3. bölüm / 46
Kisses Driven by Hate3
Bölümler 46Şu an: 3
- 1 11.338 kelime
- 2 21.979 kelime
- 3 31.468 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 41.244 kelime
- 5 51.089 kelime
- 6 61.176 kelime
- 7 72.629 kelime
- 8 82.184 kelime
- 9 91.778 kelime
- 10 101.730 kelime
- 11 111.403 kelime
- 12 122.127 kelime
- 13 132.713 kelime
- 14 141.925 kelime
- 15 152.545 kelime
- 16 161.494 kelime
- 17 171.239 kelime
- 18 181.701 kelime
- 19 192.239 kelime
- 20 201.521 kelime
- 21 211.686 kelime
- 22 222.861 kelime
- 23 231.608 kelime
- 24 242.707 kelime
- 25 251.813 kelime
- 26 262.742 kelime
- 27 272.845 kelime
- 28 282.343 kelime
- 29 291.552 kelime
- 30 301.758 kelime
- 31 312.229 kelime
- 32 322.412 kelime
- 33 331.414 kelime
- 34 341.912 kelime
- 35 351.770 kelime
- 36 361.692 kelime
- 37 372.638 kelime
- 38 381.543 kelime
- 39 391.186 kelime
- 40 402.232 kelime
- 41 411.355 kelime
- 42 422.573 kelime
- 43 432.800 kelime
- 44 442.275 kelime
- 45 451.121 kelime
- 46 461.878 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aras başını bana doğru çevirdi. "Deniz sana neden öyle söyledi?" Aras'ın gözlerine bakmadan yıldızları seyrederken konuştum. "Senin yüzünden... Nasıl doldurduysan artık kızı bana söylemediği şey kalmadı-"
"Ben ona hiç bişey söylemedim... Deniz benim kardeşimi bulmama yardımcı oluyor senin bana yaptığın şaka yüzünden gelip öyle söylemiştir. Hem sana ne Deniz ne demiş ne yapmış? Senin sevgilin yokmu sana ne Deniz ne yapıyorsa yapsın hem sen böyle şeyleri kafaya takacak adam değilsin neden bu kadar taktın ki?"
"Sen onu boşver sen neden buradasın? Asıl sana ne oldu sen niye böylesin..."
"Bunu bana sen mi soruyorsun lan"
"Ben soruyorum Aras... Ne oldu sana yoksa kardeşin hakkında birşey mi öğrendin? Yoksa gazeteyi bulup kardeşinin kim olduğunu buldun mu?"
"Hayır-"
"Oh rahatladım... Yani yazık olmuş ya kim acaba kardeşin... Bak ben bulucam kardeşini söz veriyorum."
"Deniz'de öyle söylüyor ama imkansız artık... Çünkü kardeşimin öldüğünü söylediler-"
"Ne? Hayır, ölmedi kardeşin!" diye bağırdım aniden.
"Sen nerden biliyorsun?"
Aras ayağa kalkıp beni ayağa kaldırdı.
"Eğer birşey biliyorsan lütfen söyle Teoman bak yemin ederim ne istersen yaparım ne dersen yaparım git de giderim ama eğer kardeşim yaşıyorsa ve sen nerede olduğunu biliyorsan lütfen söyle."
"Ölmediğini biliyorum çünkü aldığım kişi hala yaşadığını söyledi... Gerisini bilmiyorum ama ölmedi Aras. Demir'i bulup seninle ve Demirle gecelere akıcaz."
"Ölmedi yani... Ölmedi ve yaşıyor ama bensiz..."
Onu bu duygusal girdaptan çıkarmam gerekiyordu, acı çeken insanları görmeye dayanamıyordum.
"Demir kankam hayatı yaşıyordur şimdi," dedim alaycı bir sırıtışla. "Kızlarla İzmir Çeşme falan yapıyordur, sen de burada ağla zırla anca..."
"İnsan kardeşinden ayrı mutlu olabilir mi?" dedi acıyla. "Annem babam yok lan benim. Senin için hayat güzel. Evin, araban, annen,baban, sevgilin, kardeşin var... Bu saydıklarımın biri bile yok bende."
İçimdeki bir şey o an kırıldı. Bu herif tam bir yıkımdı ama saf bir yıkımdı. Kolundan tuttum. "Yürü," dedim. "Bu gece bu sahil kenarında, geçmişin çöplerini karıştırarak sabahlamayacağız."
Onu şehrin en elit, sadece benim gibilerin girebildiği o devasa gece kulübüne getirdim. Kapıdaki korumalar beni görünce eğildi. İçerideki bas sesleri, neon ışıkların çılgın ritmi ve alkol kokusu Aras’ın o ürkek, yetimhane kokan aurasını anında yuttu. Onu en arkadaki VIP locaya oturttum. Garsona tek bir hareket yaptım,masaya anında en sertinden bir viski şişesi indi.
"İç," dedim, bardağı önüne sürerek. "Kafandaki o lanet sesleri susturmanın tek yolu bu."
Aras bardağı alıp tek dikişte bitirdi. Boğazı yanınca öksürdü, ben onun bu acemiliğine gülerken o konuştu.
"Deniz görse çok kızardı buraya gelmemize..."
Deniz’in adı kulaklarıma çarptığı an içimdeki o tebessüm dondu. Kehribar gözlerimi kadehime diktim. "Deniz yok burada Aras. Bu gece sadece sen, ben ve bu şişe var."
Saatler birbirini kovaladı. Şişenin dibini gördüğümüzde ikimiz de tamamen çakırkeyiftik. Aras ceketini fırlatmış, alkolün cesaretiyle kolunu omzuma atmıştı. "Sana bir şey diyeyim mi Teo..." dedi, kelimeleri yuvarlayarak. "Sen harbi şerefsizsin ama kötü biri değilsin ha. Beni o piçlerin elinden aldın ya, harbiden delikanlı adammışsın."
"Teo" demişti bana. Hayatımda kimse bana böyle hitap etmemişti. Hoşuma gittiğini gizlemek için omzuna vurdum.
"Bana bak yetimhane gülü, seni o çocukların elinden aldım çünkü seninle işim bitmedi. Deniz’in gözünde seni rezil etmeden bırakmam."
Aras elini salladı, güldü. "Aman be... Deniz zaten senin tipin değil oğlum. Deniz çok temiz... Sen tam bir baş belasısın."
"Yalan söylemiyorum," dedim birden ciddileşerek. Gözlerindeki o saf güveni görünce duraksadım. Alkolün de verdiği o garip yakınlıkla, Aras aniden bana sıkıca sarıldı. "Eyvallah be... Eyvallah kardeşim."
Vücudum ilk başta kasıldı, bir an onu itmek istedim. Ama hayatımda ilk defa birinin bana bu kadar hesapsız, çıkarsız sarıldığını fark ettim. Elimi kaldırıp ben de onun sırtına vurdum. O gece, koridorlardaki o ölümcül düşmanlık, viski kadehlerinin arasında eriyip gitti. Kulüpten çıkıp dumanı tüten bir çorbacıda aldık soluğu...
Çorbacıdan çıktığımızda sabaha karşı saat dört sularıydı. Kafamın içi dumanlı, dilim peltek, damarlarımdaki alkol ise hala son sürat yalpalayarak akıyordu. Aras'ı taksiye bindirip gönderdim. Normalde o halde hayatta direksiyon başına geçmezdim ama o an mantığım çoktan şehri terk etmişti. Arabamın koltuğuna çöktüm, motoru çalıştırdım.
Zihnim durmuştu ama ellerim direksiyonu nereye kıracağını çok iyi biliyordu. Şehrin boş sokaklarında lastikleri sildire sildire sürdüm arabayı. Hedefim belliydi.
Deniz'in söylediği laflar hala beynimde tekrarlanıyordu "Seni kardeşin bile sevmiyor" deyişi, arşiv odasında söyledikleri,beni bırakıp gidişi... Hepsi alkolle birleşip beynimin içinde havai fişek gibi patlıyordu.
Arabayı Deniz'in evinin biraz uzağına, sert bir frenle yanaştırdım. İndim. Adımlarım düz bir çizgi tutturmakta zorlanıyordu, üzerimden hala o ağır alkol kokusu yükseliyordu. Kapının önüne geldim.
Gece yarısıymış, evdekiler uyuyormuş... Umurumda bile değildi.Elimi kaldırdım ve kapıya ardı ardına sert yumruklar indirdim.
Güm. Güm. Güm.
İçeriden aceleci, ürkek ayak sesleri geldi. Birkaç saniye sonra kilit döndü ve kapı aralandı. Karşımda, gözlerini uykudan kırıştırarak açan, üzerinde bol bir sweatshirt ve dağınık saçlarıyla Deniz duruyordu. Beni karşısında gördüğü an şaşkınlıkla gözleri büyüdü, ardından o uykulu hali yerini anında öfkeye bıraktı.
"Teoman?" diye fısıldadı çileden çıkmış bir sesle. "Sen ne ara... Sen ne yapıyorsun burada bu saatte? Delirdin mi sen?"
Kapının pervazına omzumu yasladım. Yüzümde o durduramadığım, alkolün de etkisiyle iyice genişleyen sırıtmam vardı. Gözlerimi kıstım, onu yukarıdan aşağıya süzdüm. "Günaydın Deniz kızı," dedim, sesim her zamankinden daha boğuk ve pürüzlü çıkmıştı. "Giriş izni istemeye gelmedim, kapıyı biraz daha aç."
"Sen... Sen içtin mi? Git hemen buradan, annem babam evde yok kardeşim uyuyor biri görürse seni burada-"
" Ne olur biri görürse?" dedim, hafifçe öne doğru sendeleyerek yüzümü yüzüne yaklaştırdım. "Umurumda değil. Benim yarım kalan bir konum var seninle."
Deniz eliyle göğsümden itmeye çalıştı beni ama yerimden bile kıpırdamadım. "Saçmalamayı kes ve evine git. Kardeşim uyanacak şimdi-"
"Uyansın hahahaah! Neydi bücürün ismi Ali miydi? Hiç sevmem Ali ismini ben ona bücür dicem-"
Beni itip kapıyı kapatıp dışarı çıktı.
"Uyandırma sakın neden buradasın!"
"Seni düşünmeden edemiyorum... Alkolün dozu artsada unutamıyorum o sözlerini gözlerini gülüşünü... Demiş bir şair yani bende neden burada olduğumu bilmiyorum."
"Çok gıcıksın biliyorsun dimi?"
"Biliyorum ben buraya birşey almaya geldim."
"Ne?"
"Öpücük almaya geldim..."
"Eğer sen böyle yapmaya devam edersen bende can almaya sürüklenicem."
"Gerçekten soruyorum beni öpmek bu kadar zor bişey mi? Yoksa korkuyor musun?"
"Ne korkucam lan senden... İğrençsin!"
"Denemeden bilemezsin... "
"Denemek istemiyorum-"
"Ama Aras olsa böyle demezdin!"
"Saçmalamaya başladın yine."
"Yalan mı? Aras seni asla öpmeyecek... Bırak öpmeyi seni sevmicek sen onun gözünde sadece sınıf arkadaşısın."
"Sen gerçekten iğrenç birşeysin... Senin amacın ne sen onu söylesene bana?"
"Bilmek istemezsin... "
"Ama ben istiyorum çünkü seni öpmemi isteyip bir yandan Aras'a aşık olmamdan bahsetmenin nedenini bilmek hakkım."
Üzerine doğru yavaş adımlarla yaklaştım.
"Gerçekten bilmek istiyor musun..."
"Senden korkmuyorum senden korkan senin gibi olsun!"
Arkamızdan bir erkek sesi geldi.
"Deniz..."
"Barış... Senin ne işin var burada?"
"Annem ailenin evde olmadığını söyledi bu yüzden bir ihtiyacın olup olmadığını sormaya geldim."
Arkamı dönüp Barış denen tipiğe yaklaştım. "Sen kimsin lan? Sana ne lan kız evde tek başına kardeşi ile kalıyor sana mı kalmış onun ihtiyaçları hıh?"
"Deniz'in yanında sinir etme beni T-teoman yoksa hastanelik olursun!"
Barış denen o ezik, karşımda tir tir titrerken bana hastanelik olmaktan bahsediyordu. Alkolün damarlarımda yarattığı o uyuşuk ama bir o kadar da vahşi güçle birlikte sinir bozucu bir kahkaha attım. Kafam güzeldi, evet, ama bu herifin ne kadar korkak olduğunu göremeyecek kadar da gitmemişti beynim.
"Ne olurum lan?" dedim, üzerindeki o komik hırkanın yakasını tek elimle kavrayıp kendime doğru çekerken. Aramızdaki boy farkından dolayı herif resmen parmak uçlarında yükselmek zorunda kaldı. "Hastanelik mi olurum hahahahaah! Bence sen çok konuşma, yoksa yarın sabah seni o çok güvendiğin annene sedyeyle taşımak zorunda kalırlar."
"Sen gitmezsen seni taşımak zorunda kalırlar T-teoman... Git şimdi Deniz'in evinin önünden okulda da karşıma çıkma yoksa çıkamaz hale g-gelirsin"
"Ooo 1A sınıfından Barış abimiz Teoman abisine laf soktu... Çok korktum lan hadi yapsana-"
"Teoman, bırak onu!" diye arkadan feryat etti Deniz. Sesi kısık ama yalvarır gibiydi. Kardeşi uyanmasın diye çırpınıyordu ama benim gözüm dönmüştü bir kere. "Bırak diyorum sana, sarhoşsun!"
"Yoo, gayet ayığım kızım" dedim, gözlerimi Barış’ın o ödü kopmuş bakışlarından ayırmadan. Herif yakasını kurtarmaya bile cesaret edemiyordu.
"K-korkmuyorum senden... Anneme söylicem seni bekle sen" diye kekeledi. Hakikaten tam bir yıkımdı.
"Lan bari bu kadar rezil olma!" dedim yüzüne doğru soluyarak. "Git söyle lan annene! Annen karşımda bile duramaz benim. Siz kimsiniz hayırdır? Gece gece buraya gelip Deniz'in kapısında neyin nöbetini tutuyorsun sen? İhtiyacı varmış... Onun tek ihtiyacı senin o salak suratını bir daha görmemek."
"Deniz..." dedi Barış, sesindeki o ağlamaklı tonu gizleyemeyerek. "Ben... ben gidiyorum. Sabah konuşuruz."
Yakasını sertçe bıraktığımda herif dengesini kaybedip sendeleyerek geri adım attı. Arkasına bile bakmadan, o komik hırkasını düzelterek , karanlığın içine doğru kaçışını izledim.
"Korkak piç," diye mırıldandım arkasından, tükürür gibi.
Tekrar Deniz’e döndüm. Sırtını kapıya yaslamış, kollarını göğsünde kavuşturmuş, bana nefretle bakıyordu. Gözlerindeki o öfke, alkolün dumanı arkasından bile beni o kadar çok tahrik ediyordu ki, gitmek yerine ona daha da yaklaşasım geldi.
"Mutlu oldun mu?" diye fısıldadı Deniz, dişlerinin arasından. "Mahalledeki herkese rezil ettin beni. Şimdi defol git bu kapıdan Teoman."
Kapının pervazına tekrar elimi dayadım, yüzümü yüzünün tam hizasına getirdim. "Rezil mi ettim? Bence seni o eziğin elinden kurtardım Deniz kızı. Hem... nerede kalmıştık biz?"
"Tamam... Tamam yapıcam ama okulda, burada olmaz."
Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırım. "Gerçekten mi... Yani sen yarın beni okulda öpeceksin..."
"Evet. Şimdi git buradan."
Bölüm etkileşimi
