22. bölüm / 46
Kisses Driven by Hate22
Bölümler 46Şu an: 22
- 1 11.338 kelime
- 2 21.979 kelime
- 3 31.468 kelime
- 4 41.244 kelime
- 5 51.089 kelime
- 6 61.176 kelime
- 7 72.629 kelime
- 8 82.184 kelime
- 9 91.778 kelime
- 10 101.730 kelime
- 11 111.403 kelime
- 12 122.127 kelime
- 13 132.713 kelime
- 14 141.925 kelime
- 15 152.545 kelime
- 16 161.494 kelime
- 17 171.239 kelime
- 18 181.701 kelime
- 19 192.239 kelime
- 20 201.521 kelime
- 21 211.686 kelime
- 22 222.861 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 231.608 kelime
- 24 242.707 kelime
- 25 251.813 kelime
- 26 262.742 kelime
- 27 272.845 kelime
- 28 282.343 kelime
- 29 291.552 kelime
- 30 301.758 kelime
- 31 312.229 kelime
- 32 322.412 kelime
- 33 331.414 kelime
- 34 341.912 kelime
- 35 351.770 kelime
- 36 361.692 kelime
- 37 372.638 kelime
- 38 381.543 kelime
- 39 391.186 kelime
- 40 402.232 kelime
- 41 411.355 kelime
- 42 422.573 kelime
- 43 432.800 kelime
- 44 442.275 kelime
- 45 451.121 kelime
- 46 461.878 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Teoman arkamdan hızlı adımlarla geçti ve hışımla öne fırlayıp sağ yumruğunu çocuğun çenesinin hemen üstüne indirdi. Darbenin şiddetiyle çocuğun başı yana savruldu, koridorda yankılanan sert bir ses duyuldu.
"Sen kime 'Deniz kızı' diyorsun lan?"
Çocuk geriye doğru yalpalasa da çenesini sıvazlayarak dikleşmeye çalıştı.
"Sana ne lan! İstediğimi söylerim, sana mı soracağım?"
Teoman çocuğun üzerine yürüyüp göğsüne sertçe bastırdı.
"Söyleyemezsin! Haddini bileceksin."
"Bilmiyorum, ne yapacaksın? Dövecek misin beni?" Çocuk dudak bükerek meydan okurcasına gülümsedi. "Belli ki kendini bitirmek istiyorsun. Yanlış adamın ayağına geldin."
Teoman gözlerini bile kırpmadan soğukkanlı bir tavırla yaklaştı.
"Bunu bana söyleyen herkes sonunda kendini bitirdi. Bol şans dilerim sana taklitçi."
"Ne taklidi?"
"Aynı hareketler, aynı ezberlenmiş cümleler... Amacın ne senin?"
Çocuk alayla sırıttı. "Ne yani, 'Deniz kızı' hitabı senin tapulu malın mı?"
"Aynen öyle," dedi Teoman sesi buz gibi bir kararlılıkla. "Ona benden başka kimse 'Deniz kızı' diyemez."
"Ama ben derim... Diyeceğim de-"
Teoman daha lafını bitirmesine fırsat vermeden öfkeyle çocuğun yakasına yapıştı. Kendine doğru çekip başını büyük bir kuvvetle çocuğun yüzüne gömdü. Kafa darbesiyle birlikte sert bir çatlama sesi duyuldu. Çocuk acı içinde çığlık atıp burnunu tutarak yere doğru eğildi, parmaklarının arasından sızan kırmızı kan fayanslara damlamaya başladı.
Nefesim kesilmişti. Daha fazla izleyemeyip cesaretimi topladım ve hışımla aralarına girdim. Çocuğun önüne siper olarak Teoman'ın göğsünden itmeye çalıştım.
"Ne yapıyorsun sen? Sen kimsin ki-"
Teoman'ın bakışları bir anda yumuşar gibi oldu. Adımlarını yavaşlatıp doğrudan gözlerimin içine baktı.
"Sen beni benden daha iyi tanıyorsun, Deniz kızı..."
Bakışları arkamda burnunu tutan çocuğa kaydı, ardından bana doğru bir adım daha yaklaştı.
"Rahatsız etmiyor mu seni? Sana böyle yakın davranması?"
Gözlerindeki derinliğe kaybolmamaya çalışarak başımı iki yana salladım.
"Hayır, etmiyor."
"Ama beni ediyor," dedi kestirip atan bir ses tonuyla.
Aralarındaki gerilimin daha da büyümesinden korkarak kenara çekildim. Teoman doğrudan çocuğun karşısında durdu. Yan yana geldiklerinde aralarındaki boy farkı gözle görülür şekilde ortaya çıkmıştı. Teoman’ın geniş omuzları ve uzun boyu, karşısındaki çocuğu iyice ufaltıyordu. Üzerine düşen gölgesi yüzünden çocuk başını kaldırmak zorunda kaldı.
Yerden destek alarak doğrulmaya çalışan çocuk, burnundaki kanı kolunun tersiyle sildi ve Teoman'ın gözlerinin içine baktı.
"Anlaşılan bu okulun zorba çocuğu sensin, ha?"
"Ben sana kim olduğumu zamanla öğreteceğim," dedi Teoman, sesi kışkırtıcı bir sakinlikteydi. "Sen sadece izle ve gör."
"Göster hadi, bekliyorum!" dedi çocuk, sesini yükselterek. "Babasının parasına güvenen zengin ergen."
"Ne dedin lan sen? Tekrar et!"
Teoman ağır ve tehditkar adımlarla üzerine yürüyünce çocuk farkında olmadan geriledi. Sırtı gürültüyle çelik kitap dolaplarına çarptı. Kaçacak yeri kalmadığını anlayan çocuğun gözlerindeki endişeyi gören Teoman dudaklarını bükerek sırıttı.
"Tekrarını söyleyemeyeceğin şeyleri ağzından bile çıkarma. Bu da benden sana küçük bir tavsiye olsun."
Çocuk dolaba yaslanmış halde nefes nefese kalmış olsa da dik durmaya çalışarak alayla güldü.
"Tavsiye mi? Hahaha, güldürme beni... Ben senin gibi bir tipten tavsiye alacak değilim."
"Öyle görünmüyor bana muhtaç gibisin."
Çocuk elini kaldırıp vuracakken o sırada koridorda beliren Aras, çocuğun kalkan elini havada yakaladı
"Ne oluyor lan burda? Kim bu çocuk-" dedi Aras bize bakarak.
"Abin de mi var senin?"
Teoman Aras'a baktı "Ne abisi?" Aras'a dönüp konuşmaya devam etti. "Senin ne işin var burada? Leyla az önce gittiğini söylemişti-"
"Deniz'le konuşacaklarım var onun için geldim."
Aras'ın yanına yaklaştım.
"Demir'le ilgili mi?"
"Evet ama sen nerden biliyorsun?"
"Sabah Leyla geldi uzun biraz, gel benle."
Aras'la dışarı çıktığımızda Aras derin bir nefes alıp çimenlere oturdu.
"Deniz... Deniz kardeşim bu okuldan olabilirmiş. Arayan kişi geçen gün gittiğimiz gazeteci adamın arkadaşı o söyledi. Demir'in peşini bırakmamış o yangını Demir sırf ben onu bulayım diye çıkartmış. Adam benim Demir'i bulmaya geldiğimi öğrenince söyledi diğer adamı susturmuşlar. Kardeşim benimle aynı okulda olabilir Deniz. Belkide kaç defa yanımdan geçti-"
"Sen yine o gazetecinin oraya mı gittin. Yani emin misin kesin mi?"
"Bilmiyorum ama yüzde yetmiş ihtimal aynı okuldasınız dedi."
"Tamam o zaman yaklaştık... Bulucaz Aras sana verdiğim sözü tutucam siz Demir'le kavuşunca sizi çizicem."
"Umarım Deniz ama sanki ben yaklaştığımda onu benden uzaklaştırıyorlar gibi hissediyorum. Tam buldum dediğim an uzaklaşıyoruz-"
"Ama illaki kavuşacaksınız Aras hem sen bunu boşver... Leyla Demir kim diye sordu bana Teoman'ı susturdum ama her an öğrenebilir."
"Ona bunu benim söylemem lazım ama olmuyor Deniz. Ona güvenmiyorum sen ona Aras sana aşık dedin diye gitmiş ezgiye söylemiş. Ben Bodrum'a kardeşimi aramak için geldim dersem bunuda ailesine söyler ona güvenemiyorum."
"Peki Teoman'a..."
"Ne Teoman? O kendi öğrendi-"
"Hayır Teoman bu konu hakkında şu an sana hiç bulaşmıyor farkında mısın? Benimle konuşurken Leyla ile evde denk bile gelemiyoruz dedi. Teoman bu konuyu artık önemsemiyor sence ne oldu ona?"
"Haklısın, onun bu sessizliği ardındaki şeytanlığın habercisidir. Neyse ben gidiyorum Barışın okul masraflarını karşılamak için annesi arabayı satmış onu kurtarmam lazım-"
"Hadi ya... Ben bunu bilmiyordum-"
"Ben gidicem şimdi adamlarla konuşmaya eğer alırsam sana haber veririm."
"Tamam haber bekliyorum... "
Aras gittikten sonra. "Demek bazılarının okul masraflarını karşılayacak parası yok... Buna yardım etmemi ister misin-"
Arkamı döndüğümde Teoman'la göz göze geldik.
"Heh işte beklediğim Teoman Akkaya sözü? Ne istiyorsun?"
"Yardım."
"Ne?"
"Yardım edeceksin bana, bende bunun karşılığında bıdık hazretlerinin borçlarını kapatıcam. "
"Ne yardımı?"
"Zamanı geldiğinde söylicem ama önce söz ver... Ben sana yardımcı oldum sende bana yardımcı olacak mısın..."
Şüpheyle gözlerimi kıstım ardından başımı aşağı yukarı salladım. "Tamam kabul."
Teoman yanımdan ayrıldıktan sonra lavaboya geçtim. Elimi yüzümü yıkarken Sıla ve Leyla içeri girdi.
Leyla tekrardan yanıma yaklaştı.
"Deniz Aras nerde... Az önce okula gitmiş ama yine gitmiş. Ne oluyor neden benimle konuşmuyor-"
"Sen Aras'ı bırak biraz kendi kardeşinle ilgilen."
Sıla hemen lafa atıldı.
"Derken? Ben zaten sevgilimle ilgileniyorum sen ne demeye çalışıyorsun biz Teoman'ı ilgisiz mi bırakıyoruz?"
"Sana bişey demiyorum sen kardeşi misin?"
"Sevgilisiyim! Hem sana ne bundan onların kardeşliği seni ilgilendirmez."
"Ben son sözümü söyledim Aras'ın peşini bırak Leyla. Kardeşinin aklında bir plan olabilir yine Aras'a zarar verebilir."
"Nasıl... Teoman yine Aras'a zarar vermeyi mi planlıyor?"
"Ne zaman Aras'ın peşini bıraktı ki kardeşin?"
"Bırakır bırakmaz sana ne sevgilimden-"
"Sende sus merak etme sevgilin seni terk etmicek. Senin o ruh hastası sevgilinle işim olmaz."
"Olamazda hayatım."
Tam giderek Leyla kolumdan tuttu.
"Söyle Deniz yalvarırım. Aras nerde?"
"Aras işe gitti. Daha fazla sorma artık-"
"Tamirhanede mi?"
Duymazdan gelip sınıfa doğru yürüdüm. Tam sınıfa girdiğimde telefonum çaldı.
"Alo Deniz Soysal siz misiniz?"
"Evet benim? Siz kimsiniz?"
"Ali'nin öğretmeniyim. Ali iyi değil. Gelip okuldan alabilir misiniz?"
"Tamam geliyorum."
Telefonu kapatıp çantamı omzuma takıp okuldan çıktım.
Ali'yi okuldan aldıktan sonra eve götürdüm. Eve geldiğimde hemen yiyecek bişeyler hazırladım. O yemeğini yerken konuşmaya başladı.
"Abla bugün sınıfımızda birinin doğum günüydü arkadaşımızın annesi ve babası elinde pastayla geldi herkese pasta dağıttılar ama bana vermediler..."
"Ne..."
"Evet. Benimle dalga geçtiler abla... O zaten yememeye alışkındır dediler."
"Kimmiş onlar?"
"Arkadaşlarım. Abla biz fakir miyiz... Herkes fakir dedi bana doğum günü olan arkadaşım pastayı uzatıp kremasını yüzüme sürdü."
"Öğretmenin neredeydi?"
"Ben ağlamaya başlayınca öğretmenim gelip bana sıkıca sarıldı. Beni sakinleştirmek için sıkıca sarıldı sonrada seni aradı..."
Kardeşime sıkıca sarıldım.
"Biliyor musun bende küçükken okuldayken bir arkadaşımızın doğum gününde pasta yiyememiştim ama şimdi artık kendi pastamı kendim yapabiliyorum. Seninle beraber pasta yapalım mı? Annemle babamla beraber akşam yeriz. Hemde çikolatalı ve üstünde de çilekler ve bitmedi son olarakta üstüne damla çikolata-"
"Dünyanın en iyi ablası."
Pasta malzemelerini hazırlayıp masaya koyduktan sonra önlüğü takıp yumurtayı kırdım ardından şekeri koyduktan sonra çırpıcıyı verip kardeşime bıraktım o çırparken bende çilekleri yıkayıp ikiye ayırdım.
"Bitti abla bak bembeyaz oldu."
"Afferin civcivime. Şimdi sıra kakaoda."
Kakao paketini çıkartıp açtıktan sonra karıştırırken içine ilave ettim. Akışkan kıvamı yakalayınca pasta kalıbına döküp fırına verdim.
"Şimdi pasta pişene kadar seninle beraber çizgi film izleyelim hem çizgi film bittikten sonra pastamız pişmiş olur. Ne izleyelim?"
"Uğur böceği ile kara kedi yada Pepee-"
"İlk seçenek daha iyi hadi sen salona geç ben geliyorum."
"Tamam abla."
Telefonuma baktım mesaj varmı diye ama yoktu.
Ali'ye çizgi film açtıktan sonra telefonumu alıp Teoman'ı aradım.
"Deniz kızı beni özledin mi?"
"Ne özlemesi hemen cıvıma. Ne bu sessizliğin bak eğer Aras'a zarar vereceksen-"
"Sen bunun için mi aradın beni?"
"Evet. Aras'tan uzak dur bak kardeşiyle ilgili birşey yapıp üzme onu şu an kardeşini bulacağını düşünüyor... O gazeteciyi sen ayarlamadın dimi."
"Ne gazetesi ne ayarlaması Deniz kızı açık konuş."
"Bak Aras'ı aramışlar kardeşin senin okulunda demişler. Sen mi yaptın-"
"Güzel fikirmiş aslında... Ama ben yapmadım. Hem sen benim bu sessizliğimi neden birşeye bağlıyorsun ki?"
"Çünkü böyle planlar anca senden çıkıyor-"
"Haklısın ama ben yapmadım hem sen ne yapıyorsun evde misin? Gelim mi yanına-"
"Gevşeme. Sormak için aradım-"
"Ben sana ne dedim. Daha çok araşıcaz dedim sende saçmalama dedin bak kendi isteğinle beni aradın."
"Onu boşver sen benden ne için yardım istedin?"
"Sakin ol Deniz kızı. Zamanı geldiğinde öğreneceksin."
"Benden ne için yardım istedin Aras'a zarar vermek için mi-" dedim sert bir şekilde.
"Hayır. Sen benden haber bekle ben sana söylicem-"
"Eğer birine zarar verirsen-"
"Amacım zarar vermek değil gerçeği öğrenmek."
"Ne gerçeği."
"Sen bunu bil yeter. Farkında mısın, konuşmamızı sen uzatıyorsun."
"Kapat o zaman-"
"Tamam."
Telefonu yüzüme kapattı ve sinirle tekrardan aradım.
"Sen niye telefonu yüzüme kapattın?"
"Kapat dedin diye-"
Yüzüne kapattım ve keki fırından çıkarıp ortadan kestim ardından ortasına yoğun krema koyup üstüne diğer parçayı koydum üstüne çilekleri yerleştirip damla çikolataları çileklerin etrafına koydum. Fotoğrafını çekip Özlem ablaya attım.
"Abla söylediğin tarifi yaptım ama seninki kadar güzel olmadı."
"Çok güzel görünüyor." yazdı ve fotoğrafı anneme attım.
"Akşam için bize pasta yaptım, yemek için seni bekliyorum." yazıp Ali'nin yanına gittim.
"Pastamız hazır."
"Oley! Çizgi filmde bitti. Abla ödevlerime yardım eder misin."
"Tabikide. Getir çantanı beraber yapalım."
"Tamam abla."
Teoman'dan
Telefonu kenara koyup elimdeki fulara baktım. Ben fulara odaklanmışken kapı açıldı.
"Teoman aşkım-"
"Ne işin var senin burada çık odamdan-"
"Leyla... Leyla hastanede iyi değilmiş-"
"Ne."
Yataktan kalktığım gibi hemen arabaya geçtim Leyla'nın durumunun nasıl olduğunu neden olduğunu düşünürken kendimi hastanede buldum.
"Leyla.. İyimisin nasılsın ne oldu sana?"
Sıla arkamızdan cevapladı.
"Aras yüzünden olmuş. Aras'ın arkasından gitmiş. Sonrada araba çarpmış."
"Ne arabası ne yapmış-"
"Bunların ehliyetsiz yakalandığı araba varya işte o arabayı almak için gitmiş Aras, Leyla'da peşinden gidince arabayı almak isteyen adamlar kendi arabalarıyla bizimkilerin üstüne sürmüşler."
"Aras şerefsizi yüzünden mi oldu bu?"
"Teoman dur... Ben gittim suç bende Deniz bana tamirhanede deyince-"
"Deniz mi git dedi sana?"
"Hayır-"
Sıla hemen lafa atladı.
"Ne hayırı Leyla? Deniz dedi. Aras'ın yanına git dedi Aras tamirhanede seni bekliyor seninle konuşacak dedi-"
"Doğru mu bu?"
"Değil-"
"Doğru! Leyla sen kaza yaptığın için hatırlamıyorsun sanırım. Deniz'le biz kavga ettik sabah ona sinir oldu bu yüzden yaptı biliyordu o adamların orda olduğunu sırf sen kaza yap diye yaptı o pickme-"
"Deniz öyle birşey demez."
Kutay başını salladı.
"Sıla doğru söylüyor Teo. Deniz sabah sinirliydi zaten o ayarladı kesin."
Sinirle telefonu elime aldığımda ekrandaki Deniz kızından gelen mesaja baktım. Olduğum yerde dona kaldım.
"Akşam için bize pasta yaptım yemek için seni bekliyorum."
Yüzümde aptalca bir tebessüm oluştu. Ne yani Deniz kızı beni mi evine çağırdı derken Sıla telefonuma baktı.
"Kiminle konuşuyorsun sen aşkım kim o?
"H-hiç kimse bizim gruptan yazıyorlar işte-"
Kutay hemen atıldı
"Bana mesaj gelmedi Teo"
"Gelmez zaten başka bir grup bu agalar grubu değil."
"Ha yani farklı gruplarında var öyle mi?"
"He öyle. Neyse ben kaçtım. Size iyi iyileşmeler."
Telefonu cebime atıp hastaneden çıktım. Arabaya bindiğimde telefonu açıp mesaja baktım.
Arabayı çalıştırıp eve doğru sürdüm. Eve geldiğimde duş alıp üstümü giyindim.
Akşama doğru evden çıkarken annem yanıma geldi.
"Oğlum nereye gidiyorsun? Yoksa Sıla ile mi dışarı çıkacaksın"
"Hah evet. Clube gidiyoruz. Geç gelebilirim-"
"Tamam oğlum."
Evden çıktıktan sonra arabaya geçerken Sıla yanıma geldi.
"Geldim aşkım hadi gidelim-"
"Ne işin var senin burada?"
"Clube gidiyoruz ya-"
Annem arkamdan seslendi.
"Sıla'yı çağırmıştım ama sizin planınız olduğunu bilmiyordum. Sende clube gidiyoruz deyince dedim siz gidin planınızı bozmiyim."
"Ya biz kuti ile takılacaz-"
"Teo nereye gidiyorsun-" dedi Kutay yanımıza gelip.
"Kutay'ın haberi yok gibi-"
"Aaa kuti... Gel benimle, Deniz kenarında mükemmel bir pastacı buldum oraya gidelim. Senin de karnın doysun hem böyle üstünde çilekler olan çikolatalı pastaları var bir kere yersen favorin olur."
"Olur gidelim."
"Peki ben ne olucam aşkım-"
"Sende annemle beraber otur işte zaten annem seni çağırmış benlik bişey yok. Hadi gidelim kuti."
Kutay'ı yanıma alıp arabayı çalıştırdım.
"Teo sen normalde hiç böyle pasta yemeye falan gitmezdin şaşırdım açıkçası-"
"Pasta Deniz kızındansa içinde zehir olsa yerim-"
"Lan yoksa-"
"Aynen. Deniz'in evine gidiyoruz yani gidiyorum. Seni indiricem ben yanlız gidicem."
"Ne oluyor lan plan tıkır tıkır işliyor mu? Deniz seni evine mi çağırdı."
"Evet."
"Neden lan? Yoksa aranızda bişey mi oldu sizin Deniz öyle kolay yola gelecek bir kız değil-"
"Konu ben olduğumda o işler değişir. Neyse ben seni şurada indiricem hatta bak cüzdanım orada al oradan para sonra gecelere ak herşey benden."
"Sende az şerefsiz değilsin-"
Arabayı kenara çekip Kutay'ı indirdim. Dikiz aynasından kendime bakıp gaza bastım.
Deniz'in evine yaklaştığımda arabayı kenara park edip etrafa baktım.
Evlerine geldiğimde kapıyı tıklattım. Kapı açıldığında karşımda kimseyi göremedim aşağı baktığımda küçük çocukla göz göze geldim.
"Abla bir tane abi geldi baksana-"
"Geldim hangi abi-"
"Deniz kızı..."
"Senin burda ne işin var. Neden geldin?"
"Sen beni çağırdın. Hatta bana Akşam için bize pasta yaptım yemek için seni bekliyorum dedin-"
"Ben onu sana demedim anneme dedim-"
"Sen annene sana diye mi yazdın? Yani şimdi o kadar geldim bir dilimi fazla göremezsin herhalde-"
"Bu abi kim abla?"
"Ben ablanın sevgilisiyim." dedim alaycı bir tavırla.
"Ne-" dedi kardeşi şaşkınlıkla beni baştan aşağı süzüp.
"Öyle birşey yok. Kardeşimi kandırma-"
"Tamam o zaman bir dilim pasta verirsen susarım-"
Deniz etrafa bakınıp sinirle bana baktı.
"Geç içeri Allah'ın belası."
"Şu anı kayda almak isterdim. Deniz kızı bana pasta servis edicek. Rüyada falan mıyım?"
Deniz etrafa bakınıp beni içeri aldı.
"Evde niye kimse yok?"
"Annem ve babam misafirliğe gitti."
"Bu bücür niye burda?"
"Kardeşim ya hani-"
"Ben başbaşa oluruz diye düşünmüştüm."
"Ben sana bir çakıcam görüceksin başbaşayı-"
"Ooo sen benden de hızlısın-"
"Ne diyorsun ya sen?"
Küçük kardeşi bizi izlerken sırıtmaya başladım.
"Bu hep bizimle mi olucak Deniz'cim?"
"Abla ben uyumak istiyorum."
"Abi gittikten sonra uyursun-"
"Yo ben burdayken uyuyabilirsin. Hem ablanla konuşacaklarımız var başbaşa. Dimi ablası."
"Ne konuşması ya ben ne konuşucam seninl-"
"Yardım konusu... Öğrenmek istemiyor muydun?"
Deniz bana bakıp başını salladı. Kardeşi esnerken başını yatırıp bizi izledi. Gözleri yavaşça kapanırken Deniz ayağa kalktı.
"Ben yatırıp geliyorum-"
"Dur."
Ayağa kalkıp kardeşini kucağıma aldım.
"Odası neresi."
Deniz önümden yürüyüp kapıyı açtı. Yatağın örtüsünü açıp bana baktı.
Kardeşini yatağa yatıracakken kardeşi yakamı sıkıca tuttu.
Yakamdaki elini nazikçe bıraktırıp yatağa yatırdım. Deniz beni izlerken ona doğru yaklaştım.
"Eee Deniz kızı biz nerede kalmıştık?"
Deniz etkiden çıkmış gibi başını sağa sola sallayıp bana baktı.
"Hiç!"
"Bağırma çocuk uyanacak-"
Odadan çıkıp kapıyı kapatıp mutfağa geçtim. Deniz pastayı keserken konuştu.
"Eee ne diyeceksin ne yardımı istiyosun?"
Pastayı önüme koyup ayakta bekledi.
"Neden ayaktasın?" dedim ve Deniz sandalyeyi çekip karşıma oturdu.
"Seni dinliyorum." dedi gözlerini bana dikip. Bende pastayı yerken konuşmaya başladım
"Şimdi bir defter var piskoloğumda, içinde de benimle ilgili bilgiler var-"
"Ruh hastası derken ciddiydim. Ama bu kadarını beklemiyordum-"
"Sağol Deniz kızı ya çok yardımcı oluyorsun."
"Neyse eee ne yapıcaz?"
"O defteri çalıcaz sende bana yardım edeceksin."
"Oldu başka? Hırsızlık mı yapıcaz?"
"Evet yani hırsızlık sayılmaz benimle ilgili bilgilerin olduğu bir defter-"
"Sen kendini bilmiyor musun? Ne defteri ne bilgisi." dedi haklı olarak.
"Ailem benden birşey saklıyor Deniz. Ben bunu öğrenmiyim diye uğraşıyorlar."
"Nasıl?" dedi şaşkınlıkla.
"O defterde geçmişimle ilgili şeyler yazıyor. Geçmişte ben bişey yapmışım babam anneme söyledi. Annemle babam konuşurken duydum. Babam yine bana zarar verdi o sırada da ağzından kaçırdı bişeyler"
"İyi misin-" derken elini omzuma koydu. Omzuma bakıp yüzüne baktım. Elini çekeceği anda elini tuttum.
"Şimdi daha iyiyim..."
Deniz sessizce gözlerime baktı geri çekilmedi. Onun bu sessizliğinin ardındaki şeytanlığı bildiğim için hiç bir şey yapmadım. Elimi yavaşça elinin üstünden çekip pastayı yemeye devam ettim.
"Ellerine sağlık Deniz kızı. Hayatımda yediğim en güzel pastaydı. Ben aslında orman meyveli seviyorum ama çikolatada fena değilmiş."
Deniz şaşkınlıkla gözlerini ayırmadan bana bakmaya devam etti.
"Senin bu sessizliğinin sebebi ne? Sen bana yardım ettin bunun karşılığında hiç bir şey istemiyorsun ama Barış için bunu yapıyorsun? Bana karşı olan bu sessizliğinden korkmalımıyım."
"Neden?"
"Çünkü senin bu sessizliğinin ardından daha büyük bir planın vardır, genelde öyle oluyor"
"Tamam o zaman madem çok istiyorsun... Söyle bana, hissini hatırlarsın demiştin ya... Eğer birine zarar vermişsem onu hatırlar mıyım?
"Nasıl yani?"
"Geçende yemeğe çıktığımızda bana hissini hatırlıyorsundur demiştin."
"Evet..."
"Eğer birine zarar vermişsem hatırlar mıyım?"
"Sen bu zamana kadar o kadar çok kişiye zarar verdin ki hatırlamaman normal,boşver ya takma-"
"Canavarım yani ben öyle mi? Hatırlamıyorsam bile kesin yapmışımdır kesin-"
"Öyle demek istemedim."
"Neyse tekrardan eline sağlık Deniz kızı ben cevabımı aldım ayrıca teşekkür ederim ödeşmiş olduk."
"Ciddi soruyorum sen iyi misin..."
"İyiyim. Herşey için teşekkür ederim-"
Masadan kalkarken tabağı ve çatalı alıp tezgaha bıraktım.
"Gerek yoktu ben hallederdim-".
"Herşeyi tek başına halletmek zorunda değilsin Deniz kızı."
Telefonumu cebime koyup çıkarken seslendi.
"Gidiyor musun?"
"Geç oldu. Ha eğer istersen kalabilirim."
"Hayır tabiki de-" Başını eğip saçıyla yüzünü kapattı, onun bana olan yumuşaması şakalarıma alışması beni ne kadar mutlu etse de aklım hala Leyla'ya ne yaptığımdaydı. Babamın bana olan nefretinin sebebi olan zararım neydi derken dudaklarımı ıslatıp Deniz'e baktım.
"Gitmeden önce bir bardak su rica etsem."
Deniz suyu doldurup bana uzattı.
Suyu alacağım anda aklıma yangın geldi. Suyu elime aldığımda elim titredi ve su üstüme döküldü.
Bekle geliyorum." Deniz yanımdan ayrıldığında üstümü çıkartıp gelmesini bekledim. Geldiğinde elinde bol beyaz tişörtle yanıma geldi.
"Yardım sırası bende." diyerek tişörtü uzattı. Tam tişörtü alıcakken kapı çaldı. Deniz panikle mutfağın penceresinden baktı.
"Annemler... "
"Bende gidiyordum işte-"
"Olmaz! Annemler seni görürse ne derler ne anlarlar sen odama geç ben seni çıkartıcam-"
Tişörtü elinde unutup kapıya doğru gitti.
Odaya girip kapıyı kapattım. Deniz'in odasını gezerken küçükken aynısı bende olan oyuncağı gördüm...
Bölüm etkileşimi
