37. bölüm / 37
Mührüm ( omegaverse )Mührüm 36
Bölümler 37Şu an: Mührüm 36
- 1 Mührüm 1383 kelime
- 2 Mührüm 2900 kelime
- 3 Mührüm 31.054 kelime
- 4 Mührüm 4774 kelime
- 5 Mührüm 5681 kelime
- 6 Mührüm 61.100 kelime
- 7 Mührüm 71.211 kelime
- 8 Mührüm 81.088 kelime
- 9 Mührüm 91.495 kelime
- 10 Mührüm 10773 kelime
- 11 Mührüm 11912 kelime
- 12 Mührüm 12771 kelime
- 13 Mührüm 13763 kelime
- 14 Mührüm 14903 kelime
- 15 Mührüm 151.131 kelime
- 16 Mührüm 16549 kelime
- 17 Mührüm 17884 kelime
- 18 Mührüm 18693 kelime
- 19 Mührüm 19814 kelime
- 20 Mührüm 201.257 kelime
- 21 Mührüm 211.035 kelime
- 22 Mührüm 22809 kelime
- 23 Mührüm 23577 kelime
- 24 Mührüm 24648 kelime
- 25 Mührüm 25788 kelime
- 26 Mührüm 26665 kelime
- 27 Mührüm 27580 kelime
- 28 Mührüm 28836 kelime
- 29 Mührüm 29610 kelime
- 30 Mührüm 301.389 kelime
- 31 Mührüm 31646 kelime
- 32 Mührüm 32706 kelime
- 33 Mührüm 33630 kelime
- 34 Mührüm 34630 kelime
- 35 Mührüm 35772 kelime
- 36 Mührüm 36756 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 Mührüm 37795 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Delta odaya girdiğinde Aysima’yı yatakta cenin pozisyonuna kıvrılmış, kendi içine kapanıp ağlarken bulmuştu. Kızın başucundaki yemek tepsisi olduğu gibi duruyordu. Gelen hiçbir omega ya da beta kadın çalışan, Aysima’yı yemek yemeye ikna edemiyordu. Delta, eşinin yanına asla alfa bir kadın ya da erkek yaklaştırmıyordu. Pasif türlerin hem vitayı sakinleştirmesini hem de yemek yemesi için onu ikna etmesini umuyordu. Ama olmuyordu. Vita zaten kendisiyle hiç mi hiç konuşmuyordu.
Bu süreçte delta çok fazla doktorla görüşmüştü. Kızın sürekli sayıkladığı Ulaş denen adama değil, o adamın getirdiği uyuşturucu maddelere bağımlı olduğu çok geçmeden anlaşılmıştı. Hangi maddeler olduğu, yapılan pek çok kan testi sonucunda ortaya çıkmıştı. Bunlar ağır uyuşturucu türleriydi. Delta, doktorun söylediği sonuçlar karşısında yıkılacak gibi hissetmişti kendini. Vitanın bu denli kendini ve aklını kaybetmesi, yıllar boyunca maruz kaldığı uyuşturucu yüzündendi. Muhtemelen kız, bu uyuşturucu yüzünden oldukça fazla istismara maruz kalmıştı.
Görüştüğü doktorlar, durumu oldukça gizli bir şekilde kontrol altında tutarak vitayı bir kliniğe yatırmak konusunda ısrarcı olsalar da delta buna karşı çıkıyordu. Eşini kimseye emanet edemez, hiçbir yere yatırmazdı. Bu yüzden uygulanacak aşamaları kendisi öğrenmiş, kullanılacak ilaçları not etmiş ve kullanımları için kısa bir eğitim almıştı.
Kız, sürekli yoksunluk krizleriyle boğuşuyordu. Beyninde yalnızca kısa süreli belleğini kullanıyor, kimseyi anısal ya da uzun süreli belleğine kaydetmiyordu. Bu yüzden deltayı gördüğü zamanlarda bazen kızıp ona saldırsa da bazen onu hiç hatırlamıyordu.
Delta, doktorlarla birlikte yürüttükleri vita tedavisi sürecinde ilaçların dozunu azaltarak uyuşturucuyu vücuttan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Uyuşturucuyu bir anda bıraktırmak, vücudun içten içe çökmesine sebep olabilir ve hücrelerin otofaji sürecini etkileyebilirdi.
Delta, kızın yemek yememesine ayrıca üzülüyordu. Bu yüzden ilaç saatlerini yemek saatleriyle aynı zamana denk getiriyordu.
Şimdi hıçkırıklarla ağlayan kızın yanına gelmişti. Uzanıp saçlarını okşadı.
“Sevgilim, hadi biraz yemek yiyelim,” dedi ılımlı bir sesle.
Bu kızı, yalnızca birkaç saatliğine bile olsa, nasıl kardeşiyle yalnız bırakıp kendinden uzakta tutabildiğini bilmiyordu. Hatta yıllardır vitası olmadan nasıl yaşayabildiğine şaşırıyordu.
Gökhan için sanki Aysima’dan öncesi yok gibiydi.
Kız, gözleri kapalı hâlde ağlamayı sürdürdü ve deltaya cevap vermedi.
Delta bir nefes vererek pantolonunun içinden iğneyi çıkardı ve kapağını ufak bir tık sesiyle açtı. O sese çok uzun süredir aşina olan Aysima, saatlerdir ağlamaktan kapattığı gözlerini hemen açtı. Doğrulup arkasına dönerek oturdu.
Vita, deltanın elindeki iğneyi gördüğü anda hedefine kilitlenmiş gibi eline doğru atıldı. İğneyi alıp sanki suymuş gibi vücuduna enjekte ederek içindeki susuzluğu gidermek istiyordu.
Delta elini geriye çekti.
“Şş, güzelim. Önce yemek yiyeceğiz,” dedi ve çenesiyle tepsiyi gösterdi.
Vita, yaşlı gözleri ve ara ara yoklayan hıçkırıklarıyla deltasına baktı. Bir şey demeden başını eğip tepsiyi önüne çekti.
Delta bu andan tiksiniyordu.
Elindeki ilacın içeriğinde o uyuşturucu maddeden çok az miktarda bulunsa da kızın hücrelerinin ölmesini ve komaya girmesini önlemek için bu ilacı vermek zorundaydı. Yine de elindeki şeyi kızın vücuduna enjekte etmekten nefret ediyordu. İlaç, kıza birkaç dakikalığına rahatlama sağlıyordu. Ancak içerdiği uyuşturucu, kızın arzuladığı türden değildi. Üstelik asıl amacı, uyuşturucunun hücrelerden atılmasını sağlamak için gerekli etken maddeleri içermesiydi. Bu yüzden Aysima, birkaç dakika içinde daha büyük bir istekle deltanın yakasına yapışıyordu.
Delta ise sırf kıza yemek yedirebilmek için bile bu ilacı enjekte etmek zorunda kalmaktan dolayı kendinden tiksiniyordu. Kendini Ulaş’la bir tutuyor, sırf kıza istediğini yaptırmak için onu zehirlediğini düşünüyordu. Oysa enjekte ettiği ilaç, kızın ter, gözyaşı ve idrar gibi vücut sıvıları aracılığıyla vücudundaki hücrelere yerleşmiş uyuşturucu kalıntılarını temizlemeye çalışıyordu.
Yine de delta, vitaya bir şey yaptırmak için bunu her yaptığında ciğerleri yanıyormuş gibi hissediyor, nefes alamıyordu.
Aysima, uyuşturucu sandığı ilaca kavuşabilmek için tepsidekileri zor bela, midesi bulana bulana yedi. Ardından hemen deltaya bakıp sabırsızlıkla, “Ver,” dedi.
Delta, kızın ona bakışlarına dayanamıyordu. Onun bu hâle gelmesine kıyamıyordu.
Aysima ise onun bakışlarını görmeden yatakta sürünerek deltanın kucağına çıktı ve elini uzattı.
Kızın iğneyi elinden aldığı gibi rastgele bir yerine batırıp kendini fena hâlde yaralayabileceğini bilen Gökhan, ona uzanmaması için kızı tek eliyle tuttu. Ardından kucağında yan çevirdi, üzerindeki uzun kollu tişörtün kolunu sıyırdı ve tek eliyle iğneyi kızın koluna enjekte etti.
Aysima, ilacın damarlarına yayıldığını hissederken içindeki az miktardaki uyuşturucu nedeniyle anlık bir rahatlama yaşamaya başladı. Deltanın kucağındayken omzuna yaslandı ve gevşeyen göz kapaklarına engel olamadı.
Kızın dudaklarından bir inleme döküldüğünde delta, onun yüzündeki rahatlamadan etkilenmekten çok uzaktı. Kızın zihninin uyuşturucunun etkisiyle uzaklaşmasını, kıyamayan gözlerle izliyor ve onun yanında olmadığı her an için kendine sövüyordu.
Günler sonra ilk kez kız konuştu.
“Delta...” dedi. Ardından yüzüne minik bir gülümseme yayılırken, “Teşekkür ederim,” diye devam etti.
Gökhan ise mutluluktan delirecek gibiydi.
Kız ilk kez düzgün bir şekilde konuşmuş, onu hatırladığında saldırmadan ve korkmadan karşılık verebilmişti. Delta, vitaya gülümsediğini hissederken omzuna yasladığı bedene yaklaştı. Saçlarının arasına dudaklarını bastırdı.
“Vitam, özür dilerim,” dedi; sanki daha önce hiç dilememiş gibi.
Delta’nın tüm özürlerinin ardındaki en büyük neden, geç kalmış olmasıydı.
Bölüm etkileşimi
