22. bölüm · MİLANLI

Gölgenin Avı

Bengişşşş *

Bölümler
1 İmza ve Barut 2 Kurtlar Sofrası 3 Namlunun Ucu 4 Aynı Çatı,Aynı Oda 5 Göz Açıp Kapayıncaya Kadar 6 Kıvılcım 7 Barut Kokusu 8 Büyük Kumar 9 Barikat 10 Soykan Kanı 11 Gece Yarısı İtirafları 12 Küllerin İntikamı 13 Gölge Takibi 14 Namlunun Ucundaki hakikat 15 Kızıl Baskın 16 Demir,Kan ve Direniş 17 Küllerin Gazabı 18 Çaresiz Azrail 19 Zihnin Kusursuz Oyunu 20 Kıskançlığın Sınırları 21 Karanlık İnat 22 Gölgenin Avı 23 Borcun Bedeli 24 Hezeyan ve Hakikat 25 Gövde Gösterisi 26 Tahtın Yeni Sahibi 27 Karanlığın Kuşatması 28 Gölgenin Esareti 29 Altın Kafes 30 Güvenin Bedeli 31 Kuzu Postundaki Kurt 32 Kapan Çember 33 Feda ve Gazap 34 Kanlı Konsey 35 Kadıdaki Azrail 36 Gölgenin Çöküşü 37 Namlunun İki Ucu 38 Zümrüd-ü Anka'nın Sonu 39 Geri Dönen Gölgeler 40 Sorgu Masası 41 Aslanın İni 42 Zindandaki Son Sır 43 Zindandaki Üçüncü Bölge 44 Gölgenin Şifresi 45 İskeledeki Hayalet 46 Aslanın Uyanışı 47 Zümrüdü Anka'nın Vedası 48 Kurtuluş mu bu? 49 Kumsaldaki Yemin 50 Kırılan Sığınak 51 Küllerin Arasındaki Çığlık 52 Hücredeki İsyan ve Firar 53 Uçurumun Kenarında Takas 54 Zümrütün Oyunu ve Büyük Düşüş 55 Kraliçenin Tahtı 56 Kayıp Sahildeki Gölge 57 Kilitli Kapılar ve İlk Temas 58 Ruhunun Hafızası 59 Yol Kenarındaki İtiraf 60 Fırtına Kapıda 61 Kırık Gitarın İlacı 62 Zihindeki Cam Kırıkları 63 Zehirli Sessizlik 64 Gölgenin İhaneti 65 Zihindeki Frekans 66 Son Kale: Hayalet Şehir 67 İki Ruh, Tek Beden 68 Kıskançlığın İki Yüzü 69 Gölgenin İntikamı ve Yıkılan Duvarlar 70 Zihnin Karanlık Koridorları 71 Kralların Dönüşü 72 Sessiz Fırtına 73 Kızıl Alarm ve Yıkılan Kale 74 Yalnızlığın Gölgesi 75 Zihindeki Kırık Aynalar 76 Karanlığın İzleri 77 Zümrüt Işığın Sönüşü 78 Kırk Zümrütlerin Sessizliği 79 Zümrüt Gözlerin Veda Sesi 80 Barut,Kan ve Soğuk Sessizlik 81 Zümrütlerin Uyanışı ve Kaçış 82 Zümrütlerin Yüzleşmesi 83 Zümrütlerin Affı 84 Yaraların Şifası 85 Gece Yarısı Operasyon 86 Sessizliğin Mahkümiyeti 87 Yaraların Dili 88 Zümrüt Valsi ve Kırılan Güven 89 Kelimelerin İflası 90 Sessizliğin Altındaki İhanet 91 Gölgenin İntikamı 92 Kilidin Arkasındaki Hakikat 93 Karan'ın Arkasındaki Hakikat 94 Maskelerin Düştüğü An 95 Korku 96 Gölgeyle Yüzleşme 97 Küllerin Sözleşmesi 98 Sessiz Kapan 99 Maskeli Sofralar 100 Yalanın Gölgesi 101 Sisli İhanet 102 Maskenin Altındaki Küller 103 Güvenin Ağırlığı 104 Güvenin Ağırlığı 105 Küllerden Gelen İrade 106 Gölgenin Esiri 107 Çıkar Ağları 108 Zümrütün İlk Hamlesi:İfşa 109 Son Çırpınış 110 Zümrüt'ün Öfkesi 111 Zümrit'ün Kanı 112 Zümrütün Kanlı Nöbeti 113 Zümrütün Bedeli 114 Yaranın Sırrı 115 Zümrüt'ün Düşüşü 116 Zümrüt'ün Uyandığı Sabah 117 Zümrüt'ün Ormandaki Nöbeti 118 Ormanın Sessiz Avcıları 119 Zümrüt'ün Çığlığı, Milanlı Öfkesi 120 Sığınakta Son Hesaplaşma 121 Kanlı Zaferin Sessiz Gecesi 122 Sarayın İçindeki Çatlak 123 Gölge ve Zümrüt Arasındaki Sınır 124 Zırhın Altındaki Kırılganlık 125 Zümrüt'ün Keskin Dönüşü 126 Zümrüt’e Kurulan Kumpas 127 Maskeli Balo ve Kanlı İtiraf 128 Zümrüt’ün Kırılgan Sınırı ve Soğuk Duvar 129 Sessizliğin Çığlığı 130 Yatak Odasında Düşen Maskeler 131 Zümrüt’ün Küllerinden Doğuş 132 Karanlık Hücrenin Bedeli 133 Görüntüdeki Fısıltı 134 Zümrüt ve Karan: Küllerin Arasından 135 Yaralı Aslanın Kükreyişi 136 Kanlı Veda ve Kırılan Yemin 137 Sınırın Kıyısında 138 Sessiz Çığlık ve Kayıp Cennet 139 Enkazın Altındaki Sessizlik 140 Zamanın Durduğu Sığınak 141 Gölgeyle Gelen Çığlık 142 Yorgun Bir Zümrüt 143 Sığınağın Sessizliğinde Fırtına 144 Zihnin Elektrikli Kafesi 145 Sığınağın Sessizliğinde Bir Yıkılış 146 Maskenin Altındaki Buz 147 Çatlayan Maskeler ve Sessiz Kırgınlık 148 Sessizliğin Yankısı ve Altın Kafesin Çatlakları 149 Altı Tel, Tek Bir Özür 150 Altı Telin Sessiz İtirafı 151 Sessizliğin Kırıldığı O An 152 Maskelerin Düşüşü ve Barut Kokusu 153 Barutun Sessizliği ve Vedanın Soğuk Nefesi 154 Karan’ın Son Fedakârlığı: İtmeye Çalıştığım Bir Cennet 155 Uçurumun İki Yakası 156 Sessizliğin İnfazı 157 Sessizliğin Prangası: Kaçırılmış Bir Yüzleşme 158 Tenimdeki Harita: Yaraların İtirafı ve Şefkatin İnfazı 159 Sırların Kırılganlığı: Saklanan Acılar 160 Sırça Kafesin Parçalanışı: Tenin Altındaki İtiraflar 161 Yaraların Gölgesinde: Küllerin Altındaki Köz" 162 Sessizliğin Çığlığı: İtiraf ve Merhamet 163 Aynadaki Hakikat: Birbirimizin Enkazı 164 Geçmişin Paslı İnfazı: Elektrikli Oda 165 Gölgedeki Cellat: Sandalyedeki Meydan Okuma" 166 Gizli Bilgi 167 Siyahın İzinde: Geçmişin Borcu 168 Zihnin Mezarlığı: Senkronize Cehennem 169 Küllerin Şafağı: Mimar’ın Son İnfazı 170 Gölgenin Esareti: Kırık Bir Şafak 171 Gölgenin İzi: Soykan’ın Dönüşü" 172 Sistemin İçindeki Çatlak: Soykan'ın Direnişi 173 Sessiz Kaçış: Milanlı’nın Uyanışı 174 Külün Sessizliği: Matbaadaki Yüzleşme 175 Çatlaklar: Kodların İhaneti 176 Çekirdekteki Fırtına: Son Frekans 177 Enkazın Altındaki Güneş 178 Sonsöz

📖 23. Bölüm: "Gölgenin Avı"
(Aden’in Bakış Açısı)

Karan’ın dudağından süzülen kanı silerken bana attığı o dondurucu bakış hâlâ zihnimdeydi. Ona hafızamı kaybettiğimi söyleyerek en büyük kumarımı oynamıştım. Ama yeraltı dünyası durmuyordu. Ben o kilitli odada "hatırlamayan kadın" rolünü oynarken, dışarıda işler çığırından çıkmıştı.

Kamer’in odanın dışındaki koridorda adamlarla yaptığı o panik dolu telefon konuşmasını kapı aralığından duymuştum:
"Karan Bey tek başına gitti! Sarp’ın Soykan bağlantılarını kontrol etmek için limandaki o eski depoya baskına gitti ama bu bir tuzak! Gölge'nin adamları orayı kuşatmış, acil destek toplayın!"

Karan... O kibirli, kıskançlıktan gözü dönmüş adam, benim Sarp'a gösterdiğim o sahte yakınlığın hırsıyla tek başına ölüme yürümüştü.

İçimdeki Soykan kanı aniden ayağa kalktı. Ondan nefret ediyordum, babamın intikamını alacaktım, ona oyun oynuyordum... Evet, hepsi doğruydu. Ama Karan Milanlı’yı benim dışımda hiç kimse yok edemezdi. O ancak benim ellerimde son bulabilirdi, adi bir pusuda değil.

Kamer ve adamları malikanenin önünde hararetle araçlara binerken, odadaki gizli pencereden arka bahçeye sarktım. Yaralarım sızlıyordu ama umurumda değildi. Karan’ın garajda tuttuğu, takip cihazı olmayan eski, siyah motosikletlerden birinin anahtarını ceketimin cebine atmıştım. Kaskı kafama geçirip motoru çalıştırdığımda, şehre doğru bir kara şimşek gibi atıldım.

Kamer’in ordusu limana varana kadar iş işten geçebilirdi. Benim daha kestirme bir yolum vardı.

(Karan’ın Bakış Açısı)

Limanın terk edilmiş 4 numaralı deposunun içi barut ve kan kokuyordu. Sol omzumdan yediğim kurşunun sıcaklığı gömleğimi çoktan kızıla boyamıştı. Şarjörümdeki son üç kurşun kalmıştı ve etrafımı saran maskeli adamların arkasındaki o boğuk, alaycı sesi duyabiliyordum.

"Milanlı! Buraya kadar," diyordu Gölge'nin sağ kolu. "Karının peşinden koştururken kendi sonunu yazdın. Konsey bu gece senin ölümünü izleyecek."

Bir demir konteynerin arkasına çömeldim. Acı umurumda değildi. Zihnimde sadece Aden'in bana o salonda attığı dondurucu, yabancı bakışlar vardı. Beni unutmuştu. Belki de bu gece buradan çıkamayacaktım ve o beni hep bir katil olarak hatırlayacaktı. Dişlerimi sıktım, silahımı kurdum. Tam son kurşunlarım için ayağa kalkacaktım ki, deponun üst katındaki cam tavan büyük bir gürültüyle aşağı indi.

ŞRAAAK!

Yukarıdaki demir platformda, baştan aşağı siyahlara bürünmüş, yüzünde siyah bir maske olan bir figür belirdi. İki elindeki susturuculu silahlarla, aşağıda beni çembere alan adamlara yukarıdan ölüm yağdırmaya başladı.

Puf! Puf! Puf!

Saniyeler içinde beni köşeye sıkıştıran dört adam kafasından vurularak yere serildi. Yukarıdaki o siyah siluet, merdivenleri kullanmadan, bir halata tutunarak büyük bir asaletle tam önüme, toz bulutunun ortasına indi. Maskenin arkasından parıldayan o hırçın, zümrüt yeşili gözleri gördüğüm an kalbimin ritmi durdu.

Aden...

Yaralıydı, canı yanıyordu ama elindeki silahı tutan elleri bir milim bile titremiyordu. Yerdeki son adama da acımasızca bir kurşun sıkıp bana döndü. Gözlerindeki o Soykan öfkesi deponun soğukluğunu yaktı.

"Ne bakıyorsun öyle, Milanlı?" dedi, sesi maskenin altından buz gibi çıktı. Eğilip beni kolumdan tutarak ayağa kaldırdı. "Düşmanım olsan bile, senin bu köpeklerin önünde can vermene izin vermeyecek kadar Soykan’ım ben. Yürü, Kamer’in adamları gelmeden buradan çıkıyoruz."

Beni deponun arkasındaki motora doğru çekerken, yaralı omzuma rağmen arkasından gittim. Motora bindiğinde arkasına oturdum, kollarımı onun ince beline sararken yüzümü siyah ceketine yasladım. Barut ve lavanta kokusu birbirine karışmıştı.

Hafızasını kaybettiğini söyleyen o kadın, benim için burayı cehenneme çevirmişti. Beni kurtarmıştı ama o yeşil gözlerindeki inatçı nefret hâlâ oradaydı. Pes etmemişti, bana boyun eğmemişti; aksine, bu gece canımı ona borçlu olduğumu yüzüme vurarak beni kendi tahtında mat etmişti.