Kisses Driven by Hate kitap kapağı

28. bölüm / 46

Kisses Driven by Hate

28

Vaveyla Yazarı: Kyula Seng

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 46Şu an: 28

"İstemiyor musun?" dedim, sesimdeki o karanlık tınıyı gizlemeye gerek duymadan. Bir adım daha yaklaştım, aramızdaki o gergin boşluğu yok ederek.

"Sormadım Deniz kızı. Sadece nezaketen seçenek sundum."

Dudaklarım kıvrıldı. "Ama madem kendi ayaklarınla gelmemekte ısrarcısın, o zaman kendi yöntemlerimi kullanırım." dedim

Beklemesine fırsat vermeden, belinden kavrayıp hızla kendime çektim. Deniz'in şaşkın çığlığı bahçede yankılanırken, onu tek bir hamleyle omzuma attım. Saçları yüzüme dökülürken, Deniz'in elleri sırtımda yumruk olup bana vurmaya başladı. O öfkenin verdiği sert darbeler bile, tuhaf bir şekilde, aramızdaki o çekimi daha da körüklüyordu.

"İndir beni Allah'ın belası! Bak, yemin ederim seni gebertirim, indir beni hemen!" diye bağırdı, sesi hırs ve öfkeyle titriyordu. Ayakları havada boşuna tekme atarken, sırtındaki o küçük, asi bedeni hissetmek kanımı kaynatıyordu.

"Bağır," dedim sırıtarak. Bağırmaya devam ederken bir an duraksayıp, "Bu yaptığın kaçırma! Suç bu!" diye çıkıştığında, onu daha sıkı kavradım.

"Varsın suç olsun," diye mırıldandım, sadece onun duyabileceği bir sesle. "Seninle suç işlemek, seninle sıradan vakit geçirmekten çok daha eğlenceli."

Arabaya ulaştığımızda kapıyı açtım. Deniz'i nazik bir hamleyle yan koltuğa bıraktım. Tam kapıyı kapatacakken, içeri doğru eğilip aramızdaki o milimetrik mesafeye baktım.

"Kapatma kapıyı-"

"Sana ne dedim, Deniz kızı 'gir koluma' dedim. Sen zor olanı seçtin."

Kapıyı çarparak kapattım. Deniz camdan bana öfkeli gözlerle bakarken, zafer kazanmış bir gülümsemeyle kendi tarafımdaki kapıya yöneldim.

"Ruh hastası mısın? Keşke Barış'la gitseydim

"Barış denen dana seni eve bırakana kadar 3 iş günü geçerdi Denizcim. Hem bak benimle takıl hayatı yaşa."

"Seninle hayatımı yaşarım hayatımın son günlerini mi bilemedim. Ya beni şu kenarda durdurup indirirsin yada avazım çıktığı kadar bağırırım."

"Bağır, seni kim tutuyor?"

"Ya imdat! İmdat!"

Arabanın camına vurmaya başladı ve gülmemi engelleyemedim.

Kahkahalarımın arasında "Ne yapıyorsun?" dedim .

"Yardım istiyorum! İndir beni-"

"Neden? Sana bişey yapmıyorum Deniz! Of şu anda boş yapıyorsun."

"Ne boş yapması indir beni!"

"Bak sus yoksa seni öperim!"

Deniz sustu ve başını eğip kollarını göğsünün üstünde birleştirdi. O camdan dışarı bakarken ona bakıp konuştum.

"Demek seni susturmak bu kadar kolaydı..."

Deniz ağzını açmadı.

"Ne kadar güzel birşeymiş ya. Oh ne güzel sessizlik. Ama sen konuşmadan eğlencesi kalmıyor. Konuş hadi!"

"Pislik herif!"

"Sırada ne var? Allah'ın belası, cezası yada iğrençsin ha bide hırt dur şeyde vardı-"

"Ne saçmalıyorsun sen?"

"Hıh tamda ağzımdan aldın."

"Cıvıklık yapma ciddi soruyorum. Amacın ne senin?"

"Amacım annenin içini rahatlatmak. Kadın aradı beni merak etmiş seni. Barış'lardaydı dedi ulaşamıyorum dedi bende merak ettim geldim.

"Bir cümlende de doğru olsun. Birincisi annem beni aramadı ikincisi sen beni merak etmedin ilk defa biri sana güvendi diye kendini bişey zannettin. Şu an ne geçti eline?"

"Seni sağ salim evine getirdim hatta bak geldik bile."

Arabayı evin kenarına park ettim ve arabadan indim ama Deniz arabadan inmedi. Kollarını göğsünün üstünde birleştirip inatlaşmaya başladı.

"İnmiyorum!"

"Az önce indir beni diyordun şimdi ne oldu?"

"İnmiyorum!"

"O zaman Teoman Akkaya hava yolları seni evine bıraksın."

"O ne be-"

Deniz’in cümlesi yarıda kaldı çünkü hamlemi yapıp onu tekrar kucağıma almıştım bile. Bu defa omzuma değil, kollarımın arasına aldım. Deniz bu durumdan pek memnun olmadı bir anlık şaşkınlığın ardından göğsüme vurmaya devam etti.

"Yine mi ya! İndir beni, düşeceğim diyorum sana!"

"Düşmezsin," dedim bahçe kapısından içeri adım atarken. "Hava yollarımızda güvenlik önlemleri üst düzeydir, müşteri memnuniyeti garantilidir."

"Müşteri memnuniyeti mi? İnip ilk işim seni polise şikayet etmek olacak!"

"Edebilirsin," dedim sırıtarak. "Ama polisler 'Sizi kim kaçırdı hanımefendi?' diye sorduğunda 'Teoman Akkaya' dersen, büyük ihtimalle beni tutuklamak yerine 'Çok geçmiş olsun' deyip sırtımı sıvazlarlar."

"Ukala!" diye çemkirdi ama bu sefer vurmayı bıraktı. Kollarını boynuma dolamak zorunda kaldı çünkü adımlarımı bilerek biraz hızlandırmıştım. Evin kapısına geldiğimizde bakışları bakışlarıma takıldı. .

Onu nazikçe kapının önüne bıraktım. Ayakları yere bastığında üstünü başını düzeltip bana en sert bakışlarından birini fırlattı.

"Bitti mi şovun Teoman Akkaya Hava Yolları?"

"İnişimiz başarıyla gerçekleşti," dedim kapının pervazına yaslanıp kollarımı göğsümde birleştirirken. "Bir daha bana direnmek yerine doğrudan koluma girmeyi tercih edeceğini umuyorum."

"Rüyanda görürsün," dedi, çantasından anahtarını çıkarıp kapıya yöneldi. Tam içeri girecekken durdu, arkasını dönmeden kısık bir sesle konuştu. "Yine de... Bıraktığın için sağ ol. Ama bu pislik olduğun gerçeğini değiştirmiyor."

Gülümsemem daha da genişledi. "Biliyorum Deniz kızı. Pislik olmasam seni bu kadar eğlendiremezdim."

İçeri girip kapıyı yüzüme çarptı. Kapının arkasından kilit sesi geldiğinde arkamı dönüp arabaya doğru ilerledim. Arabaya bindiğimde yan koltukta Deniz'in küpesini gördüm ve elime alıp hızla kapısına koştum.

Kapıyı çaldığımda kapıyı annesi açtı.

"Ay, ay, ay,ay,ay... Ay sana ne kadar teşşekür etsem az. Bakma sen bizim kızın böyle yaptığına-"

"Biraz sıkıntı çıkardı ama önemli olan şu an evde olması. Bide Nuray abla şu küpeyi Deniz'e verir misin."

"Aaa sen mi aldın? Ama neden tek? Hee tek küpe takmak moda oldu ya unuttum ben-"

"Ben almadım kendi küpesi arabamda buldum."

"Hee anladım... Tamam o zaman sen versene."

Annesi kolumdan tutup beni içeri aldı ve salona geçip oturttu.

"Sen dur burda ben Deniz'i çağırıp geliyorum-"

Nuray abla Deniz'i çağırmaya gitti. Elimdeki araba anahtarla oynayıp etrafa bakarken Deniz'in küçüklük fotoğrafı dikkatimi çekti. Saçlarını kulağının arkasına almış elindeki papatya annesine uzatırken gülümsediği fotoğrafını elime alıp bakarken içeri girdi.

"Senin ne işin var burda?"

"Küpeni düşür müşsün."

"İyi de ben küpemi düşürmedim ki. Arabana attığın kızlardan düşmüştür."

"Ben arabama kız atmıyoru-... Kuti!"

"Ne?"

"Her neyse ben çıkıyorum ha bu arada mavi sana çok yakışmış Deniz kızı..."

"Bende senin yanağının ortasına bir kırmızı yapıştırıcam oda sana çok yakışacak-"

"Aaa hemen alev alma etrafı yakıyorsun sonra! Hem..."

Birkaç adım atıp yüzüne sırıttım. Yavaşça başımı eğdikten sonra kulağına fısıldadım. "Kırmızı sana daha çok yakışıyor..."

Elini kaldırıp yanağıma tokat atıcakken tuttum.

"Bu sefer olmaz... Ha unutmadan sana yine bir şartla geldim."

"Bu sefer ne için? Yine mi defterimi karıştırdın yada yine mi Aras'ın-"

Parmağımı dudağına dokundurup susturdum. "Yeter. Bak seninle bir anlaşma yapıcaz. Bir daha benim yanımda Aras demiceksin. Ha Allah belanı versin Allah'ın belası,cezası, pislik gibi şeylerde söylemiceksin yoksa seni öperim."

"Ne!"

"Bence gayet iyi bir anlaşma bende boş durmicam tabiki... Bende Aras'la veya bıdıkla uğraşmicam. Okey misin?"

Gözlerinin içine bakarak elimi uzattım. Elimi tutmadan başını salladı.

"Eğer Aras'la veya Barış'la uğraşmazsan denk gelmeyiz, bunu sevdim. Tamam. Elini tutmamı bekleme."

"Beklemiyorum... Ama yasakladığım o kelimeleri kullanmanı bekliyorum. Olurda yanımda yasakladığım kelimelerde birini kullanırsan olacaklardan ben sorumlu değilim Deniz kızı."

"Öyle bir şey asla olmicak. Şimdi gidebilirsin."

"Görücez Deniz. Sende burdasın bende... Görücez..." deyip göz kırparken koluna çarparak yanından ayrıldım.

Evden çıktıktan sonra arabaya geçip hızla Kutay'ın yanına sürdüm.

Kutay'ı gördüğüm gibi arabayı üstüne sürdüm. Geri geri giderken kaldırma çıktı ve arabayı durdurup arabadan indim.

"Ne yapıyorsun oğlum iyi misin sen?"

"Lan sen benim arabaya kız mı attın?"

"Geçende Ezgi'yi evine bıraktım neden sordun ki?"

"Küpesi düşmüş. Kız görünce arabaya kız mı attın dedi."

"Ya valla özür dilerim Teo Sıla'ya ben açıklarım-"

"Gerek yok boşver halletim. Neyse boşver onu sen ne yaptın biri bişey dedi mi?"

"Annen aradı bende Sıla'yla deniz kenarındalar dedim. Sevindi teşekkür etti kapattı."

"Tamam iyi o zaman... Atla lan arabaya olur öyle şeyler. Al şu küpeyi ver Ezgi'ye."

"Hereksin senin gibi dostu olmalı Teo."

"Tabi oğlum benimle takıl hayatı yaşa."

"Sıla'yla aranızı düzeltmenize sevindim. Kız çok üzülüyordu."

"Ne Sıla'sı oğlum bak aramızda kalıcak."

"Başka biri mi var lan!"

"Oğlum lan ilk defa birine birşey hissediyorum gibi lan-"

"Sen aşık mı oldun? Kim bu şanslı kız?"

"Varya saçının kokusunu içime çekmek için tüm servetimi veririm."

"Bunlar hiç senlik cümleler değil Teo. Oğlum sen baya baya-"

"Evet aşık oldum. Aşk... Aşığım lan ben baya baya!"

"Ee kız nasıl biri? Sıcak mı soğuk mu?"

"Buz... Biz gibi bu yüzden benim iyi biri olmam lazım ama-"

"İyi birisin zaten-"

"Yalakalık yapma lan iyi olsam kız şu an kollarımda olurdu."

"Sen şimdi ciddi ciddi birine aşık mı oldun lan? Hiç gerçekçi gelmiyor oğlum. Peki Sıla ne olucak?"

"Sıla benim için hiç bir zaman olmadı. Aramızda da hiç bişey yaşanmadı lan bu yüzden ben onu engel olarak görmüyorum ayrıca ayrıldık biz! Sonra annem benim adıma ona hediyeler, çiçekler gönderdi oda benim aldığımı düşündü şu anda barışıp tekrardan sevgili olduğumuzu düşünüyor."

"Peki Leyla ne diyor bu duruma sonuçta en yakın arkadaşı-"

"Oda benden yana."

"Bende senden yanayım da kim bu kız?"

"Deniz kızı..."

"Ne? Oğlum o kızı üzecektin hani? Aras'a dokunmadan Arasın canını yakmak için kullanacaktın. Kullan-... Dur bi dakika sen Deniz'e mi aşık oldun baya baya. Lan kız senden nefret ediyor!"

"Bende onun bana olan nefretinden, sinirinden, davranışlarından etkilendim. Neyse şimdi plan belli Deniz neyin nasıl olmasını istiyorsa öyle olucak. Sen ve Evren o Aras'la yada o bıdıkla uğraşmicaksınız. Ha unutmadan ne yapıp ne edip Deniz'in yanımda Aras demesine yardımcı olucaksın."

"İçtin mi oğlum sen? Zaten ağzından düşürmüyor."

"Ama artık söyleyemez. Sen bana yardım edeceksin."

"Ben hiç bişey anlamadım neden Aras demeli?"

"Sen oraları karıştırma."

Kutay'ı evine bırakıp kendi evime geçtim. Odama çıkarken Leyla yanıma geldi.

"Teo gelir misin biraz konuşacaklarım var."

"Ne konuşucaz?" deyip içeri girdim kapıyı açtığında Sıla'yı gördüm.

"Bunu mu konuşucaz?"

"Lütfen dinle... Benim için dinle." dedi Leyla elimden tutup.

Sıla'nın yanına yaklaştım ve yatağa oturup başımı kaldırdım. "Söyle!"

"Bak aşkım ben gerçekten iyi değilim. Sen bir yandan babam bir yandan herşey üstüme geliyor. Ben bugün tiyatro seçmelerinde yedek oldum hakkımı kaybettim babamı aradım ona içimi döktüm ama o telefonu yüzüme kapattı. Bir ümit seni aradım etrafta üzüldüğümde başımı yaslicağım tek kişi sendin çünkü ama seni de göremedim."

Leyla hemen lafa atladı. "Çünkü Deniz'leydi. Sıla arkadaşımsın hatta kardeşimle sevgilisin ama eğer o istemiyorsa-"

"Biliyorum istemiyor. Sende beni anla Leyla aynı şeyleri sen yaşasan nasıl hissedersin? Üzüldüğünde başını yaslayıp derdini anlatacağın kimsen olmadığını düşünsene. Unuttum ya sen düşünemezsin çünkü senin ailen var ezgi var Aras var ama benim kimse yok. Annem senin annenle çalışıyor babam yurt dışında araları bozuk erkek arkadaşım beni görmüyor bile-"

Sıla konuşurken ayağa kalkıp Leyla'nın karşısına geçtim.

"Buraya beni bunları dinlemem için mi çağırdın Leyla?"

"Bunlar... Hiç önemi yok dimi senin için."

"Aynen öyle! Umrumda değilsin artık kızım sal beni."

"Çünkü biri sana sevmeyi öğretti..." dedi Leyla yine aramıza girip.

"Ne sevmesi? Yok ben ilişki adamı değilim. Ben kimseyi sevmiyorum sevmemde. Bak görmüyor musun Sıla haline bak ben seni sadece üzüyorum. Hiç bişey yapmadan üzüyorum. Neden bunu bile bile hala yanımdasın neden?"

"İnsan öleceğini bile bile hayatı hala yaşıyor çünkü sonunda ölüm bile olsa o hayatın içinde güzel anları yaşanacak. Bende aynı böyle düşünüyorum... Biz seninle birbirimizi hala seviyoruz biz ayrılamayız."

"Bugünlük paragraf dozumuzuda aldığımıza göre sırada ne var? Ben gidiyorum burada senin edebiyatını dinleyemem."

"Her zaman ki gibimi?"

"Aynen öyle!" kapıyı açıp çıkarken Leyla'ya baktım. Sinirle önüme dönüp kapıyı sertçe kapattım...

Deniz'den

Odaya girdiğimde etrafa bakındım ve yatağımın üstündeki poşetler dikkatimi çekti. Poşetlerden birini elime alıp içine bakarken annem içeri girdi.

"Sana aldım. Hepsi senin kızım."

"Hepsi benim mi... "

"Artık bunları dolabına yerleştirip okulda yada piknikte yada böyle özel şoförlerle kapının önünden alınırken falan giyersin."

"Anne ne yaptın ne ettin yine aynı konuya geldin. Öyle bir şey olmicak çünkü Teoman denen pisli-"

"Görücem ben seni. Bak şu poşetlerin birinde takılar var onlardan al tak saçlarını bukle bukle yap diye maşa aldım. Ay Deniz... Orada zümrüt yeşili bir elbise var böyle peri masalından fırlama gibi olursun. Valla her renk aldım böyle beğendim beğendim aldım."

"Gerek yoktu anne elbiseye çünkü ben elbise giyen biri değilim."

"Sen düğününde şort tişört mü giyeceksin? Hem bak yeni tişörtler aldım sana ama öyle çocuk işi değil merak etme."

"Çocuk demişken Ali'nin Batman kostümünü hallettin mi?"

"Halleti... Yani başka biri haletti."

"Kim?"

"Teoman tabiki..."

"Teoman mı... O mu aldı ama neden?"

"Geçen gün geldiğinde konuşma fırsatım oldu evimizde su bastığını söyledim senin o tişörtünü aldı ya o o anda bahsettim batman kostümünü o da almış sipariş etmiş bizim eve geldi bende şaşırdım. Sen çok kötü davranıyorsun kızım bak oğlan gitmiş kardeşin için kostüm almış."

"Teşekkür ettiysen sen ona yeterlidir."

"Hayır ben teşekkür etmedim sen teşekkür et. Senin arkadaşın senin teşekkür etmen lazım."

"Gerçekten soruyorum Teoman mı almış."

"Ay evet. Valla bunaldım kızım aaa bir teşekkür et çocuğa."

Çantamdan telefonumu çıkartıp aradım.

"Deniz kızı sen beni bu saatte ararmıydın ya? Gerçi hiç aramıyorsunda neyse-"

"Kardeşimin kostümünü sen mi aldın?"

"Ha şu Batman kostümünü mü. Evet ben aldım yoksa bir sıkıntı mı oldu söyle hemen yenisini alırım."

"Ben sadece... "

Duraksadım ve aklımdan geçenlerin ağzımdan dökülmesine izin verdim.

"Teşekkür ederim."

"Rica ederim. Şu konuşmayı yapacağımızı hiç düşünmemiştim ama dünya işte böyle güzel sürprizler yapmayı seviyor."

"Yarın okulda görüşürüz baybay."

"Görüşürüz değil görüşücez deniz kızım benim... İyi uykular rüyanda beni gör-"

Telefonu yüzüne kapattım ve annem ellerini beline koyup başını eğdi.

"Ay ay ay ay demek rüyanda beni gör.. Ne güzel konuştunuz siz öyle. Neyse ben uyumaya gidiyorum. Sana iyi geceler kızım. Şu günleri de gördüm ya uyurken ölsem gam yemem."

Annem odadan çıktı ve yatağımın üstündeki poşetleri teker teker açıp dolabıma yerleştirdim. Poşetlerin altındaki beyaz tişörtü elime aldığımda Teoman'ın beni hırsızlık suçlamasından kurtardığı an gözümün önüne geldi.

Flashback

"Senin ne işin var burda?"

"Bugün beyaz atlı prensin benim..."

...

Dudağımın hafif kıvrıldığını farkettim ve başımı kaldırıp gözümün önündeki saç tutamımı kulağımın arkasına aldım.

"Teşekkür ettim... Ben az önce ona teşekkür ettim." diye içimden geçirdim. Eşyalarımı yerlerine yerleştirdikten sonra yatağıma geçtim.

Ertesi sabah uyandığımda elimi yüzümü yıkayıp kahvaltı için salona geçtim. Babam paket paket böreklerle gelmiş masayı donatmış kardeşimle yemeğe başlamıştı. Annem arkamdan gelip sandalyemi çekti ve beni oturttu..

Yemeğe oturup kahvaltımı yaptıktan sonra odama geçip formamı giydim. Annemin aldığı maşayı fişe takıp saçlarımı teker teker bukle bukle yaptım. Yaptığım bukleleri elimle kıvırıp en sonunda saçlarımı taradım.

Saçlarımı yaptıktan sonra çantamı koluma takıp evden çıktım.

Okula doğru yürürken Barış yanıma geldi.

"Günaydın Deniz. Nasılsın?"

"İyiyim Barış sen?"

"Bende iyiyim. Saçların çok güzel olmuş."

"Ya öyle bugünlük küçük bir değişiklik yapmak istedim."

"Sana çok yakışmış."

"Sağol."

Okula geldiğimizde Aras çimlerin üstündeki bankta oturmuş dalgın dalgın bakıyordu.

Aras'ın yanına gittiğimde Teoman arkamda belirdi.

"Günaydın çete!"

Aras ayağa kalkıp konuştu. "Sabah sabah keyfimizi kaçırma-"

"Ben sizin keyfinizi kaçırmaya gelmedim. Bak siz bana karşı çok ön yargılısınız. Görende adam bıçakladım yetimhane kundakladım yetimin yemeğine göz koydum sanıcak."

"Sonuncuyıl yaptın mı bilmiyorum ama hepsi sende var." dedim ve Teoman bana dönüp elini saçıma götürdü.

"Sen bugün dalgalı Deniz olmuşsun... Dalgalı Deniz kızım benim. Saçlar fena yakışmış."

Aras Teoman'ın bileğini tutup geri çekti.

"Dokunma lan kıza!"

Aralarına girdim.

"Ar-..." Teoman'ın bakışları bana doğru yöneldi ve sırıtıp kaşlarını kaldırdı. Yutkunup devam ettim. "Arkadaşlar dicektim. Sınıfa geçelim mi şu Allah'ın be-..." Teoman tekrardan bana döndü ve parmağını kaldırıp bana yöneltti ardından yine kaşlarını kaldırıp sağ dudağını kıvırdı. "Eee devam etsene Deniz kızı neden sustun."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

612okunma 61beğeni 26yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18