İlyara: Kayıp His kitap kapağı

39. bölüm / 44

İlyara: Kayıp His

39.Bölüm: Yabancı

Vaveyla Yazarı: Meibye 🌙

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 44Şu an: 39.Bölüm: Yabancı
  1. 1 1.Bölüm: Köklerin Çağrısı804 kelime
  2. 2 2.Bölüm: Onu Takip Etmeyi Seçti1.305 kelime
  3. 3 3.Bölüm: Karanlığın Geri Baktığı An1.262 kelime
  4. 4 4.Bölüm: Verilen İsim1.264 kelime
  5. 5 5.Bölüm: Garip Bir Kasaba1.090 kelime
  6. 6 6.Bölüm: Karanlıktan Gelen I1.136 kelime
  7. 7 7.Bölüm: Karanlıktan Gelen II1.047 kelime
  8. 8 8.Bölüm: İçinde Yatan Şey792 kelime
  9. 9 9.Bölüm: Fısıltı881 kelime
  10. 10 10.Bölüm: Çalınan Kalp964 kelime
  11. 11 11.Bölüm: Kadim’in Gölgesi826 kelime
  12. 12 12.Bölüm: Kaybolanın Yakarışı655 kelime
  13. 13 13.Bölüm: Gidilecek Bir Yer Yok1.018 kelime
  14. 14 14.Bölüm: Soğuk Nefes790 kelime
  15. 15 15.Bölüm: Bağsız846 kelime
  16. 16 16.Bölüm: Kırılma903 kelime
  17. 17 17.Bölüm: Karanlığın Eşiği1.542 kelime
  18. 18 18.Bölüm: Bozulma1.128 kelime
  19. 19 19.Bölüm: Çekim1.046 kelime
  20. 20 20.Bölüm: Arada Kalan1.448 kelime
  21. 21 21.Bölüm: Kaybedilenler1.570 kelime
  22. 22 22.Bölüm: Gömülü İsim1.051 kelime
  23. 23 23.Bölüm: Vazgeçiş1.371 kelime
  24. 24 24.Bölüm: Paylaşılan Yük999 kelime
  25. 25 25.Bölüm: Kalan Kişi1.133 kelime
  26. 26 26.Bölüm: Seçim1.184 kelime
  27. 27 27.Bölüm: Bağlı1.190 kelime
  28. 28 28.Bölüm: İşaret1.216 kelime
  29. 29 29.Bölüm: Ölü Kalp1.075 kelime
  30. 30 30.Bölüm: Misafir1.246 kelime
  31. 31 31.Bölüm: Belki de1.107 kelime
  32. 32 32.Bölüm: Konsey Sofrası950 kelime
  33. 33 33.Bölüm: Gölge980 kelime
  34. 34 34.Bölüm: Hediye1.243 kelime
  35. 35 35.Bölüm: His1.053 kelime
  36. 36 36.Bölüm: Zihin824 kelime
  37. 37 37.Bölüm: İz1.246 kelime
  38. 38 38.Bölüm: Kayıp His1.626 kelime
  39. 39 39.Bölüm: Yabancı917 kelime · Okuduğun bölüm
  40. 40 40.Bölüm: Sızı897 kelime
  41. 41 41.Bölüm: Değer892 kelime
  42. 42 42.Bölüm: Küçük1.229 kelime
  43. 43 43.Bölüm: Kaçış1.405 kelime
  44. 44 44. Bölüm: Öfke828 kelime

Birkaç yıl sonra…

“Taren.”
Arın, efendisi Veyra’nın sesini duyunca ona döndü. Gözleri endişeli bir şekilde ona bakıyordu.
Artık duyguları da sezmeye başlamıştı. Hatta hissedebiliyordu bile. Ama… bir tek onu hissedemiyordu.
Neredeydi o?
“İyi misin?” diye devam etti Veyra.
İyi miydi?
İyi olmak nasıldı ki?
İlyara onu yemek salonunda terk etmişti. Ona ihanet etmişti, değil mi? İhanet de böyle bir şey miydi… Böyle mi hissettiriyordu?
Arın elini göğsünün üzerine, kalbinin olduğu yere götürdü.
Neden acıyordu?
Veyra, Arın’a yaklaştı ve elini Arın’ın göğsündeki elinin üzerine koydu.
“Acıyor mu?”
Arın başıyla onayladı.
Veyra bir süre Arın’a hiçbir şey söylemeden baktı. Ardından elini çekti ve arkasını döndü.
“Onu seviyorsun,” dedi sessizce.
Seviyor muydu? Sevgi bu muydu?
“Nereden biliyorsun?” diye sordu Arın.
Veyra tekrar ona döndü. Yüzünde belli belirsiz bir tebessüm vardı.
“Kalp yalan söylemez,” dedi. “Kendimden biliyorum.”
Veyra da Arın’a karşı böyle mi hissediyordu? Bu çok acı verici olmalıydı.
Arın ona karşı suçluluk hissetti. Fakat onu sevmemesi Arın’ın suçu muydu?
“Benim için üzülme,” dedi Veyra. “Ben alıştım ve artık kabullendim de.”
Ardından elini Arın’ın göğsüne koydu.
“Onu bul,” dedi.
Arın kaşlarını çattı.
“Bu bir emir mi?” diye sordu. Gerçi emir olup olmaması umurunda değildi. Çünkü onu birkaç yıldır gizli gizli arıyordu.
“İlyara iyi birine benziyordu,” dedi Veyra. “Belki onu bu kayboluştan kurtarabilirsin.”
---

İlyara
Dolunay gecenin karanlığını aydınlatırken İlyara, ormanın derinliklerine doğru yürüyordu. Yoluna birkaç kez o tuhaf, insansı canavarlar olan Yargarlar çıktı. Fakat bir gariplik vardı. Sanki İlyara’ya yaklaşmaya korkuyorlar gibiydi. Gerçi İlyara’dan herkes korkmaya başlamıştı. Morhenalardan bile daha çok ondan korkuyorlardı.
İlyara ayın loş ışığında ormanda ilerlerken ayağı bir ağaç köküne takıldı. Sendeledi fakat düşmedi. Daha ne kadar düşebilirdi ki?
Yaklaştık.
Nereye yaklaştı?
Az kaldı.
Nereye az kaldı?
Ahh!
Kim bağırıyordu?
Bırak beni!
Kimi?
Seni öldüreceğim!
İlyara kimseyi öldürmezdi.
Beni affet.
Affetmek de zordu.
Sesler İlyara’nın peşini bir türlü bırakmıyordu. Adeta onlarla bir bütün olmuştu. Elna’dan aldığı kadim duyguların anıları zihninde durmadan konuşuyordu.
İmdat!
Kimsin sen?
Çok güzelsin.
Güzel miydi?
“Ah!”
Ayağı bir kez daha ağacın köküne takıldı. Fakat bu kez dengesini koruyamadı ve yere düştü.
Ezik şey.
Beceriksiz.
Senden hiçbir şey olmaz.
Öl.
“Beni rahat bırakın!” diye bağırdı İlyara. Sesi ormanda yankılanarak kuşların korkuyla kaçmasına neden oldu.
Yavaşça başını kaldırdığında onu gördü… lanetli şeyi.
Bütün köklerini ormana yaymış, kendisini bu güzel yerde saklamıştı. Çok bencildi. Sadece kendini düşünüyordu. Etrafında tek bir canlı bile yaşayamıyordu. Ancak İlyara’ya hiçbir şey olmuyordu.
“Ben de mi lanetliyim?” diye mırıldandı.
Lanetli.
Gölge.
İlyara gülümsedi. Sonra gözünden yaşlar akmaya başladı. Ardından kıkırdadı.
“Kadim… Kadim’in gölgesi,” diyerek kendi kendine mırıldandı.
Ellerini ağacın geniş gövdesine koydu. Gövde, siyah dumanlı ellerinin altında hafifçe titredi.
“Lanetlisin, değil mi?” diye sordu ağaca. Parmaklarını ağacın gövdesindeki derin çiziklerde gezdirdi.
“Kaç kişiyi buraya hapsettin?” diye devam etti.
Hapis…
Çıkamazsın.
Kal.
Hayır, kalamazdı. Dönmeliydi. Ama nereye?
“Buradan gitmeme izin ver. Yoksa bu lanetli duyguları sana aktarırım,” diye tehdit etti ağacı.
Ahaha…
İlyara gözlerini kapadı ve taşıdığı duyguları ağaca doğru aktarmaya çalıştı. Fakat duygular parmaklarından ağaca ulaştığı anda güçlü bir şekilde ağaçtan savruldu. Nereden geldiğini bilemediği bir güç onu lanetli ağaçtan uzaklaştırmıştı.
İlyara havada biraz süzüldükten sonra sertçe sırtüstü köklerin üzerine düştü ve nefesi kesildi.
Bayıldı.
Başaramaz.
Ardından gözlerini kapadı.
---
İlyara inleyerek gözlerini açtı. Güneş, lanetli ağacın yapraklarından kaçınarak ormanı aydınlatmaya çalışıyordu.
Yerden doğrulurken acıyla küfretti. Sırtı çok ağrıyordu. Kesin bir yerlerini kırmıştı.
Kırdı.
Sakar.
Köklere tutunarak ayağa kalkmaya başladı. Her dokunuşunda kökler titriyordu. Bu çok tuhaftı. Son geldiğinde ağaç böyle bir tepki vermemişti.
Seni sevmiyor.
Neden sevsin ki?
Ayağa kalktığında çalılıklardan bir ses duydu.
Yaklaşma!
Kimdi o? Bir hayvan mı?
Seni öldürecek.
İlyara gözlerini kısıp ağaçlara doğru baktı. İlyara çembere benzeyen büyük köklerin içindeydi. Çemberin ortasında ise o lanetli ağaç vardı… Ana Kök.
Ses gittikçe yakınlaşırken önce siyah bir deri çizme, ardından üniformalı bir adam belirdi. Saçları siyahtı. Gözleri ise… parlak bir griydi.
Gri.
Parlak.
Adam ona doğru yaklaşmaya başladı.
İlyara hızla elini kaldırarak dur işareti yaptı.
“Daha fazla yaklaşma,” dedi.
Adam kısa bir an durdu ama sonra yeniden yürümeye başladı.
Onu dinlemiyordu.
Seni kimse dinlemez.
Sen hiç kimsesin.
Ama dinlemelilerdi. Yoksa ölürlerdi.
Ölsünler.
İlyara neden birinin ölüp ölmemesini umursasın ki?
Kötüsün.
Kötü müydü?
Belki de.
Adam köklere basmamaya dikkat ederek İlyara’ya yaklaşmaya devam ediyordu. İlyara bir adım geri attı.
Korkak.
Neden korksun ki?
Yabancı.
Evet. Yabancılar tehlikelidir.
İlyara bir adım daha geri yürüdü. Onu lanetli ağaca doğru yaklaştırıyordu. Adam, İlyara’ya doğru yaklaşmaya devam ederse ağacın lanetine uğrayacaktı. Tıpkı köklerin arasında çürümüş kemikler gibi.
Acımasız.
Şeytan.
Adamın kendi seçimiydi. Neden İlyara’nın peşinden geliyordu?
“İlyara,” dedi adam.
Bu adı bir yerde duymuştu.
İlyara.
İlyara!
Başına aniden acı saplanınca küfretti. Bu beden de onu sevmiyordu. Belki de bu yabancıyı kullanabilirdi.
“Benim, Arın,” diye devam etti adam.
Bu adı da duymuştu.
Arın, Arın, Arın…
Kemiğin kırılma sesiyle İlyara adama baktı. Nasıl hâlâ ona yaklaşmaya devam edebiliyordu? Şimdiye kadar bu lanetli hava onu boğmalıydı. Ağaç bir tek İlyara’ya zarar vermezdi.
Zehir.
Ölüm.
İlyara kıkırdadı. O adam da ölecekti. Bu düşünceyle kalbi sızladı.
O ölmesin.
Neden?
“Neden ölmüyorsun!” diye bağırdı İlyara. “Yaklaşmaya devam edersen bu lanetli duyguları sana aktarırım.”
Adam olduğu yerde durdu ve omuz silkti.
“Aktar,” dedi umursamazca. “Ben ölüyüm. Bana bir şey olmaz.”
Ölü.
Ölüm meleği.
İlyara’nın gözleri korkuyla büyüdü. Onun canını almaya mı gelmişti?
“Sen…” dedi İlyara yutkunarak. “…sen Ölüm meleği misin?”
Melek.
Yakışıklı.
İlyara zihnindeki sesleri uzaklaştırmak için başını salladı. Susmuyorlardı.
Adam İlyara’ya gülümsedi.
“Hayır. Ölüm meleği değilim,” dedi.
İlyara derin bir nefes verdi. Bugün ölmeyecekti.
“Ben bir Morhenayım,” diye devam etti.
Morhena.
Morhenanın ne olduğunu biliyordu.
Tehlike. Tehlike.
İlyara titreyen parmağıyla adamı işaret etti.
“Sen… sen Morhena mısın?” diye fısıldadı İlyara.
“Evet.”
Kaç!
İlyara arkasını döndü ve ormana doğru koşmaya başladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

34okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18