123. bölüm · MİLANLI
Gölge ve Zümrüt Arasındaki Sınır
📖 3. Sezon 60. Bölüm: "Gölge ve Zümrüt Arasındaki Sınır"
(Karan’ın Gözünden)
Savaş kapıyı hışımla çarpıp çıktığında, odanın içinde Aden ile baş başa kaldım. Aden, hâlâ kapıya doğru bakıyordu; duruşu dimdikti ama omzundaki sargının hafifçe kanlandığını görebiliyordum. Odaya sinen sessizlik, Savaş’ın gittiğinden beri biriken o zehirli havayı temizlemiyordu; aksine, atmosferi daha da ağırlaştırıyordu.
Ona yaklaştım. Elimi beline atmak istedim ama o, sanki bu hareketi bekliyormuş gibi bir adım geri çekildi. Gözlerinde, az önce Savaş’a yönelttiği o keskin, acımasız ifade hâlâ parlıyordu.
"Ona gitmesini söyledin," dedim, sesimi olabildiğince nötr tutmaya çalışarak. "Savaş, benim çocukluk arkadaşım, Milanlılar'ın en sadık kılıcı. Onu bu saraydan kovmak, sarayın bir kanadını kesmek demektir."
Aden, bana döndü. Yüzünde, az önce Savaş’ı dize getiren o soğuk zafer gülümsemesi değil, saf bir yorgunluk ve hayal kırıklığı vardı. "Savaş senin arkadaşın olabilir Karan, ama bu sarayda artık sadece 'sadık kılıçlar' yok. İhanetin kokusunu alıyorum. O, senin arkadaşın olduğu için sana sadık olduğunu sanıyor ama aslında senin kurduğun eski düzene sadık. Bizim kurduğumuz düzene değil."
Masadaki dosyaya parmağıyla vurdu. "Bu liste sadece Vural Ailesi'nin sonu değildi. Bu liste, Milanlılar'ın içindeki o çürükleri de ortaya döktü. Savaş, senin bana olan güvenini sorguluyor. Benim bu masada, senin yanında oturmamı bir 'hata' olarak görüyor."
Daha fazla dayanamadım. Onu omuzlarından tutup kendime çektim, bu sefer kaçmasına izin vermedim. Omzundaki yaraya dikkat ederek başını göğsüme yasladım. "Sen benim hatam değilsin, Aden. Sen benim tek gerçeğimsin. Ama bu sarayda yalnız kalmanı istemiyorum. Savaş gibi adamlar, bu dünyanın kurallarıdır. Onları bir anda yok edersen, yerlerine gelenlerin ne kadar tehlikeli olacağını biliyorsun."
Aden, göğsümde derin bir nefes aldı. "Biliyorum," diye fısıldadı. "Ama eğer seninle aynı dünyayı yönetiyorsam, o zaman o dünyanın kurallarını da ben koyarım. Sen Milanlılar'ın gücüsün, ben ise o gücün yönüyüm. Eğer pusula şaşarsa, gemi kayalıklara çarpar, Karan."
Beni göğsümden hafifçe itip uzaklaştı. "Savaş'ı kovmadım," dedi, gözlerini gözlerime dikerek. "Ona sadece, bu sarayda iki tane değil, tek bir irade olduğunu hatırlattım. Eğer o iradeye boyun eğmezse, o zaman gerçekten gidecek."
Odadan çıkarken, arkasında bıraktığı o otorite duygusu, odadaki tüm mobilyalardan daha baskındı. Aden değişmişti. Ormandaki o yaralı kadın, artık sarayın her taşını kendi zihninde yeniden dizayn eden bir stratejiste dönüşmüştü.
Savaş'ın haklı olmasından korkuyordum. Ama daha çok, Aden'in bu değişimiyle benimle olan bağını kaybetmesinden korkuyordum. Onu artık hiçbir kalkan koruyamazdı; çünkü o, artık kalkanın kendisi olmuştu.
