37. bölüm · Kisses Driven by Hate
37
Deniz’den
Suyun soğukluğu tenimi sızlatırken kalabalığın kahkahaları zihnimde devasa bir gürültüye dönüştü. Islak ve ağırlaşmış kıyafetlerimin yüküyle havuzun kenarına tutunup dışarı çıktığımda bedenim titriyordu.
İçimdeki asıl yangın ise aşağılanmışlığın getirdiği o koyu, boğucu öfkeydi. Bütün o acımasız bakışları, yüzüme patlayan flaşları ardımda bırakıp eve doğru yürüdüm. Nereye gittiğimi bile bilmiyordum, tek istediğim o rezil ortamdan uzaklaşmaktı.
Tam merdivenlerin başında durmuş, üzerimden süzülen sulara bakarken arkamdan gelen hızlı adımları duydum.
"Deniz! Dur lütfen, bekle!"
Dönüp baktığımda Leyla’nın nefes nefese yanıma geldiğini gördüm. Yüzünde o endişeli, acıyan ifade vardı. Bıkmışlıkla gözlerimi devirdim.
"Bana öyle bakma," dedim dişlerimi sıkarak. Sesimdeki titreşimi gizlemeye çalışıyordum ama öfkem her halimden belliydi. "Sana da ne oluyor? Sen de onlar gibisin işte! Teoman’ın kardeşisin, bu evdekilerden, o Sıla denilen mahluktan ne farkın var? Hepiniz zenginliğin arkasına saklanmış kibir abidelerisiniz!"
Leyla duraksadı, gözlerindeki o mahcup ifade daha da derinleşti ama geri adım atmadı.
"Ben sadece seni düşünüyorum Deniz..." dedi kısık bir sesle, gözlerimin içine bakarak. "Sıla’nın yaptığı terbiyesizlik. O Teoman yüzünden bu hale geldi zaten. Günlerdir Teoman’ın etrafında dolandı tekrardan barışmak için. Seni burada görünce Teoman'ın sana olan ilgisini de aklına getirince Sıla iyice çıldırdı. Bütün hırsını, kıskançlığını senden çıkardı. Teoman’ın dengesiz hareketlerinin cezasını sen çekmek zorunda değilsin."
"Teoman da, Sıla da, bu lanet parti de umrumda değil!" diye bağırdım. "Hiçbiriniz umurumda değilsiniz! Bırak beni, eve gideceğim."
"Bu halde nereye gidiyorsun?" dedi Leyla, koluma hafifçe dokunmaya çalışarak. "Sırılsıklamsın. En azından üzerini değiştir, kurumana izin ver. Söz veriyorum hemen ardından gidersin."
Ona güvenmiyordum, içimdeki duvarları indirmeye de hiç niyetim yoktu. Ama üzerimden süzülen buz gibi sular kemiklerimi sızlatıyordu. Ona hiçbir şey söylemeden arkamı dönüp, odasına doğru yürüdüm.
Leyla’dan
Deniz’in arkasından odaya girerken kalbimdeki suçluluk duygusu daha da ağırlaşmıştı. Haklıydı. Bu evde yaşanan her saçmalığın, Teoman’ın kurduğu o karanlık ve gizemli oyunların faturasını ödeyen hep dışarıdan gelenler oluyordu. Deniz’in bana, aileme ve Teoman’a duyduğu nefret o kadar belirgindi ki, yüzüme bakarken bile aramızdaki aşılmaz duvarı hissedebiliyordum.
Ona acıyan gözlerle bakmamaya çalışarak hızla gardırobumun kapaklarını açtım.
"Al bunları," dedim, dolaptan çıkardığım toz pembe rengi bir crop ile siyah bir şortu yatağın üzerine bırakırken. "Biliyorum bana kızgınsın, hatta belki benden nefret ediyorsun ama şu an hasta olmanın kimseye faydası yok."
Deniz yatağın üzerindeki kıyafetlere, sonra da bana buz gibi bakışlarla baktı. Hiçbir minnet ya da yumuşama belirtisi yoktu yüzünde.
"Sıla’nın yaptıklarını savunmuyorum," diye devam ettim, kapının eşiğinde durup ona bakarak. "O Teoman’a takıntılı. Teoman’ın sana olan o garip ilgisini, senin buraya gelişini görünce kontrolden çıktı. Bütün bu rezilliğin sorumlusu Sıla kadar Teoman’ın da o belirsiz tavırları. Bunun farkındayım. Sadece... Sen bu çirkinliğin ortasında kalmayı hak etmedin."
Deniz crobu eline alıp başını eğdi.
"Açıklama yapmana gerek yok..."
Sessizce başımı salladım ve onu yalnız bırakmak için odadan çıkıp kapıyı arkamdan kapattım. Yüzü gülmüyordu, içi alev alev yanıyordu ve onu kazanmanın bu kadar kolay olmayacağını çok iyi biliyordum.
Deniz’den
Leyla odadan çıktığı an kapının kilit sesini duymak ister gibi bir süre duraksadım. Yalnız kaldığımda omuzlarım çöktü, bedenimi sarmalayan o keskin titreşimi durduramadım. Aynadaki yansımama baktım, ıslak saçlarım yüzüme yapışmış, gözlerim öfkeden ve soğuktan kıpkırmızı olmuştu.
Yatağın üzerindeki şortu ve crobu elime aldım. Leyla kokan bir crop du. Nefret ede ede üzerimdeki sırılsıklam, ağırlaşmış giysilerden kurtuldum ve crobu başımdan geçirdim. Tenime değen sıcaklık bile içimdeki o buz tutmuş aşağılanma hissini eritmeye yetmiyordu.
Sıla’nın o sinsi sırıtışı, etraftaki flaşlar, insanların kahkahaları...
"Teoman yüzünden..." diye fısıldadım kendi kendime, dişlerimi gıcırdatarak. "Hepsi onun o saçma sapan yaptığı pislikleri yüzünden."
Beni o tepeye götürüşü, yalnızlığından bahsetmesi, hemen ardından arabada attığı o soğuk kazık... Büyülenmiş gibi onun Demir olma ihtimaline tutunmuştum ama o sadece benimle eğlenmişti. Etrafındaki herkesi de kendi kurguladığı bir tiyatronun figüranı gibi kullanıyordu.
Aşağıdan gelen müziğin bass sesleri odanın zeminini titretmeye devam ediyordu. Şortu da giyip saçlarımı kabaca havluyla kuruladım. Leyla’nın niyetinin ne olduğu umurumda değildi,bu evden bir an önce çıkıp gitmek zorundaydım.
Tam kapının koluna uzandığım sırada koridordan gelen boğuk bir gürültü ve ardından atılan hırslı bir çığlık sesiyle irkildim.
Leyla’dan
Odadan çıkıp koridorda birkaç adım atmıştım ki, merdivenlerin oradan Sıla’nın elinde telefonla birileriyle konuştuğunu gördüm. Havuz başındaki o çirkin zaferinden sonra hala kasıla kasıla yürüyordu.
İçimdeki öfke patlama noktasına geldi. Deniz’e söylediğim her şeyde haklıydım,.Teoman’ın etrafındaki herkesi yakıp yıkan o umurunda olmayan tavırları, en çok da Sıla gibi dengesiz insanları besliyordu.
"Sıla!" diye bağırdım koridoru inleterek.
Sıla arkasını dönüp bana baktı, yüzünde hala o küstah tebessüm vardı.
"Ne var? Sen de mi o kızın avukatlığına soyundun?"
"Sen ne hakla benim evimde Deniz'i havuza itersin?" üzerine doğru yürüdüm. "Teoman’ın sana yüz vermemesinin acısını Deniz’den çıkarmaktan bıkmadın mı? Zavallısın! Teoman senin yüzüne bile bakmıyor diye etrafa zehir saçıyorsun!"
Sıla’nın yüzündeki o sırıtan ifade bir anda bozuldu, gözleri nefretle kısıldı.
"O kızı ne sanıyorsun? Beni kışkırtmak için Teoman'la partner oldu! Ya sen Aras'la sevgiliyken de Aras'a aşıktı şimdi de sevgilisi olan bir erkeğin partisine gelmiş erkek avcısı, sen de gelmiş burada bana ahlak dersi veriyorsun! Bu kızın gözü sevgilisi olan erkeklerde. Ne yazık ki sen bunu görmüyorsun..."
"Kes sesini!" diye kükredim. "Hemen terk et bu evi. Yoksa güvenlikleri çağırıp seni rezil ederek attırırım!"
O sırada arkamdan ses yükseldi. Üzerinde benim verdiğim kıyafetlerle, dimdik ama gözlerinden alev saçarak bize bakıyordu.
Deniz’den
İkisinin bağrışması koridoru doldururken adımlarımı hiç yavaşlatmadan yanlarına doğru yürüdüm. Sıla beni gördüğünde çenesini dikleştirdi ama bu sefer gözlerinde hafif bir tereddüt belirdi.
"Hiç kimseyi kışkırtmadım," dedim, Sıla’nın tam karşısında durarak. Sesim soğuktu, bir bıçak kadar keskin. "Teoman da, sen de benim gözümde aynı seviyedesiniz. İkiniz de kendi pisliğinizde boğuluyorsunuz."
Sıla ağzını açıp bir şey söyleyecek oldu ama elimi kaldırıp onu susturdum.
"Tek bir kelime daha edersen," dedim gözlerinin içine bakarak, "O havuzun dibine bu sefer seni ben sokarım ve kimse elimden alamaz."
Sıla bir an bocaladı. Leyla da yanımda durmuş, kararlı bir ifadeyle Sıla’ya bakıyordu. Sıla arkasını dönüp söylene söylene evden çıkarken, içimdeki öfke hala dinmiş değildi.
Leyla bana döndü. "Deniz..."
"Konuşma," dedim başımı iki yana sallayarak. "Hiçbir şey söyleme."
Kapıya yöneldim. Bu evden, Teoman’dan, Sıla’dan ve Aras’ın karmakarışık sır yumacından tamamen uzaklaşmak istiyordum.
Tam kapıyı açtığım an Akkaya ailesi geldi. Teoman'ın babası beni itip hızla koşturdu. Annesi beni görünce sinirle üstüme geldi.
"Bunun ne işi var burda!"
Sıla sesleri duyar duymaz hemen kapıda bitti.
"Bu erkek avcısı sevgilimi ayartmaya geldi!"
Teoman'ın annesi beni baştan aşağı süzerek sırıttı. "Annesi kılıklı!"
"Annem hakkında düzgün konuşun!"
"Anne kız aynısınız! Defol git evimden oğlumdan da uzak dur! Bu evde senin gibi metreslere yer yok."
Sıla sinsi bir gülümsemeyle bana bakarken yumruğumu sıkıp geri adım attım. Herkes bizi izlerken sakin kalmaya çalıştım.
İkisine bakıp saçlarını çekmek istedim ama eğer bunu yaparsam içim rahatlardı ama herşey daha kötü olurdu. Teoman'ın annesi hızla yanımızdan ayrıldı ve Sıla bana bakıp üstüme yürüdü.
"Amacını çok iyi biliyorum ama olmicak çünkü ben burdayım. Teoman'ın sevgilisi olarak burdayım! Peki sen ne yüzle burdasın?"
Arkamızdan bir ses yükseldi.
"Benim arkadaşım olarak burda!"
Arkamı döndüğümde Leyla ile göz göze geldik.
Leyla'dan
"Deniz bundan sonra benim arkadaşım! Anladın mı beni Teoman'ın sevgilisi!"
"L-leyla..."
"Ben burada benim arkadaşım olarak duran birini göremiyorum. Karşımda Teoman'ın sevgilisi olduğu için burada duran birini görüyorum!"
"Kırıcı oluyorsun Leyla... Bu kız için mi-"
"Hemcinsine sırf Teoman için neler yaptın ya... Utanıyorum Sıla. Seninle arkadaş olduğum için utanıyorum! Korkuyorsun dimi Teoman'la konuşmaktan!"
"İlişkim hakkında konuşmak sana kalmadı."
"Ortada ilişki mi var? Hani nerde ben göremiyorum. Başbaşa dışarı akşam yemeğine çıktınız mı? Teoman bana senden hiç bahsetmiyor. Sadece söyle Sıla'ya beni salsın diyor."
"Leyla-"
"Nasıl bir duygu küçük düşürülmek! Güzel bir his mi? Nasıl hissediyorsun konuş hadi söyle?"
"İleri gidiyorsun pişman olucaksın!"
"Ben bu hayatta asla pişman olmadım Sıla! Ha evet şu an seninle arkadaş olduğum için pişman oldum. Artık gidebilirsin. Defol git evimden!
Sıla sinirle evden çıktı. Deniz'e baktığım an Deniz gözlerini kaçırıp başını kaldırdı.
Aras'tan
"Kardeşim... Ben geldim... Buldum seni..."
Yüzünü bana doğru çevirip başını eğdi.
"Demir abin geldi. Hani bu dünyada en çok sevdiğin kişi bendim. Hatırladın mı beni. Bu ninniyi sana ben söyledim bu senin için söylediğim ninni. Unuttun mu lan beni."
Teoman şoka girmiş halde bana bakarken birisi arkamdan geldi. Hakan Akkaya ve adamları. Tam Teoman'ın omzuna dokunacakken beni tuttu.
"Ne işin var lan senin burada!"
Beni Teoman'dan uzaklaştrdı. Duvara sıkıştırdı ve susturmaya çalıştı.
"Uzak dur oğlumdan."
"Bırak lan beni bırak buldum kardeşimi! O benim kardeşim sen almışsın lan onu sen almışsın!"
"O bizim oğlumuz senin kardeşin değil!"
"Benim kardeşim! Allah aşkına bırakın Demir! Benim Aras senin abin! Demir benim ben abin hatırla oğlum beni yapma bunu bana... Ben seni aradım her gün her gece seni bulduğumu hayal ettim. Yapma bunu bana Demir..."
"Seni duymuyor seni hatırlamıyor! O katil oldu Aras!"
"Senin yüzünden lan!"
Hakan Akkayanın adamları kollarımdan tutup beni dışarı attı.
"Atın dışarı kapatın bir yere götürün!"
"Geldim abim... Demir! Ya bırak ya Demir!"
Hakan'dan
Artık kardeşini biliyordu. Şebnem merdivenlerin orada yığılmış ağlarken yanına gittim.
"Teoman hiç bişeyi duymadı Şebnem-"
"Kardeşini öğrendi onu artık hiç bişey durduramaz!"
"Ben durdururum!"
Gözlerim içeride kanlar içinde kalan Serhat ve elleri kanlı Teoman'a kaydı.
"Sen Teoman'ı odasına götür kendine getir bende Serhat'ı kaldırayım...
Şebnem Teoman'ı kaldırıp kolunu omzuna attı ve onunla ilgilendi. Bende Serhat'ı kucaklayıp dışarı çıkardım. Adamlara seslenip gömmelerini emrettim.
Şebnem'den
Teoman'ın üstündeki pelerini çıkartıp başındaki tacı yatağının üstüne koydum. Üstündeki atleti çıkartıp banyoya geçti. Yanına gelip onu oturttum ve suyu açtım. Duş başlığını ellerine tutup ona baktım.
"İyi misin oğlum..."
"Anne az önce ne oldu?" dedi nihayet kendine gelerek
"Hatırlıyor musun oğlum..."
"Sadece parti verdiğimi hatırlıyorum... Sonra sesler geldi-"
Ona hiç bişey hatırlatmamak için hızla sözünü kestimi.
"Aras Serhat'ı öldürdü... Aras katil oldu Teoman. Sen Serhat'ı korumak istedin. Alkollü olduğun için hiç bir şeyi hatırlamıyorsun ama biz baktık kameralardan. Aras senin elindeki alkol şişesini kırıp Serhat'ı öldürüp suçu sana atmaya çalıştı. Ama baban ona gereken cezayı verdi."
"Vay şerefsiz vay... Demek katil oldu. Serhat abiyi o ölürdü. Benim yapacağım işi o yaptı."
"Artık şu Serhat olayını kapatalım. O artık yok o öldü. Şu anda önemli olan şey senin iyiliğin."
"Çok iyiyim hatta bomba gibiyım."
"Süper o zaman valizini hazırla yarın Leyla ve seni çok güzel bir sürpriz bekliyor. Sizi buradan uzaklaştırıcam."
Teoman başını salladı. Alnına uzun bir öpücük kondurdum.
"Sizi kimse elimden alamaz... Buna asla izin vermem."
"Kimse bizi ayıramaz anne... Heleki Aras asla!"
Teoman üstünü giyinirken Serhat'ın olduğu odaya geçip halıyı temizledim. Kan lekesi geçtikten sonra Teoman kapıda belirdi.
"Ne yapıyorsun anne?"
Hakan'dan
Depoya geldiğimde Aras'ın sesi kapıdan geliyordu.
Aras'ın karşısına geçtiğimde bağırarak konuşmaya başladı.
"Kardeşimi verin lan bana!"
"Ne kardeşinden bahsediyorsun? Teoman katil oldu! Teoman Serhat'ı öldürdü!"
"Onun adı Demir!"
"Onun adı Teoman! Bizim oğlumuz-"
"O benim kardeşim! Benim kardeşim öyle bir şey yapmaz! Kimseyi öldürmez."
"Yaptı!"
"Yapmadı! Sen yaptın lan sırf Serhat kardeşimin Teoman olduğunu bildiği için öldürdün onu! Beni Bodrum'a Serhat çağırdı bana ip uçları vererek Teoman'a yakınlaştırdı... Bende her seferinde buldum önce gazetedeki haber. Onu da Serhat buldu hatta Teoman'a verdi. Teoman bunu bilmiyor... Ama bilecek Teoman herşeyi bilecek! 11 yıldır her sabah onu düşünerek uyandığımı her gece onu bulmaya yemin ederek gözümü kapadığımı bilecek!"
"Kardeşini 11 yılda buldun Aras! Ben onu sana bir gecede kaybettiririm!"
Aras'tan
Hakan Akkaya konuştuktan sonra arkasına bakmadan gitti. Arkasından avazım çıktığı kadar bağırarak "Geberticem lan seni geberticem! Nerde benim kardeşim bana kardeşimi verin gencecik o daha... Çocuk lan o çocuk.!"
Kapıyı kapattılar ve tek başıma kaldım. Can dostum canımı yakan kişiydi. Ona vurduğum ona bağırdığım anlar gözümün önüne geldi ve bağırdım. "Hayatını çaldınız lan çocuğun. Benden çaldınız onu! Yemin ederim hesabını sorucam...Yemin olsun ki hesabını sorucam!"
Flashback
"Benim sayemde burdasın... Hatta bu şakaya teşekkür etmen lazım."
"Ben çocukluğumdan beri kardeşimi arıyorum."
Teoman başını salladı.
"Ve çok şey yaşadım bir sürü insan bana bir sürü şey yaptı ama hiç biri senin yaptığın kadar büyük bir kötülük yapmadı.
"Yapma şımartıyorsun beni."
"Ama memnunum...İyiki gerçek değilmiş şakaymış... İyiki benim kardeşim sen değilmişsin!"
"Öyle mi..."
"Eğer o sen olsaydın... Eğer Demir sen olsaydın arkama bakmadan dönüp giderdim.
...
"Yapma bak bunca zamandır bulduğum en büyük iz o. Ne olursun yakma... Ne olursun alma onu benden"
"Gerçekten bu kadar çok istiyor musun kardeşini..."
"Bak benim bütün meselem bu... Bütün hayat amacım bu... Tamam yaptığın herşeyi unutucam hatta beni bir daha görmezsin hayalet olurum ne olursun ver o gazeteyi."
"Vay be... İnsanın senin gibi abisi olması lazım ha...
Flashback
"Demir sen misin..."
"Seni çok özledim abi... Annemi babamı evimizi çok özledim. Bahçedeki ağacı hatırlıyor musun... Babam bana kuş evi yapmıştı... Odadaki harita... Büyüyünce heryere gidicez derdik. Benim abi... Demir!"
...
Gözlerimi sıkıca kapatıp göz yaşlarımın yanağımdan süzülerek yere akmasına izin verdim.
Flashback
"Ben kargaları çok severim..."
"Benden bile mi çok..."
"Hayır bu dünyada en çok abimi seviyorum."
"Bende kardeşimi... "
...
"Yabancı ettiniz lan bizi... Adını değiştirdiniz ruhunu öldürdünüz katilsiniz lan siz, canisiniz! Sizi mahvedicem Akkayalar! Duyuyor musunuz beni! Sizden intikamımı alıcam! Sen Hakan Akkaya beni dinliyorsun biliyorum! Demire attığın tokatların onu kitlediğin ona zarar verdiğin her anın cezasını çekeceksin! İntikamımı alıcam! Kardeşimi sizin gibi canilere bırakmicam duydun mu lan beni!"
Hakan'dan
Aras içeride bağırırken telefonum çaldı.
"Alo Hakan ne yaptın? Aras işini halletin mi?"
"Halletim."
"Öldür o çocuğu gerekirse! Öğrendi artık rahat durmaz. Birşey yap. Engelle onu Hakan! Buldum..."
"Ne?"
"Kezzap. Ben birini ayarlicam. Sen onu hazırla. Canı yanmalı ki sussun."
"Şebnem o kadar olmaz-"
"Olur! Teoman'ımı kimse benden alamaz onun annesi benim! O benim sadece benim oğlum. Eğer bir dış etken varsa yok et onu! Ellerini kezzaba daldır. Yap bişey Hakan-"
"Şebnem!"
"Ne Şebnem! Buldum akıl hastanesi. Deli raporu al akıl hastanesine kapatsınkar. Ben Teoman'ı yeniden okuldan almak istemiyorum. Oğlum rahat gezsin istiyorum Hakan birşey yap-"
Telefonu kapattım ve elim titireyerek adamlara işaret verdim.
Tekrardan kapı açılınca Aras bağırmaktan ağzını açamaz hale gelmişti.
Adamlarım Aras'ın üstündeki tişörtü çıkartıp beyaz gömleği üstüne giydirdi.
Aras endişeyle sordu. "Ne yapacaksınız bana... Kardeşimi verin bana sonra gidicem ne olur bizi ayırmayın..."
Flashback
"Meysem oğlum git kardeşini uyandır baban gelmeden yemeğini yesin."
"Tamam anne."
Kardeşimin odasına gittiğimde ağzında koyu kırmızı kan yastığa akıyordu. "A-anne...."
"Ne oldu oğlum kardeşin uyanmış mı yoksa-"
...
Flashback
"Hakan!"
"Ne oldu Şebnem-"
Havuzda hareketsiz yatan oğluma baktım... Vücudu hareketsiz bir şekilde öylece yatıyordu...
"Teoman..."
...
"Kardeşimi ver bana lütfen yalvarırım ben sırf onun için buralara geldim. Lütfen ayırma bizi yapma bunu bize."
"O benim oğlum... O Demir değil bizim oğlumuz."
Adamlarım Aras'ı kolundan tutup götürürken onları durdurdum.
"Durun! Bırakın vazgeçtim."
"Neyden vazgeçtin... Kardeşime götürün beni. Ne olur bakın ne isterseniz onu yapıcam. Lütfen ayırmayın beni ondan. Hakan Akkaya yapma bunu bana. Ona sımsıkı sarılmak istiyorum. O benim canım o benim öz ve öz kardeşim..."
"Öyle bir şey asla olmicak Aras. Teoman seni hiç bir zaman hatırlamicak!"
"Hatırlicak... Onu benden kimse alamaz. Ben ona kendini hatırlatıcam. Demir Öztürk olduğunu hatırlicak-"
"Asla... Şebnem ona anne oldu ben ona baba oldum-"
"Yürü git lan! Kardeşime yaptığınız tek şey acı vermek oldu! Adını nasıl değiştirdiniz peki ya ruhunu nasıl öldürdünüz. Ne yaptınız ona?"
"Orası seni ilgilendirmez!"
"Kapattınız mı lan onu! Sırf adını kabullensin diye! Onun beyniyle oynadınız psikolağa götürdünüz. Leyla arkadaş oldu ona en çokta onu sevdi... Siz sırf anne baba desin diye azap çektirdiniz ona ama yeminim olsun intikamımı alıcam! Bunu sakın unutma. Teoman Demir olduğunu öğrenecek!"
Cebimdeki telefon titredi. Mesajı açtığımda Şebnem'in mesajıyla göz göze geldim.
"Halletin mi Aras'ı? Ben herşeyi ayarladım."
Mesaja bakıp Aras'a baktım. Aras'a sertçe tokat atıp yakasından tuttuğum gibi duvara sıkıştırdım.
"Sen kimsin lan! Neyin var senin. O zenginliğe alıştı Teoman Akkaya olmaya etrafındaki insanlara alıştı. Sen ne vaadediyorsun ona? Hiç birşeyin yok senin!"
"Canımı! Benim kardeşim bu dünyada en çok beni severdi parayı değil!"
"Ama o Demir değil Aras. Kardeşim dediğin kişi seni bıçakladı seni kırbaçladı seni yakmaya çalıştı sana mezar kazdı seni öldürmek istedi!"
"Sizin yüzünden lan! Kardeşim benden nefret etti sizin yüzünüzden. İyilik battı lan ona! Benim yaptığım iyiliğe karşı bana düşman oldu... Demir hala yaşıyor çünkü onun dışı Teoman içi hala Demir."
"Çünkü artık o senin eski kardeşin değil..."
"Sus lan! Benim kardeşim iyiliğe iyilikle karşılık verirdi. Kendine benzettine çocuğu ama Teoman da bunları öğrenince hiç bişey yapamicaksın! Kendi canavarını kendi ellerinle oluşturdun. Abisi olduğumu öğrenince herşey bitecek Hakan Akkaya. Sen kaybedeceksin ben kazanıcam işte o gün bu sözlerinin hiç bir anlamı olmicak."
"Teoman bana birşey yapamaz!"
Aras karşımda sırıttı. "Siz Demir'i piskopat yaptınız Teoman'ı değil!"
Sözün ağırlığı altında sadece sustum.
