Kisses Driven by Hate kitap kapağı

16. bölüm / 46

Kisses Driven by Hate

16

Yazar: Kyula Seng

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 46Şu an: 16

Arabadan inip güneş gözlüğümü çıkardım. Takım elbisemi düzeltip babasının karşısına geçtim.

"Ooo kaptan deniz'de gemileri batırınca arabaya mı geçtin."

"Hayırdır.... Sen takım elbise giyermiydin?"

"Ya bir kız isteme işim varda... Ama daha var şimdiden alıştırıyorum kendimi"

"İyi iyi... O günler gelince görürüz."

"Görürüz... Ya benim benim annem dün size bişeyler demiş... Kıyafetle ilgili. Deniz benden öyle bir şey istemedi...Ki senin kızın öyle bir kız değil zaten....
Ben onun olayına burnumu sokmuşum gibi oldu... Ama parasını ödedi zaten. Durum böyle olunca üzüldüm. Gerçekten ailem adına özür dilerim sizden."

"Biliyoruz da baban ve annen..."

"Deniz öyle eğlenilecek bir kız değilim evlenilecek kız... Yani ileride evleneceği kişi şanslı. Merak etmeyin bizim aramızda bişey yok biz sadece arkadaşız."

"Deniz'de söyledi ama annen öyle söyleyince..."

"Ben tekrardan özür dilerim."

Arabaya geçtim. Eve geldiğimde kendimi odama attım... Üstüme kıyafetlerimi seçip duşa girdim. Suyu açarken aklıma Deniz'le kaldığımız an geldi...

Flashback

Hiç düşünmeden üzerime doğru atıldım. Kolundan kavradığım gibi banyonun içindeki geniş duşa kabine doğru ittim. Sırtı soğuk cam duvara çarptı. Duş başlığının düğmesine bastım ve yukarıdan üzerimize buz gibi bir su boşalmaya başladı. Şokla çığlık atacakken, elimle dudaklarını kapattım.

Üzerimizdeki kıyafetler saniyeler içinde vücudumuza yapışırken, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki nefesini tenimde hissediyordum.

Gözleri gözlerime kenetlenmişken, dudaklarını kapatan elimi açıp, başparmağıa yavaşça alt dudağının üzerinden geçtim. Deniz yerinde durmadı elimi sertçe ısırdı.

...

Kendi kendime hatırlayıp güldükten sonra duştan çıkıp üstümü giyindim. Dişlerimi fırçalayıp saçlarımı kuruttum.

Yemek için mutfağa girecekken babamla annemin konuşmalarını duydum.

"Teoman gerçeği öğrenir diye çok korkuyorum... Onu asla yerinde tutamıyoruz."

"Sende bazen Teoman yerine Aras olsaydı demiyor musun..."

Duyduklarımla kalbimde bıçak ağrısı hissettim... Geri adımlarla oradan uzaklaştım... Gözlerimden yaşlar süzülürken aklıma babamın ve Deniz'in söyledikleri geldi...

Flashback

"Değmezsin.. Keşke deysen ama deymezsin...O çok sevdiğin ailende sende hiç birşeye değmezsiniz. Ben senin yerinde olsam her gün okula gelmeye utanırdım... Aynaya bakarken ne görüyorsun sen? Yüzsüz,katil,insanların duygularıyla oynayan birisini mi.. Ben ne diyorsam hepsini tabiki de..."

...

Flashback

Sende bazen Teoman yerine Aras olsaydı demiyor musun...

...

Elimi kalbimin üstüne koydum ve sertçe sıktım... Gözlerimdeki yaşları silip arabaya geçtim. Arabayı çalıştırıp yurdun olduğu yere doğru sürdüm.

Deniz'den

Aras'ın yanına gitmek için çıkacakken babam geldi.

"Bir selam sabah yok mu kızım?"

"Hoşgeldin baba..."

"Bugün Teoman geldi..."

"Ne işi varmış-"

"Herşeyi anlattı... Hatta oda üzülmüş-"

"Teoman mı?"

"Evet... Senin öyle bir kız olamadığını tişört olayını anlattı. Ben özür dilerim kızım."

"A-anladım... Ben çıkıyorum şimdi biraz zaman sonra gelirim."

"Tamam kızım."

Evden çıktıktan sonra babamın söyledikleri aklıma takıldı. "Teoman beni düşünüp babama açıklama yapmak için ayağına kadar gelmiş mi..."

Yurdun önüne geldiğimde Aras yanıma geldi. "Deniz!"

"Biraz zamanın var mı?"

"Var..."

Beraber yine banka oturduk ve konuşmaya başladım.

"Geçen gün olanlar... Onları unut biz eskisi gibi arkadaşız... Bir an seni hayatımın dönüm noktası sandım ama hala öylesin. İyi birisin ve iyiki tanıştım seninle. Ama o doğru kişi değilsin. Ben arkadaşlığımızı sevdiğim için bu konuşmayı yapmak istedim..."

"Doğru kişiyi umarım bulursun... Belkide doğru kişi yanı başında hep seni düşünen biridir..."

"Bilmiyorum ama sen doğru kişiyi buldun Aras... Leyla ve sana mutluluklar dilerim. Bu arada bişey çizmiştim. Sana hediye etmek iserim."

"Olur..."

Aras'ın yatağının baş ucuna duvara çizdiğim karga resmini yapıştırdım.

"Burada tüm kardeşlerinin yanında gerçek kardeşinde olsun istedim..."

"Teşekkür ederim Deniz..."

"Neyse geç oldu ben gidiyorum..."

Arkamı dönüp giderken yurdun hemen arkasında tanıdık bir silüet gördüm. Yurttakiler eğlenirken arkadan Teoman'ın yanına gittim. Tam arkasına geldiğim de kolundan tutup kendime çevirdim. Gözlerindeki yaşlar kurumuştu ama hala üzgündü..

"Ne yapıyorsun sen?"

Şaşkınlıkla ağzı açık bana bakarken burnundan kan gelmeye başladı.

"Ne oldu sana..."

Gözleri kaydı... Yavaş yavaş gözleri kapandı ve üstüme yığıldı. Onu belinden tuttum ve kendimi yerde onu kucağımda buldum... Boynunun arkasından tutup başının yere değmesine engel oldum. Burnundaki kan dudağına akarken şortumdaki fuları burnuna tuttum.

"Teoman aç gözlerini aç...." fuları bileğine bağlayıp çaresizce etrafa bakındım... Yurttakiler eğlenirken ben burada Teoman'ın yanında duruyordum... Başını yavaşça kaldırım kucağıma yatırdım.

"İyi olucaksı-" derken arkamdaki benzin bidonunu gördüm... Ona sinirlenecek zaman değildi... Kimse o benzini görmemeliydi. Çare olarak Aras'a bağırdım.

"Aras... Aras!"

Kimse duymadı yine bağırdım ve bağırdığım gibi tüm çocuklar yanıma geldi...

"Ne işi var bunun!"

"Ya burnu kanadı bir anda bayıldı yardım edin..."

Teoman'ın başını yavaşça Aras'ın kollarına bıraktım.

"Böyle olmaz kaldıralım yoksa böyle durursa daha çok kan gelir... Demirde de yaşamıştım bunu... Bir anda burnundan kan gelmişti annem ve babam onu yatırmıştı biraz zaman sonra kendine gelmişti."

"Tamam öyle yapalım ama Aras sana bişey söylemem gerek..."

"Ne oldu Deniz yoksa bişey mi yaptı-"

"Hayır... Ama yapacaktı."

Benzin bidonunu gösterdim ve Aras sinir oldu. Onu tuttum ve konuşmaya devam ettim. "Bunu söylediğime inanamıyorum ama iyi değildi sanki... Gözlerinde yaşlar vardı... Bir anda burnundan kan geldi."

"Öğreniriz sonra şimdi uyanmasını bekleyelim..."

Teoman'ın karşısına geçip gözlerini açmasını bekledim... Saçma sapan düşüncelerim beynimde tekrarlanıyordu. İçimden kendime, ne yapıyorum ben dedim. Teoman gözlerini yavaş yavaş açarken tüm düşüncelerim silindi. "Gözlerini açıyor... Kendine geldi." dedim. Aras ayağa kalkıp yanından uzaklaştı. Teoman gözlerini açarken benim çizdiğim karga resmine baktı...

Ayağa kalkıp onun baş ucuna geçtim.

"Git buradan..."

"Kimsesizlerin evinde bile istenmiyorum, kovuluyorum..."

Biz konuşurken yurdun önünde araba durdu. Ayağa kalkıp kalabalığın arkasından gittim. Gelen kişi Teoman'ın ailesiydi...

Annesi beni görünce bağırmaya başladı.

"Bu kızın ne işi var burda? Oğlum nerde benim hem bu kız niye bu kadar erkeğin içinde ne oluyor burda!"

"Ne ima ediyorsunuz siz?"

Annesi gözlerini devirdi.

"Niye kendi üstüne alındın?"

"Buradaki tek kız ben olduğum için olabilir mi?"

"Senin annen baban nasıl yetiştirmişse seni... Daha doğrusu yetiştirememiş. Bu saate bu kadar erkeğin içinde ne işin var senin. Ben ne diyorsam... Kızlar annesine çekermiş-"

Sinirle elimi yumruk yaptığım anda Teoman ortamızda durdu.

"Sizin ne işiniz var burda?"

"Kutay arayınca çok endişelendik..."

"Gördüğünüz gibi iyiyim! Siz gelmeden önce daha iyiydim."

"Oğlum yapma... Hadi gidelim artık şu yurttan."

"Ben gelmiyorum."

"Ne diyorsun oğlum ait olduğun yere gel"

"Belki de ait olduğum yerdeyimdir..."

"Ne saçmalıyorsun oğlum sen... Korkutma bizi gel bizimle uzak dur şunlardan."

"Şunlardan dediğin insanlar benimle ilgilendi! İzin verinde teşekür edeyim o kadar başımda durdular..."

Teoman'ın yaptıklarına şaşkınlıkla bakarken bana döndü.

"Sağol Deniz kızı..."

Küçük bir tebessümle başımı salladım. Aras'a doğru dönüp teşşekür ettikten sonra Aras'a sarıldı...

"Herşey için herkese teşekkür ederim..."

Ailesi ile arabaya binip uzaklaştıktan sonra yurttan çıkıp eve gittim... Eve geldiğimde herkes uyumuştu. Odama geçip olanları düşündüm.

Flashback

Yavaş yavaş gözleri kapandı ve üstüme yığıldı. Onu belinden tuttum ve kendimi yerde onuda kucağımda buldum... Boynunun arkasından tutup başının yere değmesine engel oldum...

...

Başımı yastığa yatırıp gözlerimi yavaşça kapattım.

Teoman'dan

Eve geldiğimde üstümü değiştirip kendimi yatağa attım. Deniz'in beni tuttuğu an aklıma geldi. Elimi kaldırıp burnuma götürürken bileğimdeki fuları farkettim...

"Bu ne?"

Fuları çıkarttım ve altındaki Deniz yazısına baktım.

"Deniz kızı..."

Fuları bileğimden çözüp kokusunu içime çektim... Fuları yastığımın kenarına bırakırken telefonuma mesaj geldi.

>Seni düşündüğümü falan düşünme sadece iyimisin diyecektim...

Mesajı gördüğüm an gülümsedim. Gülerken mesajını cevapladım.

>İyiyim... Tekrardan teşekkür ederim.

Mesajı attım ve mesajıma görüldü attı. Başımı yatağın başına yaslayıp yastığımın kenarındaki fuları tekrardan elime aldım...

Ertesi sabah uyandığımda Leyla karşımda dikilmiş öylece duruyordu.

"Şu evde özel alana karşı hiç saygı yok mu?"

"Günaydın."

"Sanada günaydın Leyla. Neden buradasın?"

"Sen Sıla'yı aldatıyor musun? Dün neden Deniz'ede teşekkür ettin?"

"Ne aldatması biz onunla ayrıldık!"

"Neden? Deniz için mi? Bıktım ya Aras'ın meselesi Deniz seninde meselen Deniz! Sırf o kız için arkadaşımı üzme Teoman pişman olursun."

"Ayrıldık diyorum sana Leyla!"

"Ayrılma! Ayrılmicaksınız. Tamam Sıla bana karıştı Aras hakkında demediği kalmadı ama asla haketmiyor... Kimse ortada bırakılmayı haketmiyor."

"Neden ki? O hakketi diye ayrıldım ben, sen bilmediğin işlere burnunu sokma!"

"Neyi haketti ya? Teoman eğer arkadaşımdan ayrılırsan-"

"Eee? Annem babam bitti sen başladın!"

"Deniz'i rezil ederim... Sıla yaptığında sustum acıdım belki ama ben yaparsam kimse bişey diyemez unutamaz da... Aras bir sen iki, ne var bu kızda?"

"O kıza bişey yapmicaksın Leyla! Uzak durucaksın..."

"Arkadaşımı üzmezsen bende Deniz'i rezil etmem..."

"Sen kimsin! Beni tehdit mi ediyorsun?"

"Sana çekmişim işte... Sende Sıla'nın doğum gününde Denizi tehdit edip onu kullanmayı istemedin mi... Ya sevgilinin doğum gününde başka bir kıza öp beni dedin sen... Sıla gelmeseydi ne yapıcaktın onu öpücükmiydin? Sonra ne yapıcaktın-"

"Sen iyice delirmişsin..."

"Herşeyi duydum... Deniz'den uzak durucaksın. O kızı ailemize yaklaştırma artık... Görmüyor musun Teoman... Deniz yüzünden annem ve babamla aran açıldı."

"Sanki çok mutluyduk... Sen kraliyet köşende hayatı toz pembe görmeye devam et leyla. Ben kendi köşemde gerekirse ailemle aram açık olsun böyle de mutluyum..."

"Sende mi... Ben gerçekleri görüyorum. Sıla aynısını sana yapsa sen ne yapardın?"

"Umrumda olmazdı! Ben Sıla'yı hiç bir zaman sevmedim. Sırf annem yüzünden-"

"Doğum gününde bir an olsun inandım sana... Ama sen yine kendini kanıtladın."

"İstediğimi yaparım Leyla sende annemler gibi bana karşıma!"

"Annemler haklı... Seni küçüklüğünden beri neden piskolaga götürdüklerini şimdi anladım... Sen normal değilsin."

"Çık Leyla."

"Çıkıyorum... Sende kendine gel biraz vicdanın olsun biraz duygularını kullan... Tabiki varsa."

Leyla odamdan çıktıktan sonra okul kıyafetlerimi giydim ve kahvaltı için dışarı çıktım. Kahvaltı için oturduğumda yanımdan valizler geçti.

"Ne bu?" dedim babama dönüp.

"Hiç... Senin valizlerin, biletini aldım iki üç güne gidiyorsun buradan"

"Hiç bir yere gitmiyorum..."

"Gideceksin dedim bitti."

"Bitmedi. Beni gönderemezsiniz... Okulum bitmek üzere."

"Bitsede kurtulsak dedik olmadı. Merak etme okul kaydını oraya çekicez..."

"İstemiyorum!"

"İstiyor musun diye sormadık. Bilgisini verdik."

Kahvaltımı yapmadan çantamı alıp evde çıktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

863okunma 53beğeni 12yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…