34. bölüm / 44
İlyara: Kayıp His34.Bölüm: Hediye
Bölümler 44Şu an: 34.Bölüm: Hediye
- 1 1.Bölüm: Köklerin Çağrısı804 kelime
- 2 2.Bölüm: Onu Takip Etmeyi Seçti1.305 kelime
- 3 3.Bölüm: Karanlığın Geri Baktığı An1.262 kelime
- 4 4.Bölüm: Verilen İsim1.264 kelime
- 5 5.Bölüm: Garip Bir Kasaba1.090 kelime
- 6 6.Bölüm: Karanlıktan Gelen I1.136 kelime
- 7 7.Bölüm: Karanlıktan Gelen II1.047 kelime
- 8 8.Bölüm: İçinde Yatan Şey792 kelime
- 9 9.Bölüm: Fısıltı881 kelime
- 10 10.Bölüm: Çalınan Kalp964 kelime
- 11 11.Bölüm: Kadim’in Gölgesi826 kelime
- 12 12.Bölüm: Kaybolanın Yakarışı655 kelime
- 13 13.Bölüm: Gidilecek Bir Yer Yok1.018 kelime
- 14 14.Bölüm: Soğuk Nefes790 kelime
- 15 15.Bölüm: Bağsız846 kelime
- 16 16.Bölüm: Kırılma903 kelime
- 17 17.Bölüm: Karanlığın Eşiği1.542 kelime
- 18 18.Bölüm: Bozulma1.128 kelime
- 19 19.Bölüm: Çekim1.046 kelime
- 20 20.Bölüm: Arada Kalan1.448 kelime
- 21 21.Bölüm: Kaybedilenler1.570 kelime
- 22 22.Bölüm: Gömülü İsim1.051 kelime
- 23 23.Bölüm: Vazgeçiş1.371 kelime
- 24 24.Bölüm: Paylaşılan Yük999 kelime
- 25 25.Bölüm: Kalan Kişi1.133 kelime
- 26 26.Bölüm: Seçim1.184 kelime
- 27 27.Bölüm: Bağlı1.190 kelime
- 28 28.Bölüm: İşaret1.216 kelime
- 29 29.Bölüm: Ölü Kalp1.075 kelime
- 30 30.Bölüm: Misafir1.246 kelime
- 31 31.Bölüm: Belki de1.107 kelime
- 32 32.Bölüm: Konsey Sofrası950 kelime
- 33 33.Bölüm: Gölge980 kelime
- 34 34.Bölüm: Hediye1.243 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 35.Bölüm: His1.053 kelime
- 36 36.Bölüm: Zihin824 kelime
- 37 37.Bölüm: İz1.246 kelime
- 38 38.Bölüm: Kayıp His1.626 kelime
- 39 39.Bölüm: Yabancı917 kelime
- 40 40.Bölüm: Sızı897 kelime
- 41 41.Bölüm: Değer892 kelime
- 42 42.Bölüm: Küçük1.229 kelime
- 43 43.Bölüm: Kaçış1.405 kelime
- 44 44. Bölüm: Öfke828 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Duydukları gerçek miydi? Elna gerçekten Kadim olabilir miydi?
Şimdiye kadar aynı güce sahip yalnızca iki kişiyle karşılaşmıştı: yaşlı kadın ve Elna. Ama yaşlı kadın da Elna ise... geriye yalnızca tek bir kişi kalıyordu.
İlyara, Elna'nın avuçları arasında acıyla sızlayan ellerine baktı. Onları geri çekmek istedi, ama yapamadı. Sanki bedeni donmuştu.
"Ah, İlyara," dedi Elna. "Benim. Birlikte uyuduğun, sana gücünü kontrol etmeyi öğreten kişi."
Sonra İlyara'nın çenesini nazikçe tuttu ve başını kaldırarak göz göze gelmelerini sağladı.
"Seni anlayan tek kişi."
İlyara kısa bir süre Elna'nın gülümseyen yüzünü inceledi.
Ne kadarı gerçekti? Bu tavırları da sahte miydi?
Belki onun anılarına girebilse gerçek niyetini de öğrenebilirdi. Ancak daha duygularına bile ulaşamıyordu. İlyara'ya göre Elna, duygularını ondan çok daha iyi saklıyordu.
İlyara bakışlarını kaçırdı.
"Seninle tanıştığıma memnun oldum, Kadim," dedi.
"Elna," diye düzeltti Elna. "Bana Elna de. 'Kadim' adını bana o nankörler taktı."
Son sözleri söylerken yüzü bir anlığına gerildi.
İlyara başıyla onayladı. Ardından bakışlarını Kâhin'e çevirdi. Tavırları hiç değişmemişti. Sanki bütün bunları zaten biliyormuş gibiydi.
Belki de Arın'ı dinlemeli ve buradan ayrılmalıydı.
Hayır.
Yüzleşmeliydi.
Bu gölge saçmalığından... ve bu lanetli dünyadan kurtulmalıydı.
"Aslında..." diyerek söze başladı. "... buraya gelme amacım kendi dünyama geri dönmekti."
"Burası zaten senin dünyan," dedi Elna gülümseyerek.
İlyara da gülümsemeye çalıştı ama başaramadı.
"Hayır, değil," dedi. "Bir ağaç yüzünden buraya hapsoldum."
Elna, nazikçe İlyara'nın saçlarını okşadı.
Ona acıyor muydu?
"Nerede bu ağaç?"
"Ormanın derinliklerinde," dedi İlyara. Ama söylediği anda eli ağzına gitti.
Ona bunu söylemek doğru muydu?
"Demek... Ormanın derinliklerinde," diye mırıldandı Elna. Sonra kadehinden bir yudum aldı.
"Ona Ana Kök dendiğini duymuştum."
Ana Kök.
"Nasıl geri dönebileceğimi biliyor musun?" diye sordu İlyara. Heyecanını artık gizleyemiyordu.
Ama bir anda içindeki heyecan yok oldu.
"Bu duyguyu özlemişim," diye mırıldandı Elna.
Gözleri kapalıydı. Sandalyesine yaslanmış, yüzünde huzurlu bir ifade vardı.
İlyara kaşlarını çattı.
"Duygumu mu içine çektin?"
"Duygumuzu," dedi Elna sakince.
İlyara öfkelendiğini hissetti, ama bu duyguyu hemen içine gömdü. Kadim olsa bile, eve dönebilmek için Elna'ya ihtiyacı vardı. En azından öyle olmasını umuyordu.
"Anlamadım," diyebildi.
Elna tebessüm etti.
"Sonuçta gölgemin duygusu," dedi. "Benim yansımam."
Bu saçmalığa daha ne kadar katlanmak zorundaydı?
"İlyara, bu gölge meselesinden pek hoşlanmıyor gibi görünüyor," dedi Kâhin. Bir süredir sessizce onları izliyordu. Şimdi ise sessizliğini bozmuştu.
Ne yapmaya çalışıyordu? İlyara'yı sinirlendirmek mi istiyordu?
Bu çok anlamsızdı.
"Belki de Kadim'in gölgesi olmak istemiyordur," diye devam etti, İlyara'nın cevap vermesine fırsat vermeden.
Kâhin bu durumdan eğleniyor gibiydi.
İlyara hoşnutsuzlukla gözlerini ona dikti.
"Sen hâlâ burada mıydın?" diye sordu Elna.
"Anlamadım, efendim," dedi Kâhin. Şaşkınlık ve korku içinde ellerini bastonun üzerinde kavuşturdu.
Elna, arkasında bekleyen Kortegin'e döndü.
"O neden hâlâ burada?"
"Hemen hallediyorum, efendim," dedi Kortegin ve kılıcını kınından çekti.
Kılıcın çeliği, kabzası gibi bembeyazdı. Kabzasını süsleyen ince sarı çizgiler ise dikkat çekiyordu.
Kortegin'in üzerine yürüdüğünü gören Kâhin, korkuyla açılan gözlerini Elna'ya çevirdi.
"E-Efendim," diye kekeledi. "Benim... Kâhin. Sırdaşınız."
"Hah..."
Elna kahkahasını bastırmaya çalıştı.
"Sana bunu kim söyledi?"
Kâhin'in bakışları sertleşti. Kortegin'le arasına mesafe koyabilmek için topallayarak geri çekilmeye başladı. Ama sırtı duvara çarpınca durmak zorunda kaldı.
"Kehaneti size söyleyen bendim!" diye bağırdı.
"Aferin sana," dedi Elna kıkırdayarak. "Artık sana ihtiyacım kalmadı."
İlyara'nın bakışları ikisinin arasında gidip geliyordu.
Engel olmalı mıydı?
Ama nasıl?
Huzursuzca sandalyesinde kıpırdanmakla yetindi.
"Bunun bedelini ödeyeceksiniz!" diye bağıran Kâhin, pelerininin içinden bir şey çıkardı.
Kortegin tam kılıcını savururken, Kâhin elindekini yere attı. Siyah bir duman bir anda etrafını sardı.
Kortegin'in kılıcı dumanı boydan boya yardı.
Ama Kâhin ortada yoktu.
"Nereye gitti?" diye sordu İlyara şaşkınlıkla.
Elna omuz silkti.
“Onu boş ver,” dedi. Ardından Kortegin'i yanına çağırdı.
Kortegin, kılıcını kınına yerleştirdikten sonra Elna'nın yanında dimdik durdu.
“Sana bir sürprizim var,” dedi Elna. Ardından başıyla Kortegin'i işaret etti. “Miğferini çıkar.”
Kortegin yavaşça miğferini başından çıkardı. Ardından başını iki yana sallayarak miğferin altında yapışıp kalan saçlarını düzeltti.
Siyah saçları neredeyse omuzlarına kadar uzanıyordu. Uzun süre miğferin içinde kaldığından bazı tutamlar yüzünün kenarlarına yapışmıştı. Koyu kahverengi gözleri ise hiçbir duygu taşımadan İlyara'ya bakıyordu.
Aynı boş bakışları konsey üyelerinde de görmüştü.
İlyara, sorgulayan bakışlarını Elna'ya çevirdi.
“Ah, doğru,” dedi Elna, aklına bir şey gelmiş gibi. “Sen onunla tanışmamıştın.”
Kiminle tanışmamıştı? Yoksa bu da başka bir Kâhin miydi?
“Baban.”
Baba.
İlyara, masanın üzerindeki elinin titrediğini hissetti.
İnsanın kendi duygularını kontrol etmesi bu kadar zor muydu?
“Ne...” Sesi boğazında düğümlendi. Yutkunarak devam etmeye çalıştı. “Ne demek istiyorsun?”
Kendi sesini neredeyse o bile duyamamıştı.
Kortegin'in bakışlarını üzerinde hissedince istemsizce ona döndü. Sanki onu daha önce bir yerde görmüştü. Elna bir şeyler söylemeye devam ediyordu ama dikkati çoktan Kortegin'e kaymıştı.
Onu nerede görmüştü?
Ah.
Veyra'nın anısında...
O küçük tahta kulübede. Kundaktaki bebeği Arın'a uzatan kişi oydu.
İlyara'nın sağ gözünden süzülen tek bir damla, sessizce yanağından aşağı indi.
“Aaa, çok tatlı,” dedi Elna.
İlyara gözlerini Kortegin'den bir an bile ayırmıyordu.
“Onu senin için sakladım,” dedi Elna, sanki övülmeyi bekliyormuş gibi.
“Bana bunu neden yapıyorsun?” diye sordu İlyara.
Ona dönerken yanağındaki gözyaşını sildi.
“Neyi?” dedi Elna. “Annen gibi babanı da mı kaybetmek isterdin?”
İlyara öfkesinin yeniden yükseldiğini hissetti. Ama bu kez umursamadı.
“Onu senin için savaşın içinden çekip aldım,” diye devam etti Elna.
“Ona ne yaptın?” diye sordu İlyara. Bedeni istemsizce gerilmişti.
Ardından yeniden Kortegin'e döndü ve ayağa kalktı.
“Ne mi yaptım?” dedi Elna. Hoşnutsuzluğu sesine yansımıştı. “Onu senin için hayatta tuttum.”
İlyara bu sözlerle olduğu yerde durdu.
“Neden bütün bunları benim için yapıyorsun?”
Elna, kadehinden uzun bir yudum aldı. Ardından kadehi sertçe masaya bıraktı. Çatlama sesi salonda yankılandı.
“Daha önce de söyledim,” dedi. “Benimle kalman için bir hediye.”
İlyara, Kortegin'in önünde durdu. Onu baştan aşağı süzdü. Daha önce de fark etmişti ama şimdi... çok daha heybetli görünüyordu.
Bu adam gerçekten babası mıydı?
Kortegin duruşunu bozmadan ona bakmaya devam etti. İlyara ise ondan en ufak bir tepki bekliyordu. Ama beklediği tepki hiç gelmedi.
Derin bir nefes aldı, ardından cesaretini toplayıp elini uzattı ve yanağına dokundu.
“Baba,” dedi kısık bir sesle. “Gerçekten sen misin?”
İlyara, Kortegin'in gözlerinde belli belirsiz bir parıltı gördü.
“Onda neden hiçbir duygu hissedemiyorum?” diye sordu. Elini yanağından çekip bu kez onun elini tuttu.
“Çünkü duygularını ondan aldım,” dedi Elna derin bir nefes vererek. “Beni öldürmesine izin veremezdim, öyle değil mi?”
İlyara'nın ellerinden siyah dumanlar yükselmeye başlayınca Kortegin bir adım geri çekildi. Bunu fark eden İlyara da hemen elini bıraktı ve ondan uzaklaştı.
Onu korkutmak istemezdi.
Belki de yıllardır içinde eksik olan şey buydu.
Bir baba...
“Ona duygularını geri ver,” dedi İlyara. Sesi kalınlaşmıştı.
Elna şaşkınlıkla elini göğsüne götürdü.
“Az önce ne dediğimi duymadın mı?” diye sesini yükseltti. “Beni öldürecekti diyorum sana!”
“Ben ikna ederim onu.”
Elna başını yavaşça iki yana salladı.
“Lütfen,” dedi İlyara. Sesi yumuşamıştı. “Bunu benim için yap.”
“Beni hayal kırıklığına uğrattın, İlyara.”
Elna’nın çenesi kasılmıştı.
Bu sözlerle birlikte İlyara'nın tüyleri diken diken oldu. İçini açıklayamadığı bir huzursuzluk kapladı.
“Nasıl?” diye fısıldadı İlyara.
“Kortegin.”
Elna'nın sesi salonda yankılandı.
Kortegin hemen ona döndü.
İlyara'nın kalbi sıkıştı.
Elna ne yapacaktı?
“Bu adama...” dedi Elna, gözlerini Kortegin'den ayırmadan. “Benden daha fazla değer vermeye mi başladın?”
Elna’nın bakışlarında tiksinti vardı.
“Ben, beni gerçekten anlayan birini bulduğumu sanmıştım.”
Elna masadaki yemek bıçaklarından birini eline aldı.
“Yanılmışım.”
Bıçağın ucunu parmaklarının arasında yavaşça çevirdi.
“Sen de onlar gibisin.”
Sözlerini bitirir bitirmez bıçağı masaya sapladı.
“Sana bir hediye hazırlıyorum,” dedi Elna. “Sen ise o hediyeyi bir anda benden daha çok sevmeye başlıyorsun.”
Elna önce hafifçe kıkırdadı. Kıkırtısı giderek büyüdü ve kahkahaya dönüştü. Sonra bir anda sustu.
“Sen de onlar gibi nankörsün!”
Elna'nın sesi salonu inletti. Ardından ağır bir sessizlik kapladı.
İlyara neyi yanlış yapmıştı?
Elna masaya sapladığı bıçağı çekip aldı. Ardından Kortegin'i yakasından tutarak kendine çekti.
“Sana da ihtiyacım kalmadı,” diye fısıldadı kulağına.
Ama sesi bütün salonda yankılandı.
“Hayır!” diye bağırdı İlyara.
Elna bakışlarını yavaşça ona çevirdi.
Ve bıçağı Kortegin'in boğazına sapladı.
Bölüm etkileşimi
