10. bölüm · İki Deli Bir Dünya

Pozitif enerji devlet dairelerinde!

Nermin Rüya.

Müdür yardımcısı Ayla Hanım’ın odasının kapısının önünde durduğumuzda İdil’le birbirimize son bir "hazır mısın?" bakışı attık. Derin bir nefes alıp kapıyı çaldım ve içeri girdik.

Girmemizle birlikte burnuma dolan yoğun lavanta ve adaçayı kokusuyla afalladım. Bir an yanlışlıkla aktara girdiğimi sandım ama hayır, burası resmen okulun resmi odasıydı. Masanın arkasında oturan Ayla Hanım, elindeki küçük ahşap bir kasenin içinde tütsü yakıyordu.

Daha da fenası, odanın köşesindeki tekli koltukta, üzerinde bohem hırkası ve kocaman gülümsemesiyle kim oturuyordu dersiniz?

Tabii ki annem, Nurten Yılmaz!

Şaşırdık mı

Hayır

"Ablacım, bak gördün mü? Şuraya bir parça sitrin taşı koyarsak odadaki o bürokratik negatif elektrik tık diye kesilecek," diyordu annem, Ayla Hanım’a doğru eğilerek.

"Anne?!" diye aynı anda çığlığı bastık İdil’le.

Daha mantıklı napacaktık aşklar yani

Anam ne geziyin sen burda

Annem bizi görünce sanki evde karşılaşmışız gibi rahatça el salladı.

"Ah, ikizler! Tam vaktinde geldiniz. Ayla Hanım’la okul kermesi için muhteşem bir sinerji yakaladık. Kafemizin çakralarını okul aile birliğiyle birleştiriyoruz!" dediğinde gözlerimi büyüttün İdil kıkırdadı.

İdil gülme yoksa çok kötü şeyler olacak

Müdür yardımcısı Ayla Hanım, normalde okuldaki en sert hocalardan biriydi ama şu an yüzünde garip bir huzur ifadesi vardı. Önündeki kağıtları kenara itip bize gülümsedi.

Kadın pamuk gibi olmuş lan

"Kızlar, hoş geldiniz. Anneniz Nurten Hanım sabah erkenden nakil evraklarınızın eksik bir imzası için gelmişti. Sonra biraz sohbet ettik ve... sağ olsun, benim şu kronik migrenime öyle iyi gelen bir çay karışımı yaptı ki, odada resmen yeni bir dönem başladı." dedi

İdil bana yaklaşıp kulağıma fısıldadı: "Mina, annem koskoca müdür yardımcısını büyülemiş. Kadın resmen hipnotize olmuş gibi bakıyor."

Haklıydı valla anam kadına birşeyler yaptığı kesindi

Nurten Yılmaz belanın ta kendisiydi

Slogan gibi oldu aşklar neyse konuyu çözmememiz lazım

"Anne, senin şu an dükkanda babama pasta dolabı yerleri için rehberlik etmen gerekmiyor muydu?" dedim, şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak.

Becerememiştim. Oyunculuk sıfır, sıfır , sıfır

"Ay o baban zaten tamamen dünyevi materyallere gömülmüş durumda Mina," dedi annem elini havada sallayarak. "Neymiş, pasta dolabı köşeye gelecekmiş. Asla! O köşe bizim Fasulye’nin büyüme aurasını etkileyecek. Ben de negatif enerjimi atmak için okula geldim. Gelmişken de Ayla Hanım’a önümüzdeki hafta yapacakları okul kermesi için butik kafemizin organik kurabiyelerinden sponsorluk sözü verdim. Hatta kermes alanının girişine enerji temizleme standı kuracağız!" dedi

Kızlar ben fasulyeden sonrasını dinlemedim çaktırmayın tamam mı

Ayla Hanım heyecanla kafasını salladı. "Evet! Nurten Hanım’ın vizyonu okul yönetimi olarak bizi çok etkiledi. Kızlar, siz de kermeste görevli olacaksınız zaten. Annenizin standında durursunuz."

İdil’in gözleri fal taşı gibi açıldı. "Biz mi? Stantta mı? Anne, yalvarırım okulun ortasında millete tütsü sallattırma bize. Kaan’la Berk’in diline düşersek bu okuldan mezun olamayız!"

Yürü İdilim kim tutar seni

Kaan ve Berk başımıza bela olacağı kesindi hele o Kaan...

"Aşk olsun İdil, ne varmış benim auramda?" dedi annem alınmış gibi yaparak. "Ayrıca o Kaan dediğin çocuk dün akşam kurabiye tariflerime bayılmıştı, hatırlatırım."

Ulan Kaan anamın kanına nasıl girdin oğlum sen

O sırada odanın kapısı tıklandı ve içeri Selim Hoca kafasını uzattı. Odadaki lavanta kokusunu alınca bir an duraksadı, sonra Ayla Hanım’a baktı.

Gel bir sen eksiktin zaten kodro tamam Kaan ve Berk eksik onlarda gelir şimdi

"Hocam, coğrafya proje haritalarının teslimi için çocukları topladım ama..." hocam biz de şok olduk . Ağzınızı kapatın sinek kaçar diyemedim.

"Ah Selim Bey, girin girin,"

Hocam demeyin tetikleniyorum!

Nurten Hanım’ın adaçayı tütsüsü odanın stresini aldı, siz de nasiplenin." dedi.

Film çeksek tutardı bence

Ne diyorum lan ben

Ekonomide sorunlu çeksek köşeyi döneriz aslında...

Memati nerdesin oğlum sen

Memati anamın karnındaki kardeşimdi. Biz memati diyorduk

Selim Hoca şaşkın şaşkın anneme bakarken, İdil’le birbirimize bakıp aynı anda sessiz bir çığlık attık. Annem daha dükkanı açmadan okul aile birliğini ele geçirmişti. Biz Yılmaz ikizleri olarak bu okulda karizma kasmaya çalışıyorduk ama Nurten Yılmaz tek bir tütsüyle okulu teslim almıştı.

Odadan çıktığımızda İdil koridorda duvara yaslandı. "Mina, bittik biz. Kermes günü Kaan’ın bizimle nasıl dalga geçeceğini hayal edebiliyor musun? 'Fırtına, çakralarını açmaya geldim' diyecek kesin!" dedi İdil

Kızlar tek kelime diyorum

Sıçtık biz

Kusura bakmayın nasıl açıklayabiliri.

Ah Nurten ah... yaktın bizi aneeyy

"O Bay Egonuz o kelimeyi ağzına alsın, o tütsüyü onun egolu burnuna sokarım İdil, merak etme," dedim

Ama içimden bir ses, o kermesin hayatımızın en kaotik günü olacağını söylüyordu.