44. bölüm / 46
Kisses Driven by Hate44
Bölümler 46Şu an: 44
- 1 11.338 kelime
- 2 21.979 kelime
- 3 31.468 kelime
- 4 41.244 kelime
- 5 51.089 kelime
- 6 61.176 kelime
- 7 72.629 kelime
- 8 82.184 kelime
- 9 91.778 kelime
- 10 101.730 kelime
- 11 111.403 kelime
- 12 122.127 kelime
- 13 132.713 kelime
- 14 141.925 kelime
- 15 152.545 kelime
- 16 161.494 kelime
- 17 171.239 kelime
- 18 181.701 kelime
- 19 192.239 kelime
- 20 201.521 kelime
- 21 211.686 kelime
- 22 222.861 kelime
- 23 231.608 kelime
- 24 242.707 kelime
- 25 251.813 kelime
- 26 262.742 kelime
- 27 272.845 kelime
- 28 282.343 kelime
- 29 291.552 kelime
- 30 301.758 kelime
- 31 312.229 kelime
- 32 322.412 kelime
- 33 331.414 kelime
- 34 341.912 kelime
- 35 351.770 kelime
- 36 361.692 kelime
- 37 372.638 kelime
- 38 381.543 kelime
- 39 391.186 kelime
- 40 402.232 kelime
- 41 411.355 kelime
- 42 422.573 kelime
- 43 432.800 kelime
- 44 442.275 kelime · Okuduğun bölüm
- 45 451.121 kelime
- 46 461.878 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Nasılsın Deniz? Sanki iyi değilsin gibi-"
"İyiyim. Sen iyi misin?"
"Ben iyiyim... Bende Aras'ın yanına gidiyordum."
"Hangi odadaydı?"
"Garajda."
"Ne? Orada mı kalıyor?"
"Evet kendisi istedi. Neyse gel gidelim yanına."
Derin nefes alıp izin istedim.
"Mutfak nerdeydi?"
"Tam karşısı, bardaklar da yukarıda. Ben gidiyorum sen gelirsin."
"Sağol."
Mutfağa girdiğimde bardağa uzanıp almaya çalıştım ama boyum yetmedi. Arkamdaki sandalyelerden birini alıp üstüne çıktım ve bardağı alıp aşağı indim sandalyeyi geri yerine bıraktıktan sonra suyumu içip mutfaktan çıktım. Tam çıkarken çerçevede ki fotoğraflar dikkatimi çekti. Tam o an Leyla'nın sesi geldi.
Sese doğru koştuğum da Leyla telaşla konuştu.
"Aras yok. Aras garajda değil-"
"Hava almaya çıkmıştır... "
"Umarım..."
Teoman telaşla yanımıza gelip nefes nefese ikimize baktı.
"İyisin sen Leyla... Sen iyi misin Deniz?"
"İyiyim sadece Aras burada yok merak ettik."
"Aras yine nerede acaba." dedi Teoman bıkmış bir ifadeyle.
"Hep senin yüzünden. Sen ona kötü davranıyorsun. Ya Aras'a köpek muamelesi yapmışsın. Söylediğin herşeyi duydum Teoman. Eve girme işlerini dışarıda hallet dedin. Evsiz kalmak ne sen hiç yaşamamış olabilirsin ama Aras yurdu bırakıp bizim evimizde kalıyo-"
Leyla'nın sözünü böldüm.
"Sözde... Sözde Akkaya ailesinin evinde kalıyor."
"Bahçemizde kaldığına dua etsin o!"
"Ediyor zaten-"
Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı eğdim ağzımdan yanlışlıkla kaçırmıştım. Leyla garajdan çıkıp Aras'ı aramaya gitti. Teoman karşımda tek başına durduğunda adımlarımı ona doğru yönlendirdim.
"Dolaba da kitliyor musun onu... Ona neden böyle davranıyorsun yapma artık lütfen."
"Onun için bana yalvarma..."
"Görmüyor musun seni önemsiyor sana kötü davranmıyor sana sanki kardeşiymişsin gibi davranıyor..."
"Anlamadığım şey o... Neden Deniz? Neden öyle yapıyor?"
"Belki de kardeşini ararken yardım ettiğiniz için olabilir mesela Barış'a da kardeşim diyor."
"Şunun adını ağzına alma."
"Neden?"
Teoman ellerini cebine koyup iki adım yaklaştı.
"Bizim seninle bir anlaşmamız vardı. Bazı sözleri yasaklamıştım sana hatırladın mı?"
"Evet. Ama o çoktan bitti-"
"Bitmedi yeni başlıyor. Hatta bir kelime daha eklendi, Barış."
"Neden yapıyorsun bunu?"
"Seni öpmek için ölüp bitmiyorum burada kural kuraldır."
"Aynen canım Aras kargo."
"Bundan sonra söylersen her an öpüşebiliriz."
"Yarın okul var bende eve gideyim."
"Asla demedin? Yada küfür etmedin yumruğu çakmadın ya anlamıyorum Aras ve sen bir anda neden bana iyi davranmaya başladınız?"
"Yarın okulda görüşürüz baybay..."
Arkamı dönüp eve giderken Teoman arkamdan gelip elinde gri bir ceketle karşıma geçti.
"Üşüme..."
"Gerek yoktu."
"Ya ceketimle ısınırsın yada ben seni farklı yöntemlerle ısıtırım.."
"Tamam aldım gidebilirsin."
Ceketi alıp üstüme giydim ve giderken Teoman arkamdan konuştu.
"Sarılmaktan bahsettim..."
Duymazdan gelip yürümeye devam ettim. Biraz ilerledikten sonra telefonum çaldı. Arayan annemdi.
"Alo anne?"
"Kızım biz Özlem ablanın ordayız istersen gel."
"Yok ya ben eve geçiyorum anne..."
"Tamam geç eve, kapat perdeleri film izle."
"Tamam anlaşıldı siz geç geleceksiniz."
"Evet. Neyse hadi bay bay."
Annem kapattıktan sonra eve gelip odama geçtim. Üstümdeki ceketin kokusunu içime çekerek Teoman'ı düşündüm.
Bugün yaşadıklarımız gözümün önüne geldi. Yatağa uzanıp elimi kalbimin üstünde gezdirirken dışarıdan ses geldi.
Hemen yataktan kalkıp kapıya koştum. Dışarı çıktığımda sesin geldiği yere doğru birkaç adım attım ve geri geri giderken önüme döndüm. Korkuyla Teoman'a bakıp ardından rahat bir nefes aldım.
"Sen miydin... Ne yapıyorsun burada?"
Teoman arkasına sakladığı elini çıkarıp yüzüğü bana doğru tuttu.
"Evlenelim mi?"
Şaşkınlıkla önce elindeki yüzüğe ardından ona baktım.
"Ne?"
"Evlen benimle... Biz zamanında bunun provasını yaptık. O zaman değildi ama şimdi. Evlen benimle Deniz. Eşim ol, karım ol evlenip bir ev alalım orayı yuvamız yapalım kapıları içten kapatalım perdeleri çekelim başbaşa film izleyelim ben başımı senin kucağına yatırırken sen saçlarımla oyna, sonra birbirimize sıkıca sarılarak uyuyalım. Evimizin içerisinde anılarımız biriksin. Senin ilk anne olma heyecanın benim ilk baba olma heyecanım olsun içinde çocuklarımız olsun onları kısıtlamayalım onları özgür bırakalım."
Gülümsedim.
"Olmaz çünkü hala okuyoruz."
"Las Vegasta olsak olurdu ama... Ben ciddiyim Deniz."
"Anlıyorum ama-"
"Hatta evimizde bizimle birlikte başka biri daha yaşasın. Hem benim içimde olan biri sanki o kişi ben değilim ama ben o oluyorum-"
"O kişi senin iyi halin mi Teoman?"
Teoman şaşkınlıkla bakışlarını bana çevirip dudaklarını oynattı.
"Adımı söyledin... Allah'ın belası cezası yada hırt demeden yüzüme karşı söyledin... Evlenelim hadi."
Yüzüğü Teoman'ın elinden alıp kolundan tuttum.
"Gel eve geçelim."
"Gerçekten mi?"
"Evet. Gel benimle."
Teoman'ın elinden tutup kapıyı açtım beraber eve girdik. Eve girdiğinde ayakkabılarını çıkarıp salona geçti. Salonda etrafa bakınırken yüzüğü odama götürüp geri salona geldim ve yanına yaklaşıp oturduğu koltuğa oturdum.
"Anlat bana herşeyi... İyi biri ve kötü biri var içimde diyorsun o içindeki kişi sana ne söylüyor?"
"Evet... Ama emin olduğum tek şey ikiside seninle evlenmek istiyor."
Teoman dizimin üstündeki elimin üstüne kendi elini koyup gözlerimin içine baktı.
"Sadece sen ve ben... Hani yazmıştın ya ev bir yer değil ev bir duygudur diye... Sen benim evimsin. Senin yanında kendimi iyi hissediyorum sanki üstümdeki tüm baskılar kalkmış gibi. Dolapta kitli kaldığımda o dolabı açan anahtarsın sen... Elini tuttuğumda..."
Elini sağ yanağımda gezdirip yanağımı okşadı. "Yüzüne dokunduğumda..."
Yavaşça sağ eliyle çenemi kavrayıp baş parmağıyla sağdan sola yavaşça dudağımın üstünden geçti. Kendimi geri çekmem gerekti ama yapamıyordum. Saçlarımı kulağımın arkasına alarak yüzümü inceledi.
"Evlenelim Deniz..."
"Olmaz... Annem aynı hatayı yaptı bana hep söylüyor..."
"Bana güvenmiyor musun?"
"Güveniyorum ama-"
"Güvenmiyorsun. Güven net bir kavramdır yanına ama ekliyorsan güvenmiyorum demiş oluyorsun... Peki tamam o zaman ben gideyim artık."
"Gitme... Konuşalım biraz bahset bana o içindeki iyi tarafı ve kötü taraf-"
"Deniz ben gitmek istiyorum... Ben iyi değilim. Gitmek istiyorum."
"Ne oldu ki?"
"Yolumu bulmam lazım..."
"Yolunu nerede arıyorsun?"
"Denizciler yolunu bir fenerle bulurmuş..."
Teoman aslında şu an Demir olarak konuşuyordu. İçimdeki Demir uyandığını farkettiğimde elinden tutup onu kendime çektim ve sıkıca sarıldım. Ellerimi boynuna dolayıp ona sıkıca sarıldım o da ellerini belime dolayıp başını boynuma gömdü.
"Burası benim evim..." diyerek bir elini saçımda gezdirdi. Saçlarımın kokusunu içine çekti. Gözlerimin dolduğunu hissettiğimde göz yaşlarımı tutamadım ve ağlamaya başladım. Ben ağlarken başını geri çekip yüzümü ellerinin arasına aldı.
"Ağlama..."
Elleriyle göz yaşımı silerken buğulu gözlerimle onun bana nasıl endişeli baktığını nasıl ciddi olduğunu gördüm.
Beni koltuğa oturtup benimle ilgilendi.
"Şimdi daha iyi misin eğer iyi değilsen kalabilirim..."
"Kal."
Teoman ellerimi tutup dudaklarına götürdü. Dudaklarını elime bastırıp öpmeye başladı.
"Annem ben ağladığımda... Hayır annem kendime zarar verdiğimde ellerimi öperdi ve geçerdi..."
Şu an çok belliydi o Demir'di ve iki annesini karıştırıyordu. Hemen ona ilk annesini hatırlattım.
"Anneler ağladığında yapar bunu kendine zarar verdiğin zaman yapıyorsa ya baban yada kendisi sana zarar vermiştir o yüzden olmuştur."
"Sanki annem iki kişi gibi... Deniz ne oluyor bana... Annem ve babam sanki ailem değil gibi yada Leyla... Leyla benim ikiz kız kardeşim ama ben hatırlamıyorum kaza yaptığımızda yanımda erkek vardı ama o hayali arkadaşımdı öyle söylediler... Hayali arkadaşımı özledim... Ne oluyor bana-"
"Hayali arkadaşını tarif edebilir misin? Nasıl biriydi."
"Kısa boylu çünkü küçüktüm sonra boynunda kolyesi vardı... Hatta bir madalyon-" derken duraksadı ve yutkunup gözlerini bir noktaya kitleyip dudaklarını oynattı.
"Beni delirtmeye çalışıyorlar... O hayali arkadaşımı öğrendi bu yüzden herşeyi aynı."
"Kim öğrendi?" dedim merakla.
"Aras. Madalyon ve o abi abi tavırlar hepsi bu hayali arkadaşımı öğrendiği için. Benimle dalga geçiyor hatta beni delirtmek için Demir dedi o gece... Deniz ben gidiyorum-"
"Ya gitme ya yapmayın artık! Aras sana hiç bişey yapmıyor aksine sana iyi davranıyor sen herşeyi yanlış anlıyorsun!"
"Anlamıyorum öyle çünkü... "
"Anlıyorsun! Geç otur ben mutfağa gidip atıştırmalık birşeyler getireyim."
"Bende sana yardım edebilir miyim?"
Teoman'a bakıp başımı aşağı yukarı salladım.
"Olur."
Beraber mutfağa girdiğimizde Teoman etrafa bakınıp yanıma yaklaştı.
"Evde niye kimse yok?"
"Annemler özlem ablanın yanına gitti. Ben evde tek kalmayı sevdiğim için gitmedim."
"İyiki gitmedin... Hem başbaşa vakit geçirmek için zamanımız oldu. Eğer evlenirsek tüm günler bizim."
O evlilikten bahsederken bir anlığına düşündüm... Onun küçüklüğünde yaşadığı travmaları ile nasıl çocuk büyütebileceğini düşündüm... Büyütemezdi hatta zarar bile verebilirdi. Onu olduğu bu durumda kurtarmak Aras'ın elindeydi. Aras birşey yapmadıkça hiç bişey yapamam. Ona yaklaşıp onun küçüklüğü hakkında bilgi toplamaya çalıştım.
"Sen küçükken parka gider miydin?"
"Yok ben lunaparka giderdim... Bu nasıl soru giderdim tabiki hatta... Hatta bir kız şekerini düşürmüştü ve üzülmüştü ben o üzülmesin diye ona üzülme sen zaten şekersin demiştim sonra gözlerini kapattırıp onu yanağından öpmüştüm..."
Kekleri dilimlerken elimdeki bıçak yere düştü. Şok içinde o anı düşündüm.
Flashback
4-5 yaşındayken parkta elimde şekerle yürürken kendini bişey sanan bir çocuğa çarptım. Ayağa kalktığımda şekerim yerde kirlenmişti çocuk elini bana uzattı ve elini tutup ayağa kalktım.
"Şekerinin düştüğüne üzülme sen daha şekersin..." deyip göz kırptı. O an ki heycanla yanaklarımın kızardığını hisettim ve başımı eğdim.
"Senin adın ne?"
"Benim adımı mı öğrenmek istiyorsun?"
Birisi ona seslendi ve cevapladı 'Geliyorum abi bir kızla tanışıyorum.'
"Evet merak ettim." dedim sarı saçlarına ve gözlerine bakarak.
"O zaman gözlerini kapat."
Gözlerimi kapatıp adını söylemesini bekledim ama beklemediğim bir şey yaptı ve beni yanağımdan öptü gözlerimi açtığımda hiç bir yerde yoktu.
"Hani adını söylicektin..."
...
Teoman omzuma dokunup beni kendime getirmeye çalıştı.
"İyi misin yanlış bir şey mi söyledim..."
"Hayır sadece aklıma birşey geldi... Neyse boşver atıştırmalıklar hazır."
Tabakları alıp salona geçtik kapıyı arkamadan dirseğimle kapatıp tabakaları masanın üstüne koydum. Teoman perdeleri kapatıp TV kumandasını eline aldı.
"Film izleyelim mi?"
"Olur... Ama sohbet edelim birbirimizi daha yakından tanıyalım."
Teoman birkaç adım yaklaşıp başını eğdi ve kulağıma fısıldadı.
"Eğer beni yakından tanımak istiyorsan şartım hala geçerli, daha çok yaklaşman lazım..."
Hiç tereddüt etmeden ayak uçlarıma çıkıp ellerimi boynuna doladım. Tam onu öpecekken beni durdurdu.
"Bunu yapabilir misin... Eğer beni öpersen kirleneceksin."
"Seni öpmek kirlenmek mi demek?"
"Bunu bana iğrençsin diyen sen mi söylüyorsun... Seni öpmek istediğim gecenin sabahı okulda bana iğrençsin demiştin gerçekten benimle öpüşmek istiyor musun şimdi?"
Ellerimi boynundan çekip geri çekildim. Yerin dibine girmek istedim. Başımı eğip ellerimi saçlarıma geçirip koltuğa oturdum.
"Gidebilirsin artık..."
"Gitmek istemiyorum... Daha film izlicez. Şu anı asla unutmicam. Beni öpmeye çalıştın. Gebermem için dua eden sen az önce beni öpmeye kalktın."
Tam o sırada kapı açıldı. Telaşla etrafa bakınırken annemin sesi geldi.
"Ay ay ay ay kızım- Teoş..."
Annem bana bakıp sağ dudağını kıvırdı ve gözlerini kıstı.
Annem kapının önüne geçti ve babam ile Ali girecekken kapıyı kapattı. Babam anneme seslendi.
"Nuray aç kapıyı gaca soğuk zaten."
"Ay kocam bizim Deniz pasta yapim derken evi pasta yapmış heryer un olmuş. Azıcık bekleyin."
"Bu kız bu gidişle evlenemez Nuray evde kalır-"
"Kalmaz kalmaz..."
Annem bize dönüp parmağını kaldırdı ve ikimizi gösterip gülümsedi.
"Siz ikiniz burada ne yapıyordunuz?"
"Hiç... Sizin TV bozuldu diye Deniz beni aradı bende yapmaya geldim."
"Ha... Bizim TV nin ayarları bozuldu diye geldin yani kızımın değil."
"Ben makine miyim annne? D-doğru söylüyor. TV'nin ayarları bozuldu bende onu çağırdım."
"İyi yaptın ama sanki şimdi de senin ayarların bozuldu gibi sol kaşın kalkıyor."
Teoman bana bakarken başını salladı.
"Arada bir ayarları bozuluyor doğrudur."
Omzuna vuruo onu susturdum.
"Neyse şimdi Teoş den geç bizim kızın odasına ben İlhanı oyalarken sende kaç tamam mı?"
"Tamam."
Teoman odama doğru gitti ve annem kapıyı açtı ardından babam bana bakıp başını eğdi.
"Kızım iyi misin ne oldu?"
"Ne oldu... Hiç bişey olmadı annemin dediği şey oldu un döktüm de yanlışlıkla."
Elimi kaşımın üstüne koydum ve babam başını salladı.
"Anladım... Neyse geç oldu ben uyuyorum. Çamaşırlar senin odabdaydı dimi kızım?"
"Evet baba-..."
Babam odama giderken annemle çak yaptık ardından aklıma geldi.
"Teoman benim odamdaydı... Babam oraya gitti."
Babamın arkasından gittim ve babam kıyafetlerini alıp çıktı. Odaya girdiğimde Teoman etrafta yoktu. Kapıyı kapatıp kitledim. Arkamı dönerken beni iki kolunun arasına aldı. Tam konuşacakken parmağını dudağımın üstüne bastırdı.
"Baban bizi duyarsa ne düşünür bilmek ister misin."
Başımı sağa sola salladım.Teoman’ın parmağı hala dudağımın üzerindeydi. Gözlerim kapalı, kalbimin göğüs kafesimi döven sesinden başka hiçbir şey duyamıyordum. Odadaki hava incelmiş, aramızdaki mesafe adeta buharlaşmıştı.
Teoman yavaşça eğildiğinde, dudakları doğrudan dudaklarıma değil, parmağının üzerine kapandı. Parmaklarıma değen nefesi, sıcaklığı ve o hafif titreyiş doğrudan tenime işledi. Dudaklarımız arasında yalnızca milimler vardı, nefeslerimiz birbirine karışıyor, dışarıdaki dünyanın tüm gürültüsü bu daracık odada yok oluyordu.
İçimdeki o karmaşık duygular korku, merak, engellenemez bir çekim ve geçmişin hayaletleri birbirine sarılmış bir fırtına gibi kopuyordu. Ona "git" diyemiyordum, "kal" demeye ise gururum izin vermiyordu.
Birkaç saniye süren o nefes kesici temastan sonra Teoman yavaşça parmağını çekti. Aradaki o ince bariyer kalktığı an, dudaklarımız birbirine değdi.
O an zihnimdeki her şey sustu. İçimde bir yerlerde alevlenen o ani sıcaklık, tüm vücuduma yayılan o tatlı ürperti nefesimi kesti. Bu sadece fiziksel bir yakınlık değil, aylardır bastırdığımız ne varsa hepsinin aynı anda patlaması gibiydi. Titreyen sesimle, dudaklarının arasından zar zor dökülebildim.
"Yapma..."
Ama bunu söylerken bile sesimdeki o kararsızlık, o teslimiyet o kadar aşikardı ki... Ne ellerim onu itebildi ne de kalbimin bu yasak ama bir o kadar doğru hissettiren akışına dur diyebildim. Etrafımızdaki havanın yoğunluğu bizi içine çekerken, o anın içinde kaybolup gittik.
Teoman bu zayıflığımı hissetmiş gibi durmadı.Dudaklarımdan yavaşça ayrıldığında, nefesimiz hâlâ birbirine karışıyordu. Bakışlarındaki o yoğun, karanlık parıltı beni başka bir boyuta çekiyor gibiydi. Başını hafifçe yana eğdi, dudakları dudaklarımdan kopup çeneme, oradan da ağır ve sabırsız bir ritimle boynuma kaydı.
Boynumda hissettiğim her sıcak nefes, tenimde açılan küçük birer yangın yeri gibiydi. Teoman dudaklarını boynumda gezdirirken, büyük elleri belimi kavradı, o parmaklar belimden sırtıma yukarı doğru tırmanırken omurgamdan aşağı karnıma yayılan o ürpertici sıcaklık nefesimi kesti.
Vücudumdaki tüm direnç eriyip gidiyor, geriye sadece onun dokunuşlarına teslim olmaktan başka bir şey düşünemeyen bir Deniz kalıyordu.
Tam o an, dışarıdan gelen o gürültülü sesle dünyamız sarsıldı.Kapı ardı ardına vuruldu ve kardeşimin sesi koridorda yankılandı.
"Abla! Açsana kapıyı, uyumadan önce kitap okuyacaktın bana, neredesin?"
Teoman sanki dünyada o andan ve benden başka hiçbir şey yokmuş gibi duruşunu bozmadı, dudakları boynumdan omzuma doğru kayarken Ali’nin sesini tamamen duymazdan geldi. İçimdeki o tehlikeli, baş döndürücü uyuşukluk bir anda yerini buz gibi bir gerçekliğe bıraktı. Babam, annem, Ali... Hepsi birkaç adım ötedeydi.
Titreyen ellerimi Teoman’ın geniş omuzlarına bastırıp onu var gücümle kendimden uzaklaştırdım.
Teoman başını yavaşça kaldırdı. Gözlerindeki o iflah olmaz tutkuyu, o hırsı ve kontrolünü tamamen yitirmiş azgın bakışları gördüğüm an kalbim sıkıştı. Göğsü hızlı hızlı kalkıp iniyor, bana sanki onu dünyadan koparmışım gibi öfkeli ama bir o kadar da çaresiz bir tutkuyla bakıyordu.
"Deniz..." dedi, sesi kısıktı ve çıkmasıyla yok olması bir oldu.
Ama konuşmasına izin vermedim. Kapı yeniden tekmelenirken, fısıltıyla ama kararlı bir şekilde önüne geçtim.
"Gitmen gerekiyor, Teoman. Şimdi gitmelisin."
Bölüm etkileşimi
