33. bölüm / 44
İlyara: Kayıp His33.Bölüm: Gölge
Bölümler 44Şu an: 33.Bölüm: Gölge
- 1 1.Bölüm: Köklerin Çağrısı804 kelime
- 2 2.Bölüm: Onu Takip Etmeyi Seçti1.305 kelime
- 3 3.Bölüm: Karanlığın Geri Baktığı An1.262 kelime
- 4 4.Bölüm: Verilen İsim1.264 kelime
- 5 5.Bölüm: Garip Bir Kasaba1.090 kelime
- 6 6.Bölüm: Karanlıktan Gelen I1.136 kelime
- 7 7.Bölüm: Karanlıktan Gelen II1.047 kelime
- 8 8.Bölüm: İçinde Yatan Şey792 kelime
- 9 9.Bölüm: Fısıltı881 kelime
- 10 10.Bölüm: Çalınan Kalp964 kelime
- 11 11.Bölüm: Kadim’in Gölgesi826 kelime
- 12 12.Bölüm: Kaybolanın Yakarışı655 kelime
- 13 13.Bölüm: Gidilecek Bir Yer Yok1.018 kelime
- 14 14.Bölüm: Soğuk Nefes790 kelime
- 15 15.Bölüm: Bağsız846 kelime
- 16 16.Bölüm: Kırılma903 kelime
- 17 17.Bölüm: Karanlığın Eşiği1.542 kelime
- 18 18.Bölüm: Bozulma1.128 kelime
- 19 19.Bölüm: Çekim1.046 kelime
- 20 20.Bölüm: Arada Kalan1.448 kelime
- 21 21.Bölüm: Kaybedilenler1.570 kelime
- 22 22.Bölüm: Gömülü İsim1.051 kelime
- 23 23.Bölüm: Vazgeçiş1.371 kelime
- 24 24.Bölüm: Paylaşılan Yük999 kelime
- 25 25.Bölüm: Kalan Kişi1.133 kelime
- 26 26.Bölüm: Seçim1.184 kelime
- 27 27.Bölüm: Bağlı1.190 kelime
- 28 28.Bölüm: İşaret1.216 kelime
- 29 29.Bölüm: Ölü Kalp1.075 kelime
- 30 30.Bölüm: Misafir1.246 kelime
- 31 31.Bölüm: Belki de1.107 kelime
- 32 32.Bölüm: Konsey Sofrası950 kelime
- 33 33.Bölüm: Gölge980 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 34.Bölüm: Hediye1.243 kelime
- 35 35.Bölüm: His1.053 kelime
- 36 36.Bölüm: Zihin824 kelime
- 37 37.Bölüm: İz1.246 kelime
- 38 38.Bölüm: Kayıp His1.626 kelime
- 39 39.Bölüm: Yabancı917 kelime
- 40 40.Bölüm: Sızı897 kelime
- 41 41.Bölüm: Değer892 kelime
- 42 42.Bölüm: Küçük1.229 kelime
- 43 43.Bölüm: Kaçış1.405 kelime
- 44 44. Bölüm: Öfke828 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“O bendim.”
İlyara Elna'nın ne demek istediğini anlamaya çalışarak ona boş gözlerle baktı. Ardından kolundaki tüyler dikleşirken kalbi deli gibi atmaya başladı.
“N-Nasıl yani?” diye sorabildi.
Elna oturuşunu bozmadan masadaki diğer kadınlara göz gezdirdi.
“Nasıl mı?” diyerek İlyara'ya döndü. “Göstermemi ister misin?”
Neyi gösterecekti?
İlyara'nın gözleri korkuyla büyüdü.
“Kimsin sen?” diyerek hızla ayağa kalktı ve sandalye yere gürültüyle düştü.
“Karışma,” dedi Elna ve elini dur dercesine havaya kaldırdı. İlyara ancak o zaman Kortegin'in arkasında durduğunu fark etti.
Onu öldürecek miydi?
“İlyara.”
Elna'nın ona seslenmesiyle bakışlarını ona çevirdi.
“Gel otur,” diyerek Kortegin'in yerden kaldırdığı sandalyeyi gösterdi.
Masadaki diğer kadınların bakışlarını üzerinde hissedince o da onlara baktı. Hepsi onu boş gözlerle izliyordu. Ne hissettiklerini anlayabilmek için içlerinden birinin duygularına ulaşmaya çalıştı.
Sandalyesinden kaldırılan kadını seçip donuk mavi gözlerine baktı. Fakat ondan yayılan hiçbir duygu hissedemedi. Anılarına ulaşabilmek için ona doğru yürümeye başladı.
“İlyara!”
Elna'nın ani haykırışıyla olduğu yerde durdu. Ardından yavaşça arkasını döndü.
Elna önüne düşen bir tutam saçını kulağının arkasına itti.
“Konsey üyelerinin anılarına giremezsin,” dedi ve masadaki kadınlara döndü. “Yemek bitmiştir.”
Elna'nın sözüyle hepsi aynı anda sandalyelerinden kalktı. Başlarıyla selam verdikten sonra kapıdan çıkıp gittiler.
İlyara kadınların odadan çıkışını sessizce izledi. Kapı kapanmak üzereyken onların peşinden gitmek için harekete geçti.
“İlyara,” dedi Elna. “Beni özlemedin mi?”
İlyara derin bir nefes alıp Elna'ya döndü.
“Hadi gel,” diyerek gümüş işlemeli kadehini havaya kaldırdı. “Birlikte şarap içelim. Sen de başından geçenleri bana anlat.”
İlyara, ne yaparsa yapsın Elna'nın izni olmadan buradan çıkamayacağını düşününce omuzları düştü.
Hiçbir şey söylemeden masaya dönüp eski yerine oturdu. Ardından Kortegin masadaki boş kadehi doldurdu.
Nasıl bir muhafız kadeh doldururdu ki?
Kaçmaya çalışmanın aptalca olduğunu düşündü. Az önce Arın'a kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını söylemişti. Şimdi ise bir korkak gibi davranamazdı. Ayrıca sormak istediği birçok soru vardı. Şimdilik onun huyuna gidecekti.
“Kulübeni yaktılar,” dedi İlyara.
“Ah, boş ver,” diyerek elini salladı. “Çok eskiydi zaten.”
“Kulübede olduğumu nereden biliyordun?” diye sordu İlyara.
Elna cevap vermeden önce kadehinden bir yudum aldı.
“Dün gece kulübeye geldim.”
Arkasında duran Kortegin'in miğferi hafifçe Elna'ya döndü.
Kulübeye mi gelmişti?
“Neden içeri girmedin?”
Elna omuz silkip yüzünü buruşturdu.
“Yanında bir cesetle geziyorsun,” dedi. “Kulübenin yanması iyi olmuş. O koku oradan çıkmazdı.”
İlyara oturuşunu düzeltti.
“Senden habersiz kulübene yabancı birini aldığım için özür dilerim.”
Elna bir süre İlyara'ya sessizce baktı.
“İçmeyecek misin?” diyerek İlyara'nın önündeki kadehi işaret etti.
İlyara önce tereddüt etti. Sonra kadehi eline alıp içmeden önce kokladı.
“Korkma,” dedi Elna. “İçinde bir şey yok. Hem ben senin düşmanın değilim.”
Peki neydi?
İlyara kadehten bir yudum aldı.
“Nasıl, güzel mi?”
Elna gülümseyerek İlyara'nın şarabı içişini izledi.
İlyara kadehi yavaşça masaya bıraktı.
“Güzel,” dedi. “İçmeyeli uzun zaman olmuştu.”
Salona kısa bir sessizlik çöktü. Elna sakin sakin şarabını yudumlarken Kortegin arkasında dimdik duruyordu; sanki her an emir bekliyormuş gibiydi. Miğferi gözlerini gizlese de bakışlarının üzerinde gezindiğini hissediyordu.
İlyara konuşmadan önce boğazını temizledi.
“Bana ne gösterecektin?”
Elna ona sorgulayıcı bir bakış attı.
“O yaşlı kadın senmişsin,” dedi İlyara. “Nasıl?”
Elna gülümseyip kadehini masaya bıraktı. Ardından İlyara'ya doğru eğildi.
“Nasıl yapıldığını öğrenmek ister misin?”
İlyara kaşlarını çattı.
“Neyin nasıl yapıldığını—”
“Zihinlere girip anılarla oynamayı,” diyerek sözünü kesti. Sesi, ilk kez, içinde taşıdığı heyecanı ele veriyordu.
Anılarla mı oynamıştı?
“Anlamadım.”
“Gayet de anladın,” dedi Elna ve arkasına yaslandı. “O yaşlı kadın bendim. Başından beri benimle konuşuyordun.”
İlyara bir süre ona sessizce baktı.
“Ama nasıl?”
Bu nasıl mümkün olabilirdi? O kadını hâlâ hatırlıyordu.
Elna sıkılmış gibi derin bir nefes verdi.
“Zihninle oynadım.”
Ne demekti bu?
“Seninle konuşurken zihnine girdim ve daha önce karşılaştığım yaşlı bir kadının görüntüsünü sana aktardım,” dedi. “Konuştuğumuz sürece de bunu sürdürdüm. Aksi hâlde görüntü bir anda kaybolur ve beni ele verirdi.”
İlyara bakışlarını Elna'dan çekip masaya indirdi.
İçkiyi fazla mı kaçırmıştı?
Yaşadıklarının ne kadarı gerçekti?
Kalbi giderek hızlanırken elleriyle sandalyenin kenarlarını sıktı.
“Seni biriyle tanıştırmak istiyorum.”
Elna'nın sözleriyle kapı açıldı. Bordo pelerinli, topal bir adam bastonuna dayanarak içeri girdi. Pelerinin üzerine altın sarısı semboller işlenmişti.
“Beni çağırmışsınız, başkanım,” dedi adam. Sesi hırıltılıydı.
“Evet,” dedi Elna. “Bak bakalım, misafirimiz kim.”
İlyara sorgulayıcı bakışlarla Elna'ya döndü.
“Seni bana haber veren kişiyle tanıştırayım,” dedi ve adamı işaret etti. “...Kâhin.”
Kâhin mi?
“Ah, sonunda kavuşmuşsunuz,” dedi adam.
“Evet,” dedi Elna. “Dediğin doğru çıktı. Aynı benim gibi.”
Adam başlığını indirip gülümsedi. Siyah saçlı, hafif kirli sakallıydı. Elli yaşlarında görünüyordu. Yapılı bir vücudu vardı.
“Kehanetlerimde hiç yanılmadım,” diyerek bakışlarını İlyara'ya çevirdi.
İlyara, adamın bakışlarıyla gerildi. İçini bir anda tiksinti kapladı. Bu duygu kâhinden geliyordu. İlyara'ya baktığı anda çenesi kasılmıştı.
İlyara bu tür bakışlara alışıktı. Umursamadı.
“Nasıl bir kehanet?” diye sordu.
Elna uzanıp İlyara'nın elini sandalyenin kenarından ayırarak masanın üzerine koydu. Elini bırakmadı.
“Hadi, söyle ona,” derken heyecanla İlyara'nın elini sıktı.
Kâhin bastonunu yere vurdu, iki elini üzerine koydu ve İlyara'nın gözlerinin içine baktı.
“Yeryüzünün çocuğu doğduğunda, Kadim'in gölgesi dünyaya iner.”
İlyara bakışlarını hızla Elna'ya çevirdi.
“Bana Kadim'in gölgesi olduğumu mu söylüyorsun?” diyerek elini Elna'nın elinden çekti.
Elna da ellerini masadan çekti.
“Buna neden bu kadar kırıldın ki?”
Elna da diğerleri gibiydi.
Onu buraya alay etmek için mi çağırmıştı? Ya da daha kötüsü... İdam mı edecekti?
İlyara'nın içini korku kapladı. Sandalyede huzursuzca kıpırdandı.
Keşke Arın yanımda olsaydı, diye düşündü. O yanındayken kendini güvende hissediyordu.
“Ah, şimdi de korkuyorsun,” dedi Elna. “Neyi yanlış yapıyorum, Kâhin?”
“Efendim, bence onu buraya neden çağırdığınızı söyleyin,” dedi Kâhin. “Böylece biraz olsun rahatlayacaktır.”
Neden çağırmıştı?
Elna, İlyara'nın ellerini tekrar tuttu. İlyara geri çekilmeye çalıştı ama buna izin vermedi. Ellerini avuçlarının arasına aldı.
“Benimle kalmanı istiyorum,” dedi.
İlyara başını hafifçe yana eğdi.
“Anlamadım. Neden?”
Elna derin bir nefes aldı.
“Beni anlayan tek kişi sensin.”
Ama anlamıyordu. Söylediklerinin hiçbiri ona mantıklı gelmiyordu.
“Başta seni öldürmek istiyordum,” dedi.
İlyara ellerini yeniden çekmeye çalıştı. Başaramadı. Elna'nın parmakları biraz daha sıkıldı. Canı acıyordu.
“Ama kasabada seni izledikçe bana ne kadar benzediğini fark ettim.”
Hayır... Benzemiyordu.
Benzeyemezdi.
“Gölgem,” dedi nazikçe. “Benim gölgem.”
“Gerçekten… kimsin sen?”
İlyara sesindeki korkuyu gizleyemedi. Buna rağmen gözlerini Elna'nın gözlerinden ayırmadı.
Elna içten bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Ben Elna,” dedi.
İlyara'nın kaşlarını çatmaya devam ettiğini görünce ekledi:
“Ama insanlar bana Kadim diye de seslenirler.”
Bölüm etkileşimi
