BİR ÖĞRETMEN BİR SIR kitap kapağı

31. bölüm / 48

30. Bölüm - ihanet

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 48Şu an: 30. Bölüm - ihanet
  1. 1 Tanıtım60 kelime
  2. 2 1. Bölüm yeni bir okul1.128 kelime
  3. 3 2. Bölüm ciddi bir konuşma1.321 kelime
  4. 4 3. Bölüm kitap okuma uygulaması1.067 kelime
  5. 5 4. Bölüm popüler kitap907 kelime
  6. 6 5. Bölüm -yeni komşu1.147 kelime
  7. 7 6. Bölüm sık karşılaşmalar1.116 kelime
  8. 8 7. Bölüm hayranlık987 kelime
  9. 9 8. Bölüm buzlar eriyor1.303 kelime
  10. 10 9. Bölüm ilgi1.054 kelime
  11. 11 10. Bölüm yaralarını ben sarayım1.542 kelime
  12. 12 11. Bölüm -birincilik1.204 kelime
  13. 13 12. Bölüm -karar1.442 kelime
  14. 14 13. Bölüm -Bordo elbise1.175 kelime
  15. 15 14. Bölüm -BALO GECESİ1.476 kelime
  16. 16 15. Bölüm -ilk öpücük934 kelime
  17. 17 16. Bölüm -ilk gece1.707 kelime
  18. 18 17. Bölüm - artık hep yan yanayız1.234 kelime
  19. 19 18. Bölüm - sana sahibim941 kelime
  20. 20 19. Bölüm -kaybedilen zaman1.201 kelime
  21. 21 20. Bölüm -özür972 kelime
  22. 22 21. Bölüm işler karışıyor693 kelime
  23. 23 22. Bölüm - sonsuza kadar benim ol1.656 kelime
  24. 24 23. Bölüm - gidelim buralardan1.647 kelime
  25. 25 24. Bölüm - yolculuk1.539 kelime
  26. 26 25. Bölüm - İstanbul1.017 kelime
  27. 27 26. Bölüm- İstanbul da yeni bir hayat829 kelime
  28. 28 27. Bölüm - kıskançlık1.096 kelime
  29. 29 28. Bölüm - zevk799 kelime
  30. 30 29. Bölüm- karşılık verirse senindir1.282 kelime
  31. 31 30. Bölüm - ihanet1.200 kelime · Okuduğun bölüm
  32. 32 31. Bölüm- yıllar sonra901 kelime
  33. 33 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler2.379 kelime
  34. 34 33. Bölüm - naptım ben1.635 kelime
  35. 35 34. Bölüm - yazar okulda1.445 kelime
  36. 36 35. Bölüm - artık iş arkadaşıyız1.067 kelime
  37. 37 36. Bölüm - öğretmenlik1.271 kelime
  38. 38 37. Bölüm - bıçklanma857 kelime
  39. 39 38. Bölüm - gözyaşı760 kelime
  40. 40 39. Bölüm- kavuşma1.201 kelime
  41. 41 40. Bölüm - artık hiç ayrılmayacağız1.161 kelime
  42. 42 41. Bölüm - evimize gidiyoruz886 kelime
  43. 43 42. Bölüm- ben yanındayım786 kelime
  44. 44 43. Bölüm - evlilik teklifi1.473 kelime
  45. 45 44. Bölüm - nişan1.771 kelime
  46. 46 45. BÖLÜM - DÜĞÜN HAZIRLIKLARI1.224 kelime
  47. 47 46. Bölüm - kına gecesi ve düğün2.000 kelime
  48. 48 47. Bölüm - Baba oluyorsun (final)2.058 kelime

30. BÖLÜM - İHANET

Zamanın bu kadar hızlı geçmesi planda olmayan şeyleri de beraberinde getirmişti örneğin okulların kapanması mezun olup diploma almam üniversite sınavı sonuçları ile açıklanması ve gayet iyi bir derece ile puan yapmış olmam.

Evet zamana kadar hızlı geçmişti ki bunların ne ara olduğunu bile anlamamıştım üniversite sınavının stresinden dolayı çoğu zaman ne kendimle ne atakan'la ne de çevremle ilgilenemediğim için zaman tahmin ettiğimden de hızlı geçmişti.

Neyse ki bu sınav döneminde en büyük destekçim atakan'dır gerek dersler konusunda gerek psikolojik durumum konusunda bana oldukça destek vermişti o yüzden onun varlığına her gün minnet ederek hayatımı yaşamaya devam ediyorum sanırım Büşra Kendi düşüncelerinde haksız çıktı çünkü uzun bir süredir ne benimle ne atakan'la görüşmüyor ne de bizim evimize gelmiyor ortak arkadaşlarımız geldiğinde bile kendisini görmüyorum pes etmiş olmalı.

Kazandığım minik zaferle yerimde sivil çığlıkları atarken birkaç gün sonra açılacak tercihleri düşünüyordum henüz tercihleri vermemiştim. 1. tercihim elbette ki İstanbul'dan yana olacaktı ama Atakan kendini zorlama nerede okumak istiyorsan orayı tercih edebilirsin oraya gideriz demişti. Buraya alışmışken burada yeni bir düzen kurmuşken başka bir yere gitmek istemiyorum Zaten buraya her şeyi geride bırakıp gelmiştik öyleyse ona göre yaşamaya devam etmeliyiz.

Atakan yaklaşık 2 saat önce evden çıkmıştı dışarıda işim var demişti ama ne işi olduğunu sormamıştım neyse zaten gelir birazdan bilgisayardan gidebileceğim üniversitelere ve bölümlere bakarken kapının zilinin çalması ile birlikte bilgisayarı kapatıp kapıya yöneliyorum.

Gelen Atakan değil bunu biliyorum çünkü Atakan anahtarını almıştı kim geldi diye düşünürken kapıyı açtığında hiç de görmeyi tahmin etmeyeceğim bir kişi vardı kapımda.

Evet bu oydu ta kendisi Büşra kendisini yaklaşık bir buçuk aydır hiçbir şekilde görmemiştim yüzündeki sinsi gülümseme ye anlam veremeden direkt olarak sorumu yönelttim.

"Bu ani sürprizine neye borçluyuz Büşra?"

Yüzünü kaplayan alaycı bir tavırla beni baştan aşağı süzerken oldukça sakin bir şekilde cevap verdi.

"Bence beni içeri davet etmelisin zira birazdan söyleyeceklerimden sonra ayakta kalmakta güçlük çekeceksin"

"Madem o kadar meraklısın içeri girmeye buyur geç ama söyleyeyim Atakan evde değil"

"Onu görmeye gelmedim Zaten ben seni görmeye geldim daha doğrusu sana bir şey göstermeye bir şeyler söylemeye geldim"

"Karşılıksız kalan aşkının acısını benden çıkarmak istiyorsan bence doğru bir seçim değil"

Elindeki çantayı usulca kanepeye bırakırken oldukça cüretkar bir şekilde benim demin kalktığım yere oturuyor bunu görmezden gelip karşısına dikiliyorum.

"Ah Kübra ah dışın büyük bir kadın gibi görünebilir ama hala 19 yaşında bir çocuk olduğunu unutmuşsun"

"Aklın yaşta değil başta olduğunu söylememe gerek yok herhalde bunu benden yaşça büyük biri olarak sen de gayet iyi biliyorsundur"

"Evet biliyorum ve akıl yaşının da normal yaşın kadar küçük kaldığını görebiliyorum"

"Ne söyleyeceksen söyle ve çek git buradan artık"

"Peki seni daha fazla meraklandırmak istemem dün akşam sevgilin neredeydi?"

Sorduğun soru karşısında ne diyeceğimi şaşırdım çünkü dün akşam Atakan evde değildi bunu nereden biliyordu?

"Neredeyse neredeydi bu senin ne ilgilendiriyor ki? "

" Elbette beni hiçbir şekilde ilgilendirmiyor eğer yanımda olmasaydı"

Duydum bu cümleler beynimde çınlamaya devam ederken ne olduğunu idrak etmeye çalışıyordum.

" Ne söylüyorsun sen açık bir şekilde konuş"

" Yani diyorum ki hani bana demiştin ya karşılık verirse senindir babana karşılık vermeyi çoktan razıymış"

Olduğum yerde büyük bir kahkaha attım çünkü bu benimle dalga geçmeye gelmişti.

" Çok komiksin Büşra bu sözleri bir senaristten falan mı aldın çünkü senin söyleyebileceğin şeyler değil"

" Bana inanmıyorsun öyle değil mi ne kadar zavallısın kendi içinde bunu doğru olmaması için yalvarıyorsundur eminim"

" Benim de emin olduğum tek bir şey var sen çok kıskanç bir kadınsın neden seni istemeyeni değil de isteyen birini seçmiyorsun ki? "

" Anlaşılan sen bana hala inanmıyorsun peki sana kanıt getirdim"

Daha fazla ne kadar saçmalayacak diye merak ederken çantasındaki telefonu çıkarıp ekranı yüzüme doğru tuttu sırıtarak baktığım ekrana resmen gözlerimde olarak bakmayı bitirmek zorunda kaldım çünkü gördüğüm manzara gördüğüm fotoğraf akıl alır gibi değildi.

Evet bu oydu atakan'dı eminim ve Büşra ile öpüşüyordu. Gördüğüm şeyleri idrak etmek ve bunların gerçek olup olmadığını anlamaya çalışmak çok uzun bir süre mi aldı fotoğrafı büyültüp küçültüp dikkatle baktım ama ne kadar zavallı bir durumda olduğumun farkına vardığımda bunu yapmayı bıraktım. Bu aşağılık kadının karşısında elbette ki ağlayıp sızlayacak değilim.

"İstersen sana mesajlarımızı da gösterebilirim"

"Kalsın istemem rezilliğiniz de size kalsın"

"Ben sana dedim değil mi O seni sadece bir kerelik kullanıp attı sana yazık oldu"

"Olduysa bana oldu seninle ilgilendirir şimdi çıkıp gider misin buradan"

"Verdiğin sözü unutma karşılık verirse-"

"Senindir al senin olsun bir işime yaramaz Zaten o bundan sonra iki ucuz insan birbirini tamamlasın"

Bu sözleri söylerken ne kadar güçsüz olduğumu farkındaydım ama onun yüzündeki o Zafer gülümsemesini görmek istemiyordum o kapıyı çarpıp çıkarken ben burada oturup ağlamamak için kendimi zor tutuyordum evet elbette ki ağlayacaktım belki saatlerce belki günlerce ama şu an ne yeri ne zamanıydı mantıklı düşünüp harekete geçmek zorundaydım.

Dolu gözlerimle telefon ekranından Kıbrıs bileti ayarlamaya çalışırken bir yandan da eşyalarımı topluyordum onun bana aldığı hiçbir şey götürmek istemiyorum lanet parasıyla aldığı lanet hediyeler ona kalsın tek istediğim bu berbat evden bu berbat şehirden ve bu berbat adamdan bir an önce kurtulmaktı.

Eşyalarımı boğulma tıkıştırırken bir yandan da ağlamamak için kendimi zor tutuyordum ama ağladığım şey Atakan deyince benim saflığımdı o beni kullanmıştı ve ben üstelik onunla yatmıştım. Bunu düşünce kafamı duvarlara vurup kendimi öldürmek istiyordum ama hiçbir şey ve hiç kimse benim canımdan daha değerli değildi.

Eşyalarımı toparladıktan sonra hızlı bir şekilde üzerimi değiştirip bu berbat evden bir an önce kurtulup gitmek istiyorum ayakkabılarımı giyerken hiç olmadığım kadar kötü hissediyordum kendimi. Yaptığım aptallığa diyecek bir tek söz yoktu keşke zamanında annemi dinleseydim o bana ona güven olmaz seni kullanacak dediğinde ben onu ciddiye almamış gülüp geçmiştim ama şimdi kapısına gidecek kimsem yok ne annem ne babam beni kabul etmeyeceklerinden değil elbette ki beni kabul ederler ama gitmeye yüzüm yok.

Zaten bundan sonra hayatımı kimseye bağlamadan yaşamak istiyorum bir kere atakan'a bağladım da ne oldu en büyük şerefsizliğini yaptı zaten evden ayrılırken ona hiçbir şekilde açıklama yapma gereği duymadım zaten gelmemişti belki bir not bırakıp çıkmak iyi olur diye düşündüm ama onu bile hak etmediğini düşündüm.

Havaalanına gidene kadar gözyaşlarını içime akıttım az daha dayan Kübra olman gereken yere gittiğinde istersen günler boyunca ağla.

Basit kadınlar aldatıldığında hayattan zor ağlardırlar her şey bir kenara bırakır ama ben öyle yapmayacağım korumaya çalıştığım gelecek bana ait ve bunun kimsenin çalmasına izin veremem O yüzden ağlayıp sızlamak bir kenara hayatıma odaklanmam gerekiyor.

Neyse ki annem ve babamın benim için açtıkları ortak hesaba aylık olarak düzenli bir şekilde yatırdıkları para var O olmasa ne yapardım hiç bilmiyorum.

****

Sabah saat 7.40 falandı ben bırak uyumayı gözlerimi bile 1 saniye kapatmamıştım dün akşam saatlerinde Kıbrıs'a ulaşmış bulduğum ilk pansiyona yerleşmiştim şimdi bütün hayatım bu pansiyonun daracık odasında dışarıya bakmakla mı geçinecekti hayır asla bu kadar basit bir geleceği hak etmiyordum şimdi önümde sadece 2 seçenek kalmıştı ya Türkiye'ye dönüp orada okuyacaktım ya da Kıbrıs'ta bir üniversite bulup devam edecektim değil Türkiye'ye dönmek Türkiye'nin adını bile duymak istemiyorum elbette bir gün oraya geri döneceğim ama o gün bugün değil.

Öğlene doğru dışarıya çıktığında yaptığım ilk iş bu telefondan kurtulmak oldu yeni bir telefon yeni bir hat yeni bir hayat kimsenin bana ulaşmasını istemiyorum kimsenin beni merak etmesini de istemiyorum.

Belki burası acı dolu bir yer olacak ama acı beni hiç olmadığım kadar olgunlaştıracak yeni hayatımın ilk gününden verdiğim sözleri tutmak için büyük bir çaba sarf ederek pansiyonun odasına doğru ilerliyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

567okunma 25beğeni 10yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…