5. bölüm / 46
Kisses Driven by Hate5
Bölümler 46Şu an: 5
- 1 11.338 kelime
- 2 21.979 kelime
- 3 31.468 kelime
- 4 41.244 kelime
- 5 51.089 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 61.176 kelime
- 7 72.629 kelime
- 8 82.184 kelime
- 9 91.778 kelime
- 10 101.730 kelime
- 11 111.403 kelime
- 12 122.127 kelime
- 13 132.713 kelime
- 14 141.925 kelime
- 15 152.545 kelime
- 16 161.494 kelime
- 17 171.239 kelime
- 18 181.701 kelime
- 19 192.239 kelime
- 20 201.521 kelime
- 21 211.686 kelime
- 22 222.861 kelime
- 23 231.608 kelime
- 24 242.707 kelime
- 25 251.813 kelime
- 26 262.742 kelime
- 27 272.845 kelime
- 28 282.343 kelime
- 29 291.552 kelime
- 30 301.758 kelime
- 31 312.229 kelime
- 32 322.412 kelime
- 33 331.414 kelime
- 34 341.912 kelime
- 35 351.770 kelime
- 36 361.692 kelime
- 37 372.638 kelime
- 38 381.543 kelime
- 39 391.186 kelime
- 40 402.232 kelime
- 41 411.355 kelime
- 42 422.573 kelime
- 43 432.800 kelime
- 44 442.275 kelime
- 45 451.121 kelime
- 46 461.878 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Delirmedim Deniz kızı," dedi, sesini fısıltıdan biraz daha yüksek bir tonda tutarak. Elini kaldırıp hemen başımın yanındaki duvara yasladı. "Sadece sözünü almaya geldim. Dün gece kapında bana ne dediğini unuttun herhalde?"
"Uzak dur benden," dedim, göğsüm hızla inip kalkarken. Kalbimin atışları kulaklarımda gümleyen bir davul gibiydi. "Söz falan vermedim ben sana. Git buradan, birisi görecek!"
"Görsünler," diye fısıldadı, yüzünü yüzüme doğru eğerken. Dudaklarındaki o sinir bozucu, her şeyi kontrol ettiğini sanan gülümseme daha da belirginleşti.
O anda kapı hızla açıldı ayakkabıların sesi tuvaletin dar alanında yankılandı. İçeri giren Sıla’ydı.
Aynadan göz göze geldiğimiz o salise, zaman tamamen durdu sanki. Sıla’nın yüzündeki o her zamanki kibirli, alaycı ifade, bizi o pozisyonda gördüğü an buz kesti. Gözleri şokla büyüdü, dudakları aralandı. Teoman’ın eli hâlâ duvarda, bedeninin gölgesi ise tamamen üzerimdeydi.
"Teoman?.." dedi Sıla, sesi adeta boğazına kaçmış gibi titreyerek. "S-senin... senin ne işin var burada? Bu kızla ne yapıyorsun?"
Teoman, istifini hiç bozmadan yavaşça geri çekildi, ellerini ceplerine soktu ve Sıla’ya döndü.
"Sıla, tam zamanında geldin," dedi. Sesindeki o buz gibi rahatlık tüylerimi ürpertti.
Sıla öfkeyle bana doğru bir adım attı. "Seni gidi ezik sürtük! Teoman’ın peşinde kuyruk gibi dolandığın yetmedi, şimdi bir de..." Teoman sözünü kesti.
"Kes sesini Sıla,hem sen niye geldin?"
Sıla gülerek cevapladı "Aşkım burası kızlar tuvaleti ya... Sen neden buradasın-"
"Vır vır konuşmayı kes! Ben buraya öyle düşündüğün gibi birşey için gelmedim..."
"Neden geldin?"
"Sana ne! Sana hesap verecek değilim!"
Teoman sözünü bitirip lavabodan çıktı. Sıla gözlerini bana dikip musluğu açtı...
"Para ihtiyacın mı var?"
Şaşkınlıkla ona döndüm "Ne saçmalıyorsun sen!"
"Geçen gün Teoman'dan birşey istedin Teoman'da tamam dedi, herşeyi duydum sen ondan para mı istedin hıh ne sandın? Kızım sen kimsin ben bunun altında kalır mıyım!"
İki adım yaklaşıp elimi kaldırdım saçlarını kulağının arkasına alarak konuştum "Sana bir iyi birde kötü bir haberim var canım... İyi haber haklısın ondan Aras için bir iyilik istedim... Kötü haber sen sevgilini hiç tanıyamamışsın-"
"Bana bak benimle düzgün konuş yoksa-"
Saçlarını elime dolayıp başını geriye doğru attırdım.
"Yoksa?"
"Bırak saçımı!"
Saçlarını daha sert çekerken içeriye yine biri girdi.
"Sıla kantinde Teoman ile Aras kavga etmeye başladı Teoman'ın burnu kanıyor Aras ona kafa attı-"
Duyduklarımla Sıla'nın saçlarını bıraktım.
Sıla saçını bıraktığım anda"Ne! Teoman aşkım geliyorum." diyerek koşturdu.
"Aras..."dedim boşluğa bakıp ardından koşturarak kantine gittim
Kantine doğru attığım her adımda kalbimin ritmi biraz daha hızlanıyor, kulaklarımdaki uğultu katlanarak artıyordu.
Sınıfta en son bana kardeşi Demir’in yaşadığını söylerken gözlerindeki o çaresiz ama umut dolu ışık geldi aklıma. Teoman’ın bu işle bir ilgisi vardı ve Aras bunu öğrenmişti.
Kantin katına indiğimde, normalde uğultulu olan o koca alanın derin bir sessizliğe büründüğünü fark ettim. Herkes geniş bir çember oluşturmuş, nefesini tutmuş ortadaki vahşeti izliyordu. Kalabalığı omuzlarımla yara yara öne doğru atıldım.
Gördüğüm manzara nefesimi kesti.
Teoman, köşedeki devrilmiş masalardan birine sırtını dayamış, eliyle burnunu tutuyordu. Ama canı acıyor gibi durmuyordu, aksine, gözlerinde delice, neredeyse keyif alan sapkın bir gülüş vardı. Tam karşısında duran Aras ise soluk soluğaydı.
Sıla benden önce varmış, çoktan Teoman’ın kollarına atılmıştı. "Aşkım! İyi misin!" diyerek çığlık atıp Teoman'ı korumaya çalıştı. Teoman ise onu umursamadan, burnundan akan kanı elinin tersiyle silerek ayaklandı ve o dik başlı yürüyüşüyle kalabalığı yarıp koridora doğru yöneldi. Sıla da onun arkasından koşturdu.
Ben ise kantinin ortasında kalan Aras’a doğru adımladım. "Aras..." dedim boşluğa bakar gibi, sesim titreyerek. "İyi misin?"
Aras, ona doğru uzattığım elimi sertçe geri itti. Gözlerindeki o saf öfke ve kırgınlık doğrudan yüzüme çarptı.
"Bana dokunma Deniz! Sal artık beni ya bırak peşimi" diye bağırdı Aras, kantindeki herkesin bize bakmasını umursamadan. Sesi bütün alanda yankılandı. "Ben kardeşimin acısıyla kavrulurken onu bulmaya çalışırken onun öldüğünü öğrendim lan... Abimi istiyorum diyerek beni arayan kardeşim ölmüş! Üstüme gelme artık git Deniz git!"
"Aras..." diye haykırdım ama arkasını dönüp kalabalığın içinde kayboldu.
İçimde patlayan o çaresizlik hissi saniyeler içinde saf bir nefrete ve öfkeye dönüştü.
Gözlerimden akan yaşları hırsla sildim ve yönümü doğrudan erkekler tuvaletine çevirdim.
Erkekler tuvaletinin kapısını sertçe iterek içeri girdim.
Teoman aynanın karşısına geçmiş, başındaki yaraya bakıyordu. Beni aynadan gördüğünde duraksadı, o kehribar gözlerinde hafif bir şaşkınlık belirdi.
Hiç düşünmedim. İçimdeki tüm hırsla iki elimle göğsüne sertçe vurarak onu geriye doğru ittim.
"Sen varya sen benim tanıdığım en şerefsiz insansın Allah senin belanı versin!" Bileklerimden tutup beni sertçe geri itti.
"Dur yapma dur."
"Sen hiç kimseyi sevdin mi bu hayatta hıh? Hiç kimseye değer verdin mi? Allah seni kahretsin ya" diye bağırdım, sesim tuvaletin duvarlarında yankılanırken.
Teoman hiç bişey söylemeden sadece beni dinledi.
"Kardeşinin öldü haberini aldı o.... İnanmamak için bütün gücüyle çabaladı.. öldü belkide belkide bu hayatta kimsesi kalmadı..."
Onu tekrardan ittim "Ulan dünya sizin zaten! Onun bir tek kardeşi vardı ona saldırmasaydın bari!"
"Bi dakika bir dakika ben bunu bilmiyordum... Kardeşi gerçekten ölmüş olabilir mi?"
"Çok mu umurunda?"
Teoman, gözlerini gözlerime dikip hiç kırpmadan. "Umrumda! O yüzden şöyle yapalım Aras'ı beni kardeşinin yanına göndereyim, gitsin gelsin bakalım kardeşi ordamıymış değilmiymiş!"
"Eğer ona birşey yaparsan-"
"Yapıcam!" dedi şeytani bir gülüşle.
"Ondan uzak durucaksın!" dedim sesim titreyerek.
"Önce kardeşinin yanına gitsin bakalım dönünce konuşuruz... Tabi dönebilirse."
"Keşke sen gebersen! Onun kardeşine bişey olacağına sen gebersen! Sen ölsen arkandan bir damla göz yaşı dökmem hatta öldüğün için şükür namazı kılarım."
Yüzündeki o umursamaz, alaycı ifadeden eser kalmadı. Gözleri şokla büyüdü, çenesi kasıldı.
"Korkma Deniz kızı dönerse senindir..."
Arkama bile bakmadan hızla koşturarak kızlar tuvaletine gittim. Ben içerdeyken Leyla ağlayarak içeri girdi kapıyı kapatıp onları dinledim.
"Leyla kendini heba ediyorsun aşkım. Bak Aras için neler yaptın kardeşini bile ezdin sen onu göndermesinler diye tehdit ettin ama o sana ne yaptı? Aras seni üzmekten başka birşey yapmıyor lütfen ağlama artık!"
"Dayanamıyorum Ezgi... O bu haldeyken onu yanlız bırakmak istemiyorum. Evet o benim sayemde burada ama buradayken bile benden uzak..."
"Çünkü onun Denizi var... Görmedin mi geçen gün sırf Aras için deniz'e atladı.... Sıla haklı ikisi bir çift belli. Sende üzme artık kendini-"
"Deniz eğer Aras'la beraber olsaydı bunu bilirdim... Deniz benim Aras'a olan duygularımı anladı. O öyle bir kız değil sırf Sıla Teoman'ı kıskandığı için yapıyor çünkü Teoman tanıştığından beri Deniz'le uğraşıyor."
"Ne yani? Aras değilde Teoman ile Deniz mi diyorsun sen-"
"Hayır. Her neyse boşver bu konu burada kapandı... Artık Aras'tan uzak durucam onu sevmicem o burada olma sebebini bilmicek bende onu gördüğümde ağlamaya devam edicem."
Ezgi ile Leyla çıktıktan sonra kapıyı açıp hızla musluğu açtım. Elimi yüzümü yıkarken konuştukları şeyleri düşündüm....
"Leyla sırf Aras için ailesini mi tehdit etmiş... Aras bunu bilmeli ama öğrenirse..."
Yüzümü yıkadıktan sonra sınıfa koştum. Matematik öğretmenimiz içerideyeken kapıda durdum.
"Girebilir-" derken Teoman arkamdan gelip bana çarptı. "Hocam geç kaldık kusura bakmayın, ders neydi bu arada?"
Sırama geçtim ve biraz zaman sonra göz ucuyla Teoman'a baktım. Bakarken bana göz kırptı ve önüme döndüm.
Bölüm etkileşimi
