55. bölüm · İki Deli Bir Dünya
Üçlü Şok
Yazarın Anlatımıyla
Aynı gecenin tam üç farklı noktasında, üç ayrı adamın dünyası aynı anda başlarına yıkılmak üzereydi.
Saat 02:14 / Şehir Merkezinde Bir Otel Lobi - Berk'in Telaşı
Botanikle ilgili gece konferansından yeni çıkan Berk, lobide elindeki notları düzenliyordu. Tam o sırada telefonu "İDİL" arıyor diye çaldı.
"Efendim botanik çiçeğim? Bu saatte uyanık olmaman lazı—"
"BERK!" diye bir çığlık koptu ahizeden. "Suların geldi! Çabuk eve gel! Doğuruyorum gerizekalı!"
Berk’in elindeki bütün evraklar havaya saçıldı! "Ne?! Sular mı?! Amniyotik sıvı patlaması mı?! İdil sakin ol! Nefes al! Oksijen oranı %21! Ben geliyorum!"
Berk panikle koşarken lobideki dev saksıya kafa attı, gözlüğü yamuldu, ayağındaki ayakkabının teki fırladı ama arkasına bile bakmadan arabaya fırladı!
Direksiyona geçer geçmez titreyen elleriyle Kaan’ı aradı.
Saat 02:16 / Şirket Ofisi - Kaan’ın Şoku
Kaan, gece yarısı KBO Teknoloji'nin kriz masasında bütçe raporlarını inceliyordu. Masadaki telefonu çaldı. Arayan Berk’ti.
Kaan telefonu açtı. "Berk gecenin bu saatinde—"
"KAAN MAHVOLDUM!" diye bağırdı Berk ahizeden ağlamaklı bir sesle. "İdil doğuruyor! Ben şu an ters yöne girdim galiba, direksiyon elimde kalacak! Ne yapacağım?!"
Kaan soğukkanlılıkla doğruldu. "Berk sakin ol, hemen ambulan—"
Tam o sırada Kaan’ın ekranında Mina’dan ikinci bir arama belirdi. Kaan hattı hemen değiştirdi: "Fırtına? Berk aradı da İdil—"
"Kaan..." dedi Mina, sesi inanamayacağın kadar sakin ama bir o kadar tehditkar çıkarak. "Gözünü seveyim beş dakika içinde eve gel. İkizler içeride kapıyı tırmalamaya başladı. Gelmezsen arabayı kendim sürüp doğuma gideceğim."
Kaan’ın elindeki dolma kalem ÇAT diye ikiye bölündü. Koskoca Kaan Sarraf’ın rengi bembeyaz oldu. "Mina... İkisi birden mi?! Bekle! Trafik kurallarını yok sayıyorum şu an!"
Kaan ceketi bile almadan odadan fırladı. Asansörü beklemeyip merdivenlerden beşer beşer inmeye başladı. Koşarken hemen Ozan’ı aradı.
Saat 02:18 / Otoban Nöbetçi Benzinliği - Ozan’ın Korkusu
Ozan, gece canı jelibon çektiği için benzinlikte kasada sıra bekliyordu. Telefonu "KBO CEO" diye çalınca hemen açtı.
"Naber patron? Gece mesaisi mi yapıyorsun—"
"OZAN DİNLE BENİ!" diye gürledi Kaan telefondan. "İdil doğuruyor, Mina da doğuruyor! Çabuk eve git, kızları topla hastaneye geçiyoruz!"
Ozan elindeki jelibon poşetini düşürdü. "Ne?! Lan kurgu mu yapıyorsunuz bana?! Ne doğurması?!"
Tam o sırada Beren’den arama geldi. Ozan elleri titreyerek iki hattı birleştirdi.
"Jelibonum?!" dedi Ozan korkuyla.
"Ozan..." dedi Beren ağlayarak. "Banyodayım... Galiba bebek geliyor. Çok sancım var Ozan, çabuk gel!"
Ozan’ın dizlerinin bağı çözüldü! Benzinliğin ortasında yere kapaklandı! "Aşkım! Kızım! Vatan tehlikede! Geliyorum!"
𓆩♡𓆪 𓆩♡𓆪
Üç araba da gecenin köründe son sürat hastaneye doğru uçuyordu. Kaan, Berk ve Ozan aynı anda üçlü arama konferansı başlattı.
"Kaan!" diye bağırdı Berk hoparlörden. "İdil’i komşu arabaya bindirmiş, hastaneye geçmişler bile!"
"Mina da ambulansla yolda!" dedi Kaan, gaza sonuna kadar basarak. "Ozan sen neredesin?!"
"Ben kendi arabama binmeyi unuttum, taksi kovalıyorum lan!" diye bağırdı Ozan ağlamaklı sesle. "Beren’i babamlar hastaneye yetiştirmiş! Lan üçü de aynı anda mı anlaştı doğurmak için?! Üçlü Kombo dedik ama bu kadarı fazla!"
Saat 02:45...
Üçü de soluk soluğa, üstü başı darmadağın halde ameliyathane koridoruna aynı anda fırladı!
Kaan’ın kravatı kopmuş, Berk’in ayakkabısının teki yoktu, Ozan ise kucağında dev bir jelibon poşetiyle ter içinde kalmıştı.
Tam o sırada ameliyathanenin kapısı açıldı. Doktor Aysel Hanım elindeki ameliyat eldivenlerini çıkararak dışarı çıktı. Üçüne de baktı.
"Doktor hanım?!" dedi Kaan nefes nefese. "Karım... Mina?!"
"İdil?!" diye bağırdı Berk.
"Beren ve kızım?!" diye feryat etti Ozan.
Doktor Hanım hafifçe kıkırdadı. "Siz yoldayken üçü de doğurdu arkadaşlar. Hepsi çok sağlıklı. Dört bebeğiniz de şu an içeride sizi bekliyor."
Koridorda saniyeler süren bir sessizlik oldu.
Kaan duvara yaslandı, "Üçü de mi..." diye fısıldadı şokla.
Berk olduğu yere çöküp ağlamaya başladı: "Ben gelemedim... Oğlumun doğumuna yetişemedim..."
Ozan ise jelibon poşetini havaya fırlatıp doktorun boynuna sarıldı: "LAN BİZ SÖZLÜĞE 'TOPLU DOĞUM' DİYE GİRDİK! KIZIM DOĞDU LAN!"
Yılmaz ailesinin üç adamı, hayatlarının en büyük paniğini yaşadıkları o gecede; ameliyathane kapısının önünde hem ağlayıp hem gülerek birbirlerine sarıldılar. Fırtına bitmiş, hayatlarının en güzel sabahı doğmuştu.
