11. bölüm / 44
İlyara: Kayıp His11.Bölüm: Kadim’in Gölgesi
Bölümler 44Şu an: 11.Bölüm: Kadim’in Gölgesi
- 1 1.Bölüm: Köklerin Çağrısı804 kelime
- 2 2.Bölüm: Onu Takip Etmeyi Seçti1.305 kelime
- 3 3.Bölüm: Karanlığın Geri Baktığı An1.262 kelime
- 4 4.Bölüm: Verilen İsim1.264 kelime
- 5 5.Bölüm: Garip Bir Kasaba1.090 kelime
- 6 6.Bölüm: Karanlıktan Gelen I1.136 kelime
- 7 7.Bölüm: Karanlıktan Gelen II1.047 kelime
- 8 8.Bölüm: İçinde Yatan Şey792 kelime
- 9 9.Bölüm: Fısıltı881 kelime
- 10 10.Bölüm: Çalınan Kalp964 kelime
- 11 11.Bölüm: Kadim’in Gölgesi826 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12.Bölüm: Kaybolanın Yakarışı655 kelime
- 13 13.Bölüm: Gidilecek Bir Yer Yok1.018 kelime
- 14 14.Bölüm: Soğuk Nefes790 kelime
- 15 15.Bölüm: Bağsız846 kelime
- 16 16.Bölüm: Kırılma903 kelime
- 17 17.Bölüm: Karanlığın Eşiği1.542 kelime
- 18 18.Bölüm: Bozulma1.128 kelime
- 19 19.Bölüm: Çekim1.046 kelime
- 20 20.Bölüm: Arada Kalan1.448 kelime
- 21 21.Bölüm: Kaybedilenler1.570 kelime
- 22 22.Bölüm: Gömülü İsim1.051 kelime
- 23 23.Bölüm: Vazgeçiş1.371 kelime
- 24 24.Bölüm: Paylaşılan Yük999 kelime
- 25 25.Bölüm: Kalan Kişi1.133 kelime
- 26 26.Bölüm: Seçim1.184 kelime
- 27 27.Bölüm: Bağlı1.190 kelime
- 28 28.Bölüm: İşaret1.216 kelime
- 29 29.Bölüm: Ölü Kalp1.075 kelime
- 30 30.Bölüm: Misafir1.246 kelime
- 31 31.Bölüm: Belki de1.107 kelime
- 32 32.Bölüm: Konsey Sofrası950 kelime
- 33 33.Bölüm: Gölge980 kelime
- 34 34.Bölüm: Hediye1.243 kelime
- 35 35.Bölüm: His1.053 kelime
- 36 36.Bölüm: Zihin824 kelime
- 37 37.Bölüm: İz1.246 kelime
- 38 38.Bölüm: Kayıp His1.626 kelime
- 39 39.Bölüm: Yabancı917 kelime
- 40 40.Bölüm: Sızı897 kelime
- 41 41.Bölüm: Değer892 kelime
- 42 42.Bölüm: Küçük1.229 kelime
- 43 43.Bölüm: Kaçış1.405 kelime
- 44 44. Bölüm: Öfke828 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Üniformalı (Arın)
Üniformalı yolculuk için malzeme toplamakla meşguldü. Bu kasabada tahmin ettiğinden daha çok oyalanmıştı.
Eve dönmesi emredilmişti. Emirlere her zaman itaat ederdi.
Tüm gün çarşıda dolaşmıştı ama aradığı şeyi bulamamıştı.
Aradığı şeyin ne olduğunu da bilmiyordu.
Yürümeye devam etti.
İnsanlar her zamanki gibi ondan korkuyor ve göz göze gelmemeye çalışıyordu. Aralarından cesur olanları onunla dövüşmek için yolunu kesmeye çalışırdı. Üniformalı onları hiç umursamazdı. Ta ki, önünde durmaya devam ederlerse. O durumda kılıcını çeker ve yolunu temizlerdi.
Köprüye yaklaştığında akşam çökmek üzereydi. Onu oraya çeken bir şey vardı.
Görünmeyen bir şey.
Bu yüzden durdu.
Ne olduğunu öğrenmek için etrafına bakındı. O sırada yerde bir şey fark etti.
Yere eğildi.
Küçük sarı bir düğmeydi. Kolundaki düğmelerden biri kopmuştu. Bunu dikmesi gerekecekti. Her zaman temiz ve düzgün olmalıydı. Bu bir emirdi.
Emirlere uyulurdu.
Düğmeyi yerden alıp cebine koydu. Arkasını döndüğünde onu gördü.
Ona isim veren kadını.
İlyara’yı.
Neden sürekli ona doğru çekildiğini anlamıyordu. Onda bilmediği bir şey vardı. Ama emin olduğu tek bir şey vardı.
Tehlike.
İlyara’nın başını çevirdiğini gördü. Üniformalı bakışını takip etti. Köprüde oturan bir ayyaş gördü.
Üniformalı İlyara’ ya doğru yürümeye başladı. Neden ona doğru yürüdüğünü bilmiyordu.
Birden durdu.
Bir şey oluyordu. Etrafındaki hava değişiyordu.
İlyara’ya baktı. Köprüde oturan ayyaşla konuşuyordu.
Ama adam yüzüne bile bakmıyordu.
Üniformalı olduğu yerden izlemeye devam etti.
“Affedersiniz!”
İlyara bağırmıştı. Köprüdeki insanlar İlyara’ya bakıyordu. Sonra İlyara’nın başını eğerek özür dilediğini gördü.
Onun gibi güçlü bir varlık.
Özür diliyordu.
Bu tuhaftı. Onu durdurabilecek bir şey bilmiyordu.
Üniformalı bir türlü anlayamıyordu onu.
İlyara’nın ifadesinin sertleştiğini gördü.
Bu yeniydi.
Ve hoşuna gitmemişti.
İlyara sert bir tonda yeniden affedersiniz dedi. Ama bu sefer ayyaşın kolunu tuttu.
Üniformalı bedeninde farklılık sezdi.
Tüyleri diken diken olmuştu.
Bedeninin böyle şeyler yapabildiğini bilmiyordu. Onun yanında bedeni bir garipti.
Uzak durmak gerek, diye düşündü. Onu bozuyordu.
Arkasını dönüp gidecekti ki yoğun bir güç hissetti. İlyara’ya doğru baktı. Başını göğe kaldırmıştı. Gözünde parıltı vardı. Elleri hala ayyaşı tutuyordu. Adamın bedeni ise titriyordu. İnsanlar yeniden İlyara’ya bakmaya başladılar. Ama kimse ona doğru bir adım atmadı.
Sonra bir anda adamın titremesi durdu.
İlyara adamın kolunu bıraktı. Bir süre aynı yerde durdu. Gözü hala parlıyordu. Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Kimse hareket etmiyordu.
Üniformalı başını yana eğdi. Bu yüz ifadesi yeniydi.
Adam bir an olduğu yere baktı.
Sonra yavaşça korkulukların üzerine çıktı. Dimdik duruyordu.
Arkası dönüktü.
İleriye doğru bir adım attı.
“Dur-“
İlyara’nın emri suyun sesine karıştı. Başka emirler de yağdırdı. Ama ayyaş geri dönmedi.
Demek onu geri getiremiyordu.
İlyara’nın yüzündeki o kocaman gülümsemeden artık eser yoktu. Onun yerine gözyaşları akıyordu.
Birden yere çöktüğünü gördü. Adamı tuttuğu elinden siyah dumanlar çıkıyordu.
Duman gittikçe büyüdü ve İlyara’yı sardı.
“Ahhh!”
İlyara’nın bağırışıyla siyah duman etrafa yayıldı.
Köprüdeki herkesi kapladı.
Dumana maruz kalan insanlar ya ağlıyor ya da bağırıyordu. Sesler İlyara’nın bağırışına karışıyordu.
Üniformalı bu siyah şeyin ona doğru yaklaştığını fark edince elini kılıcın kabzasına koydu ama çekemedi.
Donmuştu.
Sonra izlendiğini fark etti.
Başını çevirdiğinde İlyara’nın o parıltılı gözleriyle karşı karşıya kaldı.
Tehlike.
Uzaklaş.
Uzaklaşmak için geriye bir adım attı.
Ama hemen o adımı eski yerine getirdi.
Bedeni onu dinlemiyordu.
İlyara titreyen elleriyle yüzünü kapadı ve başını önüne eğdi. Üniformalı üzerindeki baskının hafiflediğini hissetti.
Artık bedenini oynatabiliyordu.
İlyara’nın koşarak uzaklaştığını gördü. İnsanlar hala çığlık atıp ağlıyordu.
Yanaklarında bir ıslaklık hissetti. Elini yanağına götürdü. Eli de ıslanmıştı. Üniformalı kaşlarını çattı.
Kılıcını çekti ve havayı kesti.
Köprüdeki insanlar sustu.
Köprüde artık kargaşa hakimdi. İnsanlar ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. İçlerinden biri:
“K-kehanet,” dedi titrek sesle.
“Kehanet… Kadim’in gölgesi…”
Köprüdeki insanların gözleri büyüdü.
“Yeryüzünün çocuğu doğduğunda, Kadim’in gölgesi dünyaya iner.”
Sözleri neredeyse bir fısıltıydı. Ama herkes duymuştu
Herkes nefesini tuttu.
Üniformalı İlyara’nın gittiği yöne baktı. Arkasını döndü ve bir adım attı. Sonra yine durdu. Bedeni hareket etmeyi reddediyordu.
Başını İlyara’nın gittiği yöne tekrar çevirdi. Bedeninin rahatladığını hissetti ve bir adım öne attı.
Bu sefer hareket edebiliyordu.
Olduğu yerde durdu.
Emri eve gitmekti. Ama bedeni itaat etmiyordu.
Tekrar İlyara’nın gittiği yola baktı.
Ve yürüdü.
İlyara’nın ardından.
---
Üniformalı bir süre kasabanın içinde yürüdü. İnsanların İlyara hakkında söylediklerini takip ederek ilerliyordu.
Bir ses duydu.
Başını o yöne çevirdi.
İlyara’ydı.
Yere düşmüştü. Üzerini silkeledi, sonra bir ata yaklaştı. Üniformalı onun ata binişini izledi.
Adımlarını hızlandırdı.
Bir adamın İlyara’ya doğru koştuğunu gördü.
Bu kez o da koşmaya başladı.
İlyara atıyla hızla uzaklaşıyordu. Yakında bağlı başka bir at daha vardı. Üniformalı hemen ona yöneldi.
“Hey! Sen de mi atımı çalacaksın?” diye bağırdı bir adam.
Bu, İlyara’nın peşinden koşan adamdı.
Üniformalı atı çözdü. Tam binecekken adam kolunu yakaladı.
Üniformalı elini sertçe çekip kurtardı ve kılıcını çekti.
Adam aldığı darbeyle yere düştü.
Üniformalıyla göz göze gelince gözleri büyüdü. İki elini önünde birleştirdi.
“Özür dilerim! Affet beni,” dedi yalvararak.
“At senin olabilir. Lütfen beni öldürme.”
Üniformalı kılıcını kaldırdı.
Ama indirmedi.
Metal sesler dikkatini çekmişti.
Başını çevirdi.
İlyara’nın peşinde taşkanların olduğunu gördü.
Yerdeki adamı bıraktı, ata atladı ve peşlerinden gitti.
Arkasından birinin geldiğini fark eden taşkanlar dönüp baktı.
Ama çok geçti.
İkisi de yerde yatıyordu.
Üniformalı kanlı kılıcını havada tuttu.
Bu bir uyarıydı.
Önüne çıkan herkes ölecekti.
İlyara’nın bariyeri geçtiğini gördü.
Kılıcını yerine soktu.
Atı hızlandırdı.
Ve bariyeri geçti.
Bölüm etkileşimi
