35. bölüm / 46
Kisses Driven by Hate35
Bölümler 46Şu an: 35
- 1 11.338 kelime
- 2 21.979 kelime
- 3 31.468 kelime
- 4 41.244 kelime
- 5 51.089 kelime
- 6 61.176 kelime
- 7 72.629 kelime
- 8 82.184 kelime
- 9 91.778 kelime
- 10 101.730 kelime
- 11 111.403 kelime
- 12 122.127 kelime
- 13 132.713 kelime
- 14 141.925 kelime
- 15 152.545 kelime
- 16 161.494 kelime
- 17 171.239 kelime
- 18 181.701 kelime
- 19 192.239 kelime
- 20 201.521 kelime
- 21 211.686 kelime
- 22 222.861 kelime
- 23 231.608 kelime
- 24 242.707 kelime
- 25 251.813 kelime
- 26 262.742 kelime
- 27 272.845 kelime
- 28 282.343 kelime
- 29 291.552 kelime
- 30 301.758 kelime
- 31 312.229 kelime
- 32 322.412 kelime
- 33 331.414 kelime
- 34 341.912 kelime
- 35 351.770 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 361.692 kelime
- 37 372.638 kelime
- 38 381.543 kelime
- 39 391.186 kelime
- 40 402.232 kelime
- 41 411.355 kelime
- 42 422.573 kelime
- 43 432.800 kelime
- 44 442.275 kelime
- 45 451.121 kelime
- 46 461.878 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tam önüme dönmüşken birisi kafama sertçe vurup bir anda saçımı çekti. Başımı kaldırdığımda Leyla ve Ezgi Sıla'yı tutmuş benden uzaklaştırıyordu.
"Ya bırakında geberteyim şunu!"
"Ne yapıyorsun ya sen ne gelip arkadan vuruyorsun ruh hastası!"
Öğretmen beni tutarken konuştu.
"Sıla dur artık seni disipline vermek zorunda kalıcam!"
"Ya umrumda değil bırakın da geberteyim şunu!"
"Ya gel gebert! Sen kimi gebertiyorsun!"
Leyla Sıla'yı kolundan tutup uzaklaştırdı.
"Herkes akıllı olsun,ayağını denk alsın bundan sonra yoksa kimse güvende olmaz benden söylemesi!"
"Hala konuşuyor ben sana bunun hesabını sorucam!"
Sıla tiz sesiyle bağırdı. "Sor! Sorsana!"
"Sorucam bekle! Sen böyle kimse bana bişey yapamaz havalarındasın ya seni mahvedicem bekle sen!"
"Gel yap! Hadi ne duruyorsun yapsana-"
Tam elimi kaldıracakken Teoman'la göz göze geldim. Bize bakıp sırıtıyordu. Elimi indirip sessizce sırama oturdum. Sıla'yı sakinleştirmek için dışarı çıkardılar. Tüm sınıf zil çaldığı gibi dışarı çıktı, Teoman hariç. Teoman yanıma yaklaşıp konuştu.
"Pişt. Bizim etüt iptal mi?"
Saçımın çekilen yerini tutarken Teoman'a baktım.
"Yo. İptal değil."
"Tamam o zaman seni evinden alıcam."
"Öyle bir şey yapma,gerek yok."
"Yapıcam. Bu arada canın yandı mı?"
"Hayır ama senin bizi gülerek izlemenden bahsediyorsan evet. Neden böylesin sen?"
"Böylesin derken?"
"Çok farklısın."
"Farklıyım tabiki. Kimse ben olamaz Teoman Akkaya olmak kolay değil."
"Keşke Akkaya olmasaydın-"
"Ne dedin?"
Başımı eğip ne dedim ben diye düşünüp giderken Teoman kolumdan tuttu. Barış şaşkınlıkla bize bakarken Teoman bakışlarını Barışa doğru çevirdi kaş göz işaretiyle onun gitmesini işaret etti. Barış gittikten sonra ellerini cebine koyup bana doğru adım atmaya başladı.
"Ee ne diyordun sen?"
"H-hiç... Hiç bişey-"
Geri geri giderken masaya çarptım.
"Deniz sen böyle değildin... Bana karşı neden böylesin? Hani ben Allah'ın belası, cezası, iğrenç, pislik biriydim."
"Hatırlıyorsan bana bir kural koymuştun!"
"Kurları koymuş olabilirim ama şu an ki davranışının bu kuralla bi alakası yok.Koyduğum kurallara uymanla bu farklı. Sıla sana saldırdı sen hiç bişey yapmadın!"
"Yapmam çünkü evet zamanında yaptım belki ama senin gibi biri için hemcinsime şiddet uygulayacak değilim. Ben bana yapılan söze karşılık veririm ama eğer ortaya seni koyduysa bu benlik birşey değil-"
"Yani benim için kavga etmezsin öyle mi?"
"Asla! Sen zevk aldın bu durumdan dimi? Bir kızın senin için başka bir kızla kavga etmesi seni delirtiyor-"
"Başka bir kızın değil! Senin olman beni delirtiyor. Deniz Soysal Teoman Akkaya için kavga etti. Baksana ne kadar güzel geliyor kulağa."
"Şuna ne dersin? Deniz Soysal, Teoman Akkaya'yı boğarak öldürdü! Nasıl güzel mi?"
"Nefesiyle mi?"
Gözlerimi devirdim ve Teoman göz kırpıp yanımdan ayrıldı.
Leyla'dan
Sıla'yı sakinleştirmek için onunla konuştum. "Sıla sakin ol. Bir kadına zarar vererek kendi ilişkini kurtaramazsın!"
"Kurtarırım! Pickmeyi hepiniz gördünüz sevgilimle yakınlaşmak için yaptı! Teoman'la yeniden yakınlaştık diye seviniyordum bu kız bir anda yine aramıza girdi!"
"Teoman belki de seni sevmiyor! Belki de... Zor ama kabullenmelisin Sıla!"
"Sen sus Leyla! O kız erkek avcısı önce Aras'a yakın davrandı hatta Aras'ı evine sokmuş artık neler yaptılar bilemiyorum ama ben sevgilime sahip çıkıyorum! Teoman asla o kızın evine gidemez."
"Deniz öyle bir kız değil! Hemcinsine sırf bir erkek için aşağılayıcı muamele uygulaman utanç verici-"
"Bir erkek dediğin senin öz kardeşin!"
"Öyle evet ama Teoman bunları önemsemiyor Sıla! Sen onu istediğin kadar kıskan bu ondan zevk alıcak kardeşimi tanıyorum asla önemsemez böyle şeyleri!"
"Ben bana ait olanı koruyorum! O kız Teoman'a yakın davranıyor gözlerini ayrımıyor! Gerekirse o kızı gebertirim! Kendini benim yerime koy... Ya zaten sende yaşadın. Leyla bu kız Aras'ın peşinde koştu sonra ne oldu? Sen kaç defa ağladın üzüldün ben gördüm şimdi de beni anla Teoman'la konuştum ben Deniz'le aranızda ne var dedim bana ne saçmalıyorsun dedi sen söyle ne yapayım ben..."
"Sıla seni sevmeyen birine kendini aşık edemezsin bende bunu görüyorum. Teoman artık seni sevmiyor yani artık değil belki de hiç sevmedi."
"Sus... Yalan söylüyorsun beni seviyor. O bana aşık! Ben herşeyimi ona verdim, ailemden vazgeçtim ben! Babam ilk zaman geldi yanıma yurtdışında oku dedi ben sırf Teoman için hayır dedim! Bu, bu kadar kolay değil. Bir kız hiç bişey yapmadan sevgilimi elimden almaya çalışıyor ben buna izin vermem!"
"Deniz'e böyle davranırsan büyük kavga çıkacak! Deniz'de sana saldırıcak Sıla ben senide düşünüyorum."
"O öyle eğilip bükülmez erkek fatma tavırlarda ya onu öyle bir eğip bükücem ki beklesin!"
"Yapma Sıla."
"İlişkim hakkında konuşmana izin vermiyorum! Bu benim ilişkim. Ne yaparsam yaparım."
"Yap! Git yap ne yapıyorsan yap tamam mı sonra üzülen sen olucaksın!"
"Hayır! O olucak o kız benim karşımda diz çökecek bekle ve gör!"
"Umarım öyle birşey olmaz. Ben gidiyorum sende kendine gel bugünlük sakin ol."
"Yurtta heleki bir yakın davransın, baksın sevgilime bak nasıl baktığı yere gömüyorum onu."
Sıla'yı daha fazla dinlemedim ve kapıyı açıp dışarı çıktım. Bahçeye çıktığımda Teoman'ı gördüğüm yerde yanına koşup elinden tuttum.
"Sen gel benimle!"
"Ne var ya çek elini!"
"Ne mi var? Bıkmadın mı artık-"
"Neyden?"
"Ya görmedin mi Sıla senin yüzünden Deniz'e saldırdı."
"Evet, kızların benim için kavga etmesine alışkınım zaten ilk defa yaşamıyorum bunu!"
"Ciddi ol! Ya git Sıla'dan ayrıl ya da Deniz'le konuş! Görüyorum Teoman sen Deniz'e karşı birşeyler hissediyorsun, aşıksın hatta söyledin bana da ama ne oldu neden bir anda Sıla ile tekrardan yakınlaştınız."
"Kimseye aşık değilmişim onu farekettim kime iki yakın davransam bana eriyor. Baksana Deniz kızı bile aşık oldu bana-"
"Bana hiç öyle gelmedi! Evet yardımcı olurum dedi ama sana aşık gibi gelmedi!"
"Senin görmediğin şeylerde var. Hem sana ne bundan."
"Eğer böyle yapıyorsan git Sıla'dan ayrıl yada ben gidip Sıla'ya söyliyim senden ayrılsın!"
"Biliyor musun çok büyük bir iyilik yapmış olursun! Kalbin gibi kocaman-"
Teoman konuşurken duraksadı ve Aras'a baktı.
"Gel lan gel! Yumruk attın kaçtın-
Aras yanımıza geldiğinde Teoman'ın karşısına geçip yanağını yakınlaştırdı.
"Vur hadi..."
Teoman yumruğunu sıkıp başını eğdi.
"Hayır böyle değil... Daha acı vericek bir yumruk hazırlicam sana zamanını bekliyorum."
"Ne yumruğu?" dedim araya girerek.
"Bir anda geldi sinsi, bir anda yumruk attı burnuma!"
"E hani burnunda iz yok?"
"Olmaz tabiki Deniz kızı eli değdi çünkü..."
"Ne?"
"Neyse ne artık kendinize iyi bakın ben gidiyorum!"
Teoman yanımızdan uzaklaştı ve Aras yanıma yaklaştı.
"İyi misin..."
"İyiyim. Peki sen nasılsın? Bu arada aileni araba kazası ile kaybettiğini öğrendim-"
"Araştırdın mı..."
"Evet... Bir an düşündüm Teoman'ı kaybetsem ve onu yıllarca arasam ama bulamasam ne yaparım diye... Sonra asla böyle bir şey olmaz dedim."
"Eğer ben mutlu olursam sen mutlu olmicaksın. İkimiz de aynı anda mutlu olamicaz Leyla."
"Ne..."
"Yakında görücez..."
Deniz'den
Eve geldiğimde akşam üstü olduğunda gardrobumu açıp içinden annemin yeni aldığı kısa elbiseyi seçtim. Elbiseyi üstüme giyip saçlarımı açık bıraktım. Hafif bir makyaj yapıp saçlarımı bukle bukle yaptım ardından telefonuma baktım ve onun mesaj atmasını bekledim. Yeni aldığım yaban mersini aromalı parfümü omuzlarımın üstüne sıkıp odamdan çıktım.
Salonda beklerken çizim defterimi odamdan alıp çizimlerime baktım. Sıkılıp kalemi elime alıp yeni bir çizime başlicakken telefonum titredi. Mesaj Teoman'dan gelmişti.
"Kapının önündeyim."
Derin bir nefes alıp evden çıktım. Kapıyı açtığımda göz göze geldik. Beni baştan aşağı süzüp geri adım attı.
"Ders çalışmak için çok iddialı bir elbise. Azrail olmak için de uygun bir elbise-"
"Bunu bana siyah takım elbise giymiş bir halde karşımda duran sen mi söylüyorsun?"
"Evet. Artık alış ben önemli yerlere özel kombinler yaparım hem bak fena mı oldu uyumlu olduk..."
"Uyumlu değil biz eşleştik-"
"Bana pek öyle gelmedi. Fen dersim iyi değil dedim hemen ben yardım ederim dedin."
"Şey çünkü baktım kimse parmak kaldırmadı-"
"Eee..."
"Sonra şey baktım sen bu gerizekanla sınıfta kalırsın. Dedim yardımcı olayım."
"Ha öyle mi? Yani başka bir sebebi yok-"
"Yo! Hem ne olabilir ki."
"Çok şey olabilir. Bu gece sonunda görücez. Ee nereye gidelim?"
"Ders çalışmak için uygun bir yere gidelim."
"Otele gidelim o zaman."
"Sen alışkınsındır tabi git otele Allah'ın-"
"Dur bi dakika devam etsene..."
"Allah'ın lütfu dicektim."
"Tamam tamam o zaman romantik bir akşam yemeğine çıkalım!"
"Sınavda da tabağınız da ne var diye soracaklar dimi! Allah'ım sen bana sabır ver ben neden yardımcı olayım dedim ki-"
"Orasını bende bilmiyorum. Hadi atla güzellik seninle beraber Bodrum'u turlayalım."
Kapımı açıp beni bindirdikten sonra yan koltuğa geçip bana baktı.
"Biraz hızlı sürersem rahatsız olur musun?"
"Neden sordun?"
Bir anda gaza bastı."Yavaş!"
Karnımın altında ağrı hissettim. Acıyla başımı kaldırıp inledim.
"Bişey mi oldu?"
"Yo... Hızlı gitme kaza falan yaparsın şimdi zaten güvenlikle alakalı sıkıntısı olan birisin-"
"Olsun beraber ölmüş oluruz işte..."
"Çok gebermek istiyorsan indir beni öyle geber!"
"Şaka yapıyorum şaka."
Restoranta geldiğimizde Teoman sandalyemi çekip beni oturttu ardından karşıma geçti. Garson yanımıza geldi ve Teoman bana döndü
"Ne istersin Deniz kızı?"
"Hiç-"
"Sen masaya iki dilim cheesecake bide bana Şampanya, Armand de Brignac olsun. Hanımefendiye meyve suyu getir. Cheesecake frambuazlı olsun. Yanında de ayrı olarak elmalı kurabiyeler-"
"Olmaz! Benim alerjim var..."
"Elmaya alerjin mi var?" dedi sırıtarak bende ciddi bir tavırla başımı salladım. "Evet. Komik mi?
"Haklısın. Ama çok komik!"
"Ben gülmüyorum!"
"Her neyse bu arada seninle konuşmak istediğim bir şey var. Neden şu anda benimlesin... Neden bana iyi davranıyorsun? Ne istiyorsun benden?"
"Bişey istemiyorum."
Tatlılarımız geldi ve Teoman yerken onu izlemeye başladım. Gelen şampanyayı açıp bardağına döktü. Cheesecake'i yerken, yoğun kreması dudağının kenarına bulaştı ve önemsemden yemeye devam etti. Önümdeki tatlıdan bir çatal alıp konuşmaya başladım.
"Eee hani eviniz yanmıştı ya nasıl olmuştu anlatsana?"
"Evimiz yanarken ben evimizin yakınındaki köprüye kaçmışım babam Leyla'yı kurtarmış ben kendi başımın çaresine bakmışım!"
Çatal elimden düştü. "Ne..."
"Evet. Köprüye gittiğimde anne diye bağırmışım ama annem hemen yanıma gelmemiş. Anlayacağın Deniz kızı ben hep tektim."
"Anne diye mi..."
Aklıma gazetedeki haber geldi.
"Evden kaçan çocuk abime gidicem diyerek etrafta dolaşırken çocuğun feryatları görenleri şaşkına uğrattı."
"Deniz kızı! Deniz! Deniz!"
Kendime gelip konuştum. "Anladım. Duyuyorum seni."
"Emin misin? Neyse hadi amacını söyle bana -
"Amacım yok dedim ya! Tek amacım ders çalışmak ama onu da yapamıyorum çünkü sen karşımda içiyorsun ve tatlı yiyorsun."
"Farklı bir amacın var gibi geldi bana."
"Ne demeye çalışıyorsun sen?"
"Ya bişey oldu ve bana söyleyemiyorsun yada..."
"Ya da?"
"Ya da bana aşıksın."
"Ne?"
"Dur dur daha da yumuşak söyliyim... Benden hoşlanıyorsun."
"Yok öyle birşey-"
"O zaman neden bana yakın davranıyorsun?"
"Sana olan bakış açım değişti sadece. Öyle düşündüğün gibi birşey değil."
"Bakış açın değişti? Neydim önceden şimdi ne oldum?"
"Önceden hırttın şimdi hala öylesin değişen bişey yok. Ya ben neden buraya geldiysem"
Masadan kalkıp çantamı koluma taktım Teoman hemen ayağa kalktı.
"Bende onu soruyorum neden burdasın?"
"Sınıfta kal yada git başka biriyle eşleş umrumda değil!"
"Deniz kızı!"
Arkamı döndüm ve adımlayıp yanımda bitti, saçlarımı eline dolayıp konuştu.
"Saçların böyle çok güzel olmuş..."
Önüme dönüp duymazdan geldim. Arabaya geldiğimizde elini uzatıp kapımı açtı. Arabaya bindiğimiz de arabayı çalıştırıp geri vitese aldı. Geri geri giderken konuştu.
"Eve gitmek için çok erken bence..."
"Ne saçmalıyorsun sen?"
"Sus Deniz kızı dinle beni. Seninle çok güzel bir yere gidicez."
"Nereye?"
"Soruma cevap vermediğin için bende senin sorunu cevaplamıyorum!"
"Yok dedim ya!"
"Yok bir cevap değil evet yada hayır de. Net bir cevap istiyorum."
"Evet desem ne yapıcaksın? Hayır desem ne yapıcaksın?"
"Evet dersen inanmam hayır dersen de inanmam. Bu yüzden seni kendinle başbaşa bırakmak istiyorum."
"Anlamadım?"
"Anlarsın az sonra."
Bölüm etkileşimi
