66. bölüm · MİLANLI
Son Kale: Hayalet Şehir
📖 3. Sezon 11. Bölüm: "Son Kale: Hayalet Şehir"
(Aden’in Bakış Açısı)
Selim’in elindeki o kırık cihazdan yayılan cızırtı, sadece bir zihin manipülasyonu değilmiş. Karan, yere düşen cihazı dehşetle incelediğinde, metalin içinden çıkan o ince, parlak kırmızı ışığı gördü.
"Bu bir sinyal vericisi, Aden," dedi Karan, sesi bir anda buz kesti. "Selim, bu cihazı çalıştırmakla sadece zihnimi hedef almadı... Aynı zamanda Gölge Konseyi'ne şatonun tam koordinatlarını gönderdi. Şu an, gökyüzünde bir yerlerde, şatoyu yerle bir edecek o füzeler ateşlenmiş olabilir. Buradan hemen çıkmalıyız!"
Karan, hafızasının o derinliklerinden gelen bir içgüdüyle, kütüphanedeki devasa kitaplığın arkasındaki gizli geçidi açtı. "Kamer! Herkesi topla, şatoyu boşaltıyoruz!" diye kükredi.
Şato kaosa teslim olmuştu. Koridorlarda silah sesleri yankılanırken, biz o karanlık ve havasız tünelden aşağıya, yeraltının asıl merkezine, o "Hayalet Şehir" dedikleri yere doğru koşmaya başladık. Arka tarafımızda bir patlama yaşandı. Şatonun o görkemli kuleleri, birer birer alevlerin içine gömüldü. Milanlı ailesinin mirası, düşmanların eline geçmesin diye kendi ellerimizle küle dönüyordu.
Saatler süren bir inişin ardından, o meşhur "Hayalet Şehir"in devasa kapısına ulaştık. Burası, yeraltının yeraltındaydı; dış dünyadan tamamen kopuk, eski, terk edilmiş ama bir o kadar da savunulabilir bir kale gibi duruyordu. Karan, büyük demir kapının kilidini parmak iziyle açtığında, içeriye dolan rutubetli hava yüzüme çarptı.
"Burası neresi?" diye fısıldadım, etrafı meşalelerle aydınlatılan, devasa tünelleri ve terk edilmiş laboratuvarları görünce.
"Burası, Milanlı ailesinin en eski sığınağı," dedi Karan, etrafına bakarken. Gözlerindeki o sis tamamen dağılmıştı. "Burada, sadece düşmanlarımızdan saklanmayacağız. Burada, Selim’in ve o Gölge Konseyi’nin benden aldığı her şeyi, tek tek geri alacağız."
Karan, o dondurucu soğukta bana döndü. Yüzü artık o "hafızası giden adam"ın yüzü değildi. Tamamen hatırlıyordu. Her şeyi, acıları, ihanetleri, planları... Ve bana baktığında, o zümrüt gözlerime, artık sadece bir koca olarak değil, yeraltının yeniden doğacak kralı olarak bakıyordu.
"Şatoyu kaybettik Aden," dedi, elini çeneme koyup beni kendine doğru çekerek. "Ama artık kralın kalesi taş duvarlar değil, sensin. Seni buraya, bu karanlığa getirdiğim için özür dilerim. Ama şunu bil... Bu hayalet şehirden çıktığımızda, Gölge Konseyi için dünyada hiçbir yer güvenli olmayacak."
