BİR ÖĞRETMEN BİR SIR kitap kapağı

19. bölüm / 48

18. Bölüm - sana sahibim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 48Şu an: 18. Bölüm - sana sahibim
  1. 1 Tanıtım60 kelime
  2. 2 1. Bölüm yeni bir okul1.128 kelime
  3. 3 2. Bölüm ciddi bir konuşma1.321 kelime
  4. 4 3. Bölüm kitap okuma uygulaması1.067 kelime
  5. 5 4. Bölüm popüler kitap907 kelime
  6. 6 5. Bölüm -yeni komşu1.147 kelime
  7. 7 6. Bölüm sık karşılaşmalar1.116 kelime
  8. 8 7. Bölüm hayranlık987 kelime
  9. 9 8. Bölüm buzlar eriyor1.303 kelime
  10. 10 9. Bölüm ilgi1.054 kelime
  11. 11 10. Bölüm yaralarını ben sarayım1.542 kelime
  12. 12 11. Bölüm -birincilik1.204 kelime
  13. 13 12. Bölüm -karar1.442 kelime
  14. 14 13. Bölüm -Bordo elbise1.175 kelime
  15. 15 14. Bölüm -BALO GECESİ1.476 kelime
  16. 16 15. Bölüm -ilk öpücük934 kelime
  17. 17 16. Bölüm -ilk gece1.707 kelime
  18. 18 17. Bölüm - artık hep yan yanayız1.234 kelime
  19. 19 18. Bölüm - sana sahibim941 kelime · Okuduğun bölüm
  20. 20 19. Bölüm -kaybedilen zaman1.201 kelime
  21. 21 20. Bölüm -özür972 kelime
  22. 22 21. Bölüm işler karışıyor693 kelime
  23. 23 22. Bölüm - sonsuza kadar benim ol1.656 kelime
  24. 24 23. Bölüm - gidelim buralardan1.647 kelime
  25. 25 24. Bölüm - yolculuk1.539 kelime
  26. 26 25. Bölüm - İstanbul1.017 kelime
  27. 27 26. Bölüm- İstanbul da yeni bir hayat829 kelime
  28. 28 27. Bölüm - kıskançlık1.096 kelime
  29. 29 28. Bölüm - zevk799 kelime
  30. 30 29. Bölüm- karşılık verirse senindir1.282 kelime
  31. 31 30. Bölüm - ihanet1.200 kelime
  32. 32 31. Bölüm- yıllar sonra901 kelime
  33. 33 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler2.379 kelime
  34. 34 33. Bölüm - naptım ben1.635 kelime
  35. 35 34. Bölüm - yazar okulda1.445 kelime
  36. 36 35. Bölüm - artık iş arkadaşıyız1.067 kelime
  37. 37 36. Bölüm - öğretmenlik1.271 kelime
  38. 38 37. Bölüm - bıçklanma857 kelime
  39. 39 38. Bölüm - gözyaşı760 kelime
  40. 40 39. Bölüm- kavuşma1.201 kelime
  41. 41 40. Bölüm - artık hiç ayrılmayacağız1.161 kelime
  42. 42 41. Bölüm - evimize gidiyoruz886 kelime
  43. 43 42. Bölüm- ben yanındayım786 kelime
  44. 44 43. Bölüm - evlilik teklifi1.473 kelime
  45. 45 44. Bölüm - nişan1.771 kelime
  46. 46 45. BÖLÜM - DÜĞÜN HAZIRLIKLARI1.224 kelime
  47. 47 46. Bölüm - kına gecesi ve düğün2.000 kelime
  48. 48 47. Bölüm - Baba oluyorsun (final)2.058 kelime

# 18. BÖLÜM - SANA SAHİBİM

Ve işte annem tekrar evlendi. Vay be… Kızından, memleketinden vazgeçip bir adamla Antalya'da yeni bir hayata başlıyor. Beni ve bütün her şeyi arkasında bırakarak hem de. Çok garip.

Nikâh biraz önce bitti. Çok ısrar ettiği ve Atakan orada bulun dediği için geldim, yoksa gelmezdim. Annem davetlileri yolcu ederken Atakan aradı. Bir yandan annemi izliyor, bir yandan sevgilimle konuşuyordum.

"Ne zaman gelirsin?"

"1 saate kadar orada olurum."

"Nasıl geçti?"

"Yani iyi herhalde. Annem mutlu görünüyor."

"Sevdiği adamla evlendi, ondan mutludur herhalde."

"Yani muhtemelen."

"Sen nasılsın peki?"

"Kimsesiz gibi."

"Eve geldiğinde seni cezalandıracağım. Nasıl kimsesiz olduğunu düşünürsün? Ben neyim?"

"Sen başkasın ve şu an gerçekten sahip olduğum tek şey sensin."

"Üzme kendini. Birbirimize sahibiz be, ne olursa olsun beraberiz."

"Biliyorum ve bunu bilmek beni mutlu ediyor."

"Erken dönmeye çalış. Seni almaya gelebilirim."

"Gerek yok, gelirim birazdan."

"Öpüyorum. Dudaklarını özledim."

"Bir iki saate kavuşacaksın, merak etme."

"Sabırsızlıkla bekliyorum."

Telefonu kapattığımda içime yayılan sıcaklıkla bir süre mutlu oluyorum. Annem sanırım şu an biraz vicdan azabı çekiyor. Benimle ilgileniyor çünkü.

Ve Atakan ile sevgili olduğumuzu söyleyeceğim ona. Ne de olsa gidecek.

"Anne, beş dakikan var mı?"

"Var, geldim."

Yanıma geldi. Kocası duymasın diye biraz öteye götürdüm onu.

"Sana söylemem gereken önemli bir şey var. Sadece bil istedim."

"Seni dinliyorum."

"O gün tanıştığın sınıf hocam var ya, Atakan hoca."

"Eee, ne olmuş ona?"

"Onunla sevgiliyiz. Bil istedim sadece."

"Ne?"

Bir anda yükselen sesiyle etraftakiler bize bakıyorlar. Böyle az oldu anne, biraz daha bağır da tüm İzmir duysun.

"Sen kafayı mı yedin? Kübra, hocanla sevgili olmak da ne demek?"

"Ne var bunda? Aşk bu, oluyor demek ki."

"O adamla aranda kaç yaş var senin?"

"Beş yaş. Az çok az, ne var ki bunda? Sadece bil istedim. Hayatıma karışma zaten, bırakıp gidiyorsun."

"Ben de babanı cezalandırmak için yapıyorsan çok yanlış bir yoldasın."

"Sizi cezalandırmak için böyle saçma bir yola girmezdim, emin ol. Hem neden sizi cezalandırmek için kendi hayatımı kullanayım ki? Ayrıca öyle bir şey olsa da sizin umurunuzda olmaz."

"O adamı gördüm. Yakışıklı, yalnız yaşayan, havalı adamın biri. Senin gibi kaç tane kız vardır hayatında kim bilir. Genceciksin, seni kullanıp bırakacak."

"O öyle biri değil. Beni merak etme. Bundan sonra onunla beraberim. O beni korur."

"Sen bence kendini ondan koru ve ondan ayrıl."

"Öyle bir şey olmayacak, tamam mı? Hayatıma karışma, bugüne kadar karışmadığın gibi. Umarım çok mutlu olursun. Sana iyi yolculuklar."

Daha fazla bir şey söylemesine fırsat vermeden oradan ayrıldım. Çok fazla karışacağını düşünmüyorum. Sadece bilmesini istedim, o kadar.

Bulduğum ilk taksiye atlayıp eve doğru yola koyuldum ama kendi dairem yerine Atakan'ın dairesine gittim.

Kapıyı her zamanki gibi yüzünde kocaman bir gülümsemeyle açtı. Sıcacık sarıldı bana. O an bütün günün ağırlığı sanki omuzlarımdan kalktı.

"Nasıldı diye sormayacağım."

"Yani iyi gibi ama ben anneme bizi söyledim."

Hayretle suratıma bakıyor.

"Ne dedi peki?"

"Bizden olmazmış falan filan. Boş işte."

"Canını sıkmadı değil mi?"

"Benim canımı sadece önemsediğim insanlar sıkar. Onlar da çok az."

"Peki ben var mıyım o insanların içinde?"

"Birinci sıradasın hem de."

"Ben senin canını sıkacak bir şey yapmam. Sana zarar veren en son kişi bile olmak istemem."

"Ben sana sahip olduğum için çok şanslıyım."

"Ben de öyle. Eh, hadi bakalım, gidiyoruz."

"Nereye?"

"Alışverişe. Sevgilimle bir alışveriş de mi yapmayalım?"

"Yani olur da ben önce eve uğrayıp bir üstümü değiştirip gelsem olur mu?"

"Olur ama sadece on dakikan var."

"Yirmi de tamam olsun."

"Süren başladı."

Ayağa kalkıp tam gidiyordum ki...

"Hey, bir şey unutmadın mı?"

Diyerek isyan etti. Unutmadım da sen hatırlat istedim.

Uzunca dudaklarından öpüp yanından ayrılıyorum.

Hemen üzerimdeki elbiseden kurtulup beyaz tişört, siyah deri ceket giyip altına da geniş siyah bir kumaş pantolon geçirip evden çıkıyorum.

Dışarı çıktığımda Atakan'ın çoktan arabayı çalıştırdığını gördüm. Şoför koltuğunun yanındaki koltuğa oturup kemerimi bağladım.

"İki dakika geç kaldın."

"Normal olarak tabii."

"Bunu da yazdım deftere. Akşam hepsini ödersin artık."

"Büyük bir zevkle öderim."

Diyerek arsızca gülüyorum.

Geçtiğimiz kilometreler arkamızda kalırken alışveriş merkezine geliyoruz. Önce birkaç mağaza gezip bakınıyoruz. Birkaç kıyafet deniyoruz ama bize göre pek bir şey yoktu.

En son tişörtlere bakarken Atakan elinde toz pembe, ince askılı, yırtmaçlı bir elbiseyle çıkıp geliyor.

"Aşkım, bunu denesene. Sana çok yakışır."

"Olur, madem sen beğendin."

Elbiseyi alıp kabine giriyorum. Üzerimdekileri çıkarıp elbiseyi giydikten sonra saçlarımı da dağınık topuz yapıp çıkıyorum.

Atakan kanepede oturmuş telefona bakıyordu.

"Nasıl olmuş hayatım?"

Elini çenesine dayayıp hayranlıkla izliyor beni.

"Sadece birkaç saat seni böyle izleyebilirim."

"O kadar vaktimiz yok ama."

"Bunu kesin alıyoruz, değil mi?"

"Evet, evet. Alıyoruz."

Kasaya gittiğimizde Atakan ödemeyi yapıyor. Oradan yemek yemeye gidiyoruz ama Atakan aceleci davranıyor çünkü bir an önce eve gitmek istiyor.

"Ne acelen var senin bu kadar?"

"Anlamıyor musun? Çok özledim seni."

"Anlıyorum ama acele etme. İstediğini alacaksın."

"Biliyorum ama hemen istiyorum."

Daha fazla duramadı zaten. Arabaya bindiğimiz gibi eve gittik.

Kapı kapanır kapanmaz bana sarıldı. Gün boyunca biriktirdiği özlemi sanki tek bir sarılmaya sığdırmaya çalışıyordu. Dudakları dudaklarıma değdiğinde ben de ona karşılık verdim.

Bir süre sonra beni kucağına alıp yatak odasına götürdü. Odanın kapısı kapandığında dışarıdaki bütün dünya geride kalmış gibiydi.

Bütün gün yaşadıklarım, annemle yaptığım tartışma, içimdeki o kimsesizlik hissi… Hepsi bir anda uzaklaştı.

Atakan'ın yanında kendimi güvende hissediyordum.

O gece birbirimize sarılarak, uzun uzun konuşarak ve arada birbirimizi öperek geçirdik. Bazen kelimeler gereksizdi. Sadece yanında olmak bile yetiyordu.

Bir ara ona sarılıp gözlerimi kapattım.

"Atakan..."

"Hı?"

"İyi ki varsın."

Saçlarımı okşadı.

"Sen de iyi ki varsın."

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra yüzüme bakıp gülümsedi.

"Bugün canını sıkan her şeyi unut."

"Sen yanımdayken zaten unutuyorum."

Beni kendine biraz daha yaklaştırdı.

"Bu gece sadece ikimiz varız."

Gülümsedim ve başımı göğsüne yasladım.

O an gerçekten kimsesiz olmadığımı hissettim.

Çünkü annem gitmiş olabilir, hayatım değişmiş olabilir, her şey darmadağın olmuş olabilir...

Ama yanımda Atakan vardı.

Ve ben, ilk kez bir yere aitmişim gibi hissediyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.433okunma 60beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…