41. bölüm · MİLANLI
Aslanın İni
📖 2. Sezon 4. Bölüm: "Aslanın İni" (İkinci Konu)
(Karan’ın Bakış Açısı)
Elimdeki kanıt dosyası ve telsiz kayıtlarıyla çalışma odasından çıkıp merdivenlere yöneldiğim an, aşağıdan gelen o keskin silah sesiyle tüm dünyam başıma yıkıldı. BAAM!
"ADEN!"
Sol omzumdaki dikişlerin patlamasını, oluk oluk akan kanı zerre umursamadan merdivenlerden aşağıya adeta uçarak indim. Salona daldığımda, Gamze’nin elindeki silahın namlusundan dumanlar tütüyordu ama Aden, o sarsılmaz Soykan zekasıyla kendini yana fırlatmış ve yerdeki silahıyla Gamze’nin eline tam isabet ettirmişti.
Gamze acıyla feryat ederek silahını düşürürken, içimdeki o Milanlı aslanı zincirlerinden boşandı. Bu kadının benim evimde, benim karıma silah doğrultmasının bedeli sadece ölüm olabilirdi.
"Kamer! Adamları dışarıda tutun!" diye kükredim.
Öne doğru atılıp Gamze’yi saçlarından yakaladım ve onu malikanenin alt katındaki, duvarları döküm demirle kaplı o karanlık sorgu odasına, yani aslanın inine doğru sürükledim. Çığlıklarını, yalvarışlarını duymuyordum bile. Onu o karanlık hücrenin içine fırlatıp ağır demir kapıyı üzerine büyük bir gürültüyle çarptım. GÜÜÜM! Kilit çarklarını bizzat çevirdim.
"Burada, kendi ihanetinin karanlığında çürüyeceksin!" diye haykırdım kapının ardından.
Ancak kapıyı kilitlediğim an, bedenimdeki tüm güç bir anda çekildi. Şatodaki patlama, omzumdaki kurşun yarası ve Aden’i kaybetme korkusunun verdiği o devasa stres bedenimi iflas ettirmişti. Dizlerimin bağı çözüldü, sırtımı demir kapıya yaslayarak yere yığıldım. Gözlerim kararırken, salondan koşarak yanıma gelen Aden’in o zümrüt gözlerini gördüm.
Sağlam elimle onun titreyen elini kavradım, kanlı parmaklarımı onun tenine mühürledim.
"Kanıtlara gerek yok, Soykan kızı..." diye fısıldadım, sesim her saniye daha da kısılarak bilincimin sınırından dökülüyordu. "Eğer bana inanmıyorsan... o gümüş kabzayla canımı şimdi, burada al. Ama o kadına dokunmana asla izin vermem. O yılan seni de yakacak..."
Gözlerim tamamen karanlığa gömülmeden önce gördüğüm son şey, Aden’in "Karan, sakın gözlerini kapatma!" diye haykırırken yüzüme düşen o sıcak gözyaşları oldu.
