33. bölüm / 69
İki Deli Bir DünyaYadigar şoku
Bölümler 69Şu an: Yadigar şoku
- 1 1. Bölüm386 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3.bolum516 kelime
- 4 4.bolum581 kelime
- 5 5. Bölüm606 kelime
- 6 Aileye yeni bela372 kelime
- 7 7. bölüm373 kelime
- 8 Sabah fırtınası555 kelime
- 9 Butik kafe batıyor, Müdüre hanım bekliyor625 kelime
- 10 Pozitif enerji devlet dairelerinde!681 kelime
- 11 Kulaklık savalaslari, mavi alarm570 kelime
- 12 Arazi inişi ve yan koltuk casuslugu511 kelime
- 13 Kayalıklar, İmalar ve Topuklu Çizme Faciası670 kelime
- 14 Yılmaz ailesinin doğum alarmı531 kelime
- 15 .611 kelime
- 16 Çifte ikiz kaosu492 kelime
- 17 Mavi şok377 kelime
- 18 🌸🐣522 kelime
- 19 Yılmaz ailesi457 kelime
- 20 Gece yarısı758 kelime
- 21 Yadigar724 kelime
- 22 Beren Şoku562 kelime
- 23 Ozanın Yıldırım Aşkı683 kelime
- 24 Jelibon722 kelime
- 25 Ozanın beklenmedik hamlesi691 kelime
- 26 İtiraf524 kelime
- 27 Fırtına746 kelime
- 28 Te amo mucho...479 kelime
- 29 Fırtınanın limanı669 kelime
- 30 Gece baskını801 kelime
- 31 Evdeki ilk küfür krizi722 kelime
- 32 Atlas-Alparslan651 kelime
- 33 Yadigar şoku725 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 Bölüm 35522 kelime
- 35 Bölüm 36390 kelime
- 36 Nöbet529 kelime
- 37 Bölüm 38595 kelime
- 38 Supriz511 kelime
- 39 Yıllar sonra550 kelime
- 40 Kaan🐣Mina814 kelime
- 41 Berk🐣İdil624 kelime
- 42 Ozan🐣Beren616 kelime
- 43 6 Ay✨567 kelime
- 44 Yüzyılın Düğünü 🌸563 kelime
- 45 Pazar kahvaltısı🤍577 kelime
- 46 Berk🐣İdil Özel sahne544 kelime
- 47 Yılmazlar Kafesi✨527 kelime
- 48 Asıl bomba💞514 kelime
- 49 Beren🐣Ozan özel sahne565 kelime
- 50 Kahvaltı🌖746 kelime
- 51 Ananas🍍575 kelime
- 52 Gece firarı🌖691 kelime
- 53 İkiz mi?!847 kelime
- 54 Alışveriş687 kelime
- 55 Üçlü Şok620 kelime
- 56 Yeni aile681 kelime
- 57 Ozan🐣Beren Özel sahne495 kelime
- 58 Mina🐣Kaan Özel sahne476 kelime
- 59 İdil🐣Berk Özel sahne440 kelime
- 60 Büyük aile kuşatması633 kelime
- 61 İlk diş685 kelime
- 62 Kaçamak632 kelime
- 63 Kreş Günü569 kelime
- 64 Kayıt540 kelime
- 65 Okulun İlk Günü695 kelime
- 66 Beklenen Gün🎉620 kelime
- 67 Tatil☀️513 kelime
- 68 FİNAL843 kelime
- 69 Özel bölüm🌸🐣653 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dün akşam bizim salondaki o meşhur "Mustafa Bey’i ikna etme ve Atlas’ı kucağında gezdirme" seansından sonra Kaan paşalar gibi evine dönmüştü. Ama Bay Egonuz’un unuttuğu çok küçük bir detay vardı: Dün gece pencere altında cop gibi gürleyip mahalleyi ayağa kaldırmasının ve beni uyutmamasının bedeli henüz ödenmemişti. Soğuk su sadece bir fragmandı!
Ertesi gün öğlene doğru annem mutfakta sarma sararken, gözüm tezgahın kenarında duran o efsanevi nesneye kaydı: Yadigar.
Anam nasıl birşeyse çıkarmıştı onu kızlar
Börek yapacaktı
Annemin meşhur, tahtadan yapılma, yılların yaşanmışlığını taşıyan o dev oklavası... Yılmaz ailesinde bu oklavanın adı Yadigar’dı ve kendisi mahalledeki tüm yaramazların korkulu rüyasıydı.
Güvenlik olayını biliyorsunuz zaten kızlar
Annem arkasını dönüp buzdolabından yoğurt alırken, sessizce aldım yadigarı
Sonunda benimsin. Çantama koydum tabii çantanın fermuarı tam kapanmadı, oklavanın sapı dışarıda kaldı ama olsundu!
"Anne ben İdil’lerle ders çalışmaya kütüphaneye geçiyorum!" diye bağırtıyı basıp evden fırladım.
Ne dersi kızlar
Kaanı dövmeye gidiyordum
Hazır mısınız?
İdil’in bana attığı konumla Kaan’ın tek başına yaşadığı siteye varmam sadece yirmi dakika sürdü. Berk ve Ozan’dan çocukların dışarıda olduğunu, Kaan’ın ise evde tek başına takıldığını teyit etmiştim. İntikam soğuk yenen bir yemekti ama Yadigar’la sıcak servis edilecekti!
Kapının zilini çaldım.
Çok geçmeden kapı açıldı. Kaan, üzerinde gri bir eşofman altı, siyah tişörtü ve dağılmış saçlarıyla karşımda belirdi. Beni gördüğü an o meşhur, insanı çıldırtan ukala gülüşü yüzüne yayıldı.
Çok yakışıklısın oğlum ama döveceğim seni
"Ooo, fırtına?" dedi kapının pervazına yaslanarak. "Dün akşam babanın yanında uslu uslu oturmamdan sonra dayanamayıp ayağıma mı geldin?"
"Aynen Kaan, ayağına geldim," dedim gayet sakin bir sesle. İçeri doğru bir adım atıp kapıyı arkamdan ayağımla kapattım.
Kaan kaşlarını hafifçe kaldırdı. Tam bir şeyler söyleyecekti ki, çantamdan dışarı fırlayan tahta sapı fark etti. Bakışları omuzumdan aşağı kaydı, gözleri yavaşça büyüdü.
Ağzına sıçtım şimdi Kaan
Çantamın fermuarını açıp annemin emektar Yadigar’ını tek hamlede kınından çeker gibi çıkardım. Oklavayı sağ elime alıp sol avucuma ritmik bir şekilde vurmaya başladım.
Kaan’ın o her zamanki kendinden emin, havalı duruşu bir anda buharlaştı. Gözleri dev tahta oklava ile benim haince sırıtan yüzüm arasında mekik dokudu.
"Fırtına..." dedi Kaan, bir adım geri çekilerek. "O... o elindeki senin meşhur Yadigar’ı mı lan?!"
"Ta kendisi Bay Egonuz," dedim gaddar bir tebessümle üzerine doğru yürüyerek.
"Sen onu nasıl aldın lan annenin elinden?!" dedi Kaan, şok içinde bağırmakla fısıldamak arasında gidip gelerek. "O kadın o oklavayı böbreği gibi koruyor, evde kimseye elletmiyor!"
"Ben alırım Kaan," dedim gözlerimi kısıp oklavayı havada hafifçe sallayarak. "Yılmaz ailesinin öz kızıyım ben. Annem sarma sararken ruhu bile duymadan kopardım getirdim. Şimdi... Dün gece pencere altında 'Çok seviyorum lan' diye böğürmenin, mahalleyi ayağa kaldırmanın ve beni babamın önünde ecel terleri döktürmenin hesabını verme vakti!"
"Mina bak, mantıklı konuşalım..." dedi Kaan, ellerini havaya kaldırıp geri geri salonun ortasına doğru kaçarken. "Ben orada aşkımı haykırdım! Romantizmin cezası oklava mı olur?!"
"Bize her yer Trabzon, bana da her yol fırtına Bay Özdemir!"
Yadigar’ı havaya kaldırıp Kaan’ın üzerine doğru atıldım!
Harbi atladım he
"Ulan Mina vurm-"
Diyememiş kaçmaya başlamıştı tabi
Oklavayı Kaanın sırtına doğru hafif ama ses çıkaracak şekilde indirmeye başladım. Kaan koltukların etrafında dönmeye, bacaklarını kaçırmaya çalışıyordu ama nafile! Dev karizmasıyla bilinen Kaan Özdemir, şu an kendi salonunda benden ve annemin oklavasından kaçıyordu!
"Laf dinle fırtına! Koltuğun arkasına geçme, ah! Canım yandı lan!" diye bağırıyordu Kaan gülmekle kaçmak arasında gidip gelerek.
"Yansın! Yansın ki bir daha gece yarısı pencereye taş atarken iki kere düşün!" diyerek oklavayı bir kez daha bacağına doğru salladım.
Kaan en sonunda pes edip beni belimden yakaladı ve hamle yapmamı engellemek için ikimizi birden yumuşak koltuğa devirdi. Oklavayı tutan elimi başımın üstünde sabitledi, kendisi de üzerime doğru eğildi. Soluk soluğa kalmıştık. Nefesi yüzüme çarpıyordu.
Ne yapıyordu bu ?
Hayır
Planda bu yoktu
Yanaklarım yanıyor mu ne
Alnındaki yara bandı hâlâ duruyordu ama gözlerinin içindeki o pırıltı her zamankinden daha parlaktı.
"Yeter mi şiddet komandosu?" dedi Kaan, hınzır bir tebessümle gözlerimin içine bakarak. "Dayak da yedik, leğenle su da yedik. Başka cezamız var mı?"
Elindeki oklavayı bırakmadan kaşlarımı çatmaya çalıştım ama nefes nefese kaldığım için çok başarılı olamadım. "Akıllandın mı Bay Egonuz?"
"Asla," dedi Kaan, eğilip yanağıma derin, uzun bir öpücük kondurarak. "Senden gelen dayak bile başım üstüne fırtına. Ama bu Yadigar’ı eve geri götür, Nurten teyze fark ederse ikimizi de bu oklavayla oymadan bırakmaz."
Üzerimden kalkıp kendini yan tarafa attı hemen
Öpmüştü beni
Yanağımı lan
En sevdiğim yanağımı bide
Kalbim...
Neyse kızlar
İtiraf edeyim,
Yılmaz ailesinin kızı olmak zor işti ama Bay Egonuz’u dize getirmenin tadı da bir başkaydı!
Bölüm etkileşimi
