Bölümler 48Şu an: 14. Bölüm -BALO GECESİ
- 1 Tanıtım60 kelime
- 2 1. Bölüm yeni bir okul1.128 kelime
- 3 2. Bölüm ciddi bir konuşma1.321 kelime
- 4 3. Bölüm kitap okuma uygulaması1.067 kelime
- 5 4. Bölüm popüler kitap907 kelime
- 6 5. Bölüm -yeni komşu1.147 kelime
- 7 6. Bölüm sık karşılaşmalar1.116 kelime
- 8 7. Bölüm hayranlık987 kelime
- 9 8. Bölüm buzlar eriyor1.303 kelime
- 10 9. Bölüm ilgi1.054 kelime
- 11 10. Bölüm yaralarını ben sarayım1.542 kelime
- 12 11. Bölüm -birincilik1.204 kelime
- 13 12. Bölüm -karar1.442 kelime
- 14 13. Bölüm -Bordo elbise1.175 kelime
- 15 14. Bölüm -BALO GECESİ1.476 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 15. Bölüm -ilk öpücük934 kelime
- 17 16. Bölüm -ilk gece1.707 kelime
- 18 17. Bölüm - artık hep yan yanayız1.234 kelime
- 19 18. Bölüm - sana sahibim941 kelime
- 20 19. Bölüm -kaybedilen zaman1.201 kelime
- 21 20. Bölüm -özür972 kelime
- 22 21. Bölüm işler karışıyor693 kelime
- 23 22. Bölüm - sonsuza kadar benim ol1.656 kelime
- 24 23. Bölüm - gidelim buralardan1.647 kelime
- 25 24. Bölüm - yolculuk1.539 kelime
- 26 25. Bölüm - İstanbul1.017 kelime
- 27 26. Bölüm- İstanbul da yeni bir hayat829 kelime
- 28 27. Bölüm - kıskançlık1.096 kelime
- 29 28. Bölüm - zevk799 kelime
- 30 29. Bölüm- karşılık verirse senindir1.282 kelime
- 31 30. Bölüm - ihanet1.200 kelime
- 32 31. Bölüm- yıllar sonra901 kelime
- 33 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler2.379 kelime
- 34 33. Bölüm - naptım ben1.635 kelime
- 35 34. Bölüm - yazar okulda1.445 kelime
- 36 35. Bölüm - artık iş arkadaşıyız1.067 kelime
- 37 36. Bölüm - öğretmenlik1.271 kelime
- 38 37. Bölüm - bıçklanma857 kelime
- 39 38. Bölüm - gözyaşı760 kelime
- 40 39. Bölüm- kavuşma1.201 kelime
- 41 40. Bölüm - artık hiç ayrılmayacağız1.161 kelime
- 42 41. Bölüm - evimize gidiyoruz886 kelime
- 43 42. Bölüm- ben yanındayım786 kelime
- 44 43. Bölüm - evlilik teklifi1.473 kelime
- 45 44. Bölüm - nişan1.771 kelime
- 46 45. BÖLÜM - DÜĞÜN HAZIRLIKLARI1.224 kelime
- 47 46. Bölüm - kına gecesi ve düğün2.000 kelime
- 48 47. Bölüm - Baba oluyorsun (final)2.058 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
#14. BÖLÜM -BALO GECESİ
YAZARIN AĞZINDAN...
Balo günü geldiğinde herkesi tatlı bir telaş sarmıştı çünkü bu gecenin özel olmasını istiyordu herkes. Kübra aynada kendine bakarken ilk defa bu kadar güzel olduğunu hissediyordu. Borda saten askılı elbise ince belinden su gibi akarak kalçalarına tam oturmuş genç kızın muazzam güzelliğini arşa çıkarmıştı. Siyah topuklu ayakkabıları dalgalı saçları elbiseye uygun makyajı ile henüz bilmese de gecenin yıldızı olucaktı.
Atakan da aynı şekilde ayna karşısında son bir kez kendisine bakarken oldukça sade bir kombin seçmiş işi hiç riske atmamıştı. Siyah gömlek siyah kumaş pantolon üzerine de siyah ceket tam bir İstanbul beyefendisi gibi görünüyordu. Bir çok kızı baştan çıkartıcak kadar yakışıklı olan bu genç adam son olarak da kokusu muazzam olan o parfümü sıkarak hazırlanmayı bitiriyor. Camın kenarına geçtiğinde gözleri tek bir yere kayıyor. Karşı apartmana da oturan öğrencisi olan ama onu bir öğrenciden fazlası olarak gören güzel kızın evine. Kübraya karşı adını koyamadığı bir şeyler var içinde genç kızın her hareketi biraz daha etkiliyor onu. Konuşması bakışları hareketleri tavırları ve duruşu içi ne kadar kırgın farkında ama ne kadar güçlü olduğunu da biliyor.
Bunları düşünürken saatin ne kadar ilerlediğini de fark edemiyor maalesef geç kaldığını anladığı an hemen yola koyulur öğretmen olarak onun daha öncesinde balo yerinde bulunması gerekiyor.
Son hazırlıklarını yapan kübra artık baloya hazır serhat ile yaptığı konuşma sırasında taksi ile gitmelerinin daha mantıklı olacaklarına karar verdiler. Taksinin gelmesine yakın kübra ayakkabılarını giyerek salona gidiyor. Annesi ile kısa bir göz göze gelmenin ardından Kübra hiç bir şey demiyor.
"Nereye böyle?"
Diye soruyor annesi.
"Balo söylemiştim sana"
"Bu kadar hazırlık süslenme balo için mi?"
"Evet balo için"
"Kimi etkilemek istiyorsun gecenin sonunda kimin kollarında bilmediğin bir evde bilmediğin bir yatakta kimin altında olmayı planlıyorsun"
Bunları duyunca öfke mi kırgınlık mı hangisini seçeceğini şaşırıyor Kübra hayatında ilk defa bir okul etkinliğine katılmak istediği için annesinin ona yakıştırdığı ahlaksızlığıa bakar mısınız.
"Sana gerçekten inanamıyorum iğrençsin"
"Bir kaç gün sonra bu evde olmicam ama bu demek olmuyor ki bu eve istediğin erkeği atabilirsin"
"Merak etme ben senin gibi değilim hem o dediğin fahişeler yapar ben değil"
"Ne demeye çalışıyorsun?"
Diyerek öfkeyle kızının üzerine yürüyor.
"Ne anladıysan lise çağında daha 18 bile olmadan ilişkiye girip hamile kalan üstüne bir de o bebeği aldıran ben değildim sendin bana ahlak dersi vericek en son insan sensin"
Bu sözlerinin ardından yüzüne sert bir tokat yiyor Kübra ama yerinden bir santim bile oynamıyor her zamanki o güçlü bakışı ile bakıyor annesinin suratına.
"Ne oldu annecim doğruları duymak zoruna mı gitti evleniceğin için ve bir daha yüzünü görmeyeceğim için o kadar mutluyum ki"
Diyerek kapıdan çıkıyor ama annesi son kozunu daha oynamamıştı.
"Keşke o bebeği aldırmayıp doğursaydım da seni aldırsaydım onun yerine"
Göz yaşlarını elinin tersiyle silen Kübra içinden tek bir şey söylüyor. "Keşke"
Yine bütün gecesi ve bütün mutlu anıları annesi tarafından yok olmuştu genç kızın bu her zaman oluyordu alışkın da aslında ama bu gecenin özel olmasını istemişti ilk defa bir okul etkinliği için bu kadar hazırlanmış bu kadar emek göstermiştir ama şimdi oraya gitmek bile istemiyordu.
Serhat taksi ile geldiğinde biraz daha toparlanmıştı.
"Selam çok güzel olmuşsun"
"Sende çok şık görünüyorsun "
"Gel hadi bin soğukta kalma"
Serhat ince düşünerek kapıyı Kübra için açmıştı bu ince hareketinden dolayı Kübra gerçekten çok mutlu olmuştu. Trafik yüzünden biraz geç kalmışlardı balo çoktan başlamış eğlence tüm hızıyla devam ediyordu. Kapılar açıldığında son olarak ikisi girdi içeriye büyük bir kalabalık öğretmenler öğrenciler büyük bir parti tadındaydı ama bir kaç dakikalığın gözler sadece ikisine kaydı. Kübra nın güzelliği adeta salondaki herkesi büyülemişti gözler onun üzerindeyken en çok hayranlıkla bakan da atakan dı.
Güzel dalgalı saçları bordo saten askılı elbise incecik belinden süzülerek aşağıya iniyordu atakan ona bakarken derince yutkundu ve içinde şu sözler geçti. "Ne olursa olsun o benim olmalı"
O gece ona olan aşkını kendine itiraf ederek büyük bir adım atmıştı. Serhat ve Kübra kalabalığın içinden sıyrılıp bir masaya geçtiler tabii bu gecede bir kişinin daha gözleri Kübra nın üzerindeydi. Savaş.
Elbette savaşın bakışları Kübra nın dikkatini çekmişti ama görmezden gelip eğlenmeye çalışıyordu. Annesinin söylediği sözler beyninde yankılanırken o geceye bir hayalet olarak katılmıştı tabiki. Midesini bulandıran o sözler yüzden yine gözleri dolmuştu.
"Vay kraliçe bu gece herkesi gölgede bıraktın"
Savaşa cevap verecek durumda değildi çünkü o an kendi canının derdine düşmüştü.
"Bak ne dicem teklifim hâlâ geçerli bu geceye damga vurabiliriz öyle değil mi sen de istemez misin hem balonun en güzel kızı bu gece yanlız kalmamalı"
Kübra karnından tutmuş kıvranırken bu çocuğun yaptığı iş miydi şimdi. Atakan büyük bir kıskançlıkla onları izlerken öfkesine hakim olmaya çalışıyordu.
"Seni bir daha uyarmicam benden Uzak dur artık"
Diyerek savaşın yanından ayrıldı çıkışa gitmeye çalışırken Atakan ın gözleri de onun üzerindeydi daha fazla dayanamayıp yanına gitti ama Kübra nın yüzünde ilk defa görmediği bir manzara vardı ve onun için endişelenmeye başlamıştı.
"Sen iyi misin Kübra?"
Bir cevap almayı beklerken kübra birden yere yığıldı tâbi atakan başının yere çarpmasına izin vermedi.
Bunu gören etraftaki kalabalık genç kızın başına toplanmaya başladı ama onun için en çok endişelen hiç şüphesiz ki atakan'dı.
"Bir açılın nefes alsın"
"Hocam böyle olmaz hastaneye götürmemiz lazım ya bir şey olursa kıza"
"Tamam çekilin ben götüreceğim siz eğlencenize devam edin emin olun bir şey olmayacak kendisine"
Atakan bütün bu meraklı bakışların arasında kübra'yı kucağına aldığı gibi balo salonundan dışarıya çıkarıyor.
Yolda ilerlerken bir yandan da genç kızı uyandırmak için elinden geleni yapıyor kendi kendine konuşuyordu.
"Hadi Kübra sen güçlüsün bu hal sana yakışmıyor kendine gel lütfen"
Neredeyse arabaya ulaşmışken Kübra birdenbire uyanıyor ve ne olduğunu anlamaya çalışıyor dışarının karanlığı yağan yağmur ve en sonunda kendini atakan'ın kucağında görünce elbette ki şaşırıyor.
"Ne oldu ya bana neredeyiz?"
"Bayıldın merak etme seni hastaneye yetiştireceğim"
"Hayır hayır lütfen indirir misiniz beni ben gayet iyiyim"
"İyi falan değilsin elimde bayıldın resmen"
"İndirir misiniz beni lütfen"
Bu sefer sesi tahmin ettiğimden de yüksek çıkıyordu Atakan ne olduğunu anlamadan kübra'yı kucağından indirdiğinde Kübra hiçbir şey söylemeden tekrar gözleri dolu bir şekilde yağmurun altında koşmaya devam ediyor Atakan olanlara anlam veremediği için peşinden gidiyor.
"Kübra ne yapıyorsun yine bayılmak mı istiyorsun hem yağmur yağıyor beni dinle gel"
Ama ne kübra'ya yetişebildi ne de sesini duyurabildi Kübra gözden kaybolduğunda etrafına bakınıyor onu aramaya çalışıyordu ama yağan yağmur ve etraftaki sis üstüne bir de karanlık buna çok izin vermiyordu.
Biraz daha etrafına bakındıktan sonra kaldırımda oturan ve bir yandan da ağlayan kübra'yı gördü ne olduğunu anlam veremeden yanına gitti Kübra başını kaldırdığında kızarmış gözleriyle ona bakmıştı ve ilk defa kendini bu kadar güçsüz hissediyordu. Atakan onu bu halde görmek istemiyordu ceketini çıkarıp üzerine verdi.
"Yapma bu sen değilsin sana yakışmıyor böyle olmak"
"Neler yaşadığımı kimse bilmiyor"
"Evet kimse bilmiyor ben de bilmiyorum ama ne kadar zor bir dönemden geçtiğinin farkındayım"
"Hayır farkında değilsin kimse değil"
"Ama burada durarak ve ağlayarak hiçbir şeyi çözemezsin hadi gidelim söz veriyorum elimden geleni yapacağım"
"Kimsenin yardımına ihtiyacım yok ben kendi başımın çaresine bakarım"
"Sana hadi dedim bu yağmurun altında yalnız bırakacak değilim herhalde"
"Neden neden gitmiyorsun neden beni rahat bırakmıyorsun"
"Kim seni bu halde bırakır ki?"
"Herkes kimsenin umurunda değil ki zaten"
"Ben herkes değilim ama"
Atakan'ın bütün ısrarlarına rağmen Kübra yerden kalkmayınca Atakan son bir çare olarak onu kucağına alıp zorla arabaya bindirdi.
"Biraz daha bağırmaya devam edersen gerçekten kalbini kıracağım"
Bu sözlerin ardından Kübra biraz olsun sakinleşmişti ama nereye gittiklerinin de farkındaydı o yüzden gitmek istemiyordu o eve bir daha dönmek istemiyordu.
"eve gitmek istemiyorum beni indirin lütfen"
"Gerçekten sorun ne ailenle ilgili bir şey mi?"
"Aile diye bir şey kaldıysa onlarla ilgili sorun da olur"
"Anlıyorum anlamaya çalışıyorum ama merak etme eve götürmeyeceğim seni bana gidelim konuşacağız halledeceğiz"
"Ben bir yere gitmek istemiyorum beni indirir misiniz lütfen"
"Hayır sana fikrini soran olmadı beni dinleyeceksin"
Emrivaki hoşuna gitmese de birilerinin gerçekten onun için endişelenmesi hoşuna gitmişti en azından bütün bu kötü geçen günün ardından iyi olan tek şey oydu.
Dairenin önüne geldiklerinde ikisi de sırılsıklam olmuştu dışarıda hala yağmur yağıyor içerisi oldukça sıcak bir yerdi.
Kanepeye oturduklarında Kübra gözlerini yere dikmiş hiçbir şekilde konuşmuyordu Atakan da konuşmuyor sadece onu izliyordu.
"Şu ıslak kıyafetlerden kurtulalım yoksa ikimiz de hasta olacağız"
Kübra yine cevap vermemişti ne olacaksa olsun artık umurunda değildi.
Atakan konuşmayacağının farkında olduğu için içeri gidip üzerine değiştirdi onun için de bir eşofman takımı getirdi.
"Lütfen bunları giyer misin ben de sana sıcak bir şeyler getireceğim döndüğümde konuşacağız her şeyi tamam mı çözülmeyecek şey yok inan bana"
Boş gözlerle yeri izleyen Kübra Atakan içeri gittikten sonra eşofmanları üzerine geçiriyor ama yorgunluk bedelini ele geçirdiği için ve hiçbir şekilde konuşmak istemediği için kanepeye uzanıyor.
Atakan mutfakta çay yaparken ne olmuş olabilir acaba diye düşünüyor. Elinde iki fincan çayla geri döndüğünde kübra'nın çoktan uyuduğunu fark etmişti saçları ıslak şekilde uyuması hiç de sağlıklı değildi zaten ilk gözüne çarpan da oydu.
Kendi kendine bu kız ne yaşadı acaba bugün bu hale geldi diye düşünmeden edemedi yatak odasından örtü getirip kübra'nın üzerine örttü.
Ses çıkarmadan yanına yaklaşıp saçlarını okşadı ıslanan saçlarıyla birlikte şampuanın kokusu bütün salonu doldurmuştu.
"Merak etme güzelim artık yanlız değilsin"
Bölüm etkileşimi
