İlyara: Kayıp His kitap kapağı

18. bölüm / 44

İlyara: Kayıp His

18.Bölüm: Bozulma

Vaveyla Yazarı: Meibye 🌙

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 44Şu an: 18.Bölüm: Bozulma
  1. 1 1.Bölüm: Köklerin Çağrısı804 kelime
  2. 2 2.Bölüm: Onu Takip Etmeyi Seçti1.305 kelime
  3. 3 3.Bölüm: Karanlığın Geri Baktığı An1.262 kelime
  4. 4 4.Bölüm: Verilen İsim1.264 kelime
  5. 5 5.Bölüm: Garip Bir Kasaba1.090 kelime
  6. 6 6.Bölüm: Karanlıktan Gelen I1.136 kelime
  7. 7 7.Bölüm: Karanlıktan Gelen II1.047 kelime
  8. 8 8.Bölüm: İçinde Yatan Şey792 kelime
  9. 9 9.Bölüm: Fısıltı881 kelime
  10. 10 10.Bölüm: Çalınan Kalp964 kelime
  11. 11 11.Bölüm: Kadim’in Gölgesi826 kelime
  12. 12 12.Bölüm: Kaybolanın Yakarışı655 kelime
  13. 13 13.Bölüm: Gidilecek Bir Yer Yok1.018 kelime
  14. 14 14.Bölüm: Soğuk Nefes790 kelime
  15. 15 15.Bölüm: Bağsız846 kelime
  16. 16 16.Bölüm: Kırılma903 kelime
  17. 17 17.Bölüm: Karanlığın Eşiği1.542 kelime
  18. 18 18.Bölüm: Bozulma1.128 kelime · Okuduğun bölüm
  19. 19 19.Bölüm: Çekim1.046 kelime
  20. 20 20.Bölüm: Arada Kalan1.448 kelime
  21. 21 21.Bölüm: Kaybedilenler1.570 kelime
  22. 22 22.Bölüm: Gömülü İsim1.051 kelime
  23. 23 23.Bölüm: Vazgeçiş1.371 kelime
  24. 24 24.Bölüm: Paylaşılan Yük999 kelime
  25. 25 25.Bölüm: Kalan Kişi1.133 kelime
  26. 26 26.Bölüm: Seçim1.184 kelime
  27. 27 27.Bölüm: Bağlı1.190 kelime
  28. 28 28.Bölüm: İşaret1.216 kelime
  29. 29 29.Bölüm: Ölü Kalp1.075 kelime
  30. 30 30.Bölüm: Misafir1.246 kelime
  31. 31 31.Bölüm: Belki de1.107 kelime
  32. 32 32.Bölüm: Konsey Sofrası950 kelime
  33. 33 33.Bölüm: Gölge980 kelime
  34. 34 34.Bölüm: Hediye1.243 kelime
  35. 35 35.Bölüm: His1.053 kelime
  36. 36 36.Bölüm: Zihin824 kelime
  37. 37 37.Bölüm: İz1.246 kelime
  38. 38 38.Bölüm: Kayıp His1.626 kelime
  39. 39 39.Bölüm: Yabancı917 kelime
  40. 40 40.Bölüm: Sızı897 kelime
  41. 41 41.Bölüm: Değer892 kelime
  42. 42 42.Bölüm: Küçük1.229 kelime
  43. 43 43.Bölüm: Kaçış1.405 kelime
  44. 44 44. Bölüm: Öfke828 kelime

Gözlerini araladığında tavandaki tahtalar bir an kaymış gibi göründü; nefesi ağırlaşmıştı ve elini yana uzattığında soğuk taşın tenine değmesiyle hafifçe irkildi. Ardından kendini zorlayarak yatakta doğruldu. Yatakta ne işi vardı, burası neresiydi?
Ayağa kalkmaya çalıştığı anda başı dönünce dengesi bozuldu ve tekrar yatağın üzerine oturmak zorunda kaldı.
“Hemen hareket etme, ilacı fazla kaçırmış olabilirim,” dedi bir kadın sesi. Sese doğru döndüğünde, bir kadının tahta masaya bir tabak bıraktığını gördü.
Kadını dikkatle incelemeye başladı; omuzlarına kadar inen saçları ilk bakışta siyah görünüyordu ama ışık vurdukça laciverte çalıyordu. Teni neredeyse kusursuz bir beyazlıktaydı, gözleri ise derin bir okyanus mavisini andırıyordu. Buradaki diğer kadınlar gibi uzun bir elbise giymişti, ancak onunki kıpkırmızıydı ve belirgin bir dekolteye sahipti. Gözlerini ondan ayırmakta zorlandı; güzelliği neredeyse rahatsız ediciydi.
Ardından bakışlarını odanın içine çevirdi. Burası tek bir odadan ibaret gibiydi; kapının karşısında küçük bir mutfak alanı vardı, ortasında bir masa duruyor, sol tarafta ise az önce uyandığı yatak bulunuyordu. Gözleri kısa bir an diğer kapıya kaydı; muhtemelen banyoydu. Sonuçta başka bir odası olan biri yatağını ortalık yere koymazdı.
Kadına yeniden döndüğünde onun kendisine baktığını ve hafifçe gülümsediğini fark etti.
“Hadi gel, soğumadan çorbanı iç,” dedi kadın ve sandalyelerden birine oturdu.
Burası neresiydi ve neden buradaydı? Bu düşünce zihninde yankılanırken anılar bir anda hızla geri döndü. İlyara aniden ayağa kalktı.
“Hayır! Arın, onu kaçırdılar!” diye bağırdı; kalbi göğsünden fırlayacakmış gibi atıyordu.
“Bir dakika…” dedi ve kadına doğru dönerek parmağını ona doğrulttu.
“Beni sen mi kaçırdın?” diye sordu, ancak sesi cümle ilerledikçe belirgin biçimde alçalmıştı.
Kadın çorbasından bir yudum aldı, ardından hafifçe tısladı. “Ah, sıcakmış,” dedi sakince, ardından başını kaldırıp İlyara’ya baktı.
“Biliyorum aklında çok soru var. Ama önce çorbanı iç; iki gündür uyuyorsun.”
İlyara, içinde büyüyen öfkeyi artık tutamayarak kadına doğru yürüdü ve masaya iki eliyle sertçe vurdu; darbenin etkisiyle üzerindeki her şey hafifçe sarsıldı.
“Kimsin sen?” diye sordu, sesi boğuk ve bastırılmıştı.
Kadın kaşığını yavaşça tabağının yanına bıraktı, ardından ellerini masanın üzerinde birleştirdi.
“Sakin ol…” dedi ve bakışlarını İlyara’nın ellerine kaydırarak devam etti. “…duyguları kontrol edemiyorsun.”
İlyara kaşlarını çatarak ellerine baktı; yine o siyah dumanlar yükseliyordu. İrkilerek elini masadan çekti ve birkaç adım geriye doğru sendeledi. Gözleri hâlâ ellerindeydi… sonra yüzünde beklenmedik bir gülümseme belirdi.
Kadın sandalyeden kalktı ve ağır adımlarla İlyara’ya doğru yürüdü.
“Kontrolünü kaybediyorsun,” dedi ve elini ona doğru uzattı. “Sana yardım edeyim—”
İlyara kadının ona dokunmasına izin vermeden elini sertçe itti. Gülümsemesi genişledi; dudakları neredeyse kulaklarına varacak kadar açılmıştı. Bedeni titremeye başladı ve bir anda çığlık atarak yere çömeldi.
“Sana söyledim, kontrol edemiyorsun,” dedi kadın ve yavaşça onun yanına çömeldi. Acı içinde çığlık atan İlyara’nın ellerini kavradı. İlyara ilk anda ellerini çekmeye çalıştı, ancak kadın beklediğinden çok daha güçlüydü; tutuşu en ufak bir şekilde bile gevşemedi.
İlyara, elinden kurtulabilmek için çırpınmaya devam ederken içine yavaş yavaş bir huzur yayılmaya başladı ve bir anda kendini geniş bir menekşe tarlasının ortasında buldu. Başını sağa sola çevirirken burnuna dolan yoğun menekşe kokusu omuzlarını düşürdü, kaslarını gevşetti. Artık çığlık atmıyordu; başını gökyüzüne kaldırmış, gözlerini de kapamıştı. Derin bir nefes aldı, ancak bu kez bir tuhaflık vardı—menekşelerin tatlı kokusuna karışan keskin bir kan kokusu da alıyordu.
Kokudaki o yabancı his giderek ağırlaştı. Tatlılık bozuldu, menekşelerin arasına sızan metalik koku nefesini keser gibi oldu. Göğsü daraldı ve bir şeylerin yanlış olduğunu hissetti.
Gözlerini aniden açtı.
Tarlanın rengi soldu, mor tonlar bir anda koyulaşıp kirlenmiş gibi göründü; çiçeklerin arasında koyu lekeler belirdi, toprağın bazı yerleri ıslak ve karanlıktı. Ayağının dibindeki menekşeler ezilmişti. Nefes alırken artık yalnızca kan kokusunu duyuyordu.
Bir adım geri çekilmek istedi—ama hareket edemedi.
Görüntü çatlar gibi oldu.
Bir an sonra her şey silindi.
Karşısında yine o kadın duruyordu.
---

Arın (Üniformalı)
Burnuna o bilindik koku dolduğu anda yan tarafında bir kıpırdanma hissetti; gözlerini aniden açtı ve hızla yanındaki bedene saldırdı, ancak üzerine çıktığı anda altında yatan kişinin efendisi olduğunu fark edip anında durdu.
Efendisi gözlerini yavaşça açtı. Karşısında Arın’ı görünce yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
“Uyandın mı?” diye sordu efendisi; bir eli Arın’ın yanağını tutuyordu. Arın ise kıpırdamadan yalnızca ona bakmaya devam etti.
Sonra efendisi elini yanağından aşağıya doğru indirdi; teması hiç kesmeden Arın’ın çıplak bedeninde ilerledi ve sonunda tam kalbinin üzerinde durdu.
Arın kalbinin sıkıştığını hissetti; sanki efendisinin eli gerçekten kalbini kavramış, her atışta biraz daha bastırıyordu. Nefesi değişmedi, bakışları hâlâ sabitti.
Efendisi ona kızmış mıydı? Bunun bir önemi olup olmadığını bilemedi. Onun için önemli olan tek şey—emirleriydi.
“Bir sorun mu var, efendim?” diye sordu, olduğu yerde hiç kıpırdamadan.
Efendisi uzun, kırmızı ojeli tırnaklarını kalbinin bulunduğu noktaya bastırdı. Tırnaklarının arasından siyah, yoğun bir sıvı sızarak efendisinin elinden aşağı doğru akarak beyaz çarşafa damladı. Arın ise en ufak bir tepki vermeden efendisinin cevabını beklemeye devam etti.
“Morhenanın koruduğu kız… Bu söylentiyi duymuş olmalısın,” dedi soğuk bir sesle; aynı anda tırnaklarını biraz daha derine bastırdı ve ardından, neredeyse aynı tonla devam etti: “Bu söylenti doğru mu?”
“Evet, efendim,” dedi tepkisizce.
“Öyle mi…” diye mırıldandı. “Peki kim bu kız?” Sesi bu kez gittikçe alçalmıştı.
“Emin değilim, ama onun Kadim’in gölgesi olduğunu düşünüyorlar,” dedi.
Bu bilgiyi verdiği anda içinde tuhaf bir his belirdi. Uzun zamandır böyle bir şey hissetmemişti.
Kesin bozulmuştu.
“Kadim’in gölgesi…” diye kendi kendine mırıldandı efendisi; düşünceli bir hali vardı. Ardından bakışlarını Arın’a çevirdi. “Peki… nerede şimdi bu kız—”
“İlyara,” diyerek araya girdi Arın; neden böyle bir tepki verdiğini kendisi de anlayamadı, çünkü hiçbir zaman efendisinin sözünü kesmezdi.
Efendisi bu çıkışı karşısında kaşlarını çattı ama bir şey söylemedi.
“İlyara…” dedi bu kez daha sakin bir tonla. “Şu an nerede peki?”
Tırnaklarını Arın’ın derisinden çekti, ardından parmaklarını yaraların üzerinde gezdirdi; bir süre sonra yaralar tamamen kapandı.
“Bilmiyorum,” dedi Arın. Gerçekten neredeydi? Bu düşünce kalbinin bir an teklemesine neden oldu; bir hata daha.
“Onu size getiriyordum, efendim—”
“Veyra,” diye araya girdi efendisi, “bana Veyra diye seslenmeni seviyorum,” dedi ve elini yeniden Arın’ın kalbinin üzerine koydu.
“Emredersiniz, Veyra efendim,” dedi Arın. Bunun üzerine Veyra diğer eliyle Arın’ı ensesinden kavrayarak kendine doğru çekti.
“Sadece Veyra,” dedi, dudaklarını Arın’ınkine yaklaşırken; nefesi tenine değiyordu.
“Veyra—” Arın’ın bu kez yalnızca adını söylemesiyle birlikte Veyra başını biraz daha eğdi ve dudaklarını onunkilere bastırdı.
Arın efendisinin neden bunu yaptığını anlamıyordu; ne umduğunu da çözemiyordu. Sonuç hep aynı olacaktı, çünkü bu tür hisler onun için artık yoktu. Tamamen sabit kalarak her zamanki gibi yalnızca bitmesini bekledi.
Veyra dudaklarını onunkilerden ayırdı, ardından yatağın yanındaki komidinin üzerinde bulunan vazoyu alıp kapıya doğru fırlattı. Vazo çarpmanın etkisiyle paramparça oldu, kırıklar etrafa savruldu.
“Neden tepki vermiyorsun! Neden!” diye bağırdı Veyra.
Arın bu çıkış karşısında ne yapması gerektiğini bilemedi; neyi yanlış yaptığını da anlayamıyordu.
Odanın kapısı aniden açıldı. İçeriye, kaçırılmasına sebep olan İki Numara girdi; önce Arın’a baktı, ardından efendisine, sonra birkaç adım atarak içeri ilerledi.
“İyi misiniz efendim?” diye sordu; bakışları hâlâ Arın’ın üzerindeydi.
“O kızı—” dedi Veyra, kısa bir an duraksadı. “İlyara’yı bulup bana getirin,” diye ekledi ve Arın’ı üzerinden itti.
“Emredersiniz,” dedi İki Numara ve odadan çıktı.
Arın’ın kalbi hiç olmadığı kadar hızlı atmaya başladı; bu duygu… çok eskiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

51okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18