişti. Bir anda durup ateş saçan gözlerini bana dikmiş, "Dua et... Dua et omegama bir şey olmamış olsun, Balın!"
O anda bile gözlerine bakarken boşa olan çabasına gülesim gelmişti. Neyi kusturacaktı ki bana? Aylardır içtiğim karışımı mı? Ne için umut edecektim ki, aylardır zerre hissetmeyip yaktığı ruh eşi bağımızın iyi olduğuna mı?
Yazradan: Geç geldiği için özür dilerim bu aralar pek hoş şeyler yaşamıyorum bu şeylerle kendi başıma çıkmak biraz zor senin yanında destek olan biri yoksa bu konu size daha zor yükleniyor bu yüzden tekrardan özür dilerim şimdi den destekleriniz için teşekkür ederim ❤️ 🐥
Bölüm etkileşimi
