Bölümler 48Şu an: 36. Bölüm - öğretmenlik
- 1 Tanıtım60 kelime
- 2 1. Bölüm yeni bir okul1.128 kelime
- 3 2. Bölüm ciddi bir konuşma1.321 kelime
- 4 3. Bölüm kitap okuma uygulaması1.067 kelime
- 5 4. Bölüm popüler kitap907 kelime
- 6 5. Bölüm -yeni komşu1.147 kelime
- 7 6. Bölüm sık karşılaşmalar1.116 kelime
- 8 7. Bölüm hayranlık987 kelime
- 9 8. Bölüm buzlar eriyor1.303 kelime
- 10 9. Bölüm ilgi1.054 kelime
- 11 10. Bölüm yaralarını ben sarayım1.542 kelime
- 12 11. Bölüm -birincilik1.204 kelime
- 13 12. Bölüm -karar1.442 kelime
- 14 13. Bölüm -Bordo elbise1.175 kelime
- 15 14. Bölüm -BALO GECESİ1.476 kelime
- 16 15. Bölüm -ilk öpücük934 kelime
- 17 16. Bölüm -ilk gece1.707 kelime
- 18 17. Bölüm - artık hep yan yanayız1.234 kelime
- 19 18. Bölüm - sana sahibim941 kelime
- 20 19. Bölüm -kaybedilen zaman1.201 kelime
- 21 20. Bölüm -özür972 kelime
- 22 21. Bölüm işler karışıyor693 kelime
- 23 22. Bölüm - sonsuza kadar benim ol1.656 kelime
- 24 23. Bölüm - gidelim buralardan1.647 kelime
- 25 24. Bölüm - yolculuk1.539 kelime
- 26 25. Bölüm - İstanbul1.017 kelime
- 27 26. Bölüm- İstanbul da yeni bir hayat829 kelime
- 28 27. Bölüm - kıskançlık1.096 kelime
- 29 28. Bölüm - zevk799 kelime
- 30 29. Bölüm- karşılık verirse senindir1.282 kelime
- 31 30. Bölüm - ihanet1.200 kelime
- 32 31. Bölüm- yıllar sonra901 kelime
- 33 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler2.379 kelime
- 34 33. Bölüm - naptım ben1.635 kelime
- 35 34. Bölüm - yazar okulda1.445 kelime
- 36 35. Bölüm - artık iş arkadaşıyız1.067 kelime
- 37 36. Bölüm - öğretmenlik1.271 kelime · Okuduğun bölüm
- 38 37. Bölüm - bıçklanma857 kelime
- 39 38. Bölüm - gözyaşı760 kelime
- 40 39. Bölüm- kavuşma1.201 kelime
- 41 40. Bölüm - artık hiç ayrılmayacağız1.161 kelime
- 42 41. Bölüm - evimize gidiyoruz886 kelime
- 43 42. Bölüm- ben yanındayım786 kelime
- 44 43. Bölüm - evlilik teklifi1.473 kelime
- 45 44. Bölüm - nişan1.771 kelime
- 46 45. BÖLÜM - DÜĞÜN HAZIRLIKLARI1.224 kelime
- 47 46. Bölüm - kına gecesi ve düğün2.000 kelime
- 48 47. Bölüm - Baba oluyorsun (final)2.058 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
36. BÖLÜM - ÖĞRETMENLİK
Bakalım İlk öğretmenlik dersim nasıl olacak çok bilmiyorum neyse üniversitede gördüm bilgisayar üzeri birkaç bilgiyi onları anlatırım olur biter herhalde ya.
Atakan ile ayaküstü sohbetimiz bile olmadı öğretmenler odasında da yüzüme bakmadı birkaç eşyasını onun için ayrılan dolaba koyduktan sonra hızla derse gitti benim ilk iki saat dersim yoktu 3. saat dersim vardı. O yüzden burada boş boş oturup başka bir şey yapmaktan başka çarem yoktu.
Öğretmenler odası çok sessizdi çünkü kimsecikler yoktu herkes derste bir tek ben öğretmenler odasındayım.
Aklıma ister istemez bu okuldaki öğretmenlerin özellikle kadın öğretmenleri ne kadar genç ve güzel olduğu geldi acaba diyorum atakan'la herhangi birinin arasında bir şey oldu mu ya da ondan hoşlanan var mı.?
Bu fikir her ne kadar beni deli etse de bunları düşünmemeye çalışıyordum elime aldım kitabın satırlarını okumaya devam ederken zihnimi bu tür düşüncelerden arındırmaya çalışıyordum.
Elimdeki kitabın sayfalarını çevirirken kapının açılma sesi geldi kim geldi diye bakmadım adım sesleri karşı tarafa yönelince kafamı kaldırıp bakmak zorunda kaldım.
Karşımda okulun beden eğitimi hocası duruyordu oldukça Genç ve yakışıklı bir adam. Ayrıca atletik fiziği sayesinde birçok kişinin dikkatini çekiyorduk muhtemelen.
Göz göze geldiğimizde nezaketen gülümsediğinde O da küçük bir gülümseme yaydı suratına.
"Merhaba yazar hanım geldiğinizi duydum da tanışmak bugüne kısmetmiş Fırat ben beden eğitimi hocasıyım"
Uzattığı el havada kalmasın diye elini sıktım karşılıklı selamlaşıp tanıştık.
"Memnun oldum ben de Kübra"
"Biliyorum Metinizi çok duydum. Çoğu öğrencim kitaplarınıza bayılıyor"
"Ben de onları çok seviyorum insanın bu kadar seveni olması güzel"
"Ben de çok severek okurum kitaplarınızı hatta buraya geldiğinizde imza gününe gelecektim ama nasip olmadı bir türlü"
"Ben zaten artık buradayım yarım dönemlik artık bol bol kitaplar hakkında konuşuruz"
"Çok memnun olurum"
Biz sohbetimize devam ederken ki gerçekten ilk defa bir erkeğin sohbeti bu kadar sarmıştı öğretmenler odasının kapısı bir kez daha açıldı bu sefer beklemediğim bir kişiydi çünkü gelen atakan'dı onun derste olduğunu düşünmüştüm.
Kapıyı açıp içeriye adımını atar atmaz kısa bir süreliğine bizimle bakıştı gözlerinde anlam veremediğim bir ifade vardı ama nerede görsem tanırım bu kıskançlık belirtisiydi. Onun kıskanç halini gördükçe nedense içimde bir sevinme duygusu oldu. Kendini toparlayıp işine odaklanması uzun sürmedi tabii ki de.
" Neyse ben derse gideyim öğrenciler bekler tekrar görüşmek üzere"
" Görüşürüz iyi dersler"
Atakan dolabındaki birkaç eşya ile uğraşırken beden eğitimi hocası da öğretmenler odasından çıktı. Atakan dolabındaki eşyaları kurcalarken ben de tekrar yerime oturdum mırıldanarak konuştuğu şeyleri elbette ki duyuyordum zaten duymam için bilerek biraz daha yüksek sesle konuşuyordu.
" Bakıyorum da hemen herkese samimi olmuşsun"
" Olamaz mı insanın arkadaş çevresinin olması güzel bir şey"
" Senin için tuhaf bir şey genellikle insanları tanımadan yargılamayı seçersin çünkü"
Canımı acıtmak için kelimeleri bilerek seçtiğinin farkındayım ama ben onun gibi yapmayacağım.
"İnan bana günü geldiğinde bütün bu söylediklerin için çok pişman olacaksın"
"Öyle mi hiç zannetmiyorum"
"Zannetme ama öyle olacak ve burada ben sana yemin edebilirim o günün geleceğini ama henüz o günü tam kestiremiyorum"
"Bence sen fazla kuruyorsun kafanda"
"Senin dersin yok mu ya dersine gitsene"
"Doğru neden burada bu kadar vakit kaybediyorum ki"
Konuşurken dibime kadar gelmiş gözleri bazen dudaklarıma bazen de gözlerime kayarken hiç de hoş olmayan şeyleri söyleyip odadan çıkıp gitmişti sözleri odada kalırken bedeni tamamen sınıftaydı ama eminim aklı burada kalmıştı.
Aradan geçen yarım saatin ardından teneffüs zili çalmıştı ve öğretmenler öğretmenler odasına doğru yavaştan gelmeye başlamışlardı.
Ben tabii buranın alışma sürecine ayak uydurmaya çalıştığım için çok kimseyle muhatap olmamaya çalışıyordum zaten gelme amacım başkaydı.
Birkaç öğretmen daha geldikten sonra Atakan da geldi bilerek mi yaptı bilmiyorum ama tam karşımdaki sandalyeye geçip oturdum masanın bir ucunda ben bir ucunda Atakan vardı.
Onu görmezden gelip telefonla ilgilenirken adının Zehra olduğunu bildiğim hoca geldi. Oldukça güzel ve bakımlı bir kadındı. Ama hal ve hareketlerinden çok da Tekin olmadığı belliydi.
Elinde iki bardak kahve vardı birini kendine aldı birini de atakan'ın önüne koydu.
"Sen seversin diye sana da getirdim"
Sanki karşında duran kim o kadar sırıtıyorsun bilerek mi yapıyor ya sinirime dokunmak için.
"Sağ ol çok incesin ne sevdiğimi de çok iyi biliyorsun"
Atakan'ın ağzını yayarak söylediği sözlere sinir olmamak için kendimi zor tutuyordum sanki onlar orada yokmuş gibi davranmaya devam ettim çünkü onlara karşı yapılacak en büyük koz buydu.
Bütün teneffüs boyunca bu ikisinin mıç mıç hallerini izlemekten gerçekten sinir olmuştum. Neyse ki imdadıma çalan ders zili yetişti.
Nihayet bu işkence bitmişti sadece 10 dakikalık bir tenefüstü ama bana 10 yıl gibi geldi herkes derse gitmeye hazırlanırken ben de elimdeki kitabı bırakıp çantamı aldım çünkü benim de dersim başlamıştı.
Normalde derse gireceğim sınıfın olması gereken yer üst kat ama bilgisayar sınıfı alt katta olduğu için ben oraya gitmek zorundayım.
İki kat merdiven indikten sonra nihayet sınıfa gelmiştim bu beni İlk dersim ve ben öğretmen bile değilim bakalım nasıl olacak.
Sınıfa girdiğim an saygıdan ayağa kalktıkları oldu elbette ki ama ilk girdiğimde de anladım burada biraz sorunlu tipler var hele arka sırada oturan boyu diğerlerine göre biraz daha uzun olan çocuk muhtemelen sınıfın boş gereksiz şakalar yapan herkesle inatlaşan serserisidir.
"Merhaba arkadaşlar oturabilirsiniz"
Tabii kızlar çok tatlı çünkü çoğu benim okuyucum öyle olmasa bile en azından bir öğretmen e nasıl davranılır biliyorlar saygı çerçevesinde derse başlamaya çalıştım.
Önce tanışma Faslı sonra kısa bir sohbet sonrasında derse başlamaktı niyetin ama demin bahsettiğim çocuk yüzünden bir türlü başlayamadım derse habire bir şeyler söyleyip arkadaşlarının dikkatini dağıtıyor kendi kendine hiç de komik olmayan şakalar yapıp dersi kaynatmaya gülmeyenlere de zorbalık yapmaya başlıyor.
En son dayanamadım elimdeki kitabı sadece masaya indirdiğimde çıkan sesten dolayı hepsi dikkatini bana verdi.
"Adın neydi senin?"
Önce kendi üzerine alınmadı ama dik dik ona baktığımı görünce pişkin pişkin sırıtarak cevap verdi.
"Kutay hocam"
"Kutay lütfen müsade eder misin derse başlayacağım"
"Müsaade sizin hocam"
Bunu söylerken bile aklı bir karış havadaydı ne yaptıysam da çocuğu susturmayı başaramadım her seferinde bir saygısızlık bir terbiyesizlik tabii bende de şalter attı.
"Yeter bu kadar çık dışarı seni dersinde görmek istemiyorum"
Söylediklerimle birlikte elbetteki şaşırdı önce ne olduğunu anlamaya çalıştı idrak etmeye çalıştı. Tabii ki de onun o küçük egosunu yerle bir ettiğim için sınıf arkadaşlarının önünde rezil olmakta korkmuştur muhtemelen.
"Hocam bu yaptığınız olmadı yalnız"
"Ne yapacağımı sana mı soracağım sen bir öğrencisin ben de bir öğretmenim karşında kim var dikkat et istersen ya derse adam akıllı dinlersin ya da çıkar gidersin"
Bir de şimdi ayağa kalktığında güçlü durmaya çalıştım ama kalbim deli gibi atıyordu çünkü bu daha önce yaşanan bir şey değildi.
"Bana bak hoca sabretmeye çalışıyorum benim sabrımı sınama"
"Bence sen benim sabrımsın ama sana çık dedim"
Bana doğru bir iki adım atarken sesimizin bütün koridorda yankılandığını elbette ki tahmin edebiliyordum. Ben daha fazla sesimi yükselterek onun çıkmasını istiyordum ama o ille de direniyordu tartışma kavgaya dönüşmek üzereyken sınıfın kapısı birdenbire açıldı ve içeriye giren atakan'dan başkası değildi.
" Ne oluyor burada? "
Bir hışım açtığı kapı hızla girdiği içeri ve yüz ifadesi oldukça tepki yaratmıştı çünkü herkes ona bakıyordu. Ben sakinliğimi koruyarak oldukça profesyonel bir şekilde konuşmaya başladım.
" Bir şey yok hocam öğrenci biraz terbiyesiz de ona haddini bildiriyordum"
Gözleri benden yavaşça kutay'a kayarken o yabancı olmayan bakışı attı aşağılayan bakış.
" Kutay seni daha önce kaç kere uyarmıştım öğretmenlerinden şikayet gelip duruyor zaten dersi dinlemeyeceksen okula da gelme biz de seninle uğraşmayalım"
Atakan'ın sert çıkışı üzerine kutay hiçbir şey demeden sınıftan ayrıldı ama bunun burada bitmeyeceğini de biliyordum.
Öğrenciler kendi aralarında konuşmaya başlarken gürültü iyice yükselmişti ilk dersimde başıma gelene bak ellerimi saçlarımın arasından geçirip öğretmenler masasının olduğu tarafa ilerledim Atakan da yanıma gelip oldukça sessiz bir şekilde iyi olup olmadığını sordu.
Evet anlamında başımı salladıktan sonra gitmek istemediğini bildiğim halde oradan ayrıldı uğultuyu susturup derse başlamak düşündüğümden zor oldu.
(Arkadaşlar kusura bakmayın bölüm geç geldi hem biraz moralim bozuktu hem de hayatım boyunca hiç bu kadar aşağılandığını hissetmemiştim neyse boş vereyin iyi okumalar)
Bölüm etkileşimi
