Bölümler 48Şu an: 16. Bölüm -ilk gece
- 1 Tanıtım60 kelime
- 2 1. Bölüm yeni bir okul1.128 kelime
- 3 2. Bölüm ciddi bir konuşma1.321 kelime
- 4 3. Bölüm kitap okuma uygulaması1.067 kelime
- 5 4. Bölüm popüler kitap907 kelime
- 6 5. Bölüm -yeni komşu1.147 kelime
- 7 6. Bölüm sık karşılaşmalar1.116 kelime
- 8 7. Bölüm hayranlık987 kelime
- 9 8. Bölüm buzlar eriyor1.303 kelime
- 10 9. Bölüm ilgi1.054 kelime
- 11 10. Bölüm yaralarını ben sarayım1.542 kelime
- 12 11. Bölüm -birincilik1.204 kelime
- 13 12. Bölüm -karar1.442 kelime
- 14 13. Bölüm -Bordo elbise1.175 kelime
- 15 14. Bölüm -BALO GECESİ1.476 kelime
- 16 15. Bölüm -ilk öpücük934 kelime
- 17 16. Bölüm -ilk gece1.707 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 17. Bölüm - artık hep yan yanayız1.234 kelime
- 19 18. Bölüm - sana sahibim941 kelime
- 20 19. Bölüm -kaybedilen zaman1.201 kelime
- 21 20. Bölüm -özür972 kelime
- 22 21. Bölüm işler karışıyor693 kelime
- 23 22. Bölüm - sonsuza kadar benim ol1.656 kelime
- 24 23. Bölüm - gidelim buralardan1.647 kelime
- 25 24. Bölüm - yolculuk1.539 kelime
- 26 25. Bölüm - İstanbul1.017 kelime
- 27 26. Bölüm- İstanbul da yeni bir hayat829 kelime
- 28 27. Bölüm - kıskançlık1.096 kelime
- 29 28. Bölüm - zevk799 kelime
- 30 29. Bölüm- karşılık verirse senindir1.282 kelime
- 31 30. Bölüm - ihanet1.200 kelime
- 32 31. Bölüm- yıllar sonra901 kelime
- 33 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler2.379 kelime
- 34 33. Bölüm - naptım ben1.635 kelime
- 35 34. Bölüm - yazar okulda1.445 kelime
- 36 35. Bölüm - artık iş arkadaşıyız1.067 kelime
- 37 36. Bölüm - öğretmenlik1.271 kelime
- 38 37. Bölüm - bıçklanma857 kelime
- 39 38. Bölüm - gözyaşı760 kelime
- 40 39. Bölüm- kavuşma1.201 kelime
- 41 40. Bölüm - artık hiç ayrılmayacağız1.161 kelime
- 42 41. Bölüm - evimize gidiyoruz886 kelime
- 43 42. Bölüm- ben yanındayım786 kelime
- 44 43. Bölüm - evlilik teklifi1.473 kelime
- 45 44. Bölüm - nişan1.771 kelime
- 46 45. BÖLÜM - DÜĞÜN HAZIRLIKLARI1.224 kelime
- 47 46. Bölüm - kına gecesi ve düğün2.000 kelime
- 48 47. Bölüm - Baba oluyorsun (final)2.058 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
#16. BÖLÜM - İLK GECE
Kanepede Atakan ın kucağında oturup ona sarılıyordum demin öğretmenimle öpüştüm ve bundan gram pişmanlık duymuyorum onu daha erken bulmalıydım daha erken onunla olmalıydım.
Beni sıkıca kavramış nazik bir şekilde tüm vücudumu okşarken resmen baştan çıkıyordum dudaklarımı nazikçe öpüyor bırakıp sonra bir daha öpüyor bunu yaparken canımı hiç ama hiç actırmıyor. Ama artık eve gitmeliyim dün akşamdan beridir eve uğramadım.
"Artık gitmeliyim"
"Hayır şimdi değil biraz daha kal"
"Ama gitmek zorundayım bunu sen de biliyorsun"
"O eve gitmek zorunda değilsin orası sana acıdan başka bir yer getirmiyor"
"Biliyorum ama orada çok uzun kalmayacağım zaten tekrar geleceğim yanına"
"Orası artık senin evin değil burası da artık benim evim değil burası ikimizin evi seni tamamen acıya sürükleyen oraya geri gönderemem"
"Merak etme birkaç gün annem de gider Zaten ondan sonra hep birlikte olacağız"
"Yarıyıl tatili bitene kadar her gün seninle olmak istiyorum ondan sonra görüşebilmemiz daha zor olacak ama buna değer biliyor musun"
"O zaman şimdilik gitmeme izin vermelisin"
"Peki ama geri döneceğine söz verirsen"
"Söz geri döneceğim"
Ayağa kalkmış dış kapının oraya kadar giderken O da arkamdan geliyordu kapıyı açmadan önce sıkıca sarılıyor ve bütün vücudumu okşuyor. Son bir kez dudaklarımdan narince öptükten sonra beni artık rahat bırakıyor.
"Çabuk gel olur mu ben beklemekten hiç hoşlanmam"
"Hemen döneceğim ve döndüğümde senin olucam"
"Dört gözle dönüşünü bekliyorum"
Ellerinin arasında sıyrılıp giderken ayaklarım beni geri götürüyordu sanki. Bir saniye olsun ondan ayrılmak istemiyorum ama çok az kaldı bu evdeki işimi halleder halletmez tekrar yanına döneceğim.
Beni kimsenin görmeyeceğinden emin olduğum an apartmandan koşup bizim apartmana girdim dairenin önüne geldiğinde de anahtarımı takıp kapıyı açtım etraf sessiz görünüyordu muhtemelen annem daha uyanmamıştı ayakkabılarımı çıkartırken geceliği ile salona geldi.
"Neredesin sen dün akşam eve gelmedin mi?"
"Seni tebrik ederim çok güzel bir ebeveynsin kızın gece eve gelmiyor ve senin bundan yeni haberin oluyor"
"Beni yargılamayı bırak da cevap ver nerede sen dün akşam?"
"Yağmur çok yağdığı için eve dönemedim Bir arkadaşım da kaldım"
"Evinde kalabilecek bir arkadaşın var yani"
"Merak etme sen sevmesen de beni seven birileri var"
"En azından ben gittikten sonra yalnız olmayacaksın"
"Olsam da sorun değil insanlara kızmıyorum kendi annem beni istemiyor başkaları neden istesin ki"
"Gidip üzerini değiştir baban birazdan burada olur"
Eskiden olsa babamı göreceğim için heyecanlanırdım çünkü o zamanlar annemin ve babamın beni hala sevdiğine dair içimde bir his vardı ama artık o his olmadığı için heyecanlanmıyorum odama gidip üzerimdekilerden kurtulup duşa girdim güzelce yıkandıktan sonra saçlarımı kurutup üzerime temiz kıyafetler geçirdim o sırada kapının zilini çaldığını duydum. Annem açar diye kapıyla ilgilenmedim salona gittiğimde babamı gördüm eli kolu dolu gelmiş tabii ki de bir sürü hediye ıvır zıvır benim için hiçbir anlamı olmayan süslü paketlerden ibaret. Kendi yokluğunu bu hediyelerle doldurabileceğini zannediyor ama paranın sevdigiyi satın amayacağın bilmesi gerek.
Tatlı bir tebessümle yüzüme bakarken her zaman olduğu gibi boynuna sarılmamı bekliyor ama boş gözlerle yüzüne baktığımda bu beklentisinden kurtulup yanıma geldi.
"Bir hoş geldin demek yok mu babaya?"
"Hoş geldin"
"Hasta falan mısın?"
"Hayır değilim dün akşam okulun balosu vardı da biraz yorgunum"
"Okulun balosuna mı gittin normalde senlik şeyler değildir"
"Değişiklik olsun istedim"
Annemle hiçbir şey demeden odasına gidip tekrar üzerine değiştirdiğinde yanımıza geldi salonda oturduğumuzda konumuz ağırlıklı olarak velayettiti 18 yaşındayım ve biliyorum ki bana kendi başının çaresine bak diyecek kadar büyük olduğumu düşünüyorlar.
"Evet şimdi burada kimse üstü kapalı konuşmasın hepimiz açık ve net olacağız"
Diyerek söze başlıyor babam annem hemen atlıyor kendi fikirlerini söylemek için.
"Ben zaten daha öncesinden size söyledim Bir iki güne evleniyorum yeni evimi döşedim bile oraya gideceğim ve kübra'yı yanımda götüremem"
"Bu yaptığın bencillik Neslihan kendi kızının yeni hayatında nasıl istemezsin"
"Sen istedin mi Nihat beni yargılamadan önce kendine bak istersen"
Ve yine konu tartışmaya geldi benim yüzümden yine kavga ediyorlardı.
"Ama bana boşandığımızda velayeti almak istediğimi söylemiştin"
"Çünkü sen beni aldattığın kadınla evlenmek üzereydin onun için hazırlık yapıyordun kendi kızımı üvey annesinin evine gönderemezdim"
Kendi kendime senin evindeyken de üvey annemin evinde gibi hissetmişim diyemedim sadece sustum ve onları izledim.
"Peki şimdi ne değişti neden şimdi kızını istemiyorsun"
"Bu yaşına kadar baktım büyüttüm ayrıca 18 yaşında bundan sonra kendi hayatına bakabilir ya da senin yanında olabilir ben artık Kendi hayatıma bakmak istiyorum sevdiğim adamla mutlu olmak istiyorum"
Babam Kıbrıs'ta yaşıyor annem ise Antalya'ya gidecekmiş yeni kocasıyla birlikte beni de İzmir gibi koca bir şekilde yalnız bırakacaklar.
"Tekrar mı velayet davası açıcaz yani"
"Bundan sonrası beni ilgilendirmez ne de olsa kızın hala senin soyadını taşıyor"
Tartışmaları bitmek bilmedi en son tartışmaya bir nokta koymak istediğim için yüksek sesle konuştum.
"İkiniz de istemiyorum Zaten ikinizin de kendinize ait hayatınız olacak beni ayak bağı olarak görmenizi istemediğim için ikinize de gelmeyeceğim kendi hayatlarınıza devam edebilirsiniz bugüne kadar beni düşünmediğiniz gibi bugünden sonra da düşünmenize gerek yok başımın çaresine bakarım"
"Bizi ayak bağı falan değilsin Kübra"
"Evet öyleyim madem bir hata yapıp evlendiniz keşke beni dünyaya getirmeseydiniz ama madem getirdiniz benden sorumlu hissetmeyin kendinizi. Bu evin kirasını ödediğiniz sürece sorun yok herhalde o kadarını da kızınıza görürsünüz "
"Elbette ki neden ne annen senin hiçbir şeyini eksik etmeyeceğiz"
"En büyük eksiğim sıcak bir aileydi baba o alamayacağına göre maddi anlamda yanımda olmanız en büyük sorumluluğunuz olacak zaten kendi param olsa size ihtiyaç bile duymazdım ama buna mecburum"
Benim kararım her ne kadar ikisini sinirlendirmiş olsa da içten içe beni istemedikleri için kabul etmişlerdi. Uzun süren tartışmanın sonunda bu ev bana kalmıştı faturalar kiralar ve her ay hesabıma yatacak düzenli bir miktar da para onların üzerine olacaktı ben sadece okuluma gidecek derslerim ile ilgilenecektim bir sorun olursa onlara haber verecektim gerçekten merak ediyorum kızınız bu eve bir erkek atabilir bir erkekten hamile kalabilir başına çok fazla şeyler gelebilir ama onlar bunları umursamıyor bile bir an önce beni başlarından salmak istiyorlar.
"Anlaştığımıza göre artık hepimiz kendimize ait her şeyi toplayabiliriz bu evden"
Diyor annem sabırsız bir şekilde iki gün sonra evlenecek nikah şahidi olarak beni göstermek istediğini söyledi ama kabul etmedim nikahına bile gitmeyeceğim nikahtan hemen sonra Antalya'ya gideceklermiş babam ise bu gece geri dönecek.
"Tamam o zaman ben sana yardım ederim eşyalarını toplaman da"
"Böyle bir teklif senden beklemiyordum"
"Benden bir an önce kurulmak istiyorsun ya ben de sana ait hiçbir şey istemiyorum bu evde ve sana da ait bir şey istemiyorum Baba neyiniz varsa alın ve götürün burası artık benim evim ona göre kendi istediğim gibi düzenleyeceğim bu evi"
"Bir gün neden bu kararı aldığımızı anlayacaksın kızım eğer aynı çatı altında evliliğimizi sürdürmeye devam etseydik daha fazla psikolojik sorunların olacaktı"
"Psikolojik sorunlarım yok merak etmeyin ve size rağmen beni seven insanlar var ben kendi başımın çaresine bakarım size ihtiyacım yok"
Daha fazla tartışmayı yaratmamak adına babamın bana aldığı hediyeleri alıp odama götürüyorum paketlerin hiçbirini açmadan öylece yatağın üzerine bırakıp tekrar annemin yanına dönüyorum onun odasındaki bütün her şeyi toplamaya yardım ediyorum kıyafetleri özel eşyaları götürecekleri her şey onunla beraber hallediyoruz babam da yardım ediyor tabii ki de bu işler akşama kadar sürdüğü için bütün gün atakan'ın yanına gidemiyorum eminim beni beklerken kafayı yemiştir zaten onu bırakıp gittiğinde yüzündeki ifadeden anlamıştım benim gitmemi istemediğini. Akşama doğru babam tekrar Kıbrıs'a dönmek için arabasına binip gözden kaybolduğunda annem de sevgilisiyle akşam yemeğini yiyeceğini söyleyince bir şey demedim tabii ki de hazırlanıp evden çıktığı an ben de üzerimi değiştirip hemen karşı apartmana koştum.
Sabırsızca Zili çalarken kapının açılmasını bekliyorum. Kapı Bir kaç dakika sonra açıldı ve Atakan yüzünde sıcak bir gülümseme ile beni karşıladı. İçeri girdiğim an beni kollarına haps edip uzunca dudaklarımda öpüyor.
"Geç kaldın"
"Elimde olan bir şey değildi inan bana "
"Ne oldu üzgün gibisin"
"Boşver önemli değil iki gün sonra tamamen gidicekler hayatımdan ama senden tek bir şey istiyorum bu gece bu konu ile ilgili bir şey sorma"
"Nasıl istersen gelmiceksin sandım kafayı yicektim neredeyse"
"Geldim artık sen olmadan yaşayamam ve artık daha fazla beklemek istemiyorum senin olmak istiyorum"
Bunu söylerken dudaklarımız çok yakındı bir birine.
"Eğer hazır hissetmiyorsan sorun değil ne zaman istersen o zamana olur"
Dedi ama sözünü yarıda kestim.
"Hayır şimdi istiyorum lütfen hemen"
"Tamam güzelim bu gece istediğini alıcaksın ama önce bir yere uğramam gerekiyor"
"Nereye?"
"Korunmadan olmaz öyle değil mi?"
"Ne yani evinde prezervatif ve doğum kontrol hapı Yok mu?"
Hafif bir kahkaha atıyor.
"Eve kız atmadığım için lazım olmuyor genellikle ve sen ilkim olucaksın"
"Gurur duyarım ama acele et bekletme beni"
"Hemen dönücem uslu bir kız ol ve beni yatak odasında bekle"
"Orda olucam"
Dudaklarını öpüp yolluyorum kapı kaldıktan hemen sonra salonun ışığını kapatıp yatak odasına gidiyorum.
Kapıyı usulca araladığım anda odanın havası bile bana onun nasıl biri olduğunu anlatıyordu. Gözümü yoran tek bir renk yoktu. Gri, siyah ve lacivert birbirine öyle uyumlu karışmıştı ki oda hem sert hem de huzur veren bir atmosfere sahipti. Sanki burası sadece uyumak için değil, günün bütün yorgunluğunu geride bırakmak için hazırlanmış özel bir sığınaktı.
İlk dikkatimi çeken şey, duvara yaslanmış geniş siyah bazalı yatağı oldu. Üzerindeki koyu gri nevresim kusursuzca serilmişti. Lacivert yastıklar yatağa küçük ama şık bir hareket katıyordu. Dağınıklık neredeyse yoktu; her şey olması gereken yerdeydi. O an, onun dışarıdan göründüğü kadar umursamaz biri olmadığını düşündüm.
Yatağın karşısındaki duvarda büyük bir televizyon vardı. Altındaki mat siyah ünitede yalnızca birkaç kitap, kablosuz kulaklığı ve sade tasarımlı bir saat duruyordu. Gereksiz hiçbir eşya yoktu. Oda, fazlalıklardan arındırılmıştı; tıpkı sahibinin kafasını da gereksiz insanlarla doldurmayı sevmeyeceğini hissettirir gibiydi.
Pencerenin önünde koyu renk ahşaptan yapılmış çalışma masası duruyordu. Masanın üzerinde güçlü ışık veren modern bir lamba, dizüstü bilgisayarı ve düzenli şekilde dizilmiş birkaç not defteri vardı. Perdeler ise koyu griydi. Gün ışığı içeri süzülürken odanın sert renklerini yumuşatıyor, her köşeye sakin bir sıcaklık bırakıyordu.
Dolabın kapağı hafif aralıktı. İçeride beyaz, siyah ve gri tonlarında askıya asılmış tişörtler, ütülü gömlekler ve düzenli dizilmiş ceketler görünüyordu. Yerde tek bir kıyafet bile yoktu. Beklediğim dağınık erkek odasının aksine, burada her şey şaşırtıcı derecede özenliydi.
Duvarlarda gösterişli tablolar yerine siyah çerçeveli birkaç minimal poster asılıydı. Köşede duran yeşil bir salon bitkisi ise odanın koyu tonlarını canlandırıyordu. Hafif odunsu ve temiz bir erkek parfümü kokusu odaya sinmişti. Ne ağırdı ne de rahatsız ediciydi; tam tersine, insanın fark etmeden derin bir nefes almasına neden oluyordu.
Etrafı sessizce izlerken istemsizce gülümsedim. Bu oda bana lüks olmaya çalışan bir yer gibi gelmemişti. Aksine, sahibini anlatıyordu. Dışarıdan sert, mesafeli ve soğuk görünen bir adamın, aslında düzeni seven, detaylara önem veren ve yalnız kaldığında huzuru bu dört duvarın arasında bulan tarafını gösteriyordu. İlk kez bir odaya bakıp, bir insanı hiç konuşmadan bu kadar tanıyabileceğimi hissetmiştim.
Bölüm etkileşimi
