30. bölüm · MİLANLI

Güvenin Bedeli

Bengişşşş *

Bölümler
1 İmza ve Barut 2 Kurtlar Sofrası 3 Namlunun Ucu 4 Aynı Çatı,Aynı Oda 5 Göz Açıp Kapayıncaya Kadar 6 Kıvılcım 7 Barut Kokusu 8 Büyük Kumar 9 Barikat 10 Soykan Kanı 11 Gece Yarısı İtirafları 12 Küllerin İntikamı 13 Gölge Takibi 14 Namlunun Ucundaki hakikat 15 Kızıl Baskın 16 Demir,Kan ve Direniş 17 Küllerin Gazabı 18 Çaresiz Azrail 19 Zihnin Kusursuz Oyunu 20 Kıskançlığın Sınırları 21 Karanlık İnat 22 Gölgenin Avı 23 Borcun Bedeli 24 Hezeyan ve Hakikat 25 Gövde Gösterisi 26 Tahtın Yeni Sahibi 27 Karanlığın Kuşatması 28 Gölgenin Esareti 29 Altın Kafes 30 Güvenin Bedeli 31 Kuzu Postundaki Kurt 32 Kapan Çember 33 Feda ve Gazap 34 Kanlı Konsey 35 Kadıdaki Azrail 36 Gölgenin Çöküşü 37 Namlunun İki Ucu 38 Zümrüd-ü Anka'nın Sonu 39 Geri Dönen Gölgeler 40 Sorgu Masası 41 Aslanın İni 42 Zindandaki Son Sır 43 Zindandaki Üçüncü Bölge 44 Gölgenin Şifresi 45 İskeledeki Hayalet 46 Aslanın Uyanışı 47 Zümrüdü Anka'nın Vedası 48 Kurtuluş mu bu? 49 Kumsaldaki Yemin 50 Kırılan Sığınak 51 Küllerin Arasındaki Çığlık 52 Hücredeki İsyan ve Firar 53 Uçurumun Kenarında Takas 54 Zümrütün Oyunu ve Büyük Düşüş 55 Kraliçenin Tahtı 56 Kayıp Sahildeki Gölge 57 Kilitli Kapılar ve İlk Temas 58 Ruhunun Hafızası 59 Yol Kenarındaki İtiraf 60 Fırtına Kapıda 61 Kırık Gitarın İlacı 62 Zihindeki Cam Kırıkları 63 Zehirli Sessizlik 64 Gölgenin İhaneti 65 Zihindeki Frekans 66 Son Kale: Hayalet Şehir 67 İki Ruh, Tek Beden 68 Kıskançlığın İki Yüzü 69 Gölgenin İntikamı ve Yıkılan Duvarlar 70 Zihnin Karanlık Koridorları 71 Kralların Dönüşü 72 Sessiz Fırtına 73 Kızıl Alarm ve Yıkılan Kale 74 Yalnızlığın Gölgesi 75 Zihindeki Kırık Aynalar 76 Karanlığın İzleri 77 Zümrüt Işığın Sönüşü 78 Kırk Zümrütlerin Sessizliği 79 Zümrüt Gözlerin Veda Sesi 80 Barut,Kan ve Soğuk Sessizlik 81 Zümrütlerin Uyanışı ve Kaçış 82 Zümrütlerin Yüzleşmesi 83 Zümrütlerin Affı 84 Yaraların Şifası 85 Gece Yarısı Operasyon 86 Sessizliğin Mahkümiyeti 87 Yaraların Dili 88 Zümrüt Valsi ve Kırılan Güven 89 Kelimelerin İflası 90 Sessizliğin Altındaki İhanet 91 Gölgenin İntikamı 92 Kilidin Arkasındaki Hakikat 93 Karan'ın Arkasındaki Hakikat 94 Maskelerin Düştüğü An 95 Korku 96 Gölgeyle Yüzleşme 97 Küllerin Sözleşmesi 98 Sessiz Kapan 99 Maskeli Sofralar 100 Yalanın Gölgesi 101 Sisli İhanet 102 Maskenin Altındaki Küller 103 Güvenin Ağırlığı 104 Güvenin Ağırlığı 105 Küllerden Gelen İrade 106 Gölgenin Esiri 107 Çıkar Ağları 108 Zümrütün İlk Hamlesi:İfşa 109 Son Çırpınış 110 Zümrüt'ün Öfkesi 111 Zümrit'ün Kanı 112 Zümrütün Kanlı Nöbeti 113 Zümrütün Bedeli 114 Yaranın Sırrı 115 Zümrüt'ün Düşüşü 116 Zümrüt'ün Uyandığı Sabah 117 Zümrüt'ün Ormandaki Nöbeti 118 Ormanın Sessiz Avcıları 119 Zümrüt'ün Çığlığı, Milanlı Öfkesi 120 Sığınakta Son Hesaplaşma 121 Kanlı Zaferin Sessiz Gecesi 122 Sarayın İçindeki Çatlak 123 Gölge ve Zümrüt Arasındaki Sınır 124 Zırhın Altındaki Kırılganlık 125 Zümrüt'ün Keskin Dönüşü 126 Zümrüt’e Kurulan Kumpas 127 Maskeli Balo ve Kanlı İtiraf 128 Zümrüt’ün Kırılgan Sınırı ve Soğuk Duvar 129 Sessizliğin Çığlığı 130 Yatak Odasında Düşen Maskeler 131 Zümrüt’ün Küllerinden Doğuş 132 Karanlık Hücrenin Bedeli 133 Görüntüdeki Fısıltı 134 Zümrüt ve Karan: Küllerin Arasından 135 Yaralı Aslanın Kükreyişi 136 Kanlı Veda ve Kırılan Yemin 137 Sınırın Kıyısında 138 Sessiz Çığlık ve Kayıp Cennet 139 Enkazın Altındaki Sessizlik 140 Zamanın Durduğu Sığınak 141 Gölgeyle Gelen Çığlık 142 Yorgun Bir Zümrüt 143 Sığınağın Sessizliğinde Fırtına 144 Zihnin Elektrikli Kafesi 145 Sığınağın Sessizliğinde Bir Yıkılış 146 Maskenin Altındaki Buz 147 Çatlayan Maskeler ve Sessiz Kırgınlık 148 Sessizliğin Yankısı ve Altın Kafesin Çatlakları 149 Altı Tel, Tek Bir Özür 150 Altı Telin Sessiz İtirafı 151 Sessizliğin Kırıldığı O An 152 Maskelerin Düşüşü ve Barut Kokusu 153 Barutun Sessizliği ve Vedanın Soğuk Nefesi 154 Karan’ın Son Fedakârlığı: İtmeye Çalıştığım Bir Cennet 155 Uçurumun İki Yakası 156 Sessizliğin İnfazı 157 Sessizliğin Prangası: Kaçırılmış Bir Yüzleşme 158 Tenimdeki Harita: Yaraların İtirafı ve Şefkatin İnfazı 159 Sırların Kırılganlığı: Saklanan Acılar 160 Sırça Kafesin Parçalanışı: Tenin Altındaki İtiraflar 161 Yaraların Gölgesinde: Küllerin Altındaki Köz" 162 Sessizliğin Çığlığı: İtiraf ve Merhamet 163 Aynadaki Hakikat: Birbirimizin Enkazı 164 Geçmişin Paslı İnfazı: Elektrikli Oda 165 Gölgedeki Cellat: Sandalyedeki Meydan Okuma" 166 Gizli Bilgi 167 Siyahın İzinde: Geçmişin Borcu 168 Zihnin Mezarlığı: Senkronize Cehennem 169 Küllerin Şafağı: Mimar’ın Son İnfazı 170 Gölgenin Esareti: Kırık Bir Şafak 171 Gölgenin İzi: Soykan’ın Dönüşü" 172 Sistemin İçindeki Çatlak: Soykan'ın Direnişi 173 Sessiz Kaçış: Milanlı’nın Uyanışı 174 Külün Sessizliği: Matbaadaki Yüzleşme 175 Çatlaklar: Kodların İhaneti 176 Çekirdekteki Fırtına: Son Frekans 177 Enkazın Altındaki Güneş 178 Sonsöz

📖 32. Bölüm: "Güvenin Bedeli"
(Aden’in Bakış Açısı)

Bu orman evindeki dördüncü günümdü. Altın bir kafesin içindeydim; yaralarım tamamen iyileşmişti, önüme her gün en lüks yiyecekler geliyordu ama dışarıdaki silahlı nöbetçiler bana nerede olduğumu her an hatırlatıyordu.

Bu dört gün boyunca ne bir taşkınlık yapmıştım ne de kaçmaya çalışmıştım. Çünkü bir Soykan, kapana kısıldığında duvarları yumruklamazdı; duvarların kilidini açacak o zayıf noktayı arardı. Ve benim zayıf noktam, her gün odama ürkek adımlarla giren Elif’ti.

Ona bir mahkum gibi değil, bir dost gibi yaklaşmıştım. Sert yüzümü onun yanında yumuşatmış, yaralarımı sararken gösterdiği o şefkate aynı samimiyetle karşılık vermiştim. Ve bu sabırlı oyunum, dördüncü gecenin yarısında meyvesini verdi.

Elif odama elinde taze demlenmiş bir çayla girdiğinde gözleri kıpkırmızıydı. Tepsiyi masaya bırakırken hıçkırığını gizleyemedi.

"Elif... Ne oldu?" diye sordum, yatağın kenarından kalkıp yanına giderek. Elimle onun titreyen omzunu kavradım. "Sana bir şey mi yaptılar?"

Elif başını iki yana salladı, gözyaşları yanaklarından süzüldü. "Sadece... çok korkuyorum Aden Hanım," diye fısıldadı, sesindeki o çaresizlik içimi sızlattı ama zihnimdeki o avcı pusuya yattı. "Gölge... O adam yarın gece buraya geliyor. Sizinle nihai bir anlaşma yapacağını söylediler. Eğer o buraya gelirse ve siz onun istediğini vermezseniz... Buradaki herkesi, beni de öldürür. O çok acımasız."

"Biliyorum," dedim, sesimi daha da sakinleştirerek onun bana daha çok sığınmasını sağladım. "Ama bana yardım edersen, ikimiz de buradan sağ çıkabiliriz. Bu evden çıkış yok mu Elif? Ormanın içindeki nöbetçileri atlatmanın bir yolu olmalı."

Elif yutkundu, odanın kapısına doğru korkuyla bakıp bana biraz daha yaklaştı. "Ön kapıdan imkansız, orası tamamen taramalı tüfekli adamlarla dolu," diye fısıldadı. "Ama... ama bu lüks odanın altındaki mahzende, evin arkasındaki nehir kıyısına çıkan eski bir odun tahliye tüneli var. Kilitli. Anahtarı sadece bu evin sorumlusunun belinde duruyor. Yarın gece Gölge gelmeden önce o adam buraya denetime gelecek."

Aradığım ipucunu altın tepside almıştım. Yarın gece Gölge geliyordu ve o tünelin anahtarı eve denetime gelecek olan adamdaydı. Elif’in elini sıkıca tuttum, gözlerinin içine baktım. "Korkma," dedim, bu kez tamamen gerçek bir kararlılıkla. "Yarın gece ikimiz de bu cehennemden çıkıyoruz."

Elif’in verdiği o kritik bilginin üzerinden saatler geçmiş, ertesi günün akşamı olmuştı. Planımı yapmış, denetim sorumlusunun odaya girmesini bekliyordum. Ancak hava karardıktan hemen sonra, ormanın derinliklerinden gelen tuhaf bir uğultu evin içindeki o sessizliği bıçak gibi kesti.

GÜÜÜÜÜM!

Evin çok yakınlarında patlayan bir el bombasıyla oturduğum koltuk sarsıldı. Pencereler zangırdadı. Hemen ardından orman evinin bahçesindeki o korumaların telsizlerinden peş peşe panik dolu feryatlar yükselmeye başladı:
"Saldırı altındayız! Giriş kapısı çöktü! Milanlı geldi! Tek başına içeri giriyor, acil dest—"

RATATATATATA!

Telsizdeki ses, kulakları tırmalayan ağır bir makineli tüfek serisiyle kesildi. Dışarıda tam bir katliam başlamıştı. Karan... Benim o çamurların içinde bıraktığım yaralı aslan, şehri ve ormanı birbirine katıp izimi bulmuştu.

"Aden Hanım!" Elif panikle odama daldı, korkudan titriyordu. "Geldiler... Kapıdaki adamları tek tek indiriyorlar!"

"Korkma, arkamda dur!" dedim. Masanın üzerindeki ağır porselen demliği elime aldım. Tam o sırada odanın kapısı sertçe açıldı ve belindeki o anahtarla içeri giren ev sorumlusu adam, "Yürü gidiyoruz, seni buradan kaçırmam lazım!" diyerek kolumu kavramaya çalıştı.

Daha elini bile uzatamadan, elimdeki porselen demliği adamın tam şakağında patlattım. Adam acıyla sarsılıp yere yığıldığı an üzerine kapandım ve belindeki o gizli mahzen anahtarını tek bir hamlede söküp aldım. "Elif, mahzene!" diye bağırdım.

Tam odadan çıkacaktık ki, evin alt katındaki o büyük ahşap kapı büyük bir gürültüyle menteşelerinden sökülerek içeri uçtu.

BAAM! BAAM! BAAM!

Merdivenlerden yukarı doğru yükselen o ağır, dondurucu adımların sesini duydum. Elimde anahtarla koridorun köşesinde donakaldım. Merdivenlerin başında beliren siluet, baştan aşağı çamur, barut ve düşman kanına bulanmış olan Karan’dan başkası değildi.

Sol omzundaki sargı tamamen kan içindeydi, yüzünde acımasız, insanüstü bir öfke vardı. Elindeki namlusu tüten silahı yan tarafa doğru fırlattı. Gözleri koridorda beni, elimdeki anahtarla dimdik ayakta gördüğü an o Azrail ifadesi saniyeler içinde un ufak oldu.

Nefes nefese bana doğru koştu, aramızdaki mesafeyi tek bir büyük adımla kapatıp sağlam eliyle beni göğsüne sertçe çekti. Yaralı olmasına rağmen beni o kadar sıkı kucakladı ki, kaburgalarımın sızladığını hissettim.

"Aden..." diye fısıldadı, sesi günlerdir uyumamanın ve yaşattığı o vahşi gazabın etkisiyle darmadağındı. Başını saçlarımın arasına gömdü, derin bir nefes aldı. "Buldum seni... Dünyayı yaktım ama buldum seni."

Geri çekilmedim ama ona sarılmadım da. Hafıza oyunumu bozacak tek bir hareket yapmadım. Elimdeki mahzen anahtarını onun gözünün önüne doğru kaldırdım, yüzüme o bildiği kibirli Soykan tebessümünü yerleştirdim.

"Geç kaldın, Milanlı," dedim, sesimdeki o sarsılmaz inatla. "Ben zaten kendi çıkış biletimi bizzat aldım. Ama madem buradasın... Bahçedeki o pislikleri temizlememe yardım edebilirsin."

Karan, o kan ve çamur içindeki yüzüyle bana baktı. Karşısındaki kadının bu esaret altında bile teslim olmadığını, aksine ipleri eline aldığını gördüğünde, dudak kenarında o dondurucu ama tapar gibi bakan gururlu tebessüm belirdi.

"Sen nasıl istersen, karıcığım," diye fısıldadı. "Hadi, bu evi içindekilerle birlikte cehenneme çevirelim."