15. bölüm · MİLANLI
Kızıl Baskın
📖 15. Bölüm: "Kızıl Baskın"
Karan’ın dudakları şah damarımın üzerinde, nefesi tenimi kavururken içimdeki o nefret duvarlarının sarsıldığını hissediyordum. Bileklerimi tutan ellerindeki o sarsılmaz güç, beni hem esir alıyor hem de tuhaf bir şekilde bu yıkımın ortasında güvende hissettiriyordu.
"Bırak beni..." diye fısıldadım, sesim ilk kez bu kadar güçsüz çıkmıştı.
Karan başını kaldırıp kömür karası gözlerini gözlerime dikti. Tam dudakları dudaklarıma doğru kayacaktı ki, fabrikanın devasa demir giriş kapısı korkunç bir patlamayla havaya uçtu.
GÜÜÜM!
Patlamanın şiddetiyle fabrikadaki toz bulutları havaya savrulurken, projektörler birer birer patlayıp bizi yeniden loş bir karanlığa gömdü. Soykan adamlarının bağırışları ve hemen ardından başlayan otomatik silah sesleri fabrikanın yüksek tavanında yankılandı.
"Baskın! Haşmet’in adamları içeride!"
Karan tek bir saniyede o tutkulu adamdan sıyrılıp yırtıcı bir hayvana dönüştü. Beni hızla arkasındaki demir sütunun arkasına doğru itti ve belindeki susturuculu silahını çekti. Fabrikanın kapısından içeri sızan maskeli, ağır silahlı adamlar peş peşe ateş açıyordu. Mermiler etrafımızdaki duvarları delip geçerken içerisi tam bir cehenneme döndü.
"Arkamda kal, Aden!" diye bağırdı Karan, merdivenlerin oradaki iki adamı tek hamlede alnından vurarak yere sererken.
Ancak bu kez gelenler sadece çatışmaya gelmemişti; organize bir şekilde doğrudan bizim olduğumuz noktayı hedef alıyorlardı. Fabrikanın arka tarafındaki karanlık pencerelerden içeri giren sis bombaları etrafı tamamen kör etti. Göz gözü görmüyordu, öksürük sesleri silah seslerine karıştı.
Karan’ın elimi kavrayan parmaklarını hissettim ama o sisin içinde, arkamdan dolanan iki güçlü el beni aniden geriye doğru çekti. Ağzıma bastırılan eter kokulu bez, nefesimi saniyeler içinde kesti.
"Aden!" diye kükreyen Karan’ın sesini duydum uzaktan. Sis bulutunun içinde deli gibi ateş ederek bana doğru koşmaya çalışıyordu ama önünü kesen yaylım ateşi onu yavaşlatıyordu.
"Bırakın beni..." diye mırıldanabildim ama bilincim hızla kapanıyordu. En son gördüğüm şey, Karan'ın sislerin arasında, gözü tamamen dönmüş bir şekilde adımı haykırarak önündeki adamları vahşice yere sermesiydi.
Ardından her şey karardı.
📖 16. Bölüm: "Gözü Dönmüş Milanlı"
(Aden’in kaçırılmasından 3 saat sonra - Milanlı Malikhanesi)
Yeraltı dünyası, Karan Milanlı’yı her zaman dondurucu soğukkanlılığıyla tanırdı. Ama o gece, o soğukkanlı adamdan eser kalmamıştı.
Malikanenin devasa çalışma odasındaki cam masa, Karan’ın indirdiği sert yumrukla darmadağın olmuş, kristal parçaları yere saçılmıştı. Karan’ın beyaz gömleğinin kolları dirseklerine kadar katlanmıştı; elleri ve gömleği fabrikadaki çatışmanın barut izleriyle ve kendi adamlarının kanıyla lekelenmişti. Saçları darmadağındı, gözlerindeki o kömür karası renk yerini saf bir cinnet kırmızısına bırakmıştı.
Odanın ortasında, konseyin tüm üst düzey adamları ve Soykanların sağ kalan korumaları korkudan nefes bile alamadan dizilmiş duruyordu.
"Bana üç saat geçti diyorsunuz!" diye kükredi Karan, sesi malikanenin duvarlarını titleterek. Masanın üzerinde duran boş viski kadehini duvara fırlatıp tuzla buz etti. "Üç saattir bu şehrin yeraltını altüst etmeniz gerekiyordu! Karım nerede?!"
Kamer, korkudan yutkunarak bir adım öne çıktı. "Karan Bey, Haşmet'in sağ kolu Zafer'in işi bu. Limandaki eski tersaneleri, depoları, her yeri taratıyoruz ama adamlar resmen yer yarıldı da içine girdi—"
Karan, Kamer’in kelimesini bitirmesine izin vermeden iki adımda yanına varıp gömleğinin yakasını kavradı ve onu duvara sertçe çarptı. Silahının namlusunu Kamer’in çenesinin altına dayadı. Gözlerindeki o vahşi canavar tamamen serbest kalmıştı.
"Bana bahane üretme, Kamer!" diye tısladı dişlerinin arasından, sesi ölümün ta kendisiydi. "Eğer gün doğana kadar Aden’in nerede olduğunu bulamazsanız, bu konseydeki herkesi kendi ellerimle mezara gömerim. Haşmet’in soyunu kuruturum! O adamların Aden’in tek bir saç teline zarar verdiğini öğrenirsem... Bu şehri haritadan silerim!"
Karan, Kamer’i fırlatıp arkasını döndü ve belindeki silahı şarjörünü sertçe yeniledi. Gözü hiçbir şeyi görmüyordu; ne babasının günahlarını, ne yeraltı kurallarını, ne de ittifakları. İçindeki tüm o kibirli lider yıkılmış, yerine sadece kadını için dünyayı yakmaya hazır, gözü dönmüş bir Milanlı gelmişti.
"Tüm adamları toplayın," dedi, sesi bu kez korkunç bir sessizliğe bürünürken. "Şehre giriş çıkışları kapatın. Zafer’in bağlantısı olan kim varsa, canlı yakalayıp önüme getirin.Onlara cehennemi yaşatacağım.''
